muyesser yildiz5

Berberoğlu'nun tutuklanması daha kötü şeylerin habercisi!

Yürünecekse de öncelikle Türkiye için yürünsün... Sine-i millete dönülecekse de öncelikle Türkiye için dönülsün...

“100 yıllık parantezi kapatma” davası güdüp, Cumhuriyet'e dair ne varsa silenlerin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran CHP'yi “öyle bırakacaklarını”, sıranın oraya gelmeyeceğini mi sanıyorduk?

Hiçbir derinliği olmayan, takibi yapılmayan, sabun köpüğü gibi günlük, manşetlik politikalarla bu hesaplaşma nasıl da kolaylaştırıldı!.. Liste kabarık, tek tek saymaya gerek yok.   

Lakin hiç olmazsa görünürde HDP'lileri Meclis'ten atmak için çıkarılan dokunulmazlıkların kaldırılmasının, büyük bir siyasi mühendislik projesi olduğunu, gerçekte CHP'nin hedef alındığını  anlayabilselerdi.  

Evet CHP Milletvekili Enis Berberoğlu da tutuklandı. Belki bizzat Kemal Kılıçdaroğlu da tutuklanacak.

Var mı bir engel? Yok... Peki o engeller birer birer kaldırılırken, Cumhuriyet'i kuran, ülkenin ana muhalefet partisi neredeydi?.. Meclis'te muhalefetçilik oynayarak, tüm o düzenlemelerin “demokratik” ortamda çıkıyormuş gibi “legalleşmesini” sağlamadı mı?

Berberoğlu'nun tutuklanmasıyla cezaevlerindeki binlerce kişiye bir kişi daha eklendi. Tabii ki, bu tutuklama önemli, kritik ve daha kötü şeylerin habercisi!..

Ama Kılıçdaroğlu keşke bir 24 saat beklese, referandumdan sonra birlikte kahkahalar attıkları TBMM Başkanı İsmail Kahraman veya Başbakan Binali Yıldırım'la görüşüp, “Neler oluyor?” diye sorsa, ondan sonra yürüyüş kararı alsaydı!..

Veya illa da yürünecek idiyse Nuriye Gülmen, Semih Özakça cezaevinde ölüme yattığında, cezaevlerinde yüzlerce hasta mahkumun olduğu ortaya çıktığında bu iş yapılsaydı!..

16 Nisan Başkanlık referandumu... Türkiye'nin rejiminin de kaderinin de sandıkta değiştirildiği gün... Neler olduğu ay gibi ortadaydı...

Seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra neden kitlesel protesto yapmadınız?” sorusunu şöyle cevaplamıştı Kılıçdaroğlu:

“Biz, tabii büyük bir kitleyle protestoya gidebilirdik, ama referandum gecesi silahlanmışlardı. Orada kanlı çatışmalar olabilirdi. Böyle bir sorumluluğa girmek istemedik ve gitmeme kararı aldık. Eğer gitseydik, iş bambaşka bir sürece girerdi. Kitlenin enerjisini biliyorduk, bunu düşürme pahasına yaptık. Ama gönlüm rahat.”

Ülke açısından bu kadar hayati bir konuda, böylesine temkinli olan Kılıçdaroğlu'nun Berberoğlu'nun tutuklanmasından sonra “Bıçak kemiğe dayandı” deyip, cesaretle kitlesel protesto ve yürüyüş kararı alması gerçekten sürpriz!..

Birilerinin, yağmur duasına çıkmış gibi Gezi duasına çıktığı bilinmez mi?.. Provokasyon ihtimali düşünülmez mi?.. Çıkacak en ufak bir olayın nasıl da büyütülüp CHP'nin kamuoyu önünde  mahkûmiyetine oynanacağı hesaplamaz mı?

TÜRKİYE HEPİMİZDEN BÜYÜK VE ÖNEMLİ..

Ama asıl büyük fotoğrafa bakalım...

Referandumdan beri her gün yeni flaş bir olay, kriz, tutuklama, damat tahliyeleriyle gündem sersemi ve esiri haline getirildik.  

Referandumu çoktan unuttuk da daha büyük sorunları, büyük kuşatmayı da göremez, konuşamaz olduk.

Buyurun;

- “Büyük İsrail”in Suriye ayağı tamamlandı, tamamlanıyor...

- Barzani Kerkük'e el koymuş, 25 Eylül'de referanduma hazırlanıyor...

- Yunanistan Ege'yi gaspetmiş, mangal partileri düzenlerken, Başbakan Binali Yıldırım muhtemelen “Ege sorunlarını” çözmek için Çipras'ın ayağına gidiyor...

- Ve Türkiye'nin kuşatılmasında en büyük adım olan Kıbrıs... 28 Haziran'da Cenevre Zirvesinde garantörlükten vazgeçmemiz, asker çekmemiz konuşulacak... Rum medyası yüzde 80 asker azaltmayı kabul ettiğimizden bahsediyor...

İktidar sus pus... Ana muhalefet partisinin gündeminde ise sadece Enis Berberoğlu'nun tutuklanması var..

Bu tutuklama ve belki önümüzdeki günlerde tanık olacağımız başka iç olaylar, tam da bu meseleleri unutturmak, ana muhalefet partisi ve milleti bunlarla meşgûl etmek için yaşanıyor olmasın?!. Düşünün, en azından 28 gün boyunca Kılıçdaroğlu'nun yürüyüşünü konuşacağız. Az şey mi?!.

Haa bir de Katar kriziyle ete-kemiğe bürünen İran savaşı var ki!..

1 Mart tezkeresini ne ABD, ne Erdoğan unuttu. Bunu engelleyen herkesin bir şekilde adım adım hesabı kesildi.

İran tezkeresi de er geç kapımıza dayanacak ve görünen herkes bu defa işi çok sıkı tutuyor, tutacak.

Şuraya geleceğim;

Dün Berberoğlu'nun tutuklanmasından sonra Meclis'i terk eden CHP, sine-i millete dönmeyi mi düşünüyor? Çok geç kalınsa da... Erdoğan'ın talimatıyla iç tüzüğün değişmesinden sonra Meclis'te hiçbir şey yapamayacak hale gelinecek olsa da...

Şunları düşünüp, hesaba katıyorlar mı?

Belki hedeflerden biri de tam budur!.. “Milli irade kaçakları” deyip, erken seçime gitmek... Alıp 400'ü,  emperyalizmin dayattığı kalan ne varsa tamamlamak... Olası İran tezkeresi dahil...

İşte böylesi bir ateş topunun içindeyiz!..

O yüzden diyorum ki;

Yürünecekse de öncelikle Türkiye için yürünsün... Sine-i millete dönülecekse de öncelikle Türkiye için dönülsün...  

Çünkü Türkiye her birimizden daha önemli ve daha büyük!..  

Müyesser YILDIZ – 15 Haziran 2017 – Odatv

Yazarlar

Cloudy

21°C

Istanbul