10 Milyon Kişi Hangi Deliğe Saklandı?

Milliyetçi Yunus Hoca referandumdan önce gidip, 15 gün kaldığı memleketinden dönünce aradı ve şu gözlemini aktardı:

“Türkiye’yi Kürt kökenliler değil, Sünni Müslümanlar bölecek!..”

“Nasıl yani?” dememe kalmadan devam etti:

“Hepsi cemaatin kontrolüne girmiş!..”


Zaman grubunun etkili ve vazgeçilmez kalemlerinden olan Etyen Mahçupyan geçen yıl bu zamanlar, üstü üste kaleme aldığı yazılarda, “Artık Müslümanların, Türk kimliğine ihtiyacı kalmadığını” ve Türklerin “boyunduruğundan” kurtulma zamanının geldiğini anlatmıştı…

Kimse boşuna kendisini kandırmasın, bu tabloya başka adlar koymaya çalışmasın… Türkiye 12 Eylül referandumuyla, “Türkler, Kürtler ve Müslümanlar” olarak böldürtülmüştür. Tabii şimdilik… Daha hedefte, önce 15’e, sonra 36’ya bölünmesi vardır!..

*          *        *

“Olan oldu, sonucu kabullenelim” diye ahkam kesenler, referandum sonucuna özde değil söze de saygı göstermemizi isteyenler, olanları “demokrasi” diye yutturmaya çalışanlar, “zevkini çıkaralım” halet-i ruhiyesinin ötesinde, göz göre göre bundan sonraki daha büyük gasplara zemin hazırlıyorlar.

Kusura bakmayın, ne sonucu kabulleniyor, ne saygı duyuyor, ne bu “demokrasi”ye inanıyorum!.. Perde arkasında neler olduğunu henüz bilmiyoruz, ama perde önündekiler yeter de artar;

Terör örgütü silahı dayamış, vatandaşın sandığa gitmesini engellemiş…

Doğu-Güneydoğu “dil ve din” seçeneklerine sıkıştırılmış…

Havadan 4 milyon seçmen gelmiş…

“Hayır” diyenlerin vergileri, çatır çatır “Evet” propagandasında kullanılmış…

Tüm medya iktidarın emrine sokulmuş…

Tehdit, baskı, şantaj, rüşvet gırla gitmiş…

8 yıl öncesine göre daha da yoksullaştırılıp, banka kredileri, kredi kartları, sağlık kartları ve erzak torbalarıyla rehin alınmış halk yığınları, “ya AKP, ya ekonomik kriz” korkusuna düşürülmüş…

Okyanus ötesi, okyanus berisi üzerimize abanmış…

Camiler “kışla” yapılmış…

Demokrasi, hür irade, sonuca saygı öyle mi?.. Erbakan bir zamanlar, “Bizden olmayanlar patates dinindendir” gibi bir laf etmişti.

Hoş geldiniz “Patates demokrasisi”ne!.. Elleriniz patlayana kadar alkışlayın, emi!.. 

Bu Anayasa sayesinde artık asker sabahın 05.00‘da kapımıza dayanmayacakmış… Polisin dayanmayacağının garantisi var mı?

*          *           *

28 Şubat’a karşı çıkarken, “milli” sandığım Erbakan Hoca’ya üzülmüştüm… Ey Hoca, hapis yatmama, borçlarını “taksitlendirme” uğruna bu referanduma destek vermek o “milliliğin” neresine sığdı? 

Ey, “12 Eylül öncesinde bizi kullandılar” deyip, o günden bu yana sadece şahsi ikballerinin peşinde koşan,
“Kızılderili olmam, ben şefsem, ülkücü hareket vardır, yoksa yoktur” anlayışıyla, “evet” masalarına kurularak, mevcut MHP yönetimini başarısız kılınmasıyla, kendilerine yer açılmasını bekleyen,
12 Eylül öncesi için hala ağız dolusu “gomünistlere” sövüp, Ulusalcılara hakaret eden sözde ülkücü-milliyetçiler, lütfen şu soruları cevaplandırır mısınız?

-Süleymaniye çuvalını geçirtenler ve Haburcularla yan yana gelmek Türk milliyetçiliğinin neresinde yazıyor?

-12 Eylül öncesindeki provokasyonlarda görev aldıklarını itiraf emiş, Bekaa vadisinden mezun olmuş, bugün de 2. Cumhuriyetin öncülüğünü yapan o eski “gomünistlerle” omuz omuza verip, aynı davayı savunmak nasıl bir duygu?

-Yakınlara devlette birkaç kadro… TRT’den program kapma… Yandaş medyanın ilgi ve iltifatlarına mazhar olma… Belki de milletvekilliği sözü… Bunların hangisidir size “Ey Türk titre ve kendine dön” ya da “Ülkücünün partisi olmaz” dedirten?

Ve okyanus ötesi; Dinlerarası diyalog, demokrasi adına Bartholomeos’la da Papa’yla da, ateistle de, 2. Cumhuriyetçilerle de sarmaş dolaşlık. Hepsini anlıyorum da öz çocuklarıyla, hayvanlarla cinsel ilişkiyi normal karşılayanlarla, sizi hangi “ulvi” amaç buluşturdu, işte onu anlayamıyorum!..

Kemal Kılıçdaroğlu “hayır” için çalıştı, ama oyunu kullanamadı… Siz, “mezardakilerin, çoluk çocuğun bile evet oyu vermesini” istediniz… Ama gelip, kendiniz oy kullanmadınız… Var mı bir farkınız?

*            *             *

Çuvaldızı kendimize, daha doğrusu bu millet sayesinde yat, kat, tekne, banka, fabrika, tv sahibi olmuş, muhakkak ki Türkiye’den başka gidecek ülkesi olan “korkaklar ve tuzu kurulara” da batıralım…  

10 milyon insan sandığa gitmemiş… PKK silahı ile durdurulan 2 milyonu düşelim, kimdir o 8 milyon?.. Apartman görevlimiz Ahmet bile bayram ziyareti için gittiği memleketi Yozgat’tan koşa koşa gelip, oyunu kullanırken, siz hangi deliğe saklandınız? Vatana, millete borcunuzu geçtik, kendi çocuklarınıza, torunlarınıza karşı da mı bir mesuliyetiniz yoktu? 

Moralimiz sonuçtan ziyade, bunlara bozuk. Ama silkinelim ve şunu düşünelim:

12 Eylül rejimi, sadece can korkusu ve silah tehdidiyle Anayasa’sını bu millete yüzde 91’le kabul ettirdi.

Bugün her türlü tehdit, korku, şantaj, baskı ve rüşvete rağmen sonuç, yüzde 58…

Selam olsun yüzde 42’lik cesurlara!..


Müyesser YILDIZ - 14.09.2010 - Odatv.com

Yazarlar