Sadece vatandaşlar değil, AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da İskenderun deniz üssü ile Gazze’ye yardım götüren gemilere eşzamanlı düzenlenen terörist saldırıların tesadüf olmadığı görüşünde. ABD Büyükelçisi James Jeffrey ise bu bağlantıyı “absürd” buluyor.

“Kürt açılımı”nın tam gaz sürdüğü günlerde açılımın koordinatörü İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın AKP’nin Kızılcahamam kampında milletvekillerine fısıldadığı şu sözler bilmem o bağlantıyı arayanlara yeter mi; “Beni en çok üzen olay Kuzey Irak istihbarat teşkilatını İsrail’in kurması ve eğitmesidir”…

Bağlantı var veya yok, biz vatandaşlar bilemeyiz. Ama 35 yıldır binlerce cana mal olan bu ağır bedellerin “Kürdistan” için ödettirildiğini, o projenin sahipleriyle, iki maşasının kimler olduğunu beşikteki bebeler bile anlamışken, iktidarın görevi tahmin veya iddiada bulunmak değil, gerçeği görüp, gereğini yapmaktır.

O maşaların büyüğü birkaç güne kadar Türkiye’ye geliyor. “Kürdistan Bölge Başkanı” sıfatıyla en üst düzeyde ağırlanacak. Bu öylesine önemli ki, 29 Mayıs günü Parlamentoda yaptığı konuşmada, Türkiye ile ilişkilerinin iyi bir şekilde yol aldığını söyledikten sonra, “Kürdistan Bölge Başkanı sıfatıyla Türkiye’ye davet edildim ve kısa bir süre sonra ilişkilerin daha da güçlendirilmesi ve birbirimizi daha iyi anlamak amacıyla bu ülkeyi ziyaret edeceğim” vurgusunu yaptı. PKK’ya bakışı hiç değişmeyen bu zatın, Türkiye’nin sözüm ona “kırmızı çizgisi” Kerkük konusunda 22 Mayıs’ta da El Hayat Gazetesi’ne, “Tarihi ve coğrafi bütün gerçeklikler Kerkük’ün Kürdistan'ın bir parçası olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Biz bu kentin kimliği konusunda asla taviz vermeyeceğiz” dediğini de hatırlatalım.

SURİYE’NİN TAVRI

Bakın bizler “heyecanla” o zatın teşrifini beklerken, Suriye ne yaptı?.. Baba Esad döneminde ilişkileri çok iyiydi. Ancak 2003’ten itibaren ilişkinin seviyesi düştü. “Seviye düşmesi”nden kasıt şu; Suriye Hükümeti’nce her defasında “KDP Başkanı” unvanıyla davet edildi, o da geri çevirip, “Kürdistan Bölge Başkanı” olarak resmi ziyarette bulunmak istediğini bildirdi.

Bizim “Kürdistan Bölge Başkanı” sıfatıyla ağırlama hazırlığı yaptığımız sırada da benzeri bir gelişme oldu ve Suriye yine “KDP Başkanı olarak geleceksen, gel” dedi. Tabii yine reddetti. Demek ki “unvan” bu kadar önemliymiş!..

Peki Türkiye çok akıllı ve “vizyon” sahibi de Suriye mi çok aptal ve “vizyon”suz?.. Yoksa “Kürdistan”ın büyük lokması Türkiye değil de Suriye mi?.. Hayır sadece Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad gerçeğe gözlerini kapamadığı gibi, sorunun adını açıkça koyuyor.

PKK terörün tırmanmaya başladığı Mayıs başında Türkiye’ye geldiğinde sohbet ettiği birkaç gazeteciye yaptığı açıklamaların satır aralarındaki şu sözler acaba kaçımızın dikkatini çekti?.. TSK ile sınırda sık sık tatbikat yaptıklarını ve işbirliği sergilediklerini belirttikten sonra aynen şunu söyledi:

“PKK terörünü uzun uzun konuşabiliriz. İşe çok eskilerden başlamalı, bence bu terörün kökü Sevr’e kadar gider. PKK sorununu, K. Irak’tan ayrı değerlendiremeyiz. Hepimiz biliyoruz ki Kuzey Irak’ta ve Erbil’de PKK’ya destek verenler var. Bunları Cumhurbaşkanı Gül’le de konuştuk…”

Konuştular da ne oldu?.. Esad, o zatı parti başkanı görüyor, Gül ise “Kürdistan Bölge Başkanı” olarak ağırlamaya hazırlanıyor!..

O ZİYARET İPTAL EDİLMELİ

Esad’ın Türk basınına yaptığı açıklamadan hatırlatmamız gereken önemli bir bölüm daha var; “İsrail’in K. Irak’ta kesin rolü var… Ortadoğu'da bütün sorunlar birbiriyle bağlantılıdır” demişti.

Tablo tüm açıklığıyla orta yerde dururken, malum cephe İskenderun saldırısı üzerine yine “Ergenekon” paranoyasını depreştirdi. “Açılıma, demokratikleşmeye sekte vurma” safsataları tekrarlanmaya başlandı. Mehmetçiklerimizi sırtından Atilla Uğur mu, Mustafa Balbay mı, Mehmet Haberal mı vurdurttu herhalde yakında internete düşer!.. Bu gidişle Gazze saldırısı da onlara fatura edilirse şaşmayalım!..

Ancak şunu peşinen söyleyebiliriz, birileri bugün yarın o zatın Türkiye ile anlaşmasını önlemek için PKK’nın İskenderun saldırısını düzenlediğini iddia edecektir. Buna niyeti olanlara BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın hem İskenderun saldırısı, hem de bu ziyarete ilişkin şu sözlerini okumalarını öneririz:

“Kaygılarımızı aylardır dile getiriyoruz. Bölgedeki operasyonlara dikkat çektik. Ölümlerle birlikte çatışmaların yoğunlaşabileceğini söyledik. Umut ediyorum ki, başka acılar yaşanmaz… Barzani’nin Türkiye ziyaretini önemsiyoruz. Barzani ziyareti umarız ki, Ortadoğu barışına, Kürt sorununun çözümüne vesiledir. Bunun şiddetle bastırılmayacağını bilen Barzani’dir. Sorunu herkesten iyi biliyorlar. Şiddetle çözülmeyeceği görüşünü hükümete sunacaklarına inanıyorum.”

Başbakan Erdoğan, zaten görevden alınmış olan “İsrail Büyükelçilimizin geri çekilmesi”, İsrail’i kınamaktan öte bir fonksiyon icra etmeyen “uluslararası camianın harekete geçirilmesi”, “askeri tatbikatların durdurulması” ve “Obama ile görüşme” için “Son kararımız hayırlı olsun” diyor.

Türk Milleti için en hayırlısı ve dahi tüm hesapları bozacak asıl, en acil karar nedir biliyor musunuz; Barzani’yi Beşar Esad’ın gördüğü seviyede ağırlamak, hatta hatta o ziyareti tümden iptal etmektir!..

Müyesser YILDIZ - 02.06.2010 - Odatv.com

Yazarlar