ciakosanerhedefte

CIA’nın hedef gösterdiği komutan

ABD ve AKP’nin “Kürt açılımında” etkili olduğu bilinen eski CIA’cı Henri Barkey, Orgeneral İlker Başbuğ’un görevi bırakmasından sonra Genelkurmay Başkanı olması beklenen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner’i hedef aldı.
Barkey, “küreselleşme ve AB karşıtı” olarak tarif ettiği Koşener’in Genelkurmay Başkanlığına, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın “hayır” demesinin beklendiğini öne sürdü.

ABD’deki bir düşünce kuruluşunda düzenlenen, “Türk Ordusunun Rolü Üzerindeki Kriz” konulu toplantıda konuşan Barkey, TSK’nın komuta kademesinin Ağustos’ta değişeceğini hatırlatarak, şunları söyledi:


“Başbuğ’un yerine gelmesi öngörülen Orgeneral Koşaner, küreselleşmenin Türkiye’nin düşmanı olduğunu ve büyük tehdidin Amerikalılar ve Avrupalılar tarafından fonlanan sivil toplum örgütlerinden geleceğini savunuyor. Bu durum gerilim yaratabilir. Genelkurmay Başkanlığına dair atamanın, Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından onaylanması gerekiyor. Bu yıl onların, ‘Hayır, ondan hoşlanmıyoruz’ demeleri düşünülebilir”

CIA’cı ekipten Graham Fuller ve Morton Abrowomitz’le birlikte çalışan Henri Barkey, AKP’ye yakınlığı ile bilinen bir isim. Göreve gelmesinden kısa bir süre sonra Obama’ya, “Kürdistan Üzerinde Çatışmaların Önlenmesi” başlıklı bir rapor da sunan Barkey, yeni ABD yönetiminin politikalarında etkili olduğunu gösterdi. Barkey o raporunda, PKK, Barzani yönetiminin tanınması ve Kerkük konularında atılacak adımların önündeki en büyük engelin, “TSK ile sağ ve sol milliyetçiler” olduğunu vurgulayıp, ABD’nin, bu güçlere karşı AKP hükümetini desteklemesi gerektiğini bildirmişti.

AB de Büyükanıt’ı istememişti

Barkey’in Orgeneral Işık Koşaner ile ilgili bu değerlendirmesi, aynı çevrelerin zamanında Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı’na gelmesine karşı çıkışını hatırlattı.

Dönemin AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Kretschmer, Hilmi Özkök’ten boşalacak koltuğun yeni sahibinin belirleneceği YAŞ’a ilişkin tartışmalar ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Başbakan Erdoğan’a yaptığı, “YAŞ kararlarına müdahale etmeyin” uyarısı üzerine şunları söylemişti:

“Çok ilginç bir tartışma, ilgiyle izliyorum. Türkiye için bir şey söylemek istemem, ama sivil-asker ilişkileri açısından Avrupa’daki uygulama şudur; Orduların en üst yetkilileri sivil otorite olan hükümet tarafından atanır. Bu, sivil otoritenin askeri otoriteye üstünlüğünün işaretidir. En yüksek temsilcilerini asker kendisi seçmez. Büyük sorumluluk üstlenecek bu yetkilileri hükümetler atar.”

Müyesser YILDIZ - 05.03.2010 - Avaztürk
http://www.avazturk.com/

*********************

Bu konu ile ilgili olarak İrfan TUNA'nın yorumu :

Sivil vesayet... Askeri vesayet... diyerek 'vesayet' tartışması yapanlar, Türk Ordusu'nun bir generali ülkemizin ulusal güvenliğiyle ilgili bir açıklama yaptığında bunu siyasete müdahale olarak yorumlayanlar; ülkemizle ilgili her konuda böylesine küstahça yorumlar ve yönlendirmeler yapma hakkını kendilerinde gören CIA ajanlarından ve 'düşünce kuruluşlarından' neden hiç rahatsızlık duymazlar?.. Neden ülkemizdeki gerçek vesayetin ABD vesayeti olduğunu gözlerden uzak tutmaya çalışırlar?...

NATO'dan çıkmadan, ABD ile bugüne kadar ulusal çıkarlarımız yok sayılarak yapılmış gizli ve açık tüm anlaşmalar yırtılıp atılmadan, İncirlik ve ülkemizdeki diğer Amerikan üsleri sökülüp atılmadan bizler böylesi küstahlıklara ne yazık ki tanık olmaya devam eder gideriz...

Evet ''Hedefte Türk Ordusu var''

Doğu Perinçek, gözaltına alındığı 21 Mart 2008'de gazetecilere böyle seslenmişti.

Daha açık ve net bir ifadeyle belirtmek gerekirse, ''Hedefte, ülkemizin bağımsızlığını, ulusal egemenliğimizi ve güvenliğimizi savunan komutanlar var''

ABD, kendi çıkarları sözkonusu olduğunda, Türk Ordusu'nu ''Siyasete müdahale etmemekle'' de suçlayabiliyor.

Örneğin, 1 Mart Tezkeresi Meclis tarafından onaylanmadığında.

Hatırlarsanız o zaman da ABD sözcüleri ve ABD'nin ülkemizdeki uzantıları, ''Generalleri, Tezkere'nin Meclis'ten geçmesi için siyasete müdahale etmemekle'' suçladılar. Arşivler, bunun örnekleriyle dolu. O zaman, akıllarına ne demokrasi geldi, ne Meclis 'iradesi' geldi.

İşte sorun da zaten burada dostlar. ABD'ye göre ''sorun'', askerlerin siyasete müdahale edip etmemesi değil. ABD açısından önemli olan, Türk Ordusu'nun ABD çıkarlarına uygun bir çizgiye getirilmesi.

ABD, O'nun her dediğini benimseyen General'lerin komuta kademesine gelmesini istiyor; biz ise ulusal bağımsızlığımızı, ulusal egemenliğimizi ve güvenliğimizi savunacak komutanların.

Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri, ABD için değil, Türkiye'miz için var.

Sözü hiç uzatmadan söylemek gerekirse, bu Ordu, Atlantik ittifakı içinde kendisine biçilen, ABD'nin küresel eşkiyalığına taşeronluk yapma görevini kesinlikle kabul etmeyecektirr...

İrfan TUNA - Güncel Meydan

http://www.guncelmeydan.com/

Yazarlar