mehmet ali guller

Doğu Akdeniz’de enerji savaşları…

ABD Başkanı Donald Trump’ın, “İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanıma” kararı, emperyalist haydutluğun son örneğidir.

Fakat önemle belirtelim; bu karar ABD için “stratejik savunmada taktik bir atak”tır, daha fazlası değildir. En güçlü olduğu dönemde bu kararı alamayan ABD’nin hamlesi, “Suriye’den geri çekilme” sürecinde başvurduğu bir taktiktir ve hedefleri şunlardır:

ABD’nin ‘güney enerji koridoru’ planı

1. İsrail’in “saldırganlık güvenliği”ni sağlamak: ABD, Ortadoğu’daki jandarması İsrail’in Suriye ve Lübnan’a saldırı güzergâhı olan bu stratejik alanı kontrol altına almak istiyor.

2. İsrail’in Hayfa Limanı’nın güvenliğini sağlamak: Birincisi Doğu Akdeniz’deki doğalgaz rezervleri, ikincisi Katar doğalgazı ve üçüncüsü Kuzey Irak petrolleri, Hayfa Limanı’na stratejik önem kazandırıyor. ABD Golan kararıyla yeni bir enerji koridoru çiziyor.

İşte “Stratejik savunmada taktik atak” dememiz tam da bu nedenledir. ABD, Suriye’nin kuzeyinden Doğu Akdeniz’e bağlayamadığı enerji koridorunu, geri çekilerek güneyden, İsrail üzerinden Akdeniz’e bağlamak istemektedir.

Fakat, hegemonyası inişte bir ABD için, bunun bile olabilmesi zayıf ihtimaldir!

Ankara’nın atması gereken 3 adım

ABD, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Mısır ve bazı AB ülkelerini yan yana getiren Doğu Akdeniz doğalgazı, Kıbrıs sorunu üzerinden aynı zamanda Türkiye karşıtı bir cephe doğurdu.

AKP’nin yanlış dış politikaları bu süreçte Türkiye’yi hem yalnızlaştırdı hem de gelişmelere karşı şu 3 etkili adımı atmasını geciktirdi.

1. Ankara, İsrail’le anlaşmayı umarak açıklamaktan kaçındığı ve geciktiği, geciktiği için de etkisini yitirmeye başlayan Münhasır Ekonomik Bölge ilanı için artık harekete geçmeli!

2. Ankara, KKTC’yi yok sayan gelişmeler karşısında hızla aşamalı ve zamana yayılan bir “entegrasyon” süreci başlatmalıdır!

3. Ankara, Doğu Akdeniz’de çıkar birliği yapabileceği hızlı bir cephe inşasına başlamalıdır. Burada kilit önemde olan ülke, hem kara hem deniz komşumuz Suriye’dir. Ankara’nın bir an önce Şam’la masaya oturması ve anlaşması gerekmektedir!

Ayrıca Türkiye, Doğu Akdeniz’de ABD-İsrail-Yunanistan cephesine karşı denge sağlamak amacıyla Rusya ve Çin’le bu alanda anlaşmalar yapmalıdır.

Rusya ve Çin’le işbirliği zemini

a) Rusya’yla Doğu Akdeniz’de işbirliği yapmanın zemini vardır. Moskova’nın Atina karşıtı bir işbirliğine girebileceği en iyi zamandır; çünkü Moskova ile Atina, Ukrayna Kilisesi nedeniyle karşı karşıya gelmiştir.

Üstelik ABD’nin Doğu Akdeniz’deki varlığı, Rusya’nın Suriye’deki Tartus Üssü’nü tehdit etmektedir.

b) Çin’in “Kuşak ve Yol İnisiyatifi” açısından Doğu Akdeniz kritik önemdedir. Hem Kara İpek Yolu olan Orta ve Güney koridorlarının bitişiğidir, hem de Deniz

İpek Yolu’nun güzergâhıdır.

AKP her ne kadar ABD baskısıyla Çin’in kazandığı Füze Savunma İhalesini iptal ederek, Kuşak ve Yol İnisiyatifi ile Orta Koridorun uyumlulaştırılmasını zora soktuysa da, bunu telafi etme zemini vardır.

Özetleyelim: Çin’in Kara İpek Yolu’nun güzergâhı, Rusya üzerinden Kuzey Koridoru, İran üzerinden Güney Koridoru şeklindedir. Çin, Türkiye ile de (Trans- Hazar) Orta Koridor Projesi için Mutabakat Muhtırası imzalamıştı. Hatta projenin parçası olan Bakû-Tiflis-Kars demiryolu hattı da 2017’de devreye girmişti. Ancak istenilen oranda ilerleme sağlanamadı. Dahası Çin, Yunanistan’ın Pire Limanı’nı seçerek, Deniz İpek Yolu’nda da Türkiye’yi pas geçti.

Teknopark ve Ceyhan Limanı

Fakat iki tarafa da kazandıracak yeni bir işbirliği zemini vardır ve önerimiz şudur:

1. Çin, Adana-Ceyhan’da dev bir teknopark açabilir. Böylece Çin, bu teknoparkta montajlayacağı ürünlerini Avrupa pazarına kısa yoldan ulaştırabilir.

2. Çin, Ceyhan Limanı’nı Deniz İpek Yolu içinde önemli bir terminal olarak değerlendirebilir.
İskenderun Havzası’ndaki bu işbirliği, hem Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji savaşlarında elini güçlendirecek, hem de Çin’e ekonomik kazanç ile stratejik derinlik kazandıracaktır.

Mehmet Ali GÜLLER – 01 Nisan 2019

Yazarlar