globalisation cahiliye devri 225

Düyunu Umumiye yeniden…

Hükümet halkın varını yoğunu sattığını, satacak bir şey kalmadığını söylüyor.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/23504941.asp

Özelleştirme İdaresi’nin kendisinin satılması şu demektir :

Devlet zaten kendini tasfiye ediyor, artık şirketler kendi alacaklarını kendileri tahsil edecek. Tıpkı 19.yy’da bu toprakların tanık olduğu gibi, şirketlerin özel ordularıyla yurttaşın kafasına silah dayayarak borç tahsil ettiği günler göreceğiz.

Çünkü AKP hükümeti devletin tasfiyesi göreviyle işbaşına geldi. 11 yıldır devleti tasfiye ediyorlar. Ulusal çıkarları koruyan bir hükümetle bunlar yapılamaz, küresel sermaye faşizmine uyum sağlanamazdı. Bu kadar başarılı olacaklarını ABD bile öngörmemişti herhalde.

Yeraltı ve yer üstü suları satıldı. Sıra yağmur suyunda!

Bolivya’da yağmur suları özelleştirilmişti. Yani çatınıza yağan yağmuru toplayıp kullanamıyordunuz. Bunun Türkiye’de de yaşanacağını Numan Kurtulmuş söylemişti. Kurtulmuş Düyunu Umumiye’den de sık sık söz ederdi. Ne ilginçtir ki (!) iktidar saflarına geçti.

Geçtiğimiz yıllarda meğer Tarım Bakanlığı da meraları anayasaya aykırı olarak özelleştirmenin yolunu açmış. Tarım köylünün elinden, yurt halkın elinden alınmalıymış. Bakınız;

https://www.youtube.com/watch?v=rURcGRrJVYo

En kötüsü bu da değil. Fiziki büyüklüklerin satılmasından sonra sıra insanlara gelecek.

Bileşik faiz ve üstel fonksiyonun sonsuz gücü karşısında hiç bir nüfusun emeği dayanamaz. İnsan emeği borcun faizini bile ödemeye yetmediğinde henüz doğmamış insanlar da ipotek edilecek. Tıpkı Amerika’ya Afrika’dan götürülen kölelerin çocuklarının da köle olması gibi.

Ülkenin ne kadarının korkak, ne kadarının cahillikten memnun, ne kadarının vatan haini olduğunu kestirebildiğimiz bu günlerde bu gidişin değişmesi olasılığı giderek düşüyor. Yine de çıkmadık candan ümit kesilmez diyelim.

Özelleştirmeler bedelsiz geri alınmalı, satış adı altında bedavaya verilen bütün varlıklar geri alınmalıdır.

-  En zengin %1′in malı kamulaştırılmalıdır.

-  Anayasa’ya “devlet kendi parasını basar” ve “devlet borç alamaz” değişmez hükümleri konmalıdır.

Bunlar yapılmadan kurtulma ümidi yoktur. Uyumaya devam…

Nurullah ATAY - 18 Haziran 2013 - Büyük Çöküş
http://cokus.wordpress.com/

*** *** ***

Şimdi herkes gördü mü faşizmi?

Devlet dedim, şirket dedim, faşizm dedim. Hep teorik oldu.

Son iki haftadır hızlandırılmış faşizm nedir kursu veriliyor.

Dersleri takip edenler anlamıştır umarım.

Şirket senin emeğini, paranı, yaşam enerjini, canını çalar. Devlet de elini kolunu tutuverir.

Gezi Parkı’nda geçici bir süre faşizm ortadan kalktı. Yani polis yoktu (devlet), para da geçmiyordu (şirket). Gidenler bunu gördü.

Egemenlerin ödlerini patlatan da bu aslında.

Faşizmin dışında bir yaşamın olanaklı olduğunu, hem de çok daha iyi olduğunu insanların fark etmesi olasılığını önlemek için kardeşlerini öldürmek dahil her şeyi yaparlar.

Olaylar nasıl sürer, nasıl biter fark etmez.

Biz okuyan, internet kullanan insanlara yakınımızdakileri bilgilendirmek düşüyor.

Televizyon ve basının kölesi olmuş cahillere internetten derlediğimiz gerçek bilgileri sunup olayın sandıklarının tam tersi olduğunu göstermemiz gerekiyor.

Siyahın siyah, beyazın beyaz olduğunu göstermemiz gerekiyor.

Elimizde kalan dünyayı kurtarmaya gerçeklerle yüzleşerek başlayacağız.

Ne varki insanların onda dokuzu gerçeği merak etmez, merak edip öğrenenlerin onda dokuzu ise ağırlığı kaldıramayıp inkar yolunu seçer.

Tarihi acı, gözyaşı ve kanla yazıyor olmamızın nedeni inkardır.

Nurullah ATAY - 16 Haziran 2013 - Büyük Çöküş
http://cokus.wordpress.com/

Son Yazılar

Partly cloudy

9°C

Istanbul