okul_cocuklari_ormanda_gozlemliyorlar225

Sürdürülebilir Yaşam İçin Doğa Dostu Öğretişim!

Doğadaki varlıklar olarak ister şehirde olalım ister kırda; hepimiz bütünsel bir ağın parçalarıyız. Bütünsel ağ içinde bir anlam kazanıyor ve sürdürülebilir oluyoruz.

Nasıl ki, sözlük içindeki her kelime varlığını diğer kelimelere borçlu, bizler de varlığımızı doğa dediğimiz büyük ekoloji sözlüğü içersindeki diğer varlıklara borçluyuz! Aslında sözlükte bir kelimenin anlamı diye bir şey yoktur. Sözlük, kelimelerin birbirleri ile oluşturduğu bir bütünsel ağdır. Kelimeler, bu ağdan yalıtılamaz! Fakat fabrika tipi okullarımızda birbiri ile ilişkileri koparılmış ve teneffüslerinden yalıtılmış dersleri ve çocukları doğal ağlarından parçalayan ve yalıtan görünür veya görünmez duvarlarla ve o duvarlardan biri olan sınavlarla bölüp, solduruyoruz!

Okul dışı yaşamda hiç kimse bir sorunla karşılaştığında o sorunu ve çözüm yollarını çevresine sormadan soruşturmadan çözmeye kalkmazken, okulda aynısı kopya muamelesi ile disiplin suçuna giriyor! Geçmişten kalma bilgeliğimiz bir elin nesi var iki elin sesi var derken; sanayi tipi okulumuz bunu kopya diye mahkum ediyor; üstelik bize çok özümüz gibi gelen bilinç bile Stephen Toulmin’e göre başkalarıyken! Toulmin’nin İngilizce üzerinden yaptığı bu tespite bakacak olursak, con-sci-ous-ness bilinç demek fakat kelime bileşenlerine bakıldığında “sci” Latince’de bilgi demek, ki bilim anlamına gelen “sci-ence” da aynı kökten gelir. “Con” ise birden fazla bileşen ya da kişi ile yapılan demektir. Bu durumda bilinç, birden fazla kişi ile yapılan kolektif ve hatta belki de anonim bir şey olur! Yani, ben değil; biz olur! Başkaları ile kurulan bütünlüklü ilişkiler üzerinden ben; ben olur! İlginç bir tespit doğrusu! Yani, bilinç denen şey beynimizin içine hapsolmuş bireysel bir şey değil; beynimize hem dışarıdan hem içeriden doğan kolektif bir ağ bütünlüğüdür.

Bedenlerimiz de dışarıdan gelen ve dışarıya giden canlı ve cansız başkalarının sayısız doğaçlamasından oluşmakta tıpkı bilinç gibi… Scientific American’in Haziran 2012 sayısına göre de insana ait 20,000 ila 25,000 gen çalışırken aynı insanın sağlığı için sadece bağırsaklarında bakteri ve diğer mikroorganizmalara ait 3,3 milyon gen çalışıyor. Yani, insana ait olan genlerin mikrobiyal genlere oranı; binde 7,5 sadece! Bağırsak biyomunda insanın sağlığı için çalışan mikrobiyal genlerin oranı ise insana ait görünen genlerin 135 katı! Durum böyleyken, fabrika tipi okullarda kolektif ağdan yalıtılarak parçalanmış sınav bireyselliğinin doruklarında dolaşmak oldukça düşündürücü!

Bir öğrenciyi biyolojik, sosyal ve ekonomik bağlamından yalıtmak, söküp almak; bir çiçeği toprağından, dalından kesip almaya benziyor! O çiçek; arısı, sineği, böceği, suyu, rüzgarı, güneşi, çevresindeki diğer otu ve gübresi ile var! Buna kısaca ekoloji ya da konteks diyoruz. Yani, bağlam! Konteks de İngilizce’de con-text; yani “con” diğerleri ile birlikte, “text” de dokuma, bağlama anlamındadır. Sözlük bağlamından yalıtılmış kelime maalesef var olmayan kelimedir! Metin bağlamından yalıtılmış cümle, anlamsal olarak her yere yayılmış ama aslında belirli hiçbir yerde var olmayan cümledir! Bu, tıpkı fabrika tipi okullarda keskin çizgilerle konuların ve alanların bölümlendirilerek yaşamın bütünlüklü bağlamından sökülmesi nedeni ile eğitim içeriği ve öğrencilerin her yerde olan; ama hiçbir yerde olmayan bir tür otizme sürüklenmesi gibidir!

Matematik ve felsefe gibi, fizik ve edebiyat gibi birbiri ile konuşmayan otistik dersler, bir anlamda geleceğin birbirini dinlemeyen, empati yoksunu dar alanlarda uzmanlaşmış “ben”leri evren kadar otistik bireyleri yaratır. Bu da; gönüle, kalbe kör, sadece kar rakamlarından anlayan ve akıl oyunlarında kaybolmuş otistik bir iktisat anlayışı yaratır ki bu akıl oyunu sürdürülebilir değil; zira her kanat zıttıyla uçar! Gönülsüz akıl, akılsız da gönül uçmaz! Bu noktada Nietzsche ve “Tragedya’nın doğuşu”nu hatırlayınca, gönül Dionysos; akıl ise Appolon gibi geliyor ve bu gönülsüz, kalpsiz; sosyonoral aynaları kırık, kör akıl oyunlarının iktisadı içindeki eğitim denen şey, bu durumda çok uzun süren bir parçalanma ve bağlamdan kopma süreci oluyor.

Öğrencilerin ve öğretmenlerin integral veya Gestalt zihinleri sonsuzda türevlenip parçalanarak, doğayla olan anlamsal bütünlükleri tuz buz edilir! Keşke türevlenerek paramparça edilmiş zihinlerimizin integrali alınsa ve bu yolla doğayla kaybetmiş olduğumuz bütünlüğe tekrar kavuşsak! Doğa dostu öğretişim için bütünü kavrayabilecek akıl ve illa ki gönüle doğru doğada en temel öğrenme ve öğretme şekli olan ve nice doğumlara neden olan oyunları “bir ağaç gibi tek ve hür; bir orman gibi kardeşçesine” sınıflarımızda hep birlikte doğaçlasak!

Ad Cordis - 06 Temmuz 2012
http://adcordis.wordpress.com/

Son Yazılar