telomer225

Telomer tedavisi ile uzun yaşamak! Nedir bu?

Sertab Erener, telomer tedavisi görüyor: Hedefi, 100 yaşına kadar yaşamak!

Ömer’e dedim ki, “Sertab Erener, telomer tedavisi görüyormuş, 100 yaşına kadar yaşayacakmış!” O da bana dedi ki, “Ne kadar şanslısın, sen Ömer’i buldun, işin teli bulmaya kaldı!” Çok güldüm. Sertab da güldü.

Sertab, sağlık manyağı bir kadın, bilim dergileri ve kitapları okuyor. Araştırıyor. Soruşturuyor. Kök hücre mi çıktı, hemen koşturuyor, telomer diye bir şey mi var, ilk o kendine uygulatıyor. Herkesin kafasına yatmayabilir ama o, tıptaki bu gelişmelere çok inanıyor. Telomer tedavisi için denek olup olmayacağı sorulduğunda kabul ediyor. Altı aydır bu tedaviyi görüyor. Her gün bir hap alıyor. Ve kendini hiç olmadığı kadar iyi hissettiğini söylüyor. Tüm bunları neden mi yapıyor? Çünkü 100 yaşına kadar yaşamayı kafasına koymuş.

Telomer tedavisi görüyormuşsun. Nedir bu? Ne oluyor da, insan ömrü uzuyor ya da kısalıyor?

- Bizim bedenimiz hücrelerden oluşuyor ve yaşlanma süreci de aslında hücresel düzeyde gerçekleşiyor ya... Yaşımızı aslında ‘takvim yaşımız’ belirlemiyor. Biyolojik yaşımızla takvim yaşımız farklı olabilir. Ama hepimiz uzun ve sağlıklı yaşamak istiyoruz. Bu konuda anlaştık mı?

 Evet...

- İşte son 10 yılda, genetik alanında çok acayip şeyler oldu. Olmaya da devam ediyor. Ben de manyak gibi takip ediyorum. Hücrelerin kromozomlarının ucunda, telomer adı verilen sarmal bir şey var. Bir ayakkabı bağının ucundaki koruyucu lastik gibi bir şey. İşte o telomerler, doğduğumuz günden ölene kadar azalmaya başlıyor, yani kısalıyor. Herkeste kısalması farklı hızda oluyor. Bir fark ediyorlar ki, kısalan telomerleri uzatabilirsen daha fazla yaşıyorsun. Çok hızlı kısalırsa da ömrün azalıyor. Bunu araştıran bir bilim insanı var, Bill Andrews. Telomer biliminin geldiği son noktayı anlatan bir kitap yazdı. Ben deli olduğum için o kitabı okudum. Adamın Amerika’da 45 teknoloji patenti var. 28 yıldır biyoteknoloji alanında çalışıyor, 16 yılını da bu telomerlere vermiş.

 Eeee?

- Türkiye’ye geldi, ben de gittim tanıştım. Birlikte yemek yedik. İşte Bill, Çin’de bir bitkinin kökünün bu telomerleri uzattığını keşfediyor. Daha doğrusu, telomer boylarının kısalmasını önleyen ‘telomeraz’ enzim genini buluyor. Bitkinin adı da ‘astragallus’. O bitkinin kökünden tedavi yapmaya başlıyor. Yani o ayakkabı bağının ucundaki koruyucu plastik uzayabiliyor. O uzadıkça da bizim ömrümüz uzuyor!

 Sana da “Gel denek ol, bu ilacı kullan!” mı dediler?

- Aynen öyle!  Telomer uzunluğunu belirleyen bir test var, onu yaptılar. Sonra da hapı almaya başladım. Altı aydır kullanıyorum.

 Ne tür etkilerini gördün?

- Çizgi filmlerdeki Temel Reis, bir ıspanak yer ve birdenbire dünyayı taşıyacak hale gelir ya, ben de altı ay içinde öyle oldum. Belki de psikolojik, bilmiyorum ama inanılmaz faydasını gördüm. Kendimi, içimi, dışımı, tenimi, enerjimi çok çok iyi hissediyorum. Göz bozukluğum bile geriledi. Artık gözlüksüz okuyorum, o kadar yani! Bu hapları almadan önce biyolojik yaşıma baktılar, takvim yaşımdan biraz gerideydi. Şimdi tekrar bakacaklar, gençleştiğimi hissediyorum. Heyecanla tekrar test yapmalarını bekliyorum.

sertab erener1

YAŞLANMA DİYE BİR ŞEY OLMADIĞINA İNANIYORUM!

 Bill Andrews nasıl biri?

- Valla ilginç. O, 10 yıldır kullanıyormuş. 66 yaşında. Bir gün önce Amerika’dan gelmiş, sabah 7’de 12 km. koşmuştu. Aynı zamanda maratoncuymuş. Üstüne konferans ve bir sürü görüşme, mülakat; akşam 5’te yine spor yapmış, sonra yemeğe geldi. Yemekte de sadece kinoalı bir salata yedi. Hiç yağ kullanmıyor, iki ay önce kesmiş.

 Ne yiyor peki? Sen sormuşsundur, listesinde ne varmış?

- Çok bir şey yok. Karbonhidrat yok. Vegan zaten. Et yemiyor. Hayvansal gıda yok. Şeker yok. Yağ almaması çok enteresan ama... Salatanın üzerine bile koymuyor. Kinoa, sebze, meyve... O kadar. Çok sınırlı yedikleri. Enerjiyi nasıl alıyor, 12 km. nasıl koşuyor, ben onu anlamadım. Belki de bizim bildiğimiz her şey yanlış.

 Peki amacı ne?

- 150 yaşına kadar yaşamak!

 

telomer2

Sence mümkün mü? İnsan ömrü 150’ye kadar uzatılabilir mi?

- Eskiden 40’tı, 60 oldu, sonra 80 oldu. Şimdilerde çevremizde 90’lar var ve gayet sıkı 90’lar, eskinin 70’leri gibi... E o zaman 150 niye olmasın? Bilimin ve teknolojinin geldiği seviyeyle birlikte bence mümkün olacak. Bu adamlar her yıl başka bir şey buluyor.

 Sen saatini kaça ayarladın peki? Kaç yıl yaşamayı düşünüyorsun?

- Ben yaşlanma diye bir şey olmadığına inanıyorum ve sağlıklı yaşamaya gayret ediyorum. Niye 100 yaşımda sahnede üç saat şarkı söylemeyeyim? Hedefim bu: 100 yaşında da konser vermek! Çünkü sevdiğin ve aşkla yaptığın bir şey varsa, onu hep yapmak istiyorsun, yaşın ne önemi var?

 150 yıl yaşamak ister misin?

- Elbette.

 İyi de 150 yıl yaşayacaksın da ne olacak! Sıkılmayacak mısın? Hemen hemen bütün sevdiklerin ölmüş olacak. Bir kere yalnızlık hissetmez mi insan?

- Valla, ben hiç öyle düşünmüyorum. Evet, belki o kadar uzun yaşayınca, senin kadar uzun yaşayamayan sevdiklerini kaybediyorsun ama 60’ında da, 70’inde de kaybedebiliyorsun, o kaçınılmaz... Yine de yaşamaya devam ediyoruz, değil mi? Ben şöyle düşünüyorum, yaşam iştahın varsa, aşkla yaptığın bir şey varsa, bence 150 yıl yaşamak istersin... Bir de elden ayaktan düşmeyeceksen, yatalak olmayacaksan... Niye olmasın yani?

 Sertab, sen genç kocan olduğu için mi bu meselelere kafayı taktın?

- Seni yerim! Yok ya, bunları çok önceden kafaya taktım ben. Belki de derinlerde, çok hastalanmış biri olduğum içindir. Hastanelerde çok vakit geçirdim. Belki tekrar hasta olmaktan korkuyorum. O yüzden de dikkatliyim, sağlıklı olmaya, sağlıklı kalmaya özen gösteriyorum. Bence bilime bu kadar ilgi, bir korkunun çıktısı! Ondan kafayı takıyorum. Hep sağlıklı olmak istiyorum. Bilim ve teknoloji bana sağlık sunuyorsa sonuna kadar kullanmak istiyorum.

 Anladım ben, yaşlanmayı geciktirerek, genç kocayla yaşları eşitlemeye uğraşıyorsun!

- (Gülüyor) Eğer bunu becerirsem, zaten o dediğin olacak ama bunu hedeflemiyorum.

ARTIK VEGAN DEĞİLİM ET VE BALIK YİYORUM…

 Vücuduna zararlı bir şey almıyorsun, içki, sigara tüketmiyorsun, glütenli ürünler yemiyorsun, şekerden kaçınıyorsun, bol bol meditasyon ve spor yapıyorsun. Şarkı söylemeyi aşkla yapıyorsun. Pozitif düşünüyorsun... Sen bayağı saatleri 100’e ayarlamışsın...

- Evet ama artık vegan değilim, et yiyorum, balık da. Tavuk yemiyorum. Diğer dediğin her şey 100’de 100 doğru. Gidebildiğim kadar gideceğim! Ben bedenimizi bir makine gibi görüyorum. Ve makinemin içine aldığım, yani yediğim her şeye dikkat ediyorum. Bilimle ilgileniyorum. Anti-aging’le ilgileniyorum. Benim yolculuğum gelişmek, öğrenmek üzerine...

 Peki onu yememek, bunu içmemek... Dünyanın keyiflerinden mahrum kalmak değil mi aynı zamanda?

- Benim hoşuma gitmiyor. Mesela içki. Zihnimin kontrolünü kaybetmeyi sevmiyorum.

 En son ne zaman sarhoş oldun?

- Hatırlamıyorum bile. Yedi yılda bir içerim.

EN SON NE ZAMAN İÇKİ İÇTİM HATIRLAMIYORUM…

 Dalga geçiyorsun...

- Yoo. Tadını sevecek içki bulamadım. En sevdiğim sıcak sake, onun yanında da soğuk bira. Ama onu da en son ne zaman içtin diye sorarsan, hatırlamıyorum.

 Az şey yemek şart mı? Sence uzun yaşamanın sırlarından biri bu mu?

- Söylenene göre, çok yediğinde beden, onu öğütmeye çalışıyor ve öğütme süresince sindirim sistemi çok meşgul oluyor. O meşguliyet, bütün bağışıklık sisteminin orayla ilgilenmesine neden oluyor. Bu da yorgunluk yaratıyor bedende. Bizim yapmamız gereken az ama öz yemek. Özden kastım da, temiz ve güzel enerji alabileceğin besinler.  Bir arabaya iyi yakıt koymak gibi! O besinlerin sana vereceği enerji bambaşka. Bir de az yediğinde daha az çalışıyor bedenin. Makine çok daha iyi çalışıyor yani. Çocuklara sınav öncesi, “Şu balı da ye, şekeri de ye, aman çok ye, kafan daha iyi çalışır!” deriz ya, doğru değilmiş! Az yemek, metabolizmayı yavaşlatmadığı için daha enerjik hissetmene ve makinenin daha az yorulmasına neden oluyor.

KOCAM ROCK’N ROLL YAŞAMAYI SEVİYOR…

 Sen, “Makinemi yormayayım, ona iyi gelecek şeyler yiyeyim!” dediğinde, ne ısmarlıyorsun?

 - Izgara balık. Oh mis. Çok güzel bir salata yanında. Bol yeşillik. Bol sebze.

 Zeytinyağı?

- Abartmıyorum ama zeytini de yağını da seviyorum. Hücrelerin de ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

 Kocan itiraz etmiyor mu bu hayatına?

- (Gülüyor) Bana hayretle bakıyor. Çok farklıyız. O daha rock’n roll, çalakalem yaşamayı seviyor. Bense ona göre fazla disiplinliyim. Ama ying-yang gibi birbirimizi tamamlıyoruz.

ABİM DUYUNCA DEHŞETE DÜŞTÜ…

Abin (Serdar Erener) ve Nil (Karaibrahimgil) ne diyor?

- Abim dehşete düştü, “Kızım korkmuyor musun bu telomer tedavisinden?” dedi. Korkmyorum. Diyorum ya, gözlüksüz okur hale geldim. Abim de geldi Bill Andrews ile yenen yemeğe. “Siz de kullanıyor musunuz?” diye tek tek bütün doktorlara sordu.

 Doktorlar ne dedi?

- Hepsi “Evet kullanıyoruz” dedi. İki kişi felsefi olarak karşıydı. “Ömrüm uzayabilir ama ben sevdiklerimi kaybedersem, ömrüm uzamış kaç yazar!” dediler.

 Niye bazısı günde dört hap alıyor, bazısı iki, sen tek?

- Onu sordum Bill’e, “Ben on yıldır günde bir tane kullanıyorum!” dedi. Elinde yaşlılık lekeleri varmış, bir tane bile kalmamış.

sertab erener2

VALLAHİ YÜZÜMDE CERRAHİ MÜDAHALE YOK!

“Kök hücreyle ne iyi oldu Sertab’ın yüzü” deyince, “Ya bırak Allah aşkına, ne kök hücresi, yüzünü çektirdi, kök hücre ayağı atıyor!” diyorlar...

- Yok canım ne alakası var? Ama ileride çektirmek zorunda da kalabilirim. Şu an çektirmedim.

 Yok mu yani şu an bir şey?

- Valla cerrahi bir şey yok.

DAHA YENİ KÖK HÜCRE YAPTIRDIM…

Yüzünle oynuyorsun ama ifaden değişmiyor.  Botoks yaptırıyorsun, kök hücre yaptırıyorsun ve estetiğin bir sürü nimetlerinden faydalanıyorsun ama yine de doğal duruyorsun. Makyajsız dolaşıyorsun, bu fotoğraflarda Photoshop yok, filtre yok. Yani soru şu: Sen hem estetik nimetlerden faydalanıyorsun hem de Şam şeytanına dönmüyorsun, nasıl olur?

- Şahane soru! Teşekkür ederim. Ben kimsenin işine karışmam, kimseyi eleştirecek halim de yok, kim ne isterse yapsın ama pek çok kadın, yaptıkları uygulamalarla birbirine benziyor. Aynı dudaklar, aynı elmacıkkemikleri, yanaklarda dolgu ve her şey abartılı. Belki öyle güzel olduklarını düşünüyorlar ama ben hoşlanmıyorum. Benim estetik gözüm farklı belki. Botoks denilen şeye inanıyorum, kesinlikle çizgi oluşumuna engel oluyor. Ama onun da ölçülü ve bilinçli yapılması gerektiğini düşünüyorum. Dolguları çok riskli buluyorum. Her şeyde doğru eli, doğru doktoru bulmak gerekiyor. Cerrahi uygulama da bana riskli geliyor, yüzünün anatomisiyle uğraşmak başka bir risk. Ben cildin bakımının hep içeriden olması gerektiğine inanıyorum. Daha yeni tekrar kök hücre yaptırdım. Çok da memnunum.

UZUN TELOMER İÇİN BUNLARI YAPIN !

 Ağırlık sebze ve balığın yer aldığı Akdeniz diyetini tercih edin.

 D3 vitamini alın.

 Omega 3 yağ asitleri kullanın.

 Vitamin C ve E gibi antioksidan alın.

 Stresinizi azaltın ve düzenli meditasyon yapın.

 Düzenli ve aktif spor yapın.

 Hobiler edinip, dostlarınıza vakit ayırın.

SAKIN BUNLARI YAPMAYIN !

 Sigara içmeyin, aşırı alkol tüketiminden kaçının.

 Hareketsiz yaşam tarzından vazgeçin.

 Depresyonu engelleyin.

 Aşırı kilodan kaçının.

 Kötümser bakış açısından uzaklaşın.

AKSİYON FİLMİNDE ARABA ‘VİİYUUUUUU’ DİYE FIRLAR GİDER YA, ŞU AN ÖYLEYİM!

Seni nasıl buldular?

- Ben kendime çok iyi bakan biriyim, karşıma da böyle insanlar çıkıyor. Bir gün anti-aging doktorum “Bir arkadaşıma telomer tedavisi uygulanıyor. Sana da uygulamak istiyorlar!” dedi. Ben de telomeri biliyordum, kitabını okumuşum. Hemen buluştuk.

 Sonra ne oldu?

- Kanımı, tükürüğümü aldılar. Biyolojik yaşımı hesaplamak için. Tedaviye başlamadan önce bunu söylemek zorundalar ki, tedaviyle ne kadar yol aldığımı bilsinler. İlk üç ayda etkisini görmeye başladım. Zaten hayatı arsızca seven biriyim, heyecanlıyım, pozitifim, kendime iyi bakıyorum, iyi besleniyorum, kafama, ruhuma dikkat ediyorum ama telomer tedavisi bana bir enerji ekledi. Aynen aksiyon filmlerinde, hani bir düğmeye basarsın, araba “viiyuuuuuu” diye fırlar gider ya, şu an öyleyim. Kendime kendim de şaşıyorum.

EKSİLEN HORMONLARI YERİNE KOYUYORUM!

Hormon alıyor musun?

- Evet. Eksilen şeyi bence yerine koymak gerekir. Ve buna premenopozda başlamak gerekiyor. Ne kadar erken başlarsan, bedenin o kadar hızlı adapte olur. Aslında her şey, hormon bedenimizde. Bedenimizi genç tutan, hayata aşkla bağlanmamıza neden olan, kırışmamamızı sağlayan hormonların kimyası ve dengesi.

 Peki başka?

- Zerdeçal hapları alıyorum. Glutation alıyorum.

 O ne işe yarıyor?

- Gençken mesela kahve içtin, içki içtin, onu yaptın bunu yaptın. Beden, zehir kabul ettiği şeyleri vücuttan atabilecek bir enzim salgılıyor: Glutation. Ama yaşlandıkça, bu enzim de azalıyor. Vücut bunu atabilecek yeteneği kaybetmeye başlıyor, onlar vücudunda birikiyor. O birikenler de seni yaşlandırmaya başlıyor. Ben şunu yapıyorum: Ayda bir serumla ciddi bir C vitamini takviyesi alıyorum. Sonra B vitamini önemli, bağırsak florası, hatta kafa sağlığı için de. Saç için de gerekli olan başka bir yığın şey var. Serum bankası diyorum ben ona. Mesele ne kadar uzun yaşayacağın değil, bedenine ne kadar saygı duyduğun. Çünkü bu makine, aslında bildiğimizden veya umduğumuzdan daha uzun yaşayabiliyorsa, o zaman niye yaşamasın?

Söyleşi – Ayşe ARMAN - 29 Ekim 2017 - Hürriyet

Dikkat! Herhangi bir tıbbi yöntemi  veya ilacı doktorunuza danışmadan uygulamayınız.

*** *** ***

Konuyla ilgili bir diğer söyleşi :

Telomer topuna Osman Hoca da girdi!

PAZAR günü Sertap Erener röportajı yaptım.

Telomer tedavisi gördüğünü anlattı.

Ertuğrul Özkök de bir süredir yazıyor, telomer, DNA’nın uç kısmı. Ayakkabı bağlarının ucundaki plastik gibi bir sarmalla korunan bir yapı.

Hücrenin her bölünmesinde telomer kısalıyor. Yani, “Telomerin kadar yaşarsın!” gibi bir durum, evet var.

Telomerin uzunsa çok yaşıyorsun, kısaldıkça da ömrümüz azalıyor.

İşte Sertab da telomerlerini uzatmak için son 6 aydır bir hap alıyor.

100 yaşına ayarlamış saatleri.

Kararlı, 100 yaşında, sahnede şarkı söyleyecek!

Şaka bir yana, zaten sağlıklı yaşayan biri Sertab. Yediklerine dikkat ediyor, alkol, sigara zaten yok, spor ve meditasyon yapıyor, tutkuyla bağlı olduğu mesleğini icra ediyor, istemediği hiçbir şey yapmıyor hayatta...

Tüm bunlara ilaveten eksilen her şeyi yerine koymaya çalışıyor. Mesela premenopozda olduğu için hormon takviyesi alıyor.

O, kafayı bu meselelere takmış biri, bilim dergileri okuyor, yeni çıkan buluşları takip ediyor. Bunda, geçmişte çok hastalık yaşamış olmasının da payı var tabii. Kendi deyimiyle, bir hastane odasında hayatı son bulsun istemiyor, yaşayabildiği kadar uzun ve sağlıklı yaşamak istiyor.

Önümüzdeki günlerde telomer meselesi daha da çok gündeme gelecek gibi. Bu telomer furyasını bir de Osman Müftüoğlu Hoca’ya sorayım dedim...

“Ne zaman yaşlanmaya başlıyoruz hocam?” diye sordum. Beni çok şaşırtan bir cevap verdi, “Doğduğumuzda Ayşecim! Yaşlanmanın tohumları embriyon ile birlikte atılıyor...”

YAŞLILIĞI YAVAŞLATMANIN ŞARTLARI!..

- Kötü yaşlandıran genlerin etkilerini frenleyerek, iyi yaşlandıran genleri güçlendirmek.

- Bunu nasıl mı yapacağız? Doğru beslenerek, beslenmedeki eksiklerimizi takviyelerle yerine koyup, toksinlerden uzak durarak, detoks kürleriyle onları temizleyerek ve tabi ki düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve akılcı stres yönetimlerinden vazgeçmeyerek.

- Yeter mi? Hayır! “Yaşlanmanın bir de ruhsal, duygusal ve manevi boyutları var ki, onlar da en az ilk dördü kadar mühim” diyor Osman Hoca.

- Ve şu 5 maddenin altını çiziyor.

1- Kendini sevmek.

2- Aileni sevmek.

3- Sosyal çevrenle ve dostlarınla kendini güvencede hissetmek.

4- İşini sevmek.

5- Ve senin için “hayatın anlamı” neyse onu keşfetmiş olmak.

İŞ SADECE GENLERLE, KÖK HÜCREYLE YA DA TELOMER KISALTICI TEDAVİLERLE BİTMİYOR!

Hoca’ya göre...

Kas kaybını yavaşlatabiliriz. Kemik kaybı ve yaşlanmasını yavaşlatabiliriz. Kalp yaşlanma hızını düşürebiliriz. Cilt yaşlanmasını erteleyebiliriz. Böbrek, karaciğer gibi organlarımızı da istisnalar dışında yaşlandıran etkenlerden uzak tutabiliriz. Bağışıklık sistemimizi yaşlanmaktan daha az etkilenen bir yapıya dönüştürüp bazı kanser ve enfeksiyonları da önlememiz mümkün. Damar yaşlanmasını nasıl önleyebileceğimizi de çok iyi öğrendik. Beyin, bellekte yaşlanmanın frenleri neler, gaza basan faktörler hangileri? Az çok onları da öğrenmiş durumdayız...

Evet, hepsinde alınacak çok yol, dökülecek çok ter, gösterecek çok çaba var. Ve bu mühim işi, sadece kök hücre ya da telomer uzatıcı tedavilere yüklemek!?...

TELOMER KISALMASINI ÖNLEMEK TEHLİKELİ VE ENAYİCE BİR İŞ!

Bakın Osman Hoca neler anlatıyor:

“Telomer, önce bir teoriydi. 2013’te Elizabeth Blackburn’e Nobel kazandıran araştırmayla kanıtlandı. Yani, “Telomerin kadar yaşarsın!” gibi bir durum, evet var. Telomer kısaldıkça ömrün de kısalıyor. Ama yine de yaşam süresini belirleyen tek faktör telomerin uzunluğu değil.

Ayrıca, çok hızlı bölünmesine rağmen, telomeri kısalmayan, yani sonsuz ve sınırsız bölünmeyle yaşama şansı olan tek hücre var.

O da KANSER HÜCRESİ!

İşte bu nedenle, telomer uzunluğunu bilmek önünüzdeki yılların sayısını tahmin etmekte işe yarayabilir. Bu testler var ve pazarlanıyor ama pek ilgi görmüyor. Görmüyor çünkü hayat süremizi belirleyen sadece telomerinizin boyu değil, daha pek çok faktör var etkili olan.

Ayrıca telomer kısalmasını önlemek de tehlikeli ve enayice bir iş!

Çünkü o hücrenin sonsuz, sınırsız ve kontrolsüz bölünebilen Frankeştayn bir hücreye, yani kanser hücresine dönüşme ihtimali ve tehlikesi de var!

GENETİK KODLAR YAŞAMIN KALİTESİNİ, TELOMER UZUNLUĞU SÜRESİNİ BELİRLİYOR!

Hocaya soruyorum: “Nasıl yaşlanacağımız hangi faktörlere bağlı?”

Cevap veriyor: “Dörtte birini genetik miras oluşturuyor. Genetik miras hem dış görünüşümüzde hem de iç yapımızdaki, yaşlanma hızının belirleyicilerinden biri. Bunu da esas olarak sahip olduğu genetik kodlarla, telomerinin yıpranma ve kısalma hızı etkiliyor. Ama önemli nokta şu: “Genetik kodlar, yaşamın daha ziyade kalitesini, telomer uzunluğu ise süresini belirliyor.”

EVET, BESLENME ÖNEMLİ AKTİVİTE, BESLENMEDEN ÖNEMLİ UYKU, İKİSİNİN TOPLAMINDAN ÖNEMLİ DUYGU DA UYKUDAN ÖNEMLİ!!!

Beyin yaşlanmasında bakın neler etkili?

- Genlerin etkisi dörtte bir.

- Gıdaların etkisi onda bir.

- Aktivitenin etkisi nerede ise beslenmeden fazla.

- İyi bir uykunun etkisi ise beslenme ve aktivitenin toplamından fazla.

- Duygu ise uykudan da önemli! Yani huzur ve mutluluk en önemlisi!

GENÇ İNSANLARDAN ALINAN KAN YAŞLI İNSANLARIN YAŞLANMA HIZINI DÜŞÜRÜYOR!

Osman Müftüoğlu Hoca, Stanford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan önemli bir çalışmanın sonuçlarını da paylaştı:

- Genç farelerin kanı verilen yaşlı farelerde beyin hücrelerinin sayısı üç kat arttı!

- Genç farenin kanının, yaşlı farenin beynini etkilemesi araştırmacılar kadar bilim dünyasını da şaşırttı. Tabii bu henüz bir başlangıç. Diyor ki, “Çocuklar ve gençler, yaşlılardan daha dirençliler. Hastalanınca da daha hızlı iyileşiyorlar. Gençlerdeki bu güç ya da yeteneklerin kan ya da başka bir yolla yaşlılara aktarılması başarılırsa, bu müthiş olur!”

- Aynı yöntem farelerden sonra şimdi insanlarda da deneniyormuş. Hatta bunu, “yaşlanmayı yavaşlatan tedavi” şeklinde uygulayan Los Angeles’ta bir klinik de varmış! İnsanlar genç insanların kanıyla yaşlılıktan kurtulmaya çalışıyormuş.

Söyleşi : Ayşe ARMAN - 31 Ekim 2017 - Hürriyet

*** *** ***

telomerler1

Konuyla ilgili bir diğer yazı

Telomer gerçeği !

Sertab Erener’in “100 yaşına kadar yaşamak istiyorum” açıklamasıyla gündeme gelen telomer tedavisiyle ilgili tartışmalar devam ediyor.

Peki telomer nedir?

Telomeraz bir gençlik iksiri mi?

Telomer hapı gerçekten ömrü uzatır mı?

İşte bu soruların yanıtları ve bilinmesi gereken gerçekler…

telomerler2

İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman ERK

Telomer nedir?

Yunanca ‘telos' son, ‘meros' ise parça anlamına gelir. Telomerler kromozomların uçlarında yer alan, genetik bilgi taşımayan, DNA ve protein içeren bölgelerdir. Telomerler kromozomları korur, kromozom uçlarının birbirine yapışmasını engeller, kromozomlara uygun bir pozisyon sağlar.

Telomerlerin kritik bir kısalığa ulaşması yaşlanmayı başlatan unsurlar arasında yer alır. Oksidatif stres ve inflamasyona yol açan karbonhidratlar ve şeker, fastfood yiyecekler, hayvansal proteinler, işlenmiş gıdalar, asidik gıdalar, doymuş ve trans yağ içeren gıdalar telomer boylarını kısaltıcı etki yapmaktadır.

Sigara içilmesi, HIV virüsü infeksiyonu, sisplatin gibi bazı kanser ilaçları da telomerlerdeki kısalmayı hızlandırabilirler.

Bunları yap telomerler uzasın!

Sebze ve meyveler, bitkisel proteinler, tekli doymamış yağlar, omega 3, antioksidan vitaminler, resveratrol, egzersiz, uyku, sakin ve dingin bir yaşam, B vitaminleri, haftada 4-5 gün akşamları 12 saat kadar aç kalmak telomerleri koruyucu etki yaratmaktadır.

Akdeniz ve Okinawa diyetlerinin telomerleri uzatıcı etki gösterdiği ispatlanmıştır.

Telomeraz gençlik iksiri mi?

Telomeraz; hücre içerisinde var olan, kısalan telomerleri onaran, telomerlerin bitmemesini sağlayan bir enzimdir. Hücrenin telomer boyu ve telomeraz enzim aktivitesi hücrenin kaç defa bölünebileceğini yani yaşam süresini belirlemektedir. Telomer boyunun kısalmasını önleyen tedaviler ve telomeraz aktivitesini artıran tedavilerle yaşlanma sürecinin yavaşlatılabileceği düşünülmektedir. Kanserli hücre ve dokularda telomeraz enzimi oldukça etkindir. Telomeraz normal hücrelerde hücrenin çok daha fazla sayıda bölünmesini ve dolayısı ile çok daha uzun yaşamasını sağlarken, kanserli hücrelerin sonsuz bir hızla çoğalmasına neden olmaktadır. Yaşlanma, genetik ve çevresel faktörler telomerlerde hasarlara neden olabilir.

Hızlı yaşlanmanın nedenleri?

Telomerler basitçe ayakkabı bağlarının uçlarında yer alan, bağların açılmasını ve deforme olmasını önleyen metal parçalara benzetilebilir. Telomer uzunluğu hücre çoğalmasını ve dolayısıyla yaşam süresini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Telomer boyu ne kadar kısa ise yaşam o kadar kısadır. Bütün bunlara değinmeden önce yaşlanmayı hızlandıran nedenlere bir göz atalım…

1) Serbest radikaller, antioksidan sistemin yetersizliği

2) Toksinler, çevresel kirlilik, radyoaktivite, manyetik kirlenme

3) Glikozilasyon

4) Hormonlarda azalma

5) İnsülin direnci, şeker hastalığı

6) Sağlıksız ve hareketsiz yaşam tarzı

7) Sağlıksız beslenme

8) Sigara, alkol, uyuşturucu

9) Stres, depresyon

10) Uyku kalitesinde azalma

11) Genetik miras

12) Vücut yağlanması, obezite

13) Geçirilmiş hastalıklar

14) Aşırı egzersiz

15) Damar yaşlanması

16) Kolesterol yüksekliği

17) Homosistein yüksekliği

Hürriyet – 11 Kasım 2017

Son Yazılar

Partly cloudy

10°C

Istanbul