gunes yuzu gormeyen tavuklar2

Tavuk tartışması!

“6 ya­şın­da­ki kız ço­cu­ğu adet gö­rür mü?

He­men te­da­vi­ye baş­lan­dı ve Dok­tor ‘Ta­vuk ye­me­ği­ni ke­sin; için­de­ki hor­mon­lar bu tür ra­hat­sız­lık­la­rı te­tik­li­yo­r’ de­di.” (Ce­ren Zen­cir)

“Es­ki­den ev­de ta­vuk piş­ti­ği za­man se­vi­nir­dik. Çok gü­zel ko­kar­dı. Ta­vuk­la­rı en aşa­ğı bir sa­at pi­şi­rir­dik. Lez­ze­ti­ne do­yum ola­maz­dı. Bu­gün ta­vuk­lar sa­man gi­bi lez­zet­siz, 15 da­ki­ka­da pi­şi­yor.” (Şey­ma Ar­sel)

Yüz­ler­ce ma­il al­dım…

Tar­tış­ma­ya de­vam.

AB­D’­de bu yıl viz­yo­na gi­ren “Fed Up” ad­lı film ve “Fo­od” ad­lı bel­ge­sel var.

Biz de tar­tış­ma­lı­yız, bi­ze ne ye­di­ri­yor­lar, bil­me­li­yiz.

İş­te ge­len bir mek­tup…

“Bi­lin­me­li­dir ki, ya­zı bo­yun­ca yer yer dil alış­kan­lı­ğıy­la ‘ta­vu­k’ di­ye bah­se­di­len can­lı, as­lın­da ta­vuk de­ğil, ‘ta­vu­ğum­su­’ di­ye ta­bir edil­me­li­dir.

1930’lar­da sek­tö­rün ağa­ba­ba­sı ABD, da­ha faz­la gı­da ve da­ha az ma­li­yet esa­sı­na gö­re, ta­vuk­la­rı ye­ni­den ta­sar­la­dı.

1946’da; ta­vuk­çu­luk sek­tö­rü gö­zü­nü ge­ne­tik bi­li­mi­ne çe­vir­di. Ge­liş­miş ül­ke­le­rin sek­tö­rel des­tek­le­riy­le, da­ha az be­sin­le da­ha faz­la ete sa­hip ta­vu­ğa ula­şıl­dı.

1940’lar, ilaç ve an­ti­bi­yo­tik­ler­le bü­yü­me­nin teş­vik edil­me­si ve ka­pa­lı yer­de kal­ma so­nu­cu or­ta­ya çı­kan has­ta­lık­la­rı bas­tır­mak ama­cıy­la bun­la­rın ta­vuk yem­le­ri­ne ka­tıl­dı­ğı yıl­lar ol­du.

Ta­vuk­la­rın ar­tık, çe­şit­li yem ve ilaç­la­rı içe­ren bes­len­me plan­la­rı var­dı.

Ge­ne­tik bi­li­mi, ta­vuk­la­rın had­din­den faz­la yu­mur­ta üre­te­bil­me­le­ri adı­na da ça­lı­şı­yor­du.

1950 yı­lı­na ge­lin­di­ğin­de ar­tık iki ay­rı ta­vuk var­dı, bi­ri yu­mur­ta di­ğe­ri et için.

1935’ten 1995 yı­lı­na ka­dar or­ta­la­ma broy­ler (et) ta­vu­ğun ki­lo­su yüz­de 65 ar­tar­ken; pa­za­ra sü­rüm sü­re­si yüz­de 60, yem ge­rek­si­ni­mi ise yüz­de 57 düş­tü.

Gü­nü­müz­de dün­ya­da­ki tüm broy­ler ta­vuk ge­ni­nin dört­te üçü iki şir­ke­te ait­tir.

Bu ırk­lar “Ros­s” ve “Cob­b” adıy­la bi­li­nir.

Geç­ti­ği­miz el­li yıl­da ev al­ma ma­li­yet­le­ri­nin yüz­de kaç art­tı­ğı­nı he­sap ede­bi­li­riz ya da ye­ni bir ara­ba ma­li­ye­ti son 20 yıl­da ne ka­dar art­mış, bu­la­bi­li­riz. Oy­sa yu­mur­ta ve ta­vuk fi­yat­la­rı iki ka­tı­na bi­le çık­ma­dı!?

Ni­ha­ye­tin­de en­düs­tri­yel ta­vuk­çu­luk; hay­van­la­rın ge­ne­tik ya­pı­sıy­la oy­nan­dı­ğı, ha­re­ket alan­la­rı­nın kı­sıt­lan­dı­ğı ve do­ğal ol­ma­yan yem­ler­le (çe­şit­li ilaç­lar ih­ti­va eden yem­ler­le; ör­ne­ğin an­ti­bi­yo­tik­ler­le) bes­len­di­ği, dar alan­da yük­sek ve­ri­me odak­lı, sa­na­yi­leş­miş bir hay­van­cı­lık sis­te­mi­dir.

*** *** ***

ABD tar­tı­şı­yor!

Ye­ni ta­sar­la­nan broy­ler ta­vuk­la­rın kas ve yağ do­ku­la­rı, ke­mik­le­ri­ne oran­la hız­lı ge­li­şir ve bu bi­çim bo­zuk­luk­la­rı­na, has­ta­lık­la­ra yol açar.

Ka­rın boş­lu­ğun­da faz­la­dan sı­vı bi­rik­me­si se­be­biy­le ölüm ve yü­rü­me bo­zuk­luk­la­rı da kay­da de­ğe­rin üst­le­rin­de oran­lar­da gö­rül­mek­te­dir.

Civ­civ­le­rin ya­şa­mı­nın ilk haf­ta­sı bo­yun­ca ışık­la­rı yak­la­şık 24 sa­at açık bı­ra­kı­lır. Bu on­la­rı da­ha çok ye­me­ye teş­vik eder. Son­ra ışık­la­rı kı­sa bir sü­re ka­pa­tı­lır. Gün­de 4 sa­at ha­yat­ta kal­ma­la­rı­na ye­te­cek uy­ku sü­re­si­dir.

Sı­kı­şık­lık se­be­biy­le fi­zik­sel ola­rak bo­zul­muş, ilaç ve­ril­miş, pis­lik ve dış­kı için­de ye­tiş­ti­ri­len stres­li hay­van­la­ra sağ­lık­lı de­mek ne ka­dar müm­kün?

Bi­çim bo­zuk­lu­ğu ya­nı sı­ra; göz ha­sa­rı, kör­lük, ke­mik­ler­de bak­te­ri­yel en­fek­si­yon, bel­ke­mi­ği kay­ma­sı, felç, iç ka­na­ma, ane­mi, ten­don sa­kat­lık­la­rı, alt ba­cak ve bo­yun eğ­ri­li­ği, güç­süz ba­ğı­şık­lık sis­te­mi ve so­lu­num has­ta­lık­la­rı sık kar­şı­la­şı­lan so­run­lar­dır.

An­ti­bi­yo­tik­ler, ta­vuk­la­rın bes­len­me­le­rin­de iki se­bep­le ras­yon­la­ra ka­tı­lır: Bü­yüt­me fak­tö­rü ola­rak; ve bu­lun­duk­la­rı gay­rı sıh­hi or­tam­lar­da 38-42 gün ara­lı­ğın­da can­lı ka­la­bil­me­le­ri için.

Bü­yüt­me fak­tö­rü ola­rak kul­la­nıl­ma­la­rı ge­rek­li­dir zi­ra tüm plan FCR’­ya (Fe­ed Con­ver­si­on Ra­ti­o- ye­min ete dö­nüş­me ora­nı) gö­re ya­pıl­mış­tır. Alı­nan bir­kaç ek­sik gram bir­kaç ku­ru­şa mal olur! Bin­ler­ce ta­vuk­ta­ki za­ra­rı dü­şü­nün!

Ti­pik bir çift­lik­te hay­van­lar her öğün­le­riy­le bir­lik­te ilaç alır­lar, bu za­ru­ri­dir. En­düs­tri ga­yet ta­bi­i ki en ba­şın­dan bu du­ru­mu bi­li­yor­du an­cak da­ha az ve­ri­mi ka­bul­len­mek ye­ri­ne çö­ken ba­ğı­şık­lık sis­tem­le­ri­ni yem kat­kı­la­rıy­la des­tek­le­me­yi yeğ­le­di.

So­nuç­ta hay­van­lar te­da­vi ama­cı ta­şı­ma­yan, ya­ni has­ta­lan­ma­dan ön­ce an­ti­bi­yo­tik­le bes­len­me­ye de­vam edi­yor, dün­ya­nın he­men her ye­rin­de ol­du­ğu gi­bi ül­ke­miz­de de.

Sab­ri­na Ta­ver­ni­se New York Ti­mes 18 Ey­lül ta­rih­li ha­be­rin­de, AB­D’­nin an­ti­bi­yo­tik di­ren­ci teh­li­ke­si­ne kar­şı sı­nır­la­ma ge­tir­mek üze­re ha­re­ke­te geç­ti­ği­ni; bun­da ro­lü ol­du­ğu dü­şü­nü­len hay­van­lar­da­ki an­ti­bi­yo­tik içe­rik­li bes­len­me­nin de kı­sıt­la­ma­ya ta­bi ol­du­ğu­nu bil­di­ri­yor.

*** *** ***

Ya­sak­lan­dı!

1990’lı yıl­la­rın son­la­rı ile 2006 yı­lı­na ka­dar, dün­ya­da pek çok ül­ke­de ta­vuk­çu­luk­ta kul­la­nı­lan ba­zı an­ti­bi­yo­tik­ler ya­sak­lan­dı. Söz­ge­li­mi avi­lamy­cin ve sa­li­nomy­cin.

Ya­pı­lan ba­zı araş­tır­ma­lar­da sap­ta­nan nö­ro­tok­sik et­ki­le­ri­nin bun­da pa­yı var mı?

Pe­ka­la so­ru şu:

2006’ya ka­dar yem ras­yon­la­rın­da kul­la­nı­lan bu an­ti­bi­yo­tik­le­rin, ül­ke­miz­de de yo­ğun ola­rak tü­ke­ti­len ta­vuk eti- yu­mur­ta ve ile­ri iş­len­miş ürün­le­riy­le in­san sağ­lı­ğı üze­rin­de ne gi­bi et­ki­le­ri ol­du?

Hay­van­la­rın çev­re­sel ko­şul­la­rı de­ğiş­ti­ril­me­di­ği­ne gö­re, bu bü­yüt­me fak­tö­rü an­ti­bi­yo­tik­le­rin yem­ler­den çı­ka­rıl­ma­sı­nın ar­dın­dan, yem­le­re ika­me ola­rak ne ila­ve edil­di?

Ma­li­ye­ti da­ha yük­sek ve et­kin­li­ği bu bü­yüt­me fak­tö­rü an­ti­bi­yo­tik­ler ka­dar ol­ma­yan (mak­si­mum 42 gün­lük ke­si­me git­me sü­re­si için­de) mad­de­ler, söz­ge­li­mi pro­bi­yo­tik­ler, ek­len­diy­se, bu du­rum pe­ra­ken­de fi­yat­la­ra ne­den yan­sı­ma­dı?

Car­gill ve Bun­ge gi­bi dev yem ham­mad­de te­da­rik­çi­le­ri­nin ve lo­kal part­ner­le­ri­nin, en ma­su­mu hib­rit ve GDO­’lu so­ya­sı ve mı­sı­rı ol­ma­dan, böy­le bir sek­tö­rün ne ka­dar sü­re ay­nı ma­li­yet esas­la­rıy­la ayak­ta ka­la­bi­le­ce­ği­ne da­ir fik­ri ve he­sa­bı olan var mı?”

(D. Ay­ça Çak­mak)

Evet, tar­tış­ma­ya de­vam ede­ce­ğiz…

Soner YALÇIN - 23 Eylül 2014 - Sözcü

Son Yazılar

Partly cloudy

16°C

Istanbul