gdo_misirlar_kanser_yapti225

Fransa’da 5 yıllık gizli bir çalışma GDO’ların kanser yaptığını kanıtladı!

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı Gıda Ürünleri Zehirli Midirler?

Kısmen  büyük süpermarket ağı tarafından desteklenen ve casus filimlerine layık gizlilik içinde yapılmış  profesör  Gilles-Éric Séralini’nin yeni bir çalışması farelerin sağlığı üzerinde GDO’lu besinlerin çok büyük zararlılığını ortaya koyuyor.

Bu, Eylül ayının açıkcası şaşırtıcı bir çalışmasıdır. Gizlilik içerisinde 5 yıllık bir çalışmadan sonra  Caen Üniversitesi’nden biyolog Gilles-Éric Séralini ve meslekdaşları zaten çok büyük bir tartışmayı food and chemıcal toxıcology adlı Amerikan dergisinin sütunlarında başlattılar.

Sıkça ve erken ortaya çıkan tümörler, karaciğer ya da böbrek yetmezliği : Ot ilaçlarına maruz kalmış veya kalmamış genetiği değiştirilmiş tahıllarla beslenen fareler hayvan sağlığı ve muhtemelen insan sağlığı için bu tahılların tehlikeliğini kanıtlamış görünüyor.

Birkaç yıldan beri çok büyük bir gizlilik içinde tanınmış büyük süpermarket markaları ve vakıflar tarafından 3,2 milyon euroluk bir bütçe oluşturarak GDO’lu ürünlerin zehirli veya zehirsiz olup olmadıklarını kontrol etmek için tartışılamaz kapsamlı bir araştırmayı gerçekleştirmek istiyorlardı.

Bilim Adamları James Bond Oldular !

Ekonomik ve Siyasi baskılardan sakınmak için biyologlar yürürlükteki çalışma hakkında hiçbirşeyin bilinmemesi için maksimum düzeyde önlemler aldılar. Le Nouvel Observateur aktarıyor ki görüşmeler şifreli elektronik postalarla yapılmış ve bu çalışmada rol alanlar telefon görüşmelerinden kaçınıyorlardı. Bu sözleri bu çalışmanın içinde olan Robin Mesnage Futura-Sciences’a doğruluyordu.

gdo_misirlarla_beslenen_farelerde_tumor_olusumu_kanitlayan_ekip

İşte bu çalışmada yer alan  bilim adamlarından bir kısmı, soldan sağa :

Robin Mesnage, Steeve Gress, Vendome Joël Spiroux, Gilles ve Nicolas Eris Séralini Defarge.

NK603 kodlu GDO’lu mısır, Roundup ot öldürücü ilacına dayanıklı. Her ikisi de Monsanto’ya ait olan bu iki ürün bilim adamları tarafından temsili olarak seçildi. Bitkiler orada çok büyük gizlilik içinde Kanada’da Kebek’te bir tarım okulunda çimlendirildi.Daha sonra Havre Limanı’na (Fransa) kadar deniz yoluyla şüphe uyandırmamak için zararsız ketenden yapılmış torbalarda Atlantik Okyanusu’nu geçtiler. Bu tahıl bitkileri kemiriciler için yenecek şeyler üretmeye yaradılar ki onların GDO yoğunlukları 11, 22 ve 33 % kontrol edilmişdiler.

İki yüz albinos faresi yirmişerlik on grup halinde dağıtıldı. Hayvanlar Roundup’la uygulamaya maruz kalmış olsun ya da olmasın genetiği değiştirilmiş mısırla farklı dozlara göre beslendiler. İlaveten üç küme fare, farklı üç yoğunlukta, ot ilacıyla zenginleştirilmiş su ile susuzluğunu gideriyordu. Nihayet, ne GDO’lu besinlerle ne de tarım ilaçlarına maruz kalmış yiyeceklerle beslenen 20 fare örnek olmaya yarıyorlardı.

gdo_misirlarla_beslenen_farelerde_tumor_olusumu

GDO’lu ürünlerle beslenen farelerin sağlığı bozuluyor!

“Biz gerçekten bizim sorumluluğumuzda olmayan bir çalışma içerisine daldık madem ki biz besinlerin dolaşımını yasaklamak veya izin vermek için yetenekli değiliz.” diye açıklıyor Robin Mesnage  Futura-Sciences’a. “Biz biliyorduk ki birisinin onu yapması gerekiyordu.Buna karşılık biz öngöremezdik bulacak olduğumuz şeyi. Bazen bizi mecbur kılan şey git gide deneyin sözleşmesine uygun düzeltmeler yapmaktı.”

Böylelikle, Bilim adamları incelenecek yüz binden fazla değer ve verilere sahip olmuslardı ki daha sonra onları seçmek ve düzenlemek gerekiyordu. Bilanço :  farelerin sağlığı üzerinde çok benzerlikler ve aynı zamanda farklılıklar, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı ürünlerin aleyhine ortaya çıkıyor. GDO’lu mısırla beslenen kemirgenler, hiç önemi yok, beslenme dozu Roundup’lı olsun  ya da olmasın hem cinslerinden daha az sağlıklıydılar. Dişiler için meme kanseri,  erkekler için karaciğer ve böbrek iltihapları görülen onlarda örnek kümeden iki üç kez daha fazla tümör görülüyordu.Aynı zamanda, ortalama yaşam süresi de ondan etkilenmiştir çünkü bazı gruplarda 2,5 ay kısalmıştır ki bu 2 yıl yaşadığı düşünülen hayvanlar için çoktur.

Bu  NK603 GDO’lu mısırın bizatihi kendisi nasıl zehirli olmuş olabilirdi ?

Yanıt, Monsanto’nun otları yok eden ilaçlarına karşı direnç gücünü mısıra veren EPSPS enziminden gelecekti. “Biz düşünüyoruz ki GDO’larda aşırı ölçüde gösterilen bu protein bitkinin yapısını bozuyor ve gözlemledik ki bu, bazı hastalıklara karşı daha az koruyucu bileşik oluşturuyor. GDO’larda, genetiği değiştirilmemiş türdaşlarına göre, asid felürik ve kafeik gibi anti-oksidan ve memekoruyucu gücündeki iki molekülün yok denecek kadar azalması ölçüldü.” diyor Robin Mesnage.

( felürik ve kafeik asid bir organik asid olup serbest radikallere karşı güçlü bir anti-oksidandır.)

Oysa Gilles-Éric Séralini ekibi tarafında destekleyici birşey duyulmuyor. "Biz sadece konuyu maksimum seviyede histopatolojik ve biyoşimik değişkenleri inceleyerek aydınlatma işi yaptık. Fakat araç gereç yokluğundan, bizim için kaçınılmaz bir şekilde ilave açıklıklar getirecek genomik, transkriptomik ve metabolomik çalışmaları gerçekleştirmek olanaksızdı."

Bundan sonra ne olacak?

Şimdilik bilim dünyası ve gıda şirketlerinin yanıtı henüz kendisini duyurmadı. Ve bu sebeple, 19 Eylül Çarşamba günü saat 15 den beri sadece bu var olan dökümanları incelemek için zamanını alıyor. Fakat bu yanıt gelmekte gecikmeyecek. Özellikle Efsa Avrupa Birliği’nin gıdaların piyasaya sürümünü düzenleyen izne bağlayan kurumu ya da uluslar arası GDO tekeli Monsanto tarafından.

Bilinmesi gerekiyor ki Gilles-Éric Séralini kendi bulunduğu bilim çevresinde tartışılmaktadır. Bu konu üzerinde daha önceki çalışmaları ona araştırmacılar tarafından pek çok tenkitlere mal oldu ve onlar çalışmasının doğruluğunu yeniden tartışma konusu yaptı.O şu durumda çalışma arkadaşlarıyla çalışmalarının aleyhinde yeni saldırıları göğüslemeye hazırlanıyor.Fakat hemen verebileceği bazı yanıtları şimdiden hazırdır.Bu bombanın patlamasını durdurmak için bilim adamı eldeki tüm işlenmemiş verileri her kimsenin kullanımına istatistikleri yeniden hesaplama fırsatı bırakacak tarzda vermeyi duyuruyor. Ve bu yöntem, gıda firmalarının kendi ürünlerinin zararsızlığı üzerine sonuçlanan kendi öz çalışmaları olmamalıdır.

“Bu çalışmanın ortaya konuşu, bilimsel deneyin bizatihi kendisi ve sonuçların incelenmesi için bize birkaç yıl gerekdi “ diye devam ediyor Robin Mesnage.

"En azından şu durumda, birkaç yıl gereklidir, bir başka ekibin bizim elde ettiğimiz bulguların tersini söyleyebilmesi için."

Ve biz beklerken, o halde ne yapmalıyız ?

Janlou CHAPUT - 19 Eylül 2012 - Futura-Sciences (France)

Fransızcadan Çeviri – dünya48.com

Son Yazılar