1

Kastamonu Loç Vadisinde zincirli eylem 40 köylüye 75 Jandarma !

HES karşıtı köylüler direnişten vazgeçmiyor.Kastamonu Loç vadisinde yapılması düşünülen HES santraline karşı direnen köylüler bu hafta sonunu da eylemle geçirdiler....

Köylüler köyüne giremiyor şirket giriyor!!!

LOÇ’ta zincirli eylem.40 köylüye 75 Jandarma

HES karşıtı köylüler direnişten vaz geçmiyor.Kastamonu Loç vadisinde yapılması düşünülen HES santraline karşı direnen köylüler bu hafta sonunu da eylemle geçirdiler.


Eylemci köylüler destek vermek için bu hafta sonu köye giden aktivistler köy girişinde yaklaşık 75 kişilik jandarma grubunun engeliyle karşılaştı. Yıllardır bu vadide yaşayan köylüler dahi kimlik kontrolünden geçirildi, araçlarının belgeleri istendi. Köylülerin ve aktivistlerin çalışma sahasına girmelerine izin verilmedi. Köylüler ve aktivistler şirketin, izinsiz yasadışı bir şekilde çalışmalar sürdürdüğünü ifade ederek çalışmalara engel olmak istediler. Jandarma yetkilileri ise çevrecilerin çalışma yapılan alana girmesine izin vermeyeceğini bildirdi. Bu tartışmanın üzerine köylü kadınlar kendilerini zincirleyerek yaşananlara tepki gösterdi.

Küre Dağları’nda yer alan ve nesli tükenmekte olan sayısız bitkiye ev sahipliği yapan Devrekâni Çayın da ki dört köyün sakinleri, Orya enerji elektrik üretim anonim şirket HES ve A tipi taşocağı yapma çalışmalarını sürdürdüğü alanda tam üç aydan beri başlattığı, 24 saat nöbet tutma eylemine devam ediyor. Çeşitli eylemlerle seslerini duyurmak isteyen köylüler tüm saldırılara karşı direnişten vaz geçmiyor.

2

Çevreciler saldırıya uğramıştı.

Geçen hafta Çevreci aktivistlerle köylüler Loç vadisinde yıkılan nöbet çadırlarını yeniden kurmak için gittikleri Loç Vadisinde Orya enerji elektrik üretim anonim şirket yetkililerinin saldırısına uğramış birçok köylü ve aktivist. Saldırıda darp edilmişti. Saldırıya uğrayan çevreci vatandaşlar şikâyetçi olmak isteyince muhatap bulamadıklarını saldırıları jandarmanın seyrettiğini iddia emişlerdi.

3

Köylüler bu kez kendilerini, zincirledi

HES ve A tipi taşocağı yapılması planlanan alanda tam üç aydır, 24 saat nöbet tutan köylüler Kastamonu Devrekâni Çayının etrafındaki ağaçların yok edilmesi eko sisteminin bozulması, gererlin yok edilmesi, mevcut saha için yol çalışması yapılmasını protesto eden köylüler bu kez kamyonların geçişini engellemek için kendilerini zincirlere vurdular.

Geçen hafta ki kadınlara küfür, erkeklere dayak atan şirket yetkilileri olayından ders çıkartmış olacak ki yüklenici firma şantiye müdürü Yük. İnş. Müh. Bekir Sıtkı Esendir kendini ağaçlara zincirleyen halkla konuşmak için büyük çaba harcadı. Konuşmalardan bir sonuç çıkmayınca jandarmanın olaya müdahale etmesiyle zincirli eylem sona erdi.

4

Köylülerin kafası karışık

Asıl sorun köylünün arazisine acil durum gerekçesiyle EPK tarafından araziler kamulaştırılmış.Elinde sadece kamulaştırma belgesi olan  müteahhit firmanın da bu izini hoyratça kullanması üzerine köylüler yargıya baş vurmuştu.Bu konuyla ilgili davalar devam etse de firma kazanacağından emin bir şekilde yargı kararlarını beklemeden çalışmalarına  son sürat devam ediyor.Bu durum ise yöre halkının çeşitli tepkilerine neden oluyor.Yapılanlar konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan ,Ne kw’tan ne de debi,dem  anlamayan halkın kafası ise oldukça karışık köylüler bile aralarında bölünmüş durumda.

Dere kenarında hummalı bir çalışma var, yol açılıyor.

Loç Vadisine inen yolda genişletme çalışmaları var.Kastamonu yöresinde yapımı düşünülen 50 HES santrali sayısının gelişen tepkiler üzerine azaltıldığı öne sürülsede bu konuda yetkililerin henüz net bir açıklaması yok.

Çayın kenarı birinci sınıf tarım arazileri mevcut baraj bittiği anda yılda dört ay çalışmayacağını hatırlatan firma yetkileri köylülere, su bakımından hiç tedirgin olmayın her türlü katkı sağlanacak dediği öne sürüldü.

Öte yandan yapılan çalışmalar sonucunda dere yatağı ve halkın doğal yüzme havuzu bozulmuş birçok yeşil alan yok edilmiş durumda.

Eylemci çevreciler jandarmanın müdahalesi sonrası son verdikleri eylem sonrası “Loç Vadililer şu soruların yanıtlarını istiyor?” diyerek

Loç halkı soruyor;

Hukuk devletinin kanunlarını uygulamakla yükümlü olan jandarma kuvvetleri nasıl oluyor da hukuksuzluk gösteriyor?

İş makinelerinin gece çalışılmasına nasıl izin veriliyor?

Halkın Tapulu arazilerde kanunsuz bir şekilde çalışılmasına nasıl izin veriliyor?

Cumhuriyet savcıları neden görevini yerine getirmiyor?

Nöbetçi savcı neden yerinde bulunamıyor?

Kaymakam şirketin avukatlığına mı soyunuyor?

Hukuk devletinin yetkililerinin bu sorularımızı cevaplamasını ve yaşanan hukuksuzluğa son verilmesini istiyoruz….

Gençağa KARAFAZLI -Ferhan ÇAPRAZ-Musa YAZICI  08 Kasım 2010 - Kastamonu
http://www.karadenizgundem.com/

***************************************

LOÇ VADİSİNDE HES KARŞITI KAVGA BÜYÜYOR

HES KARŞITI KÖYLÜLER DİRENİYOR ŞİRKET SALDIRIYOR


Türkiye genelinde çeşitli çaylar ve dereler üzerine kurulacak 2000 bine yakın hidroelektrik santralinden (HES) nasibini alacak olan Kastamonu’nun Loç Vadisi’nde yaşayan köylüler projeye karşı direniyor şirket saldırıyor.

Küre Dağları’nda yer alan ve nesli tükenmekte olan sayısız bitkiye ev sahipliği yapan dört köyün sakinleri, HES ve A tipi taşocağı yapılması planlanan alanda tam üç aydır, 24 saat nöbet tutuyor. 80 yaşındaki bir köylü kadının çalışmayı yapacak firmanın çalışanlarını bastonuyla kovalaması gibi olayların yaşandığı Loç Vadisinde kavga her geçen gün büyüyor.

Köylülerin Nöbet çadırları yıkıldı

Çevreciler ve köylüler bir hafta önce yıkılan nöbet çadırlarını yeniden kurmak için gittikleri Loç Vadisinde Orya enerji elektrik üretim anonim şirket yetkililerin saldırısına uğradı.

Saldırıda darp edilen çevreci vatandaşlar şikâyetçi olmak isteyince muhatap bulamadıklarını iddia ettiler.

Saldırı sonrası darp edildiklerine dair rapor alan köylüler, saldırganları şikayet etmek için muhatap bulamadıklarını ifade ederek yaşanan olaylarla ilgili şunları söylediler.;

“Orya enerji elektrik üretim anonim şirket  Hukuk tanımaz tavrını çalışma yaparak sürdürmektedir.

Bir hafta önce yıkılan çadırlarımızı yeniden kurmak için vadiye gittik. Çadırları kurduktan sonra nöbet tutmaya başladık. Sabahın erken saatlerinde iş makinelerinin sesiyle uyandık. İş makinelerinin önünü kestik ve çalışma yapılan yerin tapularının izlere ait olduğunu söyledik.

Hukuksuzca yapılan çalışmayı engellemek için firma yetkilileri ile görüşmeye gittik. Ancak bir muhatap bulamadık. İşçilerle görüşerek durumu onlara anlattıktan sonra bazı işçileri işlerini bırakarak bize hak verdi.

Daha sonra şirket yetkilileri olaya müdahale edince tartışma çıktı. Biz, ellerimizde ki tapularımızı göstererek yaptıklarının hukuksuzluk olduğunu söylememize rağmen görevliler küfür ederek bize saldırdılar. Çıkan arbedede birçoğumuz yaralandı. Birçok köylü vatandaşımız güvenlik görevlilerinin saldırısıyla yerlere düştü. Yere düşen köylüler güvenlik görevlilerinin tekmelerine maruz kaldı. Birçok köylü bu saldırı sonucu darp edildi.

Özel güvenlik saldırdı jandarma seyretti.

Köylüler, Saldırı sırasında alanda bulunan jandarmadan yardım istedik fakat jandarma herhangi bir müdahalede bulunmayarak ortalık sakinleştikten sonra olaya müdahale etti.

Saldırı sonrası şikâyetçi olmak için savcılığa gittik ancak savcı bulamadık.  Görevlilerse ‘nöbetçi savcımız yoktur’ diyerek şikâyetimizi kabul etmemişlerdir.

Savcı bulamayan köylüler şikâyet için jandarmaya gitti

Savcılıktan sonuç alamayınca jandarmaya gittik işçilerin şikâyetini alan jandarma köylülerin şikâyetini dinlemeyeceğini ve dilekçelerini almayacaklarını bildirdiler. Köylüler jandarma önünde ısrarla bekleyerek iki kişinin şikâyette bulunmasını kabul ettirmişlerdir.  Sonrasında jandarmaya giderek ifade verilmesi sağlanmıştır ancak köylülerin ifadesinde  ‘jandarma müdahale etmedi’ sözünün ifade tutanağından jandarma tarafından çıkartılmıştır.

Dozerin önüne çıktı gözaltına alındı

Tek başına dozerin önüne yatarak direniş gösteren köylülerden Halime çakmak direnişi sonucu jandarma karakoluna getirtmiş ve gece nezarette kalması istenmişti. Köylülerin yoğun bir itiraz üzerine nöbetçi savcı sadece ifadesinin alınarak serbest bırakılmasına karar verdi.

Şirket kamulaştırma belgesiyle katliam yapıyor

Köylüler, şirket yetkililerine izin belgelerini soruyoruz. Tek gösterebildikleri kamulaştırma belgeleridir.

18 Eylül cumartesi günü çevreci bisikletçilerin geldiği gün köylülerin köy nöbetinde jandarmanın da olmasına rağmen izin belgeleri sorulmuş gösteremeyince köylü çaya atlayıp kepçenin dere yatağını bozmasına engel olmak istemiş.

Jandarma gerekli belgelerin kendilerinde olduğunu ve bunları göstereceklerini söyleyerek ikna etmiş ve çaydan çıkartmıştır.

Ertesi gün köylüler cideye giderek (yanlarında bisikletçi aktivistlerle birlikte) bu belgeleri görevli başçavuş (hikmet) den görmek istediklerini söyleyince komutan telaşlanmış sağı solu aramış. Sonrada böyle bir şey gösterme yetkisine sahip olmadığını söylemiştir.

Şirket yine korunmuştur. Dava devam ederken firmanın yasal izinlerini ve tüm işlem prosedürlerini beklemeden çalışma isteğini altında başka bir şey olduğunu sanıyoruz. Ama ne olduğunu bizde bilmiyoruz ancak

Akla şunlar geliyor;

1-ÇED iptal ve yürütme davasını kazanacaklarından çok eminler

2-Ya da ÇED iptal davasını kaybettiklerinde devlete diyecekler ki, bak biz burada şu kadar masraf yaptık bize bu parayı ödeyin”diye açıklamalarda bulundular.

Köylüler “Mücadelemiz sürecek”

LOÇ vadisinde yaşanan bu saldırı olayı sonrası vadide nöbet tutan köylüler  “her şart altında vadimizi korumaya devam edeceğiz. LOÇ vadisi dünyada ender bulunan vadilerden biridir bu vadimizi birileri para kazansın diye peşkeş çekilmesine müsaade etmeyeceğiz. Bizler yaşanılabilir bir çevre istiyoruz. Çocuklarımızın geleceğini yok etmek isteyenlere karşı haklı mücadelemizi sürdüreceğiz” dediler.

Sarı Yazma’nın isyanı


Rıfat Ilgaz’ın otobiyografik romanı “Sarı Yazma”da anlattığı Küre Dağları’nın doğal güzellikleri arasına kurulmuş Loç Vadisi’ndeki köyler isyanda. Mücadelelerini duyurmak için bir internet sitesi ve facebook’ta grup kuran köylüler, isimlerini daha önce Loç Vadisi Koruma Platformu adı altında İstanbul Taksim Meydanı’nda yaptıkları protesto eylemiyle duyurmuşlardı.

Projeye göre, bölge içerisinde yapımı planlanan HES projesi, 4 bin 800 metre boyunca Devrekani Çayı’ndaki suyun en az yüzde 85’ini tüneller içine alacak. Oysa 305 önemli doğa alanı ve 122 önemli bitki alanı olarak mutlak korunması gereken Loç Vadisi, 16’sı nesli tükenme tehlikesinde olan 29 endemik bitkiye ev sahipliği yapıyor. Akdeniz makilikleri ve Karadeniz ormanlarının  bir arada görüldüğü vadi, bitki ve hayvan çeşitliliği bakımından da çok önemli.

Köylülerin HES’e ve taşocağına karşı açtıkları davada, karşı çıkma nedenlerinin başında “alandaki 220 bin metrekare alanda yer alan bütün ağaçların kesilmesi, bölgedeki yeşil otların bitirilmesi, toprağın betonla kapatılması” geldi. Yeraltı sularının kaybolacağını, dere suyunun boruların içine alınmasıyla ağaçların susuzluktan kuruyacağını ve bütün yörenin içme suyunun yok olacağını savunan köylüler, HES ile birlikte açılacak taş ocağının da bitkiler ve hayvanları yok edeceğini öne sürüyor. Köylüler, barajın ömrü dolduğunda köylerde yaşamın da noktalanacağını, balıkçılığın sona ereceği de iddia ediyor.

En büyük soykırım’

Loç Vadisi Platformu’ndan Zafer Keçin, Loç Vadisi’ndeki Hamitli, Çamdibi, Karakadı, Şenköy olmak üzere dört köyün HES projesiyle yaşam alanı olmaktan çıkacağını savundu. Bölgede sürekli nöbet tuttuklarını ve şu anda 426 bin metrekarelik bir alanın tehlike altında olduğunu söyleyen Çamdibi, nöbet tutmaları yüzünden bölgede çalışma yapan şirket görevlileri tarafından jandarmaya şikâyet edildiklerini, bu yüzden sık sık ifade vermeye çağırıldıkları anlattı.

Hafta içi en az 10, hafta sonu ise 100 kişiye varan grupların bölgede buluşarak, gösteri yaptıklarını anlatan Keçin, “Küre Dağları’nda yapımı planlanan HES projesi, Devrekani Çayı’ndaki suyun en az yüzde 85’ini tünellere hapsedecek. Loç halkı vadide nöbette, direniyor. Loç Vadisi’nde yapılması düşünülen HES ve A tipi taş ocağıyla bölgedeki doğa tamamen tahrip edilmek isteniyor” dedi.

Bilirkişi raporu: Ekolojik sisteme zarar verir

Loç Vadisi’ne hidroelektrik santrali yapılmasına karşı çıkan 233 köylünün ortak girişimiyle geçen mart ayında dava açıldı ve mahkemenin talebi üzerine hazırlanan bilirkişi raporu taraflara temmuz ayında tebliğ edildi. Doç. Dr. Ferhat Gökbulak, Doç. Dr. İbrahim Yüksel ve Yrd. Doç. Dr. Kenan Tunç’tan oluşan bilirkişi heyeti, Loç’a yapılacak olan hidroelektrik santraliyle ilgili hazırlanan ÇED raporunda çevresel ve bilimsel anlamda bir takım eksikliklerin mevcut olduğunu, yeterli derecede açıklık getirilmediği görüşünde olduğunu mahkemeye iletti.

Rapordan bazı bölümler şöyle:

* Proje milli park alanına dahil olmayan bir alanda planlanmasına karşılık, milli park ile aynı havza içerisinde yer almasından dolayı projenin gerçekleştirilerek işletmeye açılması halinde havza ekosistemi bütünlüğü açısından uzun dönemde ekosistem bütünlüğüne zarar verecek niteliktedir. Bu nedenle, bu projenin yeri için milli parkın da içinde bulunduğu bu havzada, ekosistem bütünlüğüne zarar vermeyecek başka alternatif alanlar da değerlendirilmeli.

* Proje nedeniyle iletim borularının döşeneceği güzergahta orman amenajmanı planına göre 10 bin adet ağacın kesileceği projenin nihai ÇED raporunda belirtilmekle birlikte yine aynı sahadaki çalı ve otsu bitkilerde tamamen zarar görecektir. Ayrıca, regülatör arkasına oluşacak gölün sahası içerisinde de pek çok ağaç, çalı ve otsu bitki su altında kalacaktır. Bu durum proje sahasında bitki çeşitliliğin azalmasına ve hidrolojik çevrimin olumsuz etkilenmesine ve sonuçta sulak alanların zarar görmesine sebep olacaktır.

* ÇED raporunda Türkiye’nin de taraf olduğu BİO çeşitlilik, Avrupa Peyzaj ve Ramsar sözleşmelerinin dikkate alınmadığı,

* Nihai ÇED raporunda birbiriyle çelişen bazı rakamsal hataların yapıldığı tespit edilmiş olup, raporda cansuyu hem sabit debiler olarak, hem de yüzdelik olarak verilmiştir. Halbuki cansuyunun ya sabit debi olarak veya ilgili akarsuyun günlük, aylık ve yıllık ortalama akım değerlerine göre yüzde olarak verilmiş olması gerekir. Bu hataların hesaplamaların sonucunu etkileyeceği kanaatindeyiz. Şeklinde görüş belirtildi.

Gençağa KARAFAZLI - Musa YAZICI  02 Kasım 2010 - Kastamonu
http://www.karadenizgundem.com/

Son Yazılar