irmak mete nese karahan225

Ya Artvin ya maden!

Artvinli 21 yıldır Cerattepe’de maden açmaya çalışan şirketlere karşı mücadele veriyor.

Bilim insanları raporlarında iki seçenek sunuyor; ya madenden ya da Artvin’den vazgeçin. Halk Cerattepe’ye göz diken iki şirketi geri göndermiş. Şimdi karşılarında Cengiz Holding var

Artvin’in yemyeşil mezralarında otlayan inekler bundan 25-26 yıl önce, şüpheli biçimde ölmeye başlar. Ölüm sebeplerinin anlaşılması için Erzurum’a gönderilen numuneler de nasıl olduysa kaybolur. Kuşkular artar. Kısa bir süre sonra Cerattepe’de sondaj çalışmaları yapıldığı ve Kanadalı Cominco şirketine altın madeni ruhsatı verildiği ortaya çıkar... O günden bugüne şirketler değişse de maden tartışması bitmez. Artvin halkı, kendi deyimiyle 21 yıldır “yaşam hakkı” için mücadele veriyor. Mücadelenin çatısı da Yeşil Artvin Derneği. Dernek Başkanı Neşe Karahan son günlerde yoğun... Gelen giden bitmiyor, telefonu susmuyor. Bu koşuşturma içinde bize zaman ayırdı, çalan telefonlar eşliğinde dünden bugüne yaşananları konuştuk.

irmak mete nese karahan

Irmak METE >>> İlk maden çalışmaları nasıl başladı?

Neşe KARAHAN >>> İlk olarak 1988’de MTA burada arama yaparak rezerv buluyor. ‘Suyu bozar, heyelanı tetikler. Madencilik yapılması doğru değil’ diyip kapatıp çekiliyor. MTA’nın bir mühendisi de akrabasına ‘Buranın ruhsatlarını imtiyaz haklarını al’ diye öneriyor. Bu kişi 90’lı yıllardan sonra Cominco adındaki Kanadalı firmayla anlaşma yapıyor. İmtiyazı firmaya veriyor.

‘ARTVİNLİ’NİN TEPKİSİ İÇGÜDÜSELDİ’

Irmak METE >>> Halk bu konuda ne diyordu?

Neşe KARAHAN >>> Artvinlilerin bunların hiçbirinden haberi yok. Sonuçta şehrin gözü önünde olan bir yer değil. Kanadalı şirket orada sondajlar yapmaya başlıyor. O bölgedeki mezralarda inekler ölmeye başladı. Kullandıkları kimyasallar nasıl bir etki yarattıysa... Bir şeyler olduğunu duyunca araştırmaya başladık. Ölen ineklerin etinden numuneler Erzurum’a gönderildi. Ama etler Erzurum’da kayboldu. Bir sonuç alınamadı. Anladık ki kirli bir şeyler var.

Irmak METE >>> Şirketi nasıl öğrendiniz?

Neşe KARAHAN >>> 1995’in başında halka yönelik bir panel yaptılar. İlk tepki o panelde oluştu. Artvinlilerin ilk tepkisi bir anlamda içgüdüseldi. Dönemin valisi, kendi bürokratları aracılığıyla 1995’te bir rapor hazırlatmış ve Resmi Gazete’de yayımlamıştı. Raporda ‘Artvin’de madencilik yapılamaz. Büyük zararlar verir’ yazıyordu.

Irmak METE >>> Dernek nasıl kuruldu?

Neşe KARAHAN >>> Bir çatıda toplanmaya karar verdik. 1995’te Yeşil Artvin Derneği’ni oluşturduk. Herhangi bir siyasi konuma evrilmemesi ve kimsenin güdümünde olmaması konusunda hassas davrandık. Çünkü Artvin’in yaşamsal mücadelesi verilecekti. Bu çatının altına herkes bir araya geldi. Belediye, siyasi partiler, esnaf sanatkarlar, baro, ticaret odası... En başından beri bu kaide hiç bozulmadı.

Öncelikle bilimsel verileri iyi öğrenmemiz gerekiyordu. Üniversitelerden hocalar çağırdık. Birkaç günlük çalışmadan sonra ‘Endişelerinizde haklısınız. Hatta daha çok endişelenmelisiniz’ dediler. Sonra bir panel düzenleyerek halka bunları anlattık. Tepki yükseldi. Mitingler, paneller, eylemler... Belki bu Türkiye’de ilktir, kapı kapı gezip herkesin görüşünü aldık. 10 bine yakın imza topladık. O zamanki Çevre Bakanı İmren Aykut’la görüştük. Cominco halkın tepkileri üzerine 2001-2002’ye doğru kendiliğinden çekildi.

Irmak METE >>> O zamana kadar bir çalışma yapmışlar mıydı?

Neşe KARAHAN >>> Sadece bir tünel açmışlardı. Bir süre sonra Inmet Mining diye bir başka Kanadalı firma geldi. Bu firmayı derneğe davet ettik dostça uyardık. Ama bizi dinlemediler. İnmet de önce ‘açık işletme yapacağım’ sonra da ‘Teleferikle Murgul’a taşıyacağım’ dedi. Sanki orası çöplükmüş gibi... Biz başka bir alanı çöplük olarak görmüyoruz.

Irmak METE >>> Murgul’da şu an durum denir?

Neşe KARAHAN >>> Murgul Damar’da çok az insan kaldı. Damar bir beldeydi. Şimdi maalesef köy oldu. O kadar temiz madencilik yapılıyor! Şu an devasa atık havuzu var. Biri doldu, biri dolmak üzere.

ASIL HEDEF 4 BİN HEKTARLIK GENYA DAĞI!

Irmak METE >>> Mahkeme süreci nasıl başladı?

Neşe KARAHAN >>> Artvin Barosu ve Yeşil Artvin Derneği olarak 2005’te ilk davamızı açtık. Erzurum İdare Mahkemesi karşı tarafa görüş bile sormadan yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Cerattepe ve Genya iki ayrı ruhsattır. İki ruhsatı da aynı şirketler alıyor. Cerattepe 250 hektarlık alan. Genya Dağı da 4 bin 156 hektardır. Şimdiye kadar hep 250 hektarlık Cerattepe ile uğraştık. Genya Dağı’nda yapacaklarından hiçbir şekilde bahsetmiyorlar. İşte bu iki ruhsat 2008’in sonunda iptal edildi. Bakın, ÇED iptali değil. ‘Madencilik yapılamaz’ diye 2 ruhsat alanı iptal edildi. Şirket itiraz etti. Danıştay da 2009’un başında ruhsat iptalini onayladı.

CERATTEPE YİNE LİSTE BAŞI!

Irmak METE >>> ‘Cerattepe kurtuldu’ dediniz yani...

Neşe KARAHAN >>> Bu süreçte boş durmadık. Geldik 2012’ye. Türkiye’de bin 400 madeni kapsayan büyük bir ihale oldu. Biz ‘Herhalde yokuz’ dedik. Bir baktık listenin en başında Cerattepe ve Genya var.

Irmak METE >>> Ruhsatlar iptal edilmişti. Bu nasıl oldu?

Neşe KARAHAN >>> Biz, ‘Neye dayanarak bunu yapıyorsunuz’ diye sorduk. ‘Alan boşaldı artık, tekrar ihale ediyoruz’ yanıtını verdiler. Şaka gibi. Eski Enerji Bakanı Taner Yıldız’la bir saat kadar görüştük. ‘Bakalım yerin üstü mü yoksa altı mı zengin’ dedi. Ama bir hafta sonra hiçbir inceleme yapılmadan ihaleyi gerçekleştirdiler. Mehmet Cengiz ve Özaltın aldı. Üçüncü dönemimiz de böyle başladı.

Irmak METE >>> Dava açtınız mı?

Neşe KARAHAN >>> 2013 yılında tekrar kapalı işletme ile ilgili ÇED aldılar. ÇED iptali için 268 kişi dava açtık. 2014’ün sonuna doğru yürütmeyi durdurma kararı geldi. 2015’in başında ÇED iptali geldi. ÇED iptali ve yürütmeyi durdurmadan önce burada bir keşif yapıldı. Keşif heyeti olarak tanımadığımız 7 hoca geldi. 35 sayfalık inanılmaz bir rapor hazırladılar. ‘Burada madencilik yapılırsa Artvin ve korunan alanlar tehlikeye girer. İki tercih var. Ya madencilik olur ya da korunan alanlardan ve Artvin’den vazgeçilir’ dediler. Mahkeme ÇED’i iptal ederken ‘şurası eksik burası tamamlanabilir’ demedi. Doğrudan ‘Burada madencilik yapılamaz’ kararı verildi.

Irmak METE >>> Şu an süren dava ne zaman başladı?

Neşe KARAHAN >>> Bir baktık ki Orman Bakanlığı’ndan 2009/7 sayılı bir paragraflık bir genelge geldi; ‘ÇED’lerde eksik bulunan hususlar firma tarafından yeniden yapılır. Bu da bakanlığa sunulur ve ÇED geçirilir.’ Hukuk dışı bir genelge. Yine ÇED aldılar. Sonrasında şirket yukarı çıkmaya çalışınca 21 Haziran 2015’ten itibaren Artvin halkı olarak nöbete başladık. Kısa sürede 751 kişinin katıldığı en büyük çevre davasını açtık. Keşif zamanını beklerken şirket tacizlerini arttırdı.

Irmak METE >>> Şirket maden sahasında endemik bitki türü olmadığını söylüyor.

Neşe KARAHAN >>> Hayır. 22 tane endemik bitki türü var. Bunu biz söylemiyoruz. Orman Fakültesi’nin 2006’da kendiliğinden hazırladığı ve 23 hocasının imzasının bulunduğu raporu var. Bu insanlar yalan söylüyor da onların bir günlüğüne buraya getirdiği hoca mı doğruyu söylüyor? Artvin’de en son 2 bin 700 bitki çeşidi olduğu açıklandı.

‘ELMA KURDU GİBİ DOLANIYORLAR’

Irmak METE >>> Şirketin ‘Ağaç dikeceğiz, doğa zarar görmeyecek, kapalı işletme olacak’ söylemlerinde hiç doğruluk payı yok mu?

Neşe KARAHAN >>> Hepsi aynı şeyleri söyledi. Ne yazık ki yok. Bütün şirketler önce altın olarak geliyor. Sonra bakıra dönüyorlar. Biz altın, bakır, gümüş ayırmıyoruz. Burada yapılan madencilik yanlış. Kaldı ki maden mühendisleri altın rezervi yukarıda olduğu için kapalı işletme yapma şanslarının olmadığını söylüyor.

Bugüne kadarki bütün mahkeme kararları kapalı bakır işletmesi iptalleridir. Sıra açık işletmeye gelmedi bile. Şimdi zararsız kapalı işletme yapacağız diyorlar ama değişen birşey yok. Yani elmanın kurdu gibiler. Etrafında dolanıyorlar. Nereden girebilirsem gireyim, sonra gerisini hallederim. Yöntem bu.

Irmak METE >>> Maden ne yazık ki bir zorunluluk. Siz madene karşı mısınız?

Neşe KARAHAN >>> Her yerdeki madenciliğe karşı değiliz. Yöntemler önemli. Dünyada bazı yöntemler var ama çok pahalı. Biz diyoruz ki çıkarılabilecek yerlerdekileri doğru yöntemlerle çıkarın. Madensiz ve altınsız yaşanabilir ama, bitki, hayvan, temiz su, temiz hava veya toprak olmadan yaşanmaz. Yatırım yaparken bunları göz önünde bulundurun diyoruz. Bu, 10-12 senelik bir işletme. Sonra çekip gidecekler. Orada bir şey başladığı an Artvin hızla göç vermeye başlar. Artvin zaten Çoruh Vadisi’yle aşağıdaki bütün verimli alanlarını kaybetti. Kalan tek alanımız burası.

Bakın, biz bu süreçte bir şey öğrendik. ‘Artvin’in havası, suyu temizdir. İnsanı güzeldir’ diyorduk ama baktık ki bir dünya mirasının üzerinde oturuyoruz. Doğu Karadeniz’in doğal yaşlı ormanları denen özel bir ekosisteme sahip olduğumuzu öğrendik. Ağaçları keserler, yeniden dikilir. Ama buranın sadece ağaç olmadığını öğrendik. Ekosistemin, endemik türün ne demek olduğunu öğrendik. Dünyadaki 25 sıcak noktadan birinde yaşadığımızı öğrendik. Bitkisel anlamda kıymetli ve korunması gereken bir alan olduğunu öğrendik.

‘ARTVİN EĞİTİM FABRİKASI’

Irmak METE >>> Buradaki maden kime ait olacak?

Neşe KARAHAN >>> Şirkete ait. Öyle bir maden yasamız var. Devlete sadece istihdamdan bahsediyorlar. Öyle imtiyazlar var ki... Üstüne para veriyoruz ‘gelin, alın, çıkartın’ diye. Artvin’de üretilecek o kadar çok şey var ki. Hem kimseye zarar vermeyecek, hem devlete ve millete daha fazla pay katacak işler var. Böyle bir imkan varken neden bu konuda ısrar edilip bir şehir yok edilmek isteniyor? Türkiye’nin her yerine eğitimli insan yollayan bir kent burası. Artvin bir eğitim fabrikası. Türkiye’nin neresine giderseniz gidin hizmet eden üreten Artvinli bulursunuz. Biri, bir yerde yeşil olmayan bir yeri yeşertmişse, ya Artvinlidir, ya da bir bağı vardır. Kötü insanlar değiliz. Olmak da istemiyoruz.

artvin direniyor2

Haritadaki mavi alan turizm merkezini kapsıyor. Cerattepe maden sahası da sarı çizgilerle belirtilmiş. Cerattepe, yerleşim bölgesinin üstünde, Hatila Milli Parkı ile turizm merkezinin de arasında kalıyor. Kırmızı çizgi ile gösterilen alan ise 4 bin 156 hektarlık Genya maden ruhsat sahası.

‘YASAK VADİYE DOKUNUNCA HEYELAN GELDİ’

Karahan’la sohbetimizde halkın “yasaklı bölgeleri” olduğunu öğreniyoruz. Karahan halk arasında anayasa hükmünde olan yasakları şöyle anlatıyor:

“Biz bilim insanı değiliz. İçgüdüsel olarak bakıyoruz. Yasak deremiz, yasak tepemiz vardır. Bütün köylerin yasakları vardır. Yazılı birşey değil ama anayasa hükmündedir. Kimse tavuk bile bırakmaz oraya. Herkes yasak olan yeri elbirliği ile korur. Çünkü orası olmadığı zaman yaşayamayacağını bilir. Mesela Artvin’in yasağı da Genya Dağı’ndaki yasak vadidir, yasak deredir. Orada kesim yapılmaz. Orman İşletme Müdürlüğü kesim yapmaya kalkıştı. Uyardık. İşletme müdürü inatla kesim yaptı. Ertesi gün heyelan geldi. Ucu ucuna felaket atlatıldı. Halkın yasaklı alanları nasıl belirlediğini de şu sözlerle açıklıyor: “Orada insanlar daha önce bir şey yapmış, zararını görmüş. Bildikleri için de ‘dokunma’ diyorlar. Yaşaya yaşaya öğreniyorlar. Bilim insanları deneyle veri elde eder. Burada da yaşamla elde edilmiş veriler var. Bilimsel verilerle öngörülerimizi destekliyoruz.”

artvin direniyor3

KADIN ERKEK AYRIMI YOK BİZ BÜTÜNÜZ!

Artvin’de kadınların hep ön planda olduğunu gözlemliyoruz. “Bir kadın önderliği var diyebilir miyiz?” diye soruyoruz Karahan’a: “Önderlik değil. Kadın erkek diye hiç ayırmıyoruz. Yaşamımızda da, hareketlerimizde de öyle bir ayrım yok. Kadını, erkeği, yaşlısı, genci diye bir şey yok. Biz bir bütünüz. Geçen Pazar günü kadınların önde olmasına karar verdik.

Masumane olarak kadınların yukarı çıkmasını istedik. Gazla, plastik mermiyle onlarca kişi yaralandı. Artvin halkı ilk defa böyle birşeyle karşılaştı. Kimin için ve ne için?”

nese karahan yesil artvin dernegi

‘KORUMAMIZ GEREKİRKEN TAHRİP EDİYORUZ’

Çevre sorunlarını Cerattepe’yle kısıtlamayan Karahan dünyanın artık “SOS” verdiğini söylüyor ve şu uyarılarda bulunuyor: “Karadeniz’de peş peşe felaketler yaşanıyor. Son senelerde Hopa’da bir felaket yaşadık. Bunlar doğal afet olmaktan çıktı. İnsan eliyle yarattığımız afetlere dönüştü. Çünkü rahat durmuyoruz. Doğayla oynadık dengesini bozduk. Herkesin durup ben ne yapıyorum diye bakması lazım.

Dünyanın bize ihtiyacı yok. Dünya insansız da döner. Ama insanların henüz dünyaya ihtiyacı var. Yapacağımız her şeyi insanlık adına 10 kere düşünmemiz lazım. Ben 60 yaşındayım. Yağışların değiştiğini gözlemliyorum. Ormanlarımızda 2 senedir hortumlar oluşuyor. Bizim bunlarla uğraşmamız lazım. Yukarıdaki alanları daha sağlıklı hale getirmemiz gerekirken, maden tahribatına başvurmaya çalışıyorlar.”

‘EŞİMİN BIRAKTIĞI YERDEN...’

Karahan ilk günden bu yana dernek çalışmalarının içinde. Eşiyle beraber mücadeleye başlamış. Devlet memuru olan Karahan 1995’te eşinin vefatıyla emekli olmuş. Emekliliğinden sonrasını şöyle aktarıyor: “Eşimi kaybettikten sonra onun işine devam ettim ve 20 sene pastacılık yaptım. Son bir yıldır hem maden konusu, hem de yaşımdan dolayı pastaneyi de bırakmaya karar verdim. Tabi bıraktığım için üzgünüm. Çünkü orası bir buluşma yeriydi. Bir de 23 Nisanlarda bütün çocuklara dondurma ikram ederdik. Dondurmayı ben yapıyordum. Eşim başlatmıştı bunu. Ama işte her şeyin bir sonu oluyor...

Söyleşi : Irmak METE - 29 Şubat 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

12°C

Istanbul