marmaric logo225 

“Marmariç’in Rüzgâr Türbinlerine Karşı Beklenmedik Direnişi: “Canınızı Verin, Dağınızı Vermeyin!”

Kamuoyuna duyurumuzdur:

İhtiyaç duyduğumuz enerjinin nükleer ve fosil yakıtlar kullanılarak üretiliyor olmasındansa rüzgâr, güneş ve başka yenilenebilir ve temiz kaynaklardan faydalanılarak üretiliyor olması, verdiğimiz kurslarda öğrencilerimize, seminerlerde dinleyenlere anlattıklarımız arasındaydı ve herhangi bir durumda ve ortamda böyle olması gerektiğini savunmaya devam edeceğiz. HES’lerin (hidroelektrik santrali) çoğunlukla uygulandığı ölçeğe ve verdiği zarara değinmekle birlikte; doğru ve duyarlı, doğada akarsu örüntüsünü kavrayan bir bilinçle yapıldığında temiz ve iyi bir enerji üretim yöntemi olabileceğini ve birçok bölgemizde bu duyarlılıkla yapılmayan HES’lere karşı örgütlenen yerel direnişleri de desteklediğimizi ifade ederdik ve etmeye devam ediyoruz.

marmaric vadisi

Artık rüzgâr enerjisi konusunu farklı anlatıyoruz. Şu anda bildiklerimizi daha önce bilseydik RES’leri (rüzgâr enerji santrali) de HES’ler gibi işlerdik.

Şu anda yerimizde yurdumuzda, evimizde barkımızda sağlığımız, huzurumuz, üretimimiz, ağaçlarımız, bahçelerimiz, hayvanlarımız ve bütüncül bir şekilde baktığımızda tüm yaşamımız tehdit altında. Bu yetmezmiş gibi mülkümüzün, toprağımızın elimizden bir gecede acele kamulaştırma marifetiyle alınma ihtimaliyle de karşı karşıyayız. “Adalet mülkün temelidir” diyerek, kanunlar alet edilip toprağımız gasp edilecek olduğunda başımıza gelenden haberdar olup hakkımızı arayabilmek, ilk atmamız gereken adım olarak hukuki açıdan mülkümüzü savunabilmek üzere, acele kamulaştırmalarla ilgili Bakanlar Kurulu kararlarının yayımlandığı Resmî Gazete‘yi takip ediyoruz.

Biz kimiz? Biz İzmir’in Bayındır ilçesinin bir dağ/orman köyü olan Dernekli’nin haritalar üzerindeki ismiyle Mersinli Mahallesi’nde yaşayan ve çalışan, mahallenin eski ve yerel ismiyle Marmariçlileriz. 2005 yılında Marmariç Ekolojik Yaşam Derneği’ni, 2009 yılında da Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü’nü kurduk. Tarımda, hayvancılıkta, yerel ölçekte yağmur suyu hasadı ve su tasarrufunda, yerel ölçekte enerji üretimi ve tasarrufunda, mimarlıkta ve insan ikametini ve yerleşimlerini ilgilendiren bütün diğer konularda uygulamalar, denemeler, tasarımlar yapmaya, eğitimler verip yayınlar hazırlamaya devam etmekteyiz.

Ekibimizden birisinin fark etmesi ve uyarısı üzerine konuyu derinlemesine araştırmaya başladık. Okuduk, izledik, dinledik ve çok kısa sürede başımıza gelmek üzere olan felaketi kavradık. Bırakın bize olumsuz taraflarından bahsedilmesini, yaşadığımız yerde böyle bir yatırım yapılacağını dahi bilmiyorduk. Yatırımı yapacak ve hemen dibimize, önümüzdeki aylarda 100 küsur metre boyunda ve kanat uzunluğu 60 küsur metre olan dev, endüstriyel rüzgâr türbinlerini dikmeye başlayacak olan Yander adındaki şirketi temsilen kimse gelip “selamünaleyküm…” demediği gibi, muhtarımız ya da herhangi başka bir resmî kurum tarafından bir tebligat da elimize ulaşmadı.

Karaburun Yarımadası’nda Yaylaköylülerin hayatlarının içine dikilen rüzgâr türbinlerinden nasıl etkilendiklerini anlattıkları videoyu izledik, yazılanları okuduk. Kendi ağızlarından keçilerinin düşük yaptığını, sütten erken kesildiğini, türbinlere yaklaşamadıklarını ve dolayısıyla otlaklarının daraldığını, bal arılarının, zeytin sinekleriyle beslenen yarasaların ve kuşların o çevrede artık uçmadığını, şantiyelerden ve açılan yollardan kalkan tozun nasıl bütün ürünlerini ve her yeri kapladığını, hayvanlarını hasta ettiğini dinledik. Bunların hiçbirini bilmesek, görmemiş, okumamış olsak dahi sadece bir Yaylaköylünün “Yerleşim alanınıza yakınsa canınızı verin, dağınızı vermeyin!” sözleri bile bizim için yeterli bir uyarı olurdu.

Uluslararası kaynakları taradığımızda dünyanın dört bir köşesinde RES’lere karşı direniş ve mücadelelerin sürdüğünü ve artan bir sıklıkla yenilerinin başladığını gördük. Karşımıza çıkan Dr. Nina Pierpont’un bulguları bizi dehşete düşürdü. Yaptığı çalışmaların sonuçlarını derlediği 2009 yılında yayınlanan kitabında, endüstriyel ölçekteki bir rüzgâr türbininin düz alanda 2 km, engebeli arazide 3,2 km yarıçap içerisinde yaşayan insanların ve tabii ki hayvanların sağlığı üzerinde çok ciddi olumsuz etkileri olduğunu anlatıyordu. Rüzgâr Türbini Sendromu diye adlandırdığı semptomlar bütününün, insanın duyma eşiğinden daha pes, ses-altı frekansların iç kulağa olan etkilerinden kaynaklandığını bulmuş ve elinden geldiğince dünyaya duyurmaya çalışıyordu. Denge kaybı, baş ağrısı, uykusuzluk, unutkanlık, asabiyet, mide bulantısı ve başka semptomları duyulabilen rahatsız edici bir gürültüyle ilişkilendirmek gerekmediğini, duyulabilen rahatsız edici bir ses olmasa dahi sözünü ettiği yarıçap içerisinde bu etkileri gözlemlediklerini, ses frekansı ölçümleriyle doğrulayarak yazıyordu.

Engelleyemezsek Yander A.Ş.’nin bize en yakın türbini 800 metre mesafede, geriye kalan türbinlerinin çoğu da 3,2 km içinde olacak. Yander A.Ş.’nin EPDK’den üretim lisansı alarak kurmak istediği santral sahası, Marmariç/Mersinli Mahallesi’nin neredeyse tamamını içine alıyor ve Mersinli Mahallesi ile Çınardibi Köyü’nün arasında yer alıyor. Mersinli Mahallesi’nin merkezinden Çınardibi Köyü’nün merkezine kuş uçuşu mesafe aşağı yukarı 3,5 km’dir. Yander A.Ş.’nin türbinlerinin çoğu Çınardibi Köyü’nün dışındaki hanelere 400 ila 1000 metre arasında uzaklıkta yer alacaklar. Bütün bu mesafeleri hesaba kattığımızda Çınardibi Köyü’yle aramızda yapılacak endüstriyel bir RES’in, Çınardibi sakinleri dahil bizim sağlığımızı ve buradaki üretimimizi olumsuz etkilemeden yapılmasına imkân olmadığını fark ettik. Araştırdıkça, bizim bu dağlara heveslenen tek şirketin Yander A.Ş. olmadığını, Borusan EnBW başta olmak üzere bizim yakın çevremizde lisans alan şirket sayısının üç olduğunu ve daha yaygın bir alanda üzerinde yaşadığımız sıradağlar boyunca dokuz şirkete lisans verildiğini öğrendik. Borusan EnBW, Çınardibi’nin ve kuzeyindeki üç diğer köyün tepelerine kabaca 50 km2′lik bir santral sahasıyla ve önümüzdeki yıllarda potansiyel olarak onlarca ve belki de 100′ün üstünde endüstriyel türbinle çökmüş olacak.

marmaric vadisi2

Şu bağlantıda yer alan harita Mersinli RES santral sahasını gösteriyor: http://j.mp/mersinlires2014.

Şu bağlantıdaki haritada ise yakın çevremizdeki diğer projeleri görebilirsiniz: http://j.mp/yakincevre.

Bu bilgiler bizde bir sorumluluk yarattı. Kurulması muhtemel bir RES’in etkileyeceği köylerin (Çınardibi, Bayramlı, Kamberler, Osmanlar) muhtarlarıyla bağlantıya geçip köy kahvelerinde öğrendiğimiz her şeyi paylaştık. Çınardibi sakinleri durumun ciddiyetini ve aciliyetini görerek hemen davrandı ve haklarını koruyabilmek için gereken davaları açmaya başladılar. Diğer köylerde de bir uyanış yaşanmasını umuyoruz.

Okudukça gördük ki, Yander A.Ş.’nin “ÇED (çevresel etki değerlendirmesi) gerekli değildir” iznini valilikten alabilmek için hazırlattığı nihai proje tanıtım dosyası, ciddiyetsizlik ve bilimsel hatalarla dolu olmanın yanı sıra, bu dosyada santral sahası içinde ve yakınındaki insan yerleşimlerinin ve uzaklıklarının sıralandığı bölümde, bizim yaşadığımız Marmariç’in bahsi dahi geçmiyor. Bize bu kadar yakın ve bize bu kadar büyük zararı olacak bir endüstriyel yatırımı yaparken bizden bir selamı bile esirgeyen, bizi bilimsel raporlarında dahi yok sayan bir zihniyetle elimizden gelen bütün yollarla mücadele etme ve bu projeyi ve başlarsa inşaatı ne pahasına olursa olsun durdurma kararı aldık. Hukuki mücadelemiz başladı. Avukatlarımıza vekaletleri verdik ve belirlediğimiz hukuki strateji çerçevesinde gereken davaları açtık.

Çevre aktivistliği ve mücadele yöntemleri bizim için yeni bir konu değil. Yurdun farklı köşelerinde benzer mücadeleler içinde olan dostlarımız da az değil ve dolayısıyla biliyoruz ki hukuki zeminde, yürütmeler durdurularak, projeler, lisanslar iptal edilerek bu yatırımlar ve inşaatlar önlenebiliyor. Eğer mücadelemizde başarılı olmak istiyorsak pek yakın bir tarihte, yüksek ihtimalle fiziksel olarak da direnmemiz gerekebileceğinin farkındayız. Bu direnişin de ancak hukuki mücadeleye destek olarak ve paralelinde basın yoluyla, web sitelerinde, sosyal medyada duyurularak ve bulabildiğimiz başka her yoldan kamuoyu desteği alarak sürebileceğinin farkındayız.

Mücadelemiz bugün başladı. Umuyoruz ki Yander A.Ş.’nin yüzde 99,7 oranında hissesine sahip ve Yönetim Kurulu Başkanı olan Bayram Kınay vicdanını dinler, sağduyu ile hareket eder ve yaptığı hatadan bir an önce döner. Mersinli RES’den vazgeçip, gerçekten doğa dostu bir yatırım bulabileceğini düşünüyoruz. Anadolu Holding’in Gerze’deki kömürlü termik santral projesinden vazgeçmesi vakasını incelerse, bu, daha fazla yatırım ve zaman kaybetmeden bir an önce karar vermede kendisine faydalı olabilir.

Bizi tarlalarımız ve hayvanlarımız bekler.

Sen de RESt çek, bizi destekle!

#REStÇek!

Marmariçliler - 05 Kasım 2014
http://marmaric.org/restcek/

Son Yazılar

Partly cloudy

12°C

Istanbul