ethem gonenc

Sular ve toplumlar kirlensin, ne olur ki?..

Sularımız, çeşitli atıklarımızı boşalttığımız veya ülkelerimiz,

emperyalistlerin ve din bezirgânlarının melanet yaydıkları bir ortam olarak kullanıldığında, yani kirletildiklerinde neler olur; bunu Dünya Sağlık Örgütü’nce (WHO) yapılan sınıflandırmaya uygun olarak inceleyelim.

Hijyenik kirlenme!

Atıksularla sulara boşaltılan bakteriler, virüsler vb. bu suları kullananların çeşitli bulaşıcı hastalıklara yakalanmasına neden olur. Toplumlara da aynı şekilde din bezirgânlığı yapanlarla bunların yandaşı basın-yayın organları mikrop saçar ve insanları birer ruh hastasına dönüştürür.

Organik kirlenme!

Sudaki bakterilerin, atıksularla boşaltılan organik maddeleri, sudaki çözünmüş oksijeni kullanarak biyokimyasal reaksiyonlarla parçalaması sürecinde, sularda oksijen giderek azalır, hatta bir süre sonra su ortamı bir bataklığa dönüşür. Bu durumdan tüm su ekosistemi etkilenir. Toplumlar da diktatörlüğün gücü elinde tutmak için çıkardığı demokrasiyi tüketen yasaları ve bunları uygulayan yargı ve güvenlik kurumları vasıtasıyla, aynı şekilde soluksuz bırakılır.

Anorganik kirlenme!

Çoğu anorganik maddeler çok yüksek dozlara ulaştığında, suları çeşitli kullanımlar için uygunsuz hale getirirler. Toplumlara da iktidarı elinde tutmak isteyen diktatörler ve yandaşlarınca sürekli yüksek dozda kin ve nefret aşılanarak aynı etki yapılır.

Ötrofik kirlenme!

Sulara boşaltılan atıksuların bünyesindeki azot ve fosfor bileşikleri sularda ötrofikasyona neden olur. Toplumlarda benzer şekilde ötrofik hale getirilebilir (Bu konuyu 14 Mart günlü yazımda uzun uzun anlatmıştım).

Pestisit kirlenmesi!

Zirai mücadele amacıyla kullanılan pestisitlerin, çeşitli yollarla sulara karışıp besin zincirine girmesi ve biyoakümilasyonu sudaki organizmaların ölümüne veya genetiğinin bozulup, nesiller boyu etkilenmesine yol açar. Toplumlarda da ahlaki, etik ve kültürel değerlerin yitirilmesi aynı etkiyi yaratır; genetiği bozulan toplum üretmeyen, tüketici bir tebaya dönüşür.

Petrol kirlenmesi!

Petrol ve türevleri, doğrudan boşaltımlarla veya kazalar sonucunda sulara karışabilmektedir. Bu durumda gerek su yüzeyini kaplayan petrol nedeniyle suyun havalanmasının engellenmesi, gerekse sudaki (su kuşları dahil) tüm organizmaların petrole bulanması sonucu ölümler gerçekleşir. Petrole sahip toplumlar da günümüzde Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da görüldüğü gibi, yüzlerce insanın ölümüne yol açan mezhep savaşlarına sürüklenerek, bu karmaşada petrol kaynaklarını emperyalistlere teslim ederler.

Toksik kirlenme!

Bazı endüstrilerce sulara boşaltılan atıksular, sulardaki organizmaları öldürücü çeşitli toksik maddeler içerirler. Bir ülkenin kaynaklarını sömürmek isteyen emperyalistler ile onların ajanları, aynı provokatif eylemlerle, korku ve endişe yaratarak toplumu zehirlerler.

Radyoaktif kirlenme!

Radyoaktif atıkların çeşitli yollarla sulara karışması, organizmaların ani ölümlerine ve genetik olarak onlarca yıl etkilenmelerine neden olur. Emperyalizm de rant ve güç için, emeğin ve üretimin değerini yok edip sanatsız, kültürsüz bir toplum yaratarak, aynı şekilde onlarca yıl izi silinmeyecek etkiler yaratır.

Isıl kirlenme!

Özellikle nükleer ve termik santrallar, soğutma suları deşarjlarıyla sulara önemli miktarlarda atık ısı verirler. Sularda bu şekilde sıcaklığın artması hem biyokimyasal reaksiyon süreçlerini hızlandırarak hem de oksijenin sudaki doygunluk konsantrasyonunu azaltarak havasız ortama geçişi kolaylaştırır ve böylece tüm su ekosisteminin dengesi altüst olur.

Emperyalistler de ülkelerdeki işbirlikçileri vasıtasıyla, karşıt görüşleri, mezhepçiliği, etnik farklılıkları kışkırtarak ortamı ısıtırlar ve tüm değer yargılarının yok olduğu bir ortam yaratarak toplumu esir alırlar. Bunlar size çağrışım yaptırıyor mu? İyi o zaman, kirlenince ne olur anlaşılmıştır.

Ethem GÖNENÇ - 30Mayıs 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Sunny

36°C

Istanbul