TRABZON’dan Rize’ye giderken, 63. km’de sağa, İspir-Erzurum yoluna saparsınız Kaçkar Dağları’nın eteklerinde Ovit Geçidi’ne ulaşırsınız.

Buraya varmadan, 78 km’lik İkizdere Vadisi boyunca bir dehşet manzarası ile karşılaşırsınız. Daha doğrusu bir vadinin katliamıyla... Zaman zaman coşkulu, zaman zaman da cılız akan suların kaya parçaları arasında eriyişini görürsünüz. İşte bu zayıf aktığı anlarda hidroelektrik santralları suları emiyor.

Rize ve Fındıklı arasındaki 85 km’lik alanda denize inen 11 vadinin en önemlileri Fırtına ve İkizdere vadileri... 11 vadide toplam 76 HES projesi geliştirilmiş. Rize genelinde ise proje sayısı 124’ü bulunuyor.

Yaklaşık 4-5 milyar dolarlık bir yatırım öngörülüyor bu doğa parçasında.

Fırtına ve İkizdere vadilerinde HES projeleri ilk kez 1965 yılında DSİ tarafından gündeme getiriliyor ve DPT’nin programına alınıyor. Ancak projeler Özal döneminde devreye sokulmaya başlanıyor. 1996 yılında Fırtına Vadisi’nde HES projelerine ilk adım atılıyor. Mesut Yılmaz’ın başbakanlığı döneminde ise Dilek-Güroluk HES’inin temeli atılıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ise Cumhur Ersümer... Bölge halkının çevresel tepkisi ve yerel avukatların açtığı davalar sonucunda, 2000’li yılların başında projeden vazgeçiliyor. Burada avukatlar Yakup Şekip Okumuşoğlu ve Remzi Kazmaz’ın isimleri mücadelede öne çıkıyor. Kazmaz’ın ünlü ‘Vatandaş Mustafa’ belgeseli Fırtına Vadisi’nin mücadelesini anlatıyor.

AKP iktidara geldikten sonra 2003 yılında ‘su kullanım anlaşmaları ve ÇED yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerle 2006’dan sonra HES projeleri, adeta bölgeyi sarmal altına alıyor. İşte dere soykırımı ve yağması bu dönemde başlıyor.

2009 sonu itibariyle ülke genelinde devreye sokularak işletmeye alınan 187 HES var.

187 HES’in dışında Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun son üç yıldan beri kamu ve özel sektöre, ‘su kullanım hakkı ve enerji üretimi’ lisansı çercevesinde verdiği proje sayısı ise 1.576. Bu projelerden 145’nin yapımı sürüyor.

Tasarlananlarla birlikte bu rakam 2.300’leri buluyor. Bunun dışında ayrıca 2.000 de mikro HES projesi geliştirilmiş.

İKİZDERE’DE MANZARA

İşte bizim Rize sınırları içindeki inşa halinde bulunan 23 projeden İkizdere Vadisi’nde yaptığımız gezide dört HES yatırımının bölgede ne kadar büyük bir tahribata neden olduğunu gördük. Oraya Of’tan dostlarla gittik. Bu vadide ilk SANKO’nun Cevizlik HES projesi başlatılmış. İkizdere’ye varmadan Güneyce Beldesi’ne yakın bir yerde.

Eskiden bildiğimiz o İkizdere’nin uğultuları kaybolmuş, sakin sakin akıyor. Bazı bölümlerinde ise o coşkuya benzer akış görüyorsunuz, ama bu o sırada tünellerden salınan suyun etkisiymiş. Derenin özgün alabalıkları yok olmaya başlamış... Dere kenarlarındaki mesire yerleri ve kırlık alanlar yok edilmiş... HES inşaatlarında çıkan hafriyatların dere yataklarına gelişigüzel dökülmesi bir doğa cinayetinin göstergesi.

Özetle... Dağlar delik deşik... Sit özelliğine sahip vadilerde dinamit patlatıldıkça, Kandilli Rasathanesi’nin kayıtlarına düşüyor. Bir keresinde Güneysu’daki patlatmada 2.7’lik ölçüm kaydedilmiş. Yargı kararları uygulanmayarak, vadilerle birlikte hukuk da katlediliyor. Bakanlıklar arasında olduğu kadar aynı bakanlığa bağlı birimler arasında kopukluk olması da olayın başka bir boyutu.

ORMANIN ALTINDA METRO GİBİ SANTRAL

İkizdere’ye gitmeden alt kesimdeki Güneyce Beldesi’nin dört dönemdir belediye başkanlığını yürüten Kemal Köse ile karşılaştık. Aralıklı olarak MDP (Horozlu), ANAP ve BBP’den seçilmiş, şimdi de AKP’li... Bize anlatıyor. İpek Yolu’nun Karadeniz’e ayrılan kervan yolu da bu bölgeden geçiyormuş. Farsça Kurayi Seba; yani yedi köyün birleşimi ile oluşan eski bir ilçe merkezi... “Ben santrala karşı değilim ama suyun % 30’unu da bıraksınlar” dedi... İşte bu oran tartışmalı henüz... Çay içerken bizi santrala götürüyor. Koca ormanın altındaki toprağa gömülmüş, muhteşem bir yapı. Türkiye’nin 5. yeraltı santralıymış... Tünelin girişine henüz fayans döşeniyordu. Dört kat alttaki türbinler deneme üretiminde ama rahatsız edici bir ses yok. 50 megavat gücündeki iki türbine inen cebri borunun uzunluğu 240 metreyi buluyormuş. Yani, muhteşem yoğun kızılağaç ve çam ormanlarının altında sanki bir metro istasyonu düzeni içinde. Ancak içi başka, vadi başka... SANKO’nun başka HES’leri de varmış; bazıları da ortaklık biçimindeymiş. 49 yıllığına bu yerleri kiralayan birçok firmanın da inşaatları sürüyor.

SANKO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu su iletim tünellerinin kaç km olduğunu ve nasıl yapıldığını da STK’lara ve bölge halkına açarak, gezdirerek göstermeli. Sağlıklı bir çevre ve sürdürülebilir kalkınma için...

Rafting yapılamayacak

YOLDA şoför arkadaş “Yukarı bak” dedi ve ekledi: “İşte Tarkan’ın köyündeki‚ kartal yuvası...”

Tarkan’ın Hasankeyf ve İkizdere’deki projelere karşı olduğu biliniyor. Direnişlere destek vermek üzere hazırlandığı gün bir uyuşturucu operasyonu nedeniyle gözaltına alınması da ilginç bir tesadüf.

Az sonra yolda botlarını el üzerinde taşıyan bir grup gençle karşılaştık. 11-16 Temmuz’da Hollanda’da yapılacak 21 yaş altı Avrupa Rafting Şampiyonası’na hazırlanıyorlarmış. Antrenörleri Kanat Karamürsel acı bir gerçeği dile getiriyor:

“Eskiden vadinin 60 km’lik kısmında rafting yaparken, HES’lerin yapımı yüzünden 9 km’lik kesimi kullanabiliyoruz artık. Hollanda’da gibi düz bir ülke yarışma yapıyor, biz ise böyle bir doğa parçasında antrenman yapacak yer bulamıyoruz.”

HES’ler tümüyle üretime geçince o doğal parkuru da bulamayacaklarını, ayrıca otelcilerin, dinamit patlatılmasından kaplıca sularından mahrum kalacaklarını da ilgililer düşünmelidir.

KARADENİZLİ İŞADAMLARI

KARADENİZ’in yamaçlarında betonarme konut yapımı giderek artıyor. Buralara nasıl ulaşılıyor, şaşırmamak mümkün değil. Bir bürokrat, “Trabzon ve Rize arasında kaçak yapıların sayısı 20 bini geçti. Yayla evleri ise ayrı vahamet... Valisi, kaymakamı, muhtarı ve jandarması bu kaçak yapılaşmayı görmezden geliyor” dedi. HES’ler kadar olmasa da önemli bir sorun sayılmalı.

Bu arada Rize’den bize bir liste verdiler... İstanbul ve Ankara’da oturan Karadenizli işadamlarının listesi... Çoğu da Trabzonlu. Kimler mi? Ali Ağaoğlu, Yaşar Aşçıoğlu, Tahir Kıran başta olmak üzere Ulusoy, Sarıalioğlu, Dumankaya, Tellioğlu, Çakıroğlu, Saraloğlu, Nuhoğlu, Keçeli, Dumankaya, Cevahir, Mete, Biberoğlu, Kavalcıoğlu, Cengiz, Kalkavan, Sadıkoğlu, Kaptanoğlu ve Ekşioğlu... Bu ailelerin kendi köylerinde vadilere veya Karadeniz’e bakan evlerinin bazıları görkemli konak görünümünde.

İnsanlar, bu vadilere bakarken hiç mi yürekleri sızlamaz. Nerede bu yürekler!

Yalçın BAYER - 04.07.2010 - Hürriyet

Son Yazılar