ethem gonenc

Alternatif su kaynakları nelerdir?

Günümüze kadar su kaynakları yönetiminde eğilim,

suya gereksinim olan yere olabildiğince yakın tatlısu kaynaklarının bulunması ve tüketime sunulması olmuştur. Bu stratejinin sonucu olarak hemen her ülkede onlarca baraj, rezervuar ve gölet inşa edilmiştir. Ancak bu uygulamalar ülkelerin su kaynaklarının israfına ve tahrip olmasına neden olmuştur. Ayrıca ülkelerin su gereksinimlerinin, özellikle nüfus artışlarına bağlı olarak giderek artması ve ihtiyacın karşılanamaması, mevcut su kaynaklarının kirletilerek kullanılamaz hale gelmesi ve sıkça yaşanan periyodik kuraklıklar, aşağıdaki alternatif su kaynaklarının kullanımını zorunlu kılmıştır.

Evsel atıksuların geri kazanılması ve yeniden kullanılması!

İleri atıksu arıtmalar sonrasında geri kazanılan atıksuyun endüstrilerde soğutma suyu, kazan ve proses suyu; tarımda sulama suyu; kentlerde çeşitli yeşil alanların sulama suyu, yangın suyu ve tuvalet temizlik suyu olarak yeniden kullanılması pek çok ülkede uygulanmaktadır. Örneğin Rusya, ABD, Kıbrıs, Arjantin, Brezilya, Şili, Meksika, Peru, Çin, Hindistan, Japonya, İsrail, Kuveyt, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri’de geri kazanılan su çeşitli amaçlarla yeniden kullanılmaktadır. Özellikle ABD, Kıbrıs ve İsrail’de ise geri kazanılmış sularla yeraltı su kaynakları beslenmektedir.

Deniz sularının kullanımı!

Son yıllarda desalinizasyon teknolojisindeki gelişmelerle birim maliyetin giderek düşürülmesi, özellikle kurak bölgelerde deniz suyundan kullanma ve içme suyu elde edilmesini yaygınlaştırmıştır. Halen yüzden çok ülkede deniz suyu kullanılmaktadır. Kurulu kapasitenin %50’si Ortadoğu ülkelerinde, %19’u Amerika’da, %13’ü Avrupa ülkelerinde, %12’si Asya ülkelerinde, %6’sı ise Afrika ülkelerindedir.

Yağmur suyu hasadı!

Yağmur suyu hasadı, yağmur suyunun çatılardan veya yüzeyden toplanıp depolanarak çeşitli amaçlar için kullanılmasıdır. Ayrıca hasad edilen sular yeraltı su kaynaklarını beslemek için yeraltına da sızdırılmaktadır. Yağmur suyu hasadı özellikle Asya ve Afrika ülkelerinde kırsal alanlarda, antik çağdan beri içme suyu temini amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Örneğin; Bermuda’da toplam su ihtiyacının %50’si, Avustralya’da ise 1 milyon kişinin su ihtiyacı yağmur sularının hasadından karşılanmaktadır. Japonya’da ve Almanya’da kentlerde çeşitli amaçlarla hasat suyu kullanılmaktadır. Singapur’da ise yağmur suları toplanarak içme su rezervuarına gönderilmektedir.

Su transferi!

Havzalar arası su transferi; bir boru hattı veya kanalla bir havzadan bir başka havzaya suyun yapay yollarla taşınması olarak tanımlanabilir. Aslında su transferi ile sadece var olan kaynağın yeri değiştirilmekte, yeni bir kaynak yaratılmamaktadır. Dünyada Türkiye dahil birçok ülkede (ABD, Libya, Güney Afrika, İran, Almanya, Çin) ilk yatırım maliyetlerinin göreceli olarak düşük olması nedenleriyle, büyük su transfer projeleri hayata geçirilmiştir. Ancak su transferi ekosistem ve sosyal sistemde birçok sorunlar yarattığından, ancak çok özel hallerde, başka seçenek yoksa uygulanmalıdır.

Su talebi yönetimi!

Talep yönetimi; su kaynaklarının verimli ve sürdürülebilir kullanımını sağlayacak stratejilerin geliştirilmesi olarak tanımlanabilir. Su talebini sınırlayarak; su kaynaklarını korumak ve verimli kullanmak, su tasarrufu ile elde edilen sosyal ve ekonomik çıktıları artırmak, kısaca su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini sağlamak mümkündür. Bu amaçla; şebekedeki kayıpları /kaçakların ve kaçak su kullanımının önlenmesi, tesisatların bakımı veya yenilenmesi, binalara kontrollü su kullanan tesisatın döşenmesi gibi teknik araçlar ile az kullanıma düşük ücret, vergi indirimi veya aşırı kullanımlara ek ücret uygulaması gibi ekonomik araçlar ve eğitim çalışmaları, yasal önlemler gibi sosyal araçlar kullanılmaktadır. Talep yönetimi konusunda uluslararası deneyimler göstermiştir ki; su tüketimindeki %50 oranında bir azalma bile yaşam kalitesinde bozulmaya neden olmamaktadır. Talebin azalması sonucu su şebekesinin büyütülmesi için ayrılan bütçe önemli oranda azalmakta, ayrıca atıksu oluşumu azaldığı için mevcut arıtma tesislerinin büyütülmesi gereği ortadan kalkmaktadır.

Yurdumuzda da su kaynaklarımızın değeri göz önüne alınarak “ne olursa olsun su temin edilmelidir” yaklaşımı yerine süratle “talep yönetimine” geçilmelidir. Kentlerin aşırı büyümesine karşı önlemler, aşırı su kullanan endüstrilerin terk edilmesi, tarımda damla sulama ve iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması gibi makro ölçekli planlamalar ile de talep yönetimi desteklenmelidir.

Sularımız özgür aksın, biz su tüketimimizi azaltalım!

Ethem GÖNENÇ - 25 Nisan 2014 - Aydınlık

Son Yazılar