ethem gonenc

Seçimimiz çevre bilincimiz olduğunu yansıtıyor mu?

Yanıt maalesef hayır.

Eğer böyle olsaydı, ülke ekosistemine büyük zararlar veren politikalarla yatırım kararları veren iktidar ve kentsel ekosistemi rant uğruna katleden şehircilik anlayışı ve planlama uygulamalarıyla iktidarın temsilcisi belediye başkanları asla bu oyları alamazlardı. Sadece çevresel tepki olsun diye, oylar diğer partilere kayardı.

Diğer tüm sosyoloik ve ekonomik değerlendirmeleri bir kenara bırakıp sadece “çevre bilinci” açısından, her bir denizel havzada analizler yapalım. Bunun için bir taraftan da kıyılarımızda plankton dağılımını, bir yerde ötrofik süreci ve kabaca kirlenmeyi gösteren gösteren şekile birlikte bakalım.

Denizel havzalarda durum!

Ötrofik fazdaki, yani en kirli Marmara Denizi Havzası’na baktığımızda, çevre bilinciyle oy verilseydi kirlenmede büyük payı olan İstanbul, Kocaeli ve Bursa belediyelerinde değişim beklenirdi. Çevre bilinci olan seçmen sorardı: “Vergilerimizle bu kadar büyük altapı ve atıksu arıtma yatırımları yapmanıza rağmen, sahillerimiz hala neden ötrofik ve kirli?” “Arazi rantları uğruna kent ekosistemimizi neden yokettiniz?”

Eğer çevre bilinci etkin olsaydı, Karadeniz Havzası Belediyeleri, kıyılardan başlayarak ta Kayseri ve Erzincan’a kadar, özellikle Ankara dahil, Sakarya nehri alt havzasında yerleşik tüm belediyeler el değiştirmeliydi. Oysa bir tek Sakarya (Porsuk) nehir havzasındaki Eskişehir’de, yıllardır kirlenmeyi önleyerek ekosisteme değer katan belediye için seçim çevre bilinciyle yapılmıştır. Özellikle Karadeniz Havzasının ekosistem açısından en değerli akarsu menbalarında HES’ler kurduran bir iktidara rağmen, üstelik onca direnen halkın yaptığı seçim çok ilginçtir.

Ege Denizi Havzası’nda, yoğun yerleşim merkezleri kıyıları dışında durumun iyi olduğu söylenebilir. Ama kıyılardan içeriye doğru Büyük Menderes ve Küçük Menderes akarsu alt havzalarında aşırı kirlenmeler vardır. Ancak her nedense, Manisa hariç bu iç kesimlerde, kirlenmeyi önleyemeyen, hatta nedeni olan iktidar belediyeleri seçilmiştir.

Genel olarak kıyılarda kirlenmenin düşük olduğu Akdeniz bölgesinde de durum benzerdir. İktidar iç kesimlerde yine HES’lere rağmen etkisini korumuş, kıyıda ise sadece Antalya’da etkin olabilmiştir. Göller Havzasında Isparta ve Burdur Büyükşehir Belediye seçimleri umarım çevre bilincini yansıtmaktadır. Ama ya diğer ilçeler, ya Konya? Nerede o göllerimiz kurudu, mahvolduk diye fevaran eden halkımız?

Doğu-Güneydoğu Havzasında, özellikle büyük yerleşim merkezlerinde ağır altyapı sorunları halen çözülememiştir. Ancak geniş alanlar kaplayan kırsalda, ekosistem ve çevre kirlenmesi açısından havzada durum iyidir. Çünkü henüz iktidarın kentsel rant politikaları havzaya ulaşamamıştır. Sonuçta, Dicle nehri ve Van Gölü alt havzasında BDP, Fırat nehri alt havzasında iktidar belediyeleri hakim olmuştur. Ancak kanımca bu seçimde kesinlikle çevre bilinci değil; kültürel, dinsel ve etnik yapı ile açılım süreci rol oynamıştır.

Sonuç :

Sonuç olarak; bu seçimde ne çevre bilinci ne de geçenlerde Özdemir İnce hocamızın yazdığı gibi sınıfsal bilinç sandığa yansımamıştır. Peki neden acaba? Yanıtı seçim sonuçlarıyla birebir örtüşen Türkiye Aydınlanma haritasında bulunabilir. Siyasetçiler farkında dahi olmadan, ortalama eğitim süresi beş yılı aşmayan, bu süreyi de dogmatik ve ezbere dayalı bir eğitim sistemiyle; sorgulama, yargılama, analiz ve sentez yapma yetenekleri köreltilerek geçiren bir Türkiye halkı oluşturulmuştur. Tüm siyasetçilerin bu gerçeği görüp kısa vadede bu özellikteki halka ulaşmanın yolunu bulmaları, orta vadede de onlara sınıf ve çevre bilinci kazandırmaları gerekmektedir.

Hadi rastgele...

turkiye okuma haritasi

Okuma Araştırmacısı Ferhat Özen 2011 yılında “Türkiye’nin Okuma Haritası”nı çıkarmıştı.

kiyilarimizda planton dagilimi

Ethem GÖNENÇ - 04 Nisan 2014 - Aydınlık

Son Yazılar