antalya_2b_koylu_mucadelesi2_225

Sayfalar Dolusu Yoksullaştırma İlanları!

Günlerdir Boyabat Barajı ile ilgili gazetelerde yayınlanan ilanlar, ülkenin geldiği noktayı artık gizlenemeyecek kadar gözler önüne seriyor.

Kamulaştırma Yasası’nın 10. maddesinin 4. bendi uyarınca; Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından verilen 17.02.2011 tarih ve 3066 sayılı kararıyla, Boyabat Barajı ve Hidroelektrik Santralı (HES) üretim ve yardımcı tesisleri kurabilmek için gerekli olan taşınmazların kamulaştırmasının yapılması amacıyla dava açılmış ve mahkeme tarafından bu taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi ve taşınmazların kurum adına tescili talep etmiştir.

Verilen kamulaştırma kararına  vatandaşların ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde İdari Mahkemelere dava açma haklarının olduğu, bu safhada kamulaştırmayı iptal ettirebilme ve bedellere itiraz etme haklarının saklı olduğu belirtmiştir.

Bu kamulaştırma “Cebri İstimlâktir”!

İlk etapta, Samsun’un Vezirköprü ilçesinin Susuz köyünün yüzlerce arazisinin tamamını mahkeme kararıyla ve zorla (cebri) kamulaştırmak köylüye hiçbir söz hakkı tanımamak, onun tarım yapma olanaklarını elinden almaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Yıllarca sürecek ve maddi yıkım içeren itiraz hakkı için dava açma olanağı tanımak gerçekçi görünmemektedir.

Bu barajdan ya da HES’ten elde edilecek binde birlik elektrik enerjisinin güneş ya da rüzgâr enerjisinden elde edilmesi mümkün iken ve uygar dünya buna önem verirken köylüyü üretim dışına itmek onu açlığa terk etmekten başka bir anlam taşımaz.

1-Boyabat Barajı ve HES tesisleri için başta Vezirköprü, Osmancık ve Durağan gibi çok sayıda ilçenin köylerine ait onlarca köy arazileriyle birlikte yok oluyor. Göç etmekten başka çareleri kalmıyor.

2-Kamulaştırma bedellerinin vergi değerleri üzerinden hesaplanması köylü için ayrı bir kayıp.

3-Kamulaştırılan arazilerin bazen tamamının bazen bir miktarının kamulaştırması, arazinin bütünlüğünü bozması nedeniyle tarım yapılamaz hale getirmektedir.

4-Tüm köylerin en verimli tarım arazileri elden çıkmaktadır.

5-Boyabat Barajı ve HES’i halkın bunlara karşı verdiği direnişlerin ne kadar haklı olduğunu göstermektedir.

6-Köylümüz zaten tarım yapamaz haldedir; kredi borçları ve maliyetlerin ağırlığı onun belini kırmış, toprakları bankalarda haciz ipotek altındadır.

7-Bu durumdaki halkımızın davalarla uğraşması olanak dışıdır.

8-Bu tam sayfa ilanlar yıllardır sürmekte ve HES’lerin köylüye vurduğu darbe apaçık ortaya dökülmektedir.

Atatürk’ün silah arkadaşı köylüleri kelepçeler yıldıramaz!

Sözde demokrasi havarisi kesilen iktidar; köylüye hiç söz hakkı vermeden sadece yandaşları zengin etmek uğruna %3’lük bir enerji katkısı olan HES’lere zorla devam etmektedir. Sonra da halkın karşısına çıkıp,”sayılı ekonomiler içindeyiz!” diyebilmektedir. İşte bu sayfalar dolusu ilanlar Türk köylüsünün acı durumunu çok net ortaya koymaktadır. Kamulaştırma adı altında tam bir yoksullaştırma operasyonu…

Bu durumun böyle gitmesi olanaksız, köylü artık ayağa kalkmış, HES’ lere ve gereksiz barajlara karşı çıkmayı sürdürüyor. Köylüler “doğal fabrikaları tarlalarının” ellerinden alınmasına seyirci kalamazlar, kalmayacaklardır. Sonunda Atatürk’ün silah arkadaşları köylülere kelepçe de takıldı. O’nun dünyaya “Efendi” olarak ilan ettiği köylünün direnişi “Kurtuluş Savaşı” ındaki yazdığı destanla ortada…

Orhan ÖZKAYA - 18 Mart 2013 - TürkCelil
http://www.turkcelil.com/

Son Yazılar