su_krizi_olabilirmi1_tgb225

"Su Üzerine Su Katılmamış Mel’anetler!" (1)

Su krizi olabilir mi?


Naci Özen, namı diğer Yurttaş Mazlum Çoruh. Artvin Yusufeli'li bir inşaat mühendisi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde, Kadir Topbaş'ın ekibinde çalışmış.

Memleketi olan Artvin'in Yusufeli ilçesinde inşa edilen barajdan dolayı boşaltılacak olan ilçenin yeni yerleşim yerinin oluşturulması için bölgeye giden Özen, kendi elleriyle proje hazırlayıp ilgililere sunmuş. Ancak Özen Yusufeli Barajı konusundaki detayları inceledikçe şaşırtıcı gerçeklere ulaşmış ve bunları Başbakan Erdoğan'dan tutun da ilgili bakanlara, bürokratlara paylaşmış. Bölgede inşa edilecek barajları kapsayan Çoruh Enerji Palanı'nın bütününü de mühendis olarak inceleyen Özen, kendi deyimiyle bu projelerin birer "ihanet" projeleri olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kaldığını söylüyor.

"Kusursuz Enerji (!) Planı" isimli kitabıyla ses getiren Özen, tgb.gen.tr için önemli yazılar kaleme aldı. "Su Üzerine Su Katılmamış Mel’anetler" isimli 6 bölümlük yazı dizisinin ilkini siz değerli okuyucularımıza sunuyoruz.

************************************************************************************************************

su_krizi_olabilirmi

Su Krizi Olabilir mi?

Su, iki atom Hidrojen, bir atom Oksijenin, dayanılmaz ve tarif edilemez birlikteliğiyle oluşur. Kimya dilinde yazılışı: H2O. Bu molekül; dünyanın en kutlu varlığıdır. Kültürlerin kaynağı, yaşamın olmazsa olmazı ve aynı zamanda üzerinde ve üzerine en alçakça oyunların oynandığı sade bir varlıktır.

Kendisi, kolay reaksiyona girmiyor; çoğu zaman reaksiyonların sonunda ortaya çıkıyor. Kullanıldığında yok olmuyor; sadece kirleniyor. Temizlendiğinde tekrar tekrar kullanılabiliyor. Yıkanıp yıkanıp aynı kalitede kalan kumaş gibi. Çözücü, gevşetici ve taşıyıcı bir varlık; SU

Dünya yüzünün yüzde yetmişbeşini insan vucudunun yüzde doksanını oluşturuyor. Bu yüzden büyük ve alçakça planlar ve oyunlar, bu varlık üzerinden yapılıyor ve oynanıyor.

Evet, su krizi olabilir mi?


Önce kriz deyince ben ne anlıyorum; onu sizinle paylaşmalıyım.

Bana göre kriz, İnsan oğlu veya diğer canlıların, yaşamları için mahküm oldukları bir varlığın, yeteri kadar bulunamaması veya yerine başka bir varlığın konulamaması durumunda yaşamlarında ortaya çıkan, ölçülemez, tahammül edilemez bir durumdur.

Ortada yaşam için mutlak bağlı olduğumuz bir varlık vardır; yerine başkası ikame edilemiyor; veya yeteri kadar bulunamıyor. Böyle bir durumda, yaşam, çekilmez hale geliyor ve yürüyen bütün düzenler alt üst olabiliyor.

Su, bağımlı olduğumuz olmazsa olmaz bir varlık mıdır? Evet! Su, olmazsa olmaz bir varlıktır. İnsan üç gün veya daha fazla süre bir şey yemezse yaşayabiliyor; ancak, su içmezse hayatı tehlikeye giriyor, yaşam düzeni alt üst oluyor. Bu sebeple derin inançlı protestolarda açlık grevi yapılıyor; su grevi yapılamıyor. Bu açıdan baktığımızda "su kriz sebebi olur, olabilir." diyoruz.

Kriz sebebi oluyor veya olabiliyorsa sorun yeterlilik açısından incelenmesini gerektirir. Yeterlilik açısından bakarsak görünen nedir? Söz konusu maddenin yererli olup olmadığını anlamanın ilk adımı, ihtiyacı belirlemektir.

Gelin ülkemizin yıllık su ihtiyacını hesaplamaya çalışalım:

Yetişkin bir insan günde 2 litreden fazla su içmez. Bir o kadar da yemek için kullanır. Her gün duşunu alsa 17-20 litre, temizlik ve bulaşık için 10 litre, Çamaşır için 4 litre, çiçeklerini sulamak için 3 litre. Toplam.... 41 litre siz deyin elli litre, yani iki buçuk damacana su demektir. Kapıdan çıktı, bahçesini suladı arasıra arabasını yıkadı onlarıda günlük olarak 30 litre koyalım. Bir şehirde yaşıyorsa okulunda, camisinde, itfaaiyesinde ve park ve bahçelerindede o kadar kullansın; etti, toplam 100 litre.

Bu rakamı %50 artıralım, kayıp kaçak için, diyelim günlük ihtiyaç 150 litre; yani, herkes için günde 7,5-8 damacana su tahsis etsek yılda bir insanın su ihtiyacı ne kadar olur dersiniz? 50 metreküp!.

Türkiye de yaşayan bütün insanlarımızı aynı miktarda, Istanbuldaki beyefendi kadar su kullandığını var sayarsak ülkemiz insanları için yıllık su ihtiyacının 4 milyar metreküpün altında olacağını görürsünüz. Biz diyelim 4 milyar metreküp; ve de birinci elden su!

Bu arada bir bilgi vereyim: Istanbulda yılda fert başına 140-149 litre su veriliyor. Bunun neredeyse yarısı, kayıp ve kaçağa gidiyor. Ülkemizde yaşayan bütün vatandaşların, Istanbuldaki beyefendi kadar su kullandığını kabul edersek; su ihtiyacımız, en çok en çok, 4 milyar metre küptür.

Fazla lafa boğmadan söyleyeyim: ülkemizdeki kültür hayvanlarının yıllık su ihtiyacı 700 milyon metreküpü geçmez. Bu hesap, her ineğin, günde, 25 litre süt verdiğine göredir. İneklerimiz o kadar süt verse sokaklarda süt akar. Ama olsun. Onu da bol tutalım 1 milyar metreküp diyelim.

Kültür bitkileri tarımında ihtiyaç duyulabilecek su miktarı hakkında konuyla ilgilenen Ziraatçılardan bilgi alabiliriz. Ben size Tarım meslek lisesi mezunu bir Jeoloji Profesöründen aldığım bilgiye dayanarak rakam vereceğim. Prof. Dr. İlyas Yılmazer'in bendenize verdiği bilgiye göre, Mısır, domates şeker pancarı gibi çok su isteyen bitkilerin, dönüm başına, yılda tükettikleri su: kök altından sulamada 20 metreküp, salma sulamada 200 metreküp müş. Her iki hali göz önünde tutarak hesap yapalım. Doğru sulama tekniği ile 10-20 misli suyu azaltmak mümkün olduğunu görüyoruz. Bitki en gelişmiş teknikle bile verilen suyun nerdeyse yarısından daha azını kullanırmış. Her neyse.

Ülkemiz tarım alanlarını, 30 adet Harran kadar olduğunu düşünelim. Bu 45 milyon dönüm eder. Dönüm başına 20 metreküpten eder, 900 milyon metreküp. Yarıyarıya salma sulaması yapsak eder 5 milyar metreküp. Eğer sulama tekniğini yaygınlaştırırsak 3 milyar metreküpü geçmez 30 adet Harran ovası için. Fazla suyun toprağın hızla verimini düşürdüğünü toprakla uğraşan herkes çok iyi bilir.

Sanayide kullanılan su hiçbir zaman bir milyar metreküpü bulmaz. Kaldıki gerek tarımda gerek sanayide ikinci, üçüncü el su kullanılabilir. Yine bir bilgi vereyim: Bir su konferansında yanımda oturan eski İngiliz yeni Türk vatandaşı Keit, Londrada suyun 9 kere kullanıldığını söylemişti. Böylelikle meraktan kurtulmuştum. Medeni Avrupa(!) bol suyu nereden buluyor? Sorusunun cevabını almıştım.

İkinci el su kullanmadan ülkemizin yıllık su ihtiyacı 11 milyar metreküpü geçmemesi gerekir. Siz deyin 12 milyar metreküp. Bu 12 milyar metreküp'ü aklınızın bir kenarında tutunuz; ilerideki yazılarımda kullanacağım. Hesap kolay olsun diye bu rakamı kullanmayı tercih ediyorum; hem de hesapta güvenli tarafta kalıyorum. İsterseniz siz 15 milyar metreküp diyebilirsiniz; söyleyeceklerim değişmez.

Modern sulamayla, ikinci, üçüncü el su kullanımıyla; bu rakamın çok aşağılara inebileceği açıktır. Merak edenler, İsrailde kişi başına birinci el su kullanım rakamlarını öğrenebilirler.

Şimdi gelelim kornonun "daaart" dediği yere. Yıllık su İhtiyacımız, birinci elden bu kadar iken; Tanrı, Allah, gökten ne kadar su gönderiyor dersiniz? Söyleyelim: çok hassas hesaplara göre 510 milyar metreküp. Bunu Meteoroloji söylüyor. Bu rakamın 170 milyar metreküpü akışa geçiyor yer altına sızan 70-90 milyar metreküpün yarısı da buna katılıyor. Özetle yer yüzünde akan suyumuz 190 milyar metreküpten aşağı değil. 190 milyar metreküp akarsudan kirletmek için 11 milyar metreküp suyu evirip çeviremiyen bir yönetim karşısında siz "su krizi var" diyebilir misiniz?

İhtiyaç, 11 milyar metreküp; akansu, 190 milyar metreküp. Kaldı ki denizden su arıtmanın bedeli metreküp başına 30 cent'in altına düşmüş; üç tarafı denizlerle çevrili böyle bir ülkede su krizi olabilir mi?

Ortada bir kriz olduğu gerçek; ama, bu su krizi olamaz. Olsa olsa akıl veya ahlak krizi olur.

O iki şeyin yokluğudur insan yaşamını çekilmez hale getiren. Ortada su krizi yok algılatılmak istenen bir kriz var.

2009 yılında ülkemizde yapılan Dünya Su Forumunun arka planını merak ederseniz Krizin ne krizi olduğunu öğrenirsiniz.

Gelecek yazıda, su üzerinde işlenen ve işlenmekte olan başka bir oyunu anlatmak üzere.

Siz siz olun, söylenen her büyüğün(!) sözüne inanmayın; sadece aklınızı işletin.

İlgilenenlere selamlarımı, sorumluluk duyanlara saygılarımı sunarım.

Not: Sorularınız için 0537 201 66 89 nolu telefonu ve This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresini kullanabilirsiniz.

Yurttaş Mazlum Çoruh – İnş. Müh. Naci ÖZEN -  07 Eylül 2012 - TGB

http://tgb.gen.tr/

Yazarın  yazısının ikinci kısmını okumak için tıklayın!
"Su Üzerine Su Katılmamış Mel’anetler!" (2)

 

Son Yazılar