Türkiye'nin ilk proton hızlandırıcı tesisini yapacak.

Türkiye'nin ilk proton hızlandırıcı tesisini Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) yapacak. TOKİ 18 Eylül'de ihaleye çıkıyor. Tesiste hem üretim hem de deneyler yapılacak.

Türkiye’nin ilk Proton Hızlandırıcısı Tesisi’nin inşaatı başlıyor. Tesiste İsviçre’deki ünlü CERN laboratuvarlarında yapılan araştırmaların benzerleri yürütülecek. İnşaatı TOKİ (Başbakanlık Toplu Konut İdaresi) yapacak.

TOKİ, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun (TAEK) Proton Hızlandırıcı Tesisi için 18 Eylül’de teklifleri alacak.

Tesiste ve labarotuvarlarda kullanılacak makineler 11.6 milyon avroya ihale edildi. Bunlar 2010 yılından itibaren Türkiye’ye sevk edilecek. Ankara’daki Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde kurulacak tesisin iki yıl içinde faaliyete geçmesi hedefleniyor.

İki yıl içinde faaliyete geçecek

Tesis iki yıl içinde faaliyete geçtiğinde iki önemli gelişme yaşanacak:

1) Kanser ve kalp hastalıkları başta birçok hastalığın teşhisinde kullanılan ‘izotop’lar artık yurtiçinde üretilecek. Halen hastanelerde kullanılan bu izotopların tamamı yurtdışından ithal ediliyor.

2) Türk araştırmacılar Proton Hızlandırıcısı Tesisi’nde İsviçre’deki CERN’de benzer araştırmalar yürütebilecek. Türkiye parçacık fiziği alanında ilerleyecek.

Proton tepkimesi

Atom çekirdeğinin içindeki bir parçacık olan proton, vakum altında hızlandırıp hedef malzemeye çarptırıldığında birtakım tepkimeler oluyor. Söz konusu ‘tepkimeler’ ve ürünleri sağlıktan enerjiye çevreden endüstriye pek çok alanda kullanılıyor.
TAEK’in Proton Hızlandırıcısı Tesisi’yle ilgili sözleşme, Belçikalı Ion Applications (IBA) firmasıyla imzalanmıştı. Proton Hızlandırıcısı Tesisi, 3 bin metrekare kapalı alana sahip olacak. Tesiste, atık odası, siklotron odası, teknik odalar, araştırma odaları ve laboratuvarlar bulunacak.
Proton hızlandırıcısı dört demet hattan oluşacak. Bu demet hatlarından üçünde radyoizotop üretimi yapılacak. Dördüncüsünde araştırma faaliyetleri yürütülecek.

Hızlandırıcı tesisinde öncelikle, halen kanser teşhisi ve kardiyolojik uygulamalar dahil değişik tıbbi uygulamalarda kullanılan iyot-123, flor-18 (FDG), indiyum-111, galyum-67, talyum-201 radyo izotopları üretilecek. İlk aşamada teşhis sonra tedavi amaçlı izotoplar üretilecek. AB mevzuatına uygun kurulacak tesisten, ileri dönemlerde ihracat da planlanıyor.

Prof. Dr. Engin Arık’ın rüyası

Parçacık fiziği ve proton hızlandırıcı deyince akla gelen ilk örnek, İsviçre Fransa arasındaki kurulan CERN (Conseil Europèen pour la Recherche Nuclèaire). CERN dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarı. 1954 yılında 12 ülkenin katılımıyla kuruldu. 20 asil, sekiz de gözlemci üyesi var. Türkiye, 1956’dan beri gözlemci üye.

CERN temel bilimlerin teknolojiye dönüşmesinin peşinde süreklediği kalkınmanın açık bir ispatı. Örneğin internet 1990’da CERN’deki fizikçiler arasındaki ‘haberleşme ihtiyacı’ndan doğdu! CERN, Avrupa’nın fizik alanında Amerika ve Rusya ile yarışa girmesini sağladı.

2007’de düşen Atlasjet uçağında beş çalışma arkadaşıyla birlikte ölen Prof. Dr. Engin Arık CERN’de iki gözlemci Türk ekibinden birinin başındaydı. Türkiye’nin proton hızlandırıcısı tesislerine kavuşması Arık’ın rüyasıydı. Arık, “Bulgaristan 1999’da CERN’e katıldı. Neden bir Avrupa ülkesi olarak Türkiye, CERN’e üye değil? Türkiye atılım yapsa 15 yılda bilim ve teknoloji ülkesi olur” diyordu.

Türk araştırmacıları 'cisimleri görünmez kılma' yolunda büyük bir adım attı. Yapılan  çalışmalarla Türkiye, ABD ve iki Avrupa Birliği üyesi ülkenin ardından dünyada 4. ülke konumuna geldi.

Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (NANOTAM)         araştırmacıları, cisimleri belli frekanslarda görünmez kılan    nanoteknoloji tabanlı malzeme geliştirdi.

Türkiye'nin tek Descartes bilim ödülü sahibi olan Bilkent Üniversitesi NANOTAM Başkanı Prof. Dr. Ekmel Özbay'ın başkanlığını yürüttüğü projede doktora öğrencisi Atilla Özgür Çakmak tarafından geliştirilen ''görünmezlik pelerini'' teknolojisi, askeri araçların üzerine kaplanacak bir metamalzeme sayesinde istenilen frekans bandında, tankların hatta havadaki uçakların görünmezliğine olanak sağlıyor.

Görünmezlik pelerini, parazit ve gürültü oluşturmadığından dünya literatürüne de pek çok yenilik katıyor.

Prof. Dr. Özbay, yaptığı açıklamada, son yıllarda dünyanın en önde gelen araştırma merkezlerinin, üniversitelerinin tam ve kesin bir görünmezliğe ulaşabilecek teknolojileri geliştirmeye odaklandığını ifade etti.

Bu rekabete Türk araştırmacılar olarak kendilerinin de katıldığını dile getiren Özbay, NANOTAM'da geliştirdikleri metamalzeme tabanlı ''görünmezlik pelerinin'' dünyadaki benzerlerine göre yenilikler içerdiğini kaydetti.

''Görme'' ya da ''algılama''nın, bir cisimden yayılan ya da üzerine çarpıp saçılan elektromanyetik dalgaların algılayıcılara geri dönmesiyle gerçekleşen bir süreç olduğunu anlatan Özbay, ''Görünmezlik sağlamak için yapılacak şey, saklanacak cismin elektromanyetik dalgaları saçmasını önlemek, dalgaların çarpmasını engellemek ya da çarpan dalgaların gelişigüzel saçılmasını önlemekle gerçekleşebilir. Herhangi bir cismin üzerine kaplanacak bu özel pelerin sayesinde cisimler görünmez kılınabiliniyor'' bilgisini verdi.

"Cisimler 'görünmez' hale gelebildi"


Prof. Dr. Özbay, merkezde yaptıkları başarılı deneyde, alıcı ve verici arasına konan metal bir silindirin elektromanyetik ifadelerle ''görünmez'' kılındığını bildirdi.

''Görünmezlik pelerini'' olarak adlandırılan tam görünmezliğin, teorik olarak uzayda arındırılmış bir bölge yaratmakla mümkün olacağını belirten Özbay, geliştirdikleri metamalzemelerle saklanmak istenilen cismin etrafı kaplandığında cismi belli elektromanyetik dalgalar için görünmez kılmanın mümkün hale geldiğini kaydetti.

Bilim çevrelerinde ''halının altına saklamak'' olarak isimlendirilen pelerinleme yöntemi ile Bilkent Üniversitesi'nde gerçekleştirilen deneylerde radyo frekanslarında bir metal silindirin elektromanyetik ifadelerle görünmez hale getirildiğini bildiren Özbay, şöyle konuştu: ''Normalde metal bir yüzeyin üzerine gelen dalgaları saçılıma uğratması ve hatta arkasında gölge bırakması beklenir. Oysa ki metal silindirin etrafına metamalzemeler kullanılarak örülen pelerin sayesinde elektromanyetik dalgaların yollarına hiç bir bozulma yaşamaksızın devam etmesi sağlandı. Bu çeşit bir sistemi dışarıdan elektromanyetik dalgalar yardımı ile tarayan bir okuyucunun ortaya yerleştirilen metal silindiri fark etmesi imkansızlaştırıldı.''

"Uluslararası literatürde Türk başarısı"

Türkiye'nin bu çalışma ile birlikte görünmezlik pelerinini üretme teknolojisine erişebilen ABD ve iki Avrupa Birliği üyesi ülkenin ardından 4. ülke konumuna geldiğini bildiren Özbay, ''Bilim merkezleri arasında bir rekabete olanak sağlayan bu yarış nefes kesici. Mükemmel görünmezliği elde etmek için sürekli geliştirilen ve güncellenen yeni tasarıların sanayiye ve askeri kullanımlara uyarlanmasıysa tahmin edilenden daha kısa sürede gerçekleşecek'' dedi.

Ar-Ge çalışmalarının bu yılın başında ''New Journal of Physics'' dergisinde yayımlanarak literatüre girdiğini bildiren Özbay, görünmezlik deneyine dair detaylı bilgilerin popüler bilim dergisi ''NTV Bilim''in Ağustos sayısında yayımlandığını belirtti.

Harry Potter'ın görünmezlik pelerini

Metamalzemeleri ''doğada kendiliğinden var olmayan özellikler gösterebilen sihirli materyaller'' olarak tanımlayan Özbay, görünmezlik pelerininin temel çalışma prensibinin J. K. Rowling'in romanlarındaki Harry Potter'ın görünmezlik pelerinlerinini hatırlattığını söyledi.

Görünmezlik pelerininin roman boyunca Harry'e düşmanlarının gözlerinden ve sezilerinden uzak, güvenli bir ortam sunduğunu vurgulayan Özbay, ülkelerin savunma sanayilerinin hedeflerinin yalnız filmlerde rastlanan bu teknolojilere benzer olduğunu ifade etti.

Görünmezliğin, bu teknolojiyi elinde tutabilen ülkelere üstün istihbarat yetileri kazandıracağını dile getiren Özbay, bunun çok uzakta olmadığını belirtti.

Özbay, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Askeri araçların üzerine örülecek bir pelerin sayesinde istenilen frekans bandında, tankların hatta havadaki uçakların bile görünmezliğine olanak sağlanabilecek. Pelerin günümüzde görünmezlik teknolojilerinde kullanılan örneklerinin aksine herhangi bir ekstra yayın yaparak parazit oluşturma ve düşmanın aklını karıştırmaya ihtiyaç duymadığından elektromanyetik açıdan herhangi bir gürültü yaratmasına gerek kalmayacak. Aracı kumanda eden askeri personel için çok daha sağlıklı bir seçim olabilecek.

Çalışmamızda mevcut yöntemleri daha da ileriye taşıdık. Eskiden havada asılı kalan cisimler görünmez kılınmakla uğraşılırken şimdi karada duran bir tankı da görünmez kılmak mümkün hale gelecek.''

"Gölge sorunu da ortadan kalktı"

Özbay, dünyadaki mevcut görünmezlik pelerini çalışmalarının henüz kesin bir görünmezlik sağlayabildiğini söylemenin mümkün olmadığını belirterek, şunları kaydetti: ''Soğurulan elektromanyetik dalgalar, yerlerinde nüfuz edilememiş hareketli bir gölge bırakıyor. Bizim geliştirdiğimiz malzemeler ise bu gölge problemini de ortadan kaldırıyor. Görünmez kılınmak istenen cisme gönderilen elektromanyetik dalgaları yansıtmamak ve saçılıma uğratmamak artık tek amaç değil; ana hedef, bu arada arkada herhangi bir gölge de bırakmamak. İşin asıl zor kısmı bu. Bu söylenilenler doğrultusunda gerçekleştirilebilecek bir pelerinin çok maliyetli olacağı düşünülebilir. Oysa sözkonusu yapılar tamamen yalıtkan ve metallerden oluşuyor.

Çok ufak boyutlardaki yapıtaşlarından oluşacak pelerin, bu boyutlardaki imalat tekniklerinin gelişmişliğinin getirdiği yüksek üretim hızı ve hammaddesinin kolay temini ile gelen ucuzluk sayesinde şu anda yaygın tekniklerden çok daha az maliyetli olacak.''

"Manzarayı bozan ağaç görünmez yapılabilecek"

Görünmezlik pelerininin sivil uygulama alanlarının da bulunacağını aktaran Özbay, vücudunda metalik implant ya da kalp pili taşıyanların da bu teknoloji ile güvenle MRI'a girmesinin sağlanabileceğini söyledi.

Özbay, medikal cihazların pelerinlenmesinin alışveriş merkezlerinde, havalimanları gibi güvenlik kontrol noktalarında da işleri hızlandıracağını, hastaların sürekli bir açıklama getirmek durumunda kalmayacağını dile getirdi.

Cep telefonu sinyallerinin rotalarını engellerden en az etkilenecek şekilde yönlendirmenin de bu teknoloji ile mümkün olacağını kaydeden Özbay, şöyle konuştu: ''Rota üzerinde bulunan coğrafi engeller elektromanyetik dalgalar için ölümcül olabiliyor. Bir dalga kılavuzu rolünü üstlenecek olan pelerinleme teknikleri sayesinde bilgi taşıyan dalgalarımızı istediğimiz doğrultularda ve nispeten az kayıplarla yönlendirebileceğiz. Belki düşük kayıplar sayesinde daha az baz istasyonuna ihtiyaç duyabileceğiz. Duyarlı ekipmanları radyo dalgalarından, elektrik ve manyetik alanlardan koruyabileceğiz. Hatta daha da cüretkar konuşursak, bu malzemelerle ileride manzaranızı kapatan bir ağacı da pelerinleyerek, kesmeden görüş sahanızın dışına çıkarabileceksiniz.''

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=72296&kn=18

Page 24 of 24

Son Yazılar

Partly cloudy

16°C

Istanbul