mine kirikkanat2

Bilginin temizliği, cehaletin kiri...

Macar doktor Semmelweiss’ın tıpta sterilizasyonun temelini atan “asepti” buluşu, tümüyle ampirik gözleme dayanır.

1818 yılında Budapeşte’de doğan Semmelweiss, önce kendi ülkesinde, ardından Avusturya tıp fakültelerinde eğitim görmüş, gelecek vaat eden çok başarılı bir hekimdir.

Çalıştığı Viyana Hastanesi’nde, iki kadın doğum ünitesi vardır. Hastanenin 1846 yılı kayıtlarına bakıldığında, Prof. Klin’in yönettiği doğum ünitesinde tıp öğrencilerinin doğum yaptırdığı kadınların yüzde 96’sı lohusa hummasından ölürken; Prof. Bartch’ın ebelere doğum yaptırdığı ünitede ölüm oranının çok daha düşük olduğu görülmektedir.

Dr. Semmelweiss, henüz 28 yaşındadır.

Pasteur’ün iltihap taşıyıcısı mikro organizmaları keşfine daha otuz yıl vardır. Mikrop, basil, virüs bilinmemektedir.

Genç doktor, hastanedeki diğer hekimlerin ebelerin “uğuruna” ve tıp öğrencilerinin “uğursuzluğuna” yordukları lohusa hummasının, öğrencilerin kadavraları kestikten sonra kirli ellerle doğum yaptırdıklarına bağlı olduğunu anlar.

Bulgusunu, meslektaşlarına da aktarmaya çalışır. Kimi ilgilenip dinler, kimi saçmalık deyip reddeder.

*** *** ***

Ama Semmelweiss, ısrarları sonunda üçüncü bir kadın doğum ünitesi kurup başına geçmeye hak kazanır.

Yönettiği birimde doğuma girecek tüm hekim ve hekim adaylarının ellerini kireç suyuyla yıkatarak; lohusa hummasından ölüm oranını günümüzün en iyi dünya hastanelerindeki yüzdeye düşürmeyi başarır: Yüzde 0.23!

Temizlikle enfeksiyon arasındaki ilişkinin bu kör kör gözüm parmağına açıklığına rağmen, Viyanalı tıp otoriteleri “kendilerine gölge edecek” genç doktora karşı cepheleşmekle kalmaz, Semmelweiss’ı ezer, yok ederler.

Binlerce anneyi ölümden kurtaran, milyonlarcasını da kurtarabilecek olan “asepti” buluşunu yapan genç bir tıp dehasına reva gördükleri infaz ve hatta kendi mesleklerine yaptıkları ihanetle de yetinmez, bu tıp otoriteleri...

Dünyanın her yanındaki meslektaşlarını “asepti” tekniğinin saçmalık, Dr. Semmelweiss’ın da beş para etmez bir şarlatan olduğuna inandırırlar.

Ta ki Louis Pasteur, ucube ve kıskanç YANLIŞ’ın karanlığına gömüp sakladığı DOĞRU’yu, Dr. Semmelweiss’ın ampirik gözlemle yakabildiği çoban ateşinden çok daha güçlü bir ışıkla aydınlatana kadar...

Ama Pasteur, 1865’ten 1877’ye kadar sürdürdüğü çalışmaların sonucu olan “mikro organizmalar” keşfini dünyaya kabul ettirene kadar aradan geçen yarım yüzyılda; milyonlarca kadın daha “kirli hekim elleri” yüzünden ölür. Yaşadıklarının sonucunda akıl sağlığını yitiren Dr. Semmelweiss ise, Pasteur’ün “mikrop” ihtimalini henüz adlandıramadan düşünmeye başladığı 1865 yılında, Viyana’da kapatıldığı akıl hastanesindeki bakıcılar tarafından dövülerek öldürülmüştür.

İnsanlık tarihi, doğruları yanlışın pençesinden çekip çıkaran kişilerin, cehaletin karanlığından beslenen gerici ve tutucular tarafından mahvedildiği örneklerle doludur. Kopernik, Galileo, Giordano Bruno ve daha yüzlerce bilim insanı, buldukları doğruları hayatlarıyla ödemiş; ancak uygarlık da onların hep sonradan kabul gören bulgularıyla ilerlemiştir.

Dr. Semmelweiss da sadece iki yüzyıl önceki tıp bilimindeki cehaletin kurbanıdır. Onu ölümsüz kılan ise, bilim değil edebiyat olmuştur.

*** *** ***

Kendisinden yüzyıl sonra Fransa’da dünyaya gelen ve Fransız edebiyat dilinde devrim yapan Louis Ferdinand Celine de doktordu. Tıp diploma tezi, kısaca Semmelweiss başlığını taşıyor ve sonradan sayısız baskı yapan incecik kitap, büyük bir yazarın doğuşunu muştuluyordu.

Apaçık Yahudi düşmanlığı başta, siyasal duruşu son derece tartışılır bir kişilik olan Celine’i, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda “vatan haini” olarak yargılanıp infaz edilmekten; bugüne kadar çapına kimsenin erişemediği yazarlığı kurtardı.

Celine, edebiyat dili ve biçeminde devrim niteliğinde bir değişim yapmıştı. Yazıyla yakaladığı vuruculuk, dün de büyülüyordu, bugün de büyülüyor.

Dr. Semmelweiss’ı da unutulmuşluğun karanlığından Celine’in kalemi çekip çıkardı. Onun doktorluk tezinden öteye dünya tıpta “temizliği” icat eden Semmelweiss’ı keşfetti ve bilim insanları, hakkında Celine’in yazdığından çok daha ayrıntılı araştırmalar yayımladılar.

Doğru, böyle bir şeydir. Biri bulur, diğeri gömmeye çalışır, öteki gömüldüğü yerden çıkarır, beriki ilerletir. Sonuçta herkesin işine yarar.

Mine KIRIKKANAT - 03 Şubat 2019

Son Yazılar