tad astronomi aysun akyuz

Astronominin marifetleri!

"Uzay, yani gökbilimi ilgimizi çekiyor, çünkü nerede yaşıyoruz? Evrende! Yaşadığımız evreni, galaksiyi bilinmeyeni tanımak çok ilginç ve heyecan verici."

Türk Astronomi Derneği (TAD) Başkanı Prof. Dr. Aysun Akyüz, Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde Fizik bölümünde tek kadın astrofizikçi. Akyüz’le uzaydan ve astronom kadınlardan konuştuk.

Füsun İKİKARDEŞ >>>  Seçiminiz nasıl oldu? Tesadüf müydü?

Aysun AKYÜZ >>> Aslında fizik bölümünde yüksek lisansımı yüksek enerji fiziğinde yaptım. Doktorada çalışmak istediğim hoca üniversiteden ayrıldı. Mehmet Emin Özel Hoca, NASA’dan gelmişti, astrofizikçidir. Bölümde bir seminer verdi, o seminerde konu beni çok etkiledi. Astronomi alt yapım yoktu, ama fizik alt yapım var, hocam da fizik kökenli. Bir seminer dinledim, hayatım değişti. Hocaya bu alanda çalışmak istediğimi söyledim, kabul etti, öylece başladık. İyi ki de başlamışım, çok severek yapıyorum.

KADIN FİZİKÇİ BİZDE ÇOKTUR!

Füsun İKİKARDEŞ >>>  Astrofizikçi kadın sık mı görülür?

Aysun AKYÜZ >>> Tek kadın bendim. Fizik bölümlerinde Türkiye genelinde kadın fizikçiler çoktur, yüzde 50 kadardır. Akademisyen kadın olarak Avrupa standartlarının üzerindeyiz, çünkü kadınların temel bilimlere ilgisi diğer ülkelere göre daha fazla. Üniversitelerde bir ayrım yok! Bunu hiç hissetmedim. Erkek iş arkadaşlarımızdan da, yöneticilerimizden de kadın olduğumuz için bir küçümseme, bir ayrımcılık görmedik, duymadık. Cinsiyetler arkada kalıyor, güzel bir şey. Bölüm Başkanlarımız da kadın olabiliyor, pozitif ayrımcılık yapmamıza gerek kalmadı. Türkiye’de bazı konularda Atatürk Türkiye’sinin olumlu izleri bazen devam ediyor...

ONLAR YAPAR BİZ ÖĞRENİRİZ!

Füsun İKİKARDEŞ >>>  Biz bilimsel çalışma seviyesi olarak yarışabiliyor muyuz?

Aysun AKYÜZ >>> Yarıştığımız alanlar da var, ama uzay bilimleri konusu iddialı bir konu. Türkiye’de uzay politikası, uzay çalışmalarına uluslararası katılım olmadığı için, maalesef yarışta geri plandayız. Mesela biz Avrupa Uzay Ajansı’na hala üye değiliz. Üye olmadığımız için Avrupa Uzay Ajansı’nın büyük projelerine dahil olamıyoruz, onların büyük teleskoplarından gözlem zamanı alamıyoruz. Sonra ABD’nin, Avrupa’nın gönderdiği bilimsel uydular var, özellikle bizim konumuzda, x-ışını ve gama ışını konularında, atmosfer o ışınları geçirmediği için yerden gözlem yapamıyoruz. Biz bu yarışın içine giremediğimiz için verileri ancak arşive girdikten sonra kullanabiliyoruz. O verilerle keşif yapmakta zorlanıyoruz, çünkü birinci elden verileri kullanamıyoruz, ancak kullanılmış verileri tekrar tekrar anlamaya, analiz etmeye çalışıyoruz. Geç kalıyoruz tabii. Onlar yapınca biz öğreniyoruz.

KENDİ TELESKOPUMUZ YOLDA: DAG!

Füsun İKİKARDEŞ >>>  Olumlu işler de yok mu?

Aysun AKYÜZ >>> Var tabii. Erzurum’da 4 metrelik kızılötesi, optik büyük bir teleskop kurulacak. Anadolu Gözlemevi projesi, DAG (Güneydoğu Anadolu Gözlemevi). Kalkınma Bakanlığı bu projeye 50 milyon TL gibi bir bütçe ayırdı, önemli bir proje. Yüzde yüz bize ayrılacak o zaman, özellikle vurguluyorum, çünkü şu anda TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinde 1,5 metrelik bir teleskop var, Rus-Türk teleskobu. Onun gözlem zamanı yüzde 50’si Türklerin, yüzde 50’si Rusların. Bu, Türk astronomi camiası için bir olumsuzluk, yeteri kadar açık gece sayısı olamıyor, gözlemlerimizi yapamıyoruz. DAG ile bu sorun giderilecek.

İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİ!

Füsun İKİKARDEŞ >>>  Uzay neden ilginizi çekiyor?

Aysun AKYÜZ >>> Uzay, yani gökbilimi ilgimizi çekiyor, çünkü nerede yaşıyoruz? Evrende! Yaşadığımız evreni tanımak açısından çok ilgimizi çekiyor. Bilinmeyeni tanımak açısından çok ilginç. Zaten bilim insanının merakı bu. Bilinmeyene heyecan duyuyoruz, anlamaya çalışıyoruz. Gökbilimde de bu çok fazla. Bildiklerimiz, bilmediklerimizin yanında çok az. Bilim tarihine bakarsanız Astronomi en eski bilim dallarından biri. İnsanlık varolduğundan beri gökyüzüne merak sarıyor. Bu yıldızlar nasıl yerler? Neredeler? Işıkları nasıl geliyor? Okudukça da öğrendiğimizi düşündüğümüz birçok şeyin gerisinde çok fazla bilmediğimiz şey olduğunu görüyoruz. Yaşadığımız evreni, dünyamızın konumunu, güneş sistemimizi, galaksiyi, diğer galaksilerle olan ilişkilerini, hepsi çok heyecan verici...

Füsun İKİKARDEŞ >>> Uzay günlük hayatı nasıl etkiliyor?

Aysun AKYÜZ >>> Koskoca uzayla ilgilenince, küçük hesaplaşmalar, küçük sürtüşmeler çok anlamsız geliyor tabii. Ortadoğu’daki bu keşmekeşe bakalım, uzayda dünyanın konumunu düşünürsek kendi galaksisinde, güneşin etrafındayız, milyonlarca yıldızdan biri bizim güneşimiz ve bunun etrafında dönen bir uydunun, yani dünyanın bir ucundayız. Burada birbirini öldüren insanlar... Anlamsız geliyor. Ama her şey birbiriyle bağlantılı tabii, küçümsemek doğru değil.

TEKNOLOJİ NASIL GELİŞİR SANIYORSUNUZ?

Uzay bilimleri diğer bilim dallarıyla da çok ilişkili. Mesela bir uzay aracını hazırlamak, uzaya göndermek için yapılan çalışmalara sadece astronomlar katılmıyor. Diğer dallardan, mühendislerden çalışan çok insan var. Fizikçiler, astronomlar “böyle bir şey istiyoruz, bizim projemiz bu” diyorlar. Talep ediliyor, talep olunca da başka sektörlerde araştırmalar oluyor. Yeni teknolojiyi üretmek için sanayiyle işbirliği yapılıyor. Uzay çalışmaları nedeniyle, şimdi kullandığımız akıllı telefonların birçoğu bu teknolojilerin zorlanmasıyla oluşuyor. Mesela CTP kameralar, cep telefonlarında kullanılan kameralar, uzay çalışmaları sırasında uzaya çıkanların giysilerinin özellikleri, zararlı ışınlara karşı korunma, GPS’ler hepsi uzay çalışmalarının yan ürünleri. Sonra tıpta kullanılan görüntüleme cihazları, MR’lar, ulrasonlar, tomografiler, hep bu temel bilimcilerin ortaya çıkarttığı projeler sonucu insanların hizmetine sunuluyor. Mesela bir teleskop gönderiyorlar uzaya bilim insanları, hemen yeni bir projeye başlıyorlar. Yeni proje 10-15 yıl sürüyor, o süre sonunda gönderdikleri teleskobun yeni bir versiyonunu yapıyorlar. Çok daha hızlı dedektörler, güneş panelleri, daha iyi görüntü alan kameralar, bunlar ülkedeki iyileşmeyi, bilimde iyileşme, sanayide hızlanma, birçok insana iş olanağı getiriyor. Gerçekten niye bir ülke gelişmiş ülke oluyor? Böyle bilimsel çalışmalara yatırım yapınca oluyor.

21 MART BAHARIN MÜJDECİSİ...

Nevruz diye kimilerinin ortalığı savaş alanına çevirdiği 21 Mart günü, astronomlar için “Gece ve gündüzün eşit olduğu bir tarih”. Gökbilimce açıklaması şöyle: “Dünya ve güneş yörüngesini düşünürseniz, dünya güneşin etrafında eliptik bir yörüngede dolanıyor. Dünyanın ekvatorunun daha büyüğünü düşünün, onunla güneşin çizdiği yörüngenin kesiştiği iki nokta var: 21 Mart ve 23 Eylül gece gündüzün eşit olduğu günler. Ekinoks dediğimiz günler bunlar... Kışın bitip yazın gelmesi, ilkbaharın habercisi. Güneş ışınları ekvatori dik geliyor, sanki artık soğuk günler itiyor sıcak zamanlar başlıyor. Aynısının tersi de 23 Eylül’de gerçekleşiyor. 21 Mart, Kuzey yarımkürede baharın geldiğini müjdeleyen bir gün. Bizim için en önemlisi güneş ışınları ekvatora tam dik açıda geliyor.”

BİLİM POLİTİKASI MUTLAKA OLMALI!

Teknoloji işin içinde olunca, ona yatırım yapmak lazım. Kendi teleskobumuzu sıfırdan inşa etmek çok zor olsa da bir parçası burada üretilebilir. Parayı bastırıp teleskop alabiliriz, ama nereye kadar? Teleskobun bütünü olmasa bile, bir parçasının da Türkiye’de üretilmesi için bir alan açılabilir, uzay çalışmalarının bir ucundan tutabiliriz. Gençler kendilerine bir iş verilince, alt yapılarını hızlıca güçlendirip bu işe adapte olabilirler. İnsan gücü yetiştirmek, o teknolojiyi üretmek gerekiyor. 30’lardan beri gelişme sağladık, ama daha iyi olabilirdi. 2000’ler için de aynısını düşünüyorum. Bir an önce temel bilimleri, astoronomi de dahil temel bilimlere, devletin bu düzenlemeyi yapması gerek. Türkiye’nin bu konuda da iyi olduğunun gösterilmesi gerekiyor. Bir bilim politikası olmalı.

KADINLAR SANKİ ASTROLOJİYLE EĞLENİYOR...

Kadınlar aslında çok yönlü düşünür, çok daha karmaşık, aynı anda pek çoy şeyi düşünebilen insanlardır. Kadınlar bu işi eğlenceli buluyor diye düşünüyorum. Astrolojiyi derslerimizde ilk kez astronomiyle farkını anlatarak başlıyoruz. Çok şaşırıyorlar. Halbuki, astroloji başlangıçta astronominin gelişmesine katkıda bulunmuş, ama günümüzde bir bilim dalı değil kesinlikle. Çünkü bizden çok uzaktaki yıldızların psikolojimize etkisi mümkün değil. Mesela, takım yıldızlarını anlatırken, mesela Yengeç takım yıldızının her birinin üzerine tıklıyorum, uzaklıklarını gösteriyorum. O takım yıldızında mesela 6 tane parlak yıldız varsa, her biri farklı uzaklıkta. Dolayısıyla uzay gemisine binip gitsen, aslında orada öyle bir takım yıldızı yok. Çünkü derinlik farklı olduğu için, sen buradan bakınca aynı uzaklıkta gibi görülüyor. Oysa biri daha uzak, biri daha yakın. Onlar bir takım değil. “Olmayan bir takım yıldızının sana ve psikolojine de etki olamaz” diyorum. “Güneş içinden de geçmiyor, önünden geçiyor, çünkü güneş sana çok yakın bir yıldız. Takım yıldızı arkada kalıyor” diyorum. Astrolojinin böyle bir uydurma, hoşça vakit geçirmekten ibaret olduğunu söylüyorum. Araştırıyorlar, hoşlarına gidiyor.   

Söyleşi - Füsun İKİKARDEŞ - 22 Mart 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Rain

12°C

Istanbul