rennan pekunlu3

Din çevresinde evrim!

‘İnanç’ sözcüğünün iki anlamı vardır:

1) güven,

2) kanıt yerine ruhsal inanç temelinde dine olan güçlü bağlılık. Biliminsanları ‘inanç’ sözcüğünü neden sonuç yasasıyla başlayan doğa yasalarının üstünlüğünü dile getirmek için kullanır.

olumden sonra hayat klise calismasi

Din çevresinde yaşanan evrim, Bruno’ları ateşte yakma, “...din adamlarının seçilmesi ve görevden alınmasını halk topluluklarının yapmasını isteyen” Thomas Muenzer’leri tekerleğe gerip vücudunu parçalara ayırma, Galileo’ları ev hapsine alma, Darwin kuramını savunanlara, “Siz anne tarafından mı baba tarafından mı maymundan geliyorsunuz?” gibi alaylı saptamalara, Yaradılış’ın günümüzdeki çeşitlemesi olan Büyük Patlama evren modelinin temellerini sorgulayan Halton Chip Arp gibi biliminsanlarına dünyanın önde gelen teleskoplarında gözlem yapma yasağı koyma gibi yöntemlerden, “kutsal şerefsizlik” (sacred dishonesty) uygulama gibi aşamalar gösterdi. Kişinin kendisini aşağılama içgüdüsü adlı bireysel nitelik, John Templeton Vakfı (John Templeton Foundation) adlı kitlesel niceliğe dönüştü.

PARANIN KUTSAL ŞEREFSİZLİK ROLÜ!

Robert L. Park, Superstition adlı kitabında [*] John Templeton Vakfı’nı tanıtıyor:

“Ruhsal Gerçeklikleri Araştırma veya Keşfetme Yönündeki İlerlemeler için Templeton Ödülü (The Templeton Prize for Progress Toward Research or Discoveries about Spiritual Realities) entellektüel başarıları için bir bireye verilen en büyük yıllık ödüldür. Parasal ödül günümüzde 1.5 milyon dolardır. Bu ödül, Nobel Ödülü’nden daha fazla olması için her yıl yeniden ayarlanır. Sir John Templeton’ın inançlarını yansıtan John Templeton Vakfı’na göre ruhsal gerçeklikleri araştırma, insanlığa, teknoloji geliştirmeye yönelik araştırmalardan daha fazla mutluluk sağlayacaktır. Sir John Templeton’a göre bu yönde harcanan para her şeyi elde edebilecek güce sahiptir.

“Şimdi, paranın insanları ‘kutsal şerefsizlik’ misyonuna nasıl yönelttiğine bakalım. Charles Townes, LASER ve MASER ile doruk noktasına ulaşan kuantum elektroniğinin temellerini atan çalışmaları nedeniyle 1964 yılında Nobel Ödülü almıştır. Bu bulgular bilim ve toplum üzerinde çok yararlı etkiler yapmıştır. Townes, 1982 yılında Ronald Reagan tarafından Ulusal Bilim Madalyası ile ‘onurlandırılmış’ ve daha birçok ödül almıştır.

“Baptist kilisesinin sadık bireyleri olan ve Templeton’lar gibi İncil’i yorumsuz onayan bir aileden gelen Townes, tıpkı John Templeton gibi yaşamı boyunca sadık bir dindar olarak yaşadı ve her günün başlangıcında ve bitiminde dua etti. Gençlik yıllarında New York’taki Riverside Kilisesi’nin ‘Erkekler Grubu’na katılan Townes kilisede ‘Bilim ve Din’in Yakınlaşması’ başlıklı bir konuşma yaptı. Yaklaşık yarım yüzyıl sonra Townes’a Templeton Ödülü veren komite O’nun bu konuşmasına gönderi yapmış ve komite, ‘Evrenin düzenini anlamakla evrenin amacını anlamak aynı şey değil; ancak bu iki bakış açısı birbirine giderek daha çok yaklaşıyor’ saptamasında bulunmuştur.

BİLİMSEL İNANÇ BATIL İNANÇ!

“‘Amaç’ sözcüğü fanatizmi çağırıştırır. Dünyaya belli bir amacı yerine getirmek için gönderildiğine inanan kişilerin, bu planı yerine getirmek için başvurmaya hazır oldukları şiddetin sınırı yoktur. Townes Templeton Ödül töreninde, ‘Çoğu kişi bilimin belli bir inançla yapıldığının ayırdında değil’ saptamasını yapıyor. ‘İnanç’ sözcüğünün iki anlamı vardır: 1) güven, 2) kanıt yerine ruhsal inanç temelinde dine olan güçlü bağlılık. Biliminsanları ‘inanç’ sözcüğünü neden- sonuç yasasıyla başlayan doğa yasalarının üstünlüğünü dile getirmek için kullanır. ‘İnancın’ 2. anlamıyla kullanılışı, olguların, süreçlerin fiziksel nedenlerden bağımsız olarak ilahi bir güç tarafından gerçekleştirildiği anlamına gelir. Bu batıl inancın tanımıdır. Kısacası, ‘inanç’ sözcüğünün bu iki anlamı birbirinden farklı olduğu gibi birbirinin tam tersidir.

DİNDE İLERLE ÖDÜLÜ AL!

“Bilim koşulludur: daha iyi deneysel veriler elde edildikçe biliminsanları evrene ilişkin kuramsal çerçevelerini gözden geçirerek bu çerçevelerin gözlemlerle tutarlı olması için gerekli değişikliği yaparlar. Burada belirleyici olan doğa ve onun yasalarıdır. Bu yaklaşımın tersine din, inananlara, eğer duyu organlarıyla algılanan olgular İncil ile çelişiyorsa bu algıları yadsımalarını söyler. Townes gibi bir biliminsanının ‘inanç’ sözcüğünün bu iki anlamını araştırmadan yaşamı boyunca 2. anlamıyla kullanmasını nasıl açıklayacağız? İleride değineceğimiz ‘kutsal şerefsizlik’ teziyle!

“Templeton Ödülü’nü alan ilk kişi Townes değil! 2001 yılından önce bu ödülün adı, ‘Templeton Din’de İlerleme Ödülü’ (Templeton Prize for Progress in Religion) idi ve ödül sahibi çoğunlukla, Rahip Teresa gibi, dinsel yaşamı yeğleyenler dünyasındandı. Teresa ödülü 1973 yılında aldı. 1982 yılında ödül Evangelist Billy Graham’a verildi. Watergate skandalıyla ‘medyatik’ olan Charles Colson ödülü 1993 yılında aldı. 1995 yılı ödülü Fizikçi Paul Davies’e verildi. Avustralyalı Davies bilimi popülerleştirme çabalarıyla bilinir ve 1992 yılında, Tanrının Usu: Ussal Dünyanın Bilimsel Temelleri, (The Mind of God: The Scientific Basis for a Rational World) adlı bir kitap yayımlatmıştır. Din çevresinde evrim ‘İnanç’ sözcüğünün iki anlamı vardır: 1) güven, 2) kanıt yerine ruhsal inanç temelinde dine olan güçlü bağlılık. Biliminsanları ‘inanç’ sözcüğünü neden sonuç yasasıyla başlayan doğa yasalarının üstünlüğünü dile getirmek için kullanır

(*) Park, R.L., (2008), “Superstition - Belief in the Age of Science”, Princeton,Princeton UP.

Rennan PEKÜNLÜ - 08 Mayıs 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Showers

13°C

Istanbul