rennan pekunlu3

Dinsel ve bilimsel iki yaradılış öyküsü!

Revelation sözcüğü, “allahın hikmetiyle gelen bilgi” anlamına gelir.

İnsanoğlu “gerçeğe” iki türlü ulaşır: birincisi, bilimsel çabayla; ikincisi revelation ile. Bilimsel gerçeklere, gözlem ve deneyle başlayan, usa vurmayla süren ve yine gözlem ve deneylerle biten çevrimsel bir çabayla ulaşılır. Allahın hikmetiyle gelen gerçekler ise her nedense yalnızca dini önderlere, tarikat şeyhlerine gelir! BAV* yazarlarının savunduğunun tersine, “Evrenin bir başlangıcı olduğu gerçeği” bilimsel bir gerçek değildir! BAV yazarları, bu görüşlerini destekleyen iki sav ileri sürmektedirler: 1) Termodinamiğin İkinci Yasası ve 2) Uzayın genişlemesi.

Ancak bu iki savın da gözlemsel gerçeklerle çeliştiğini göreceğiz. Konumuz dinsel ve bilimsel yaradılış öyküsü olduğuna göre, bundan sonrasını biraz masalımsı yapabiliriz!  

Bir yokmuş bir varmış! (BÖ - Bilimsel Ölçüt). Bu senaryonun hristiyanlık teolojisindeki adı ex nihilo (hiç yoktan yaratılma ), evrenbilimdeki adı da Big Bang’miş! Big Bang’in Big Bangcilerce betimlemesi: “yaradılışın günümüzdeki versiyonu” biçimindeymiş! Başlangıçta bir “hiçlik” varmış! Ama bu hiçlik uzaydan, zamandan, erkeden,vb yoksun! (BÖ) Kuantum kozmolojisi bu hiçliğe bir “uyuyan güzel” gözüyle bakmaya başlamış! Hiçliğin uyuyan (latent) erkesi bir dizi kuantum dalgalanmalarının birbirini birdenbire desteklemesiyle, içinde yaşadığımız evrene dönüşmüş! (BÖ)

Bilim, bir kez olmuş bitmiş olaylarla ilgilenmez. Bilimin ölçütlerinden biri de yinelenebilirliktir. Bilim, yalnızca bir veya birkaç kişiye ve yalnızca bir veya birkaç kez “görünen” süreçlerle ilgilenmez (BÖ).  

EVRENİN YAŞINI BÜYÜTEMEYİZ!

Big Bang’den 15 milyar yıl sonra biliminsanları ışığın hızını, evrenin boyutlarını ölçebilecek duruma gelmişler. Birisi demiş ki: “ışığın hızı belli; evrenin o köşesindeki cisimle bu köşesindeki cisim arasındaki uzaklık da belli. Ama hesaplarımız o cisimden yola çıkan ışığın, evrenin yaşı olan 15 milyar yılda bu cisme ulaşamayacağına işaret ediyor. Oysa ki Big Bang anında, tüm bu cisimlerin birbiriyle nedensellik ilişkisiyle bağlı olması gerekiyor.

Sorunu çözmek için evrenin yaşını gelişigüzel bir çabayla büyütemeyiz. Buna Hubble ilişkisi izin vermiyor. Ne yapacağız? ” Yıl 1980, insanlık, uygarlık tarihinin gördüğü en büyük enflasyonu yaşıyor. Biliminsanı da bu toplumda yaşıyor; toplumsal gelişmelerden bağışık değil, etkileniyor. Amerika’nın yüksek gelirli kesimi, enflasyonist dönemin parasal alandaki “beleş ziyafetinden” yararlanırken, Alan Guth adlı evrenbilimci de evreni, kendi betimlemesiyle bir “beleş ziyafet” olarak bilim dünyasına sunuyor: İşte Alan Guth’un spekülasyonu: “Big Bang’i izleyen saliselerde madde evre geçişine uğruyor; sahte vakum oluşuyor” (BÖ-bilimsel ölçüt); “burada madde geçici olarak itici özellik kazanıyor” (BÖ); “evren ışık hızından da büyük hızlarla enflasyonist bir genişlemeye uğruyor” (BÖ).  

GERÇEK BİLİMSEL DEĞİLMİŞ!

Burada biraz durup soluklanalım. Bugün maddenin itici özelliğe sahip olduğunu gözlemsel veya deneysel olarak gösterebilir misiniz? Hayır! Çünkü bir madde bir başka maddeyi yalnızca çeker, itemez! Burada söz konusu olan maddenin çekim kuvvetidir, elektriksel kuvvetler değil! Alan Guth’a gelen bu “gerçek” bilimsel değildir! Yine günümüzde, her gün binlerce kez yinelenen deneyler, bilgi taşımada erişilebilecek en büyük hızın, ışığın boşluktaki hızı olduğu hipotezini sürekli doğruluyor. ‘En büyük ışık hızı ondan büyük yok!’ Alan Guth’un enflasyonist hızı bilimsel bir “gerçek” değil; metafizik kavramlara teslim olmayınız!  

* BAV - Bilimsel Araştırma Vakfı. Kurucusu Adnan Oktar.

Rennan PEKÜNLÜ - 20 Mart 2015 - Aydınlık 

Son Yazılar

Showers

13°C

Istanbul