rennan pekunlu3

Yaşam mücadele demektir!

Eşitsizliğe, yalan ve haksızlığa isyan et. Mücadele et! Mücadele etmek yaşamak demektir;

mücadele ne denli şiddetliyse yaşam da o denli yoğun olacaktır. Bunları yaparsan yaşamış olacaksın.

İnsanı birbirinden bağımsız eylemlere iten sinir ve cerebral merkezlerin bileşiminden oluşmuş bir canlı olarak görürsen bunda gizemli bir yan yok. İçinde çatışma halinde olan değişik duygular arasında kararsız kalırsan vücudunun uyumu kısa bir süre sonra bozulur; herhangi bir amacı, isteği olmayan bir insan olur çıkarsın. Yaşamının canlılığı kalmaz. Boşu boşuna uzlaşma ararsın. Ve sen asla eskiden olduğu gibi, eylemlerin beynindeki ideallerle uyumluyken olduğu gibi, güçlü, canlı bir kişi olamayacaksın.

GELENEKTEN AHLAKSIZLIĞA...

Tinsel kavramların tamamen değiştiği dönemler olmuştur. Kişi bir zamanlar tinsel değer olduğunu düşündüğü şeyin derin bir ahlaksızlık olduğunu kavrar. Bazı durumlarda bu bir gelenektir, saygı duyulan gelenek, ancak daha sonra ahlaksızlığa dönüşür. Bakarsınız bir tinsel değerler dizgesi bir tek sınıfın çıkarları için düzenlenmiştir. Onu yıkar ve sloganımızı haykırırız, “Kahrolsun ahlak!”. “Ahlaksızca” davranmak görev olur.

Bu tür dönemler eleştiri dönemleri olduğu için onları kucaklamalıyız. Bu tür dönemler toplumda düşüncenin işlediğine işaret eden dönemlerdir. Daha üstün tinsel değerler dizgesinin oluşturulduğu dönem başlamış demektir.

republique en revolte

MÜKEMMEL BİR YAŞAM İÇİN...

Kitlelerin ve düşünürlerin fikirlerinde oluşmaya başlayan bu tinsel değerlerin ne olduğuna değindik. Geleceğin tinsel dizgesinde emirler olmayacak. Bu dizge, bireyleri soyut bir ideal çerçevesinde biçimlendirmeyi tamamen yadsıyacak. Onların din, yasa veya hükümet tarafından hırpalanmalarına izin vermeyecektir. Bu dizge, bireye tam ve mükemmel bir özgürlük sağlayacaktır. Yine bu dizge basit gerçekler, bilim dizgesi olacaktır. Ve bu bilim kişiye şu salıklarda bulunacaktır: Kendindeki gücün ayırdında değilsen, eğer enerjin ancak renksiz, tekdüze bir yaşam sürdürecek denliyse, coşkun derin değilse, üzüntülerin derinse basit eşitlik ilkesine yapış. Bu eşitlik ilişkilerinde zayıf karakterine uygun olan maksimum mutluluğu bulacaksın.

Ancak eğer kendinde gençliğin gücünü görüyorsan, yaşamak istiyorsan, keyif dolu, mükemmel taşkın bir yaşam sürmek istiyorsan güçlü ol, büyük ol, dinamik ol.

SUÇU İNSANLIĞIN ÜZERİNE ATMA...

Çevrene yaşam ek. Eğer aldatırsan, yalan söylersen, entrika yaparsan kendini küçültürsün. Zayıf olduğunu önceden itiraf et, kendini köle sahibinden daha aşağı gören haremdeki kölenin rolünü üstlen. Eğer seni mutlu kılacaksa bunları yap. Ancak unutma insanlık seni küçük, zayıf ve utanç verici bulacak ve sana öyle davranacak. Eğer enerjini kendi isteğinle bu şekilde felce uğratırsan suçu insanlığın üzerine atma. Güçlü ol, adil olmayan bir durumla karşılaşırsan, örneğin, yaşamda eşitsizlik, bilimde yalan veya birinin bir başka kişiye acı çektirmesi gibi, eşitsizliğe, yalan ve haksızlığa isyan et. Mücadele et! Mücadele etmek yaşamak demektir; mücadele ne denli şiddetliyse yaşam da o denli yoğun olacaktır. Bunları yaparsan yaşamış olacaksın. Böylesi bir yaşamdaki birkaç saat bitki gibi yaşamla geçen yıllardan daha değerlidir. Tinsel değerler dizgesi biliminin sana söyleyebilecekleri bunlar. Seçim senin. * Anarşist Ahlak yazısından çevrilmiştir.

Kaynak: Peter Kropotkin, 1897 - http://www.spunk.org/texts/writers/kropotki/sp00 0066.txt

Özgürlükten korkma!

Sen kendi özgürlüğünden vazgeçmediğin sürece, başkalarının seni köle yapmasına izin vermediğin sürece, bu ya da şu kişinin şiddet ve antisosyal tutkularına sen de onunki denli güçlü sosyal tutkularınla karşı çıktığında, özgürlükten korkmana gerek yok.

Biz kişiyi herhangi bir ideal uğruna cezalandırma düşüncesini yadsıyoruz. Ancak, bize iyi veya kötü görünen şeylere karşı samimi olarak göstereceğimiz sempati ve antipati duygularından vazgeçmeyeceğiz. Bir kişi arkadaşlarını aldatır. Bu onun eğilimi, onun kişiliği. Pekala, biz de yalancıları aşağılarız; bu da bizim karakterimiz, bizim eğilimimiz. Bizden o yalancıya koşup bağrımıza basmamızı veya onunla samimi bir biçimde el sıkışmamızı istemeyin. Bırakın biz de kendi etkin tutkumuzla ona karşı çıkalım.

Bunu yapmaya hakkımız var. Toplumda eşitlik ilkesinin korunması için bu görevi yerine getirmeliyiz . Uygulamadaki eşitlik ilkesi budur.

Rennan PEKÜNLÜ - 11 Mart 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

24°C

Istanbul