Abdullah Gül ve Tarihi Kentler Birliği

Az sonra okuyacağınız satırlarımda adı geçenler için kanuni olarak suç unsuru yok. Bunu baştan belirteyim. Geçtiğimiz günlerde yasalaşan Vakıflar Yasası ile dernekler, çeşitli faaliyetlerini rahatça gösterebilir bundan böyle.

Geçtiğimiz yıl yayınlanan kitabım “Sivil İhanet”te, “Anadolu"dan Türk Mührü Siliniyor” demiştim. Bunun da yasal olarak önemi kalmadı.

İktidar partisi TCK"nun 301. Maddesinde ki değişiklik ile  (o madde Egemenlik yasasıdır) yasadan Türk kelimesini çıkararak, “Ne Mutlu Türküm Diyene” özdeyişinin içini boşalttı. Yasadan Cumhuriyet kelimesini çıkararak; ne var canım, ha “Cumhuriyet”, ha “Türkiye Cumhuriyeti” dedi.

Konumuz tarih efendim. AB macerası ile yasal olarak bağlandığımız yetmiyor, birde STK"nın yerelde yaptığı çalışmalar ile “Anadolu"yu Avrupalılaştırıyoruz.” Her yönden uyuyoruz da denilebilir öz olarak.

Neden uyuyoruz? Niçin hiç şüphe duymuyoruz? İktidarlara güven, nereye kadar?

Niçin “Atatürk"ün gençliğe hitabesini hiç olmazsa ayda bir okumuyoruz?”


Bu metin neden sadece devlet dairelerinde var? Evlerimizde görebileceğimiz bir noktaya asmanın vakti hala gelmedi mi? Oy verdiğimiz, kendilerini bizlerin yerine koyan iktidarları, sorgulayarak en basit demokratik hakkımızı niçin kullanmıyoruz?

Bursa"da Tarihi Kentler Sempozyumu

Bursa tarihimizde önemli şehirlerimizden, Osmanlının da ilk başkenti. 2000 yılında Bursa"da “Tarihi Kentler Birliği” adı ile bir takım belediyeler bir araya geliyor.

Gaye, yerleşimlerinde ki “tarihi” bulmak ve sahip çıkmak olarak özetlenebilir. Buraya kadar her şey normal görünüyor. Geçmiş tarihi devlete sahiplendirerek restore ettirmek ile tarih bilincine sahip çıktıklarını düşünüyoruz. Peki, işler öyle mi oluyor?

Tarihi kentler Birliğinin amacı, tüzüğünde nasıl yazıyor?:

“Birliğin Amacı: Madde 5- Avrupa Birliği Aday Üyesi olan Türkiye"nin de kurucusu olduğu Avrupa Konseyi"nin "Avrupa: Bir Ortak Miras" kampanyasının 25. yılı kapsamında oluşturduğu Avrupa Tarihi Kentler Birliği"nde Türkiye"nin de temsilini güçlü ve etkin bir şekilde sağlamak üzere Tarihi kentleri bir araya getirmek ve bu Kentler arasında kentsel, kültürel ve doğal mirasın bir "Ortak Miras" kavramıyla korunması ve yaşatılması için Tarihi Kentler Birliği-kurulmuştur. “(ÇEKÜL-İnternet Sitesi-Tarihi Kentler Birliği)

Birliğin tabi üyeleri, “ MMOB Mimarlar Odası, ÇEKÜL Vakfı, UNESCO Milli Komitesi “  

Bahsi geçen, Tarihi Kentler Birliği"nin Türkiye"de ki en önemli ayağı ÇEKÜL. Çevre ve Kültür Değerlerine sahip çıkan bir kuruluş. 18 Ocak 2008"de kendisine, Kültür bakanlığının, “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü” verildi, Abdullah Gül tarafından.

Demek ki Metin Sözen, “Kültür Eserlerimize “ sahip çıkıyormuş.

Prof. Dr. Metin Sözen, ÇEKÜL"ün başkanı. Tarihi kentler Birliği Projesi ise ÇEKÜL"e ait. ÇEKÜL, gerektiğinde daha alt birim dernekler ile işbirliğine giderek, Anadolu"yu Avrupalılaştırıyor. Yapılanlar yasal ve devletin her kademesi projelere dâhil ediliyor. 

Kısacık köşe yazımda konuyu anlayabilmeniz için iki örnek vereceğim. İlki İzmir"den. ÇEKÜL ve alt kuruluşu Kordon Derneğinin tarihimize nasıl sahip çıktığı hakkında.

BİR: İzmir Basmane"de terk edilmiş durumda ve çatısı yıkılmakta olan, tarihi AYA VUKLA Kilisesi'nin Kültür Bakanlığından kullanım tahsisinin alınarak, kültür ağırlıklı aktivite merkezi oluşturma projesi ( Kordon Derneği Projesi)

Neresidir Aya Vukla Kilisesi?

Yunanlıların İzmir'i işgali sırasında Rum çetecilerin örgütlenme yeri ve silah deposu olarak kullanılan bu kilise ve çevresinde, birçok Türk burada alınan kararlarla katledilmiştir.

İşgal altında ki İzmir"de yaşanan bütün kanlı hadiseler de Aya Vukla Kilisesinde yapılan toplantıların payı vardır. Bu kilisenin restore edilerek kültür  ya da dini hayata tekrardan dönüştürülmesi, İzmir"de katledilen Türk insanının dökülen kanını hiçe saymak olacaktır bir. Türk Devletine başkaldırı niteliği taşımaktadır iki.

* * *
İKİ:  Kastamonu"da ÇEKÜL projesi.”

Kastamonu Akmescit Mahallesi"nde kente egemen bir tepe üzerinde geleneksel dokunun yoğun şekilde varlığını duyurduğu bir noktada bulunan 1881 yılında “Papaz Okulu” olarak yaptırılan Kırkodalı Konak Kastamonu Valiliği tarafından ÇEKÜL Vakfı"nın destekleriyle “Çevre Kültür Evi” olarak yeniden ele alınmış bulunmaktadır

Evet, devlete “ Çevre ve Kültür Evi” adı altında, bir papaz okulu restore ettiriliyor.

Çekül Vakfı"nın diğer projelerinin de bundan çok farklı değil. Peki, Türk Devletinin valisi, projeye onay veren diğer yetkililer ne yapıyor?

Papaz Okulu yerine şu Türk konağı olsun diyemiyorlar mı? Demiyorlar mı?

Çünkü Kastamonu'da 250 civarında tarihi konak varken ve bu projeyi devlet üstlenecekse, niye 1881 tarihinde Papaz Okulu olarak kullanılmış ve Pontus faaliyetlerinin içinde bulunmuş bir yer restore ediliyor?

Türk Kültür hayatına hizmet böyle mi edilir?                           

* * *
ÇEKÜL"ün aslında tüm projeleri öncelikle ve evveliyatla Türkiye cumhuriyeti kurulmadan önce, Anadolu"da ki azınlıklara ait yapılaşmayı bulup çıkarmadır.

Bunun için AB şemsiyesi altında, “Avrupa"nın izlerinin Anadolu"da” bulunup, parlatılmasını sağlamaktır. Tarih Vakfı ve çeşitli Alman Vakıflarının bu kapsamda ki projelerini birlikte yürütmektedirler.

Amerikan Rockefeller Vakfı ve benzeri vakıfların sponsorluğunda, ne olup bittiğinden habersiz Türk insanlarını da yanlarına alarak hedeflerine yürümektedirler.

Bugün bizler gözümüzü bir takım cemaatlere dikip hedef tahtasına sadece onları oturtuyoruz. Burada bilinmesi gereken en önemli ayrıntıyı gözden kaçırıyoruz.

Türkiye"yi dönüştürme, ayrıştırma ve çözme projesinde, cemaat projenin dini ayağını teşkil etmektedir. Bu işin siyasi ve kültürel ayaklarını görmezden geliyoruz.

ÇEKÜL"ün tarihi alanda yaptığı tahribatla, azınlıklara ait geçmişi tarihimiz olarak kabul edeceğimiz noktaya doğru sürüklenirken, dini ayak ile de “Müslüman olmayan” bir kesimin kontrolüne doğru itiliyoruz.

Her cepheden, aynı merkeze bağlı yürüyen bu kapsamlı projenin laboratuarında, uykulu gözlerimize ışığı ağır ağır veriyorlar. Uyanamıyoruz. Nedeni de devlete olan aşırı güvenimiz. Bıçağın hem ekmek hem de insanı kestiğini düşünürsek, Türkiye"de ki bir takım STK bu devlete hizmet etmiyor diyebiliriz.

Abdullah Gül, Tarihi Kentler Sempozyumunda

Bursa"da, ÇEKÜL"ün prestijli projesi Tarihi Kentler Birliği"nin sempozyumu yapıldı 10 Mayıs 2008"de.

Majestelerinin Bursa ziyaretinden dört gün önce. Bahsi geçen sempozyuma Cumhurbaşkanı Abdullah Gül"de katılıyor.

Ne söylüyor orada?

“Tarih bilinci, kültür bilinci, ortak mirasa sahip çıkma bilinci ve bunun da ileriye gitmesiyle ilgili çalışmalar burada ele alınıyor. Bu faaliyetlere verdiğim önemi göstermek için, bu faaliyetlerin daha çok dikkate alınması ve bu faaliyetlerin daha çok desteklenmesi gerektiğini göstermek için bugün aranızdayım… O açıdan Tarihi Kentler Birliği'nin çok değerli çalışmalar yaptığını görüyorum. Bunu Hükümet olarak sayın bakanların, diğer kurumların, üniversitelerin, hepsinin desteklemesini canı gönülden istiyorum.” ( 10 Mayıs 2008- Bursa"da ki TKB"de Abdullah Gül"ün Konuşmasından bir bölüm- İrticalen - Cumhurbaşkanlığı Sitesi)

Devletin Cumhurbaşkanı, Tarihi Kentler Birliği sempozyumuna katılır ve en yüksek ağızdan, “ÇEKÜL”ü destekliyorum, sizlerde destekleyin” derse, garibim vatandaş ne yapabilir?

Nereden bilsin, restore edilen eserlerin yakın geçmişte kendini vuran noktalar olduğunu. Sofrasında ki küçülen lokmaların derdine düşürülmüş bu millet nasıl anlayacak ne olup bittiğini?

Görüyor musunuz devletin her kademesinde ki desteği? Dün Mondros Maddelerine binaen aziz yurdumuz işgal edilmişti, bugün AB uyum yasaları ile ayni işlem yürütülüyor.

Sizlere birilerinin “Türbanına takılmayın, o paravandır” diye aylardır söylüyorum. Her şey yasalara uygun demiştim.

Neval KAVCAR - 26 Ekim 2009 - Açık İstihbarat
Kaynak : http://www.acikistihbarat.com/


Son Yazılar