resim1 resim2

Fotoğrafları büyütmek için tıklayınız

1873 YILINDA TÜRKİYE'DE HALK GİYSİLERİ
Osman Hamdi Bey ve Marie de Launay

1873 Yılında Türkiye'de Halk Giysileri kitabı, XIX. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı İmparatorluğu'ndaki halkların çok renkli ve ayrıntılı bir panoramasını gözler önüne seren, tarihi ve toplumsal açıdan önemli bir eserdir.

1873 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun başkenti Viyana'da düzenlenen uluslararası fuar dolayısıyla ısmarlanan iki kitaptan biridir. Kitap, Osman Hamdi Bey ve Marie de Launay tarafından hazırlanmış ve sadece bir kez basılmıştır.


Kıyafet albümü niteliğindeki kitapta, 1873 yılında hâlâ geniş sınırların çevrelediği Osmanlı İmparatorluğu'nu oluşturan vilayetlerden seçilmiş örnekler yer alır.

Eserin, imparatorluk bünyesindeki her din ve ırktan Osmanlı tebaasının resimleri ile oluşturulması, konuya yaklaşım ve kapsam açısından önemli bir özellik olarak belirmektedir.

Pascal Sébah'ın fotoğrafladığı kıyafet resimlerinin, dönemin askeri ve mülki erkanını değil, her kesimden halkı kapsaması da eserin zengin içeriğini ortaya koyan diğer özelliğidir.

Tıpkıbasım anlayışı ile yayıma hazırlanan kitabın, önsöz, notlar, sözlük, dizin bölümlerini içeren bir de eki bulunmaktadır.

*************************************************

Forum dan ;

*************************************************

Hasta olunacak bir yorum yazmadım.
Sen zannediyor musun ki dünyada herhangi bir olay kendiliğinden oluyor.

Tesadüfî yani...

Yapılan her şey belirli bir politikanın ürünü. Türkiye'de uygulanan ve uygulanmaya devam eden ise; Türk ve Müslüman kitleleri yozlaştırmak, kendi kültürüne, milletine, dinine yabancı bir toplum oluşturmaktır.

Olay Nasıl Gelişti İnceleyelim

Ben bir plan olduğuna inandığım için yazıyorum, ispat olur mu? Bilemem, zaman gösterir.

****
Başlangıcı 1873 yılında Osman Hamdi Bey ile başlatalım…( Burada Osman Hamdi Bey'e iftira da bulunmuş gibi olmayayım. Nitekim kendisinin ülkemize büyük hizmetleri olmuştur. Bu husus yanlış anlaşılmasın Marie de Launay'dan kıllandığım için yazıyorum)

Yüz yıl sonrasına gidelim; Karmakarışık bir zihniyeti temsil eden bir gazetede eğitimci geçinen bir yazar (Pedagog kendisi, gelmiş burnunu İslam'a sokuyor).

Diyor ki; İslamiyet'te tesettür denilen örtünme meselesi de günümüzde yanlış anlaşılmaktadır. Tesettür kadının erkeği tahrik etmemesi demektir. George Zeydan adında Avrupalı birinin sözünü de koymuş (İslam Medeniyeti Adlı Eserinden),meseleye bu açıdan bakıyor.

George Zeydan demişki; Tesettür (örtünme, çarşaf) ,İslam Kadınlarına biz Hıristiyanların rahibelerinden geçmiştir diyor. Bunu da Müslümanların okuduğu bir gazetede yazıyor.

Bu olaydan otuz sene sonrasına gelelim. Prof. İlmiye Çığ (Sümerolog) binlerce yıl önce Sümer tapınaklarında başları örtülü fahişeler bulunduğunu yazdı (sanki İslamiyet'e Sümerlerden geçmiş gibi görünümü veriliyor) Bir önceki Cumhurbaşkanımız tarafından da kendisine ödül verilmişti…

Az daha baksak belki buna benzer birkaç olay daha bulabiliriz.

Olay nasıl gelişiyor, görüyor musunuz? Adamlar nerden yara açarım, bunları nasıl birbirlerine kırdırırımın peşinde. Bizler türban/başörtüsü gibi meseleyi büyüte büyüte Everest tepesi yaptık.

Günlük gazetenin birinde Muharrirlik yapan Muhterem birisi diyor ki;

Alıntı:Çağdaşlar, Atatürkçüler, lâikler, ilericiler şu türban takıntısını bıraksalar da, aşağıda madde madde arz edeceğim pisliklerin ve rezilliklerin ortadan kaldırılması için çalışsalar daha iyi etmezler mi?

Resmî belgenin sol üstünde TC yazılı. Altında Emniyet Genel Müdürlüğü Fahişe Vesikası... Onun altında TC vatandaşı kadının resmi ve kimliği yer alıyor. Daha aşağıda bu kadının muayeneden geçirildiği, hastalıklı olmadığı ve devlet himayesinde, kanunların gölgesinde serbestçe belli yerlerde kendisini para mukabilinde erkeklere satabileceği açıklanıyor... Tabiî bu satış makbuzlu, KDV'li, gelir vergili oluyor... Devletimiz kadın haklarıyla ilgili uluslar arası sözleşmelere imza koymuştur ve fahişeliğe izin vermeyeceğini taahhüt etmiştir!..

Başta İstanbul olmak üzere Türkiye sathında fındık, fıstık, leblebi gibi kadın ticareti yapılıyor. Devlet, ilgili makamlar, sorumlular bunu çok iyi biliyorlar. Böyle bir ticaret doğru mudur? İnsan haklarına uygun mudur? Arıtmanlar, masonlar, çağdaşlar, başörtüsü düşmanları niçin bu çirkinliklerle, bu kadın hakları ihlâlleriyle doğru dürüst mücadele etmiyorlar?

Sümerli, Asurlu fahişelerin örtülü oldukları safsatalarını bırakın da bir gece saat onikiyle dört arasında Taksim Meydanı'ndan Harbiye'ye doğru yürüyün. O saatlerde orası mini etekli, aşırı makyajlı, açık başlı kadınların ve travestilerin açıkça, serbestçe satıldığı bir pazardır. Tempo Dergisi geçen hafta bir röportaj yayınladı. Orada (af edersiniz) genç erkek de satılıyormuş.

Arıtmanlar Marıtmanlar, ...menler, ...manlar, çağdaşlar, ilericiler siz bu pisliklerle niçin mücadele etmiyorsunuz?
(Mehmet Şevket Eygi)
…………


Çarşaf nereden geliyor...?(Örtünme olarak da söylüyorum-kıyafet olarak).Kur'an-ı Kerim'den geliyor.Kur'an kapanmayı (tepeden, tırnağa) emretmiş.

Bir Müslüman; aman canım hangi devirde yaşıyoruz bu devirde öyle kapanılır mı, zaman sana uyamazsa sen zamana uyacaksın, dediği anda dört mezhebe göre o insan dinden çıkmıştır.

Öyle pazarlıklı, nazarlıklı Müslüman beş paralık Müslüman'dır.

Dipnot: Forumdaki gözlemim olarak şunu yazmak zorundayım; Mesajlarıma karşılık, yok hilafet mi gelsin, yok saltanat mı gelsin, din kanunları mı koyalım gibi abuk sabuk sorularla ve cevaplarla quete yaparak lütfen cevap vermeyin. Ben burada kendi fikrimi savunuyorum. Eğer saygı göstermeyecekseniz hiç yazmayın daha iyi (karşı olabilirsiniz, cevap ta yazarsınız ama bunu ille de kırıcı, yıkıcı şekilde ifade etmeye gerek yok).Burada hepimiz abi, kardeş gibiyiz. Gölge düşmesin.

***********************

Alıntı:
Çarşaf nereden geliyor...?(Örtünme olarak da söylüyorum-kıyafet olarak).Kur'an-ı Kerim'den geliyor.Kur'an kapanmayı (tepeden, tırnağa) emretmiş.

-----
Nerede imiş o tepeden tırnağa örtünmeyi emreden ayet? Kadınlara devamlı empoze edilen bu konu hakkında ilahiyatçılar bile tartışırken, siz maşallah kesin yargıya varmışsınız.

Her ne hikmetse bu sözde "olmazsa olmaz" örtünme, ne İslam'ın şartıdır, ne de imanın!

Sayın hilafetsever drJecco, her ne kadar siz kabul etmesenizde baş örtüsünün kökeni kutsal tapınak fahişelerine dayanır.

Baş örtüsü, İslam'in icadı değildir.

Alıntıladığınız yazara da sormak isterim: Ne yapılsın, vesikalı çalışanlar toplatılsın mı, temiz toplum projesi adı altında?

Sayısı akıl almayacak boyutlara varan ensest daha da mı çoğalsın Türkiye'de?

Tecavüzler daha da mı artsın?

Ha yazar diyorsa ki, erkekleri hadım edelim, ne böyle bir ihtiyac olsun, ne de kadınlarımıza, kızlarımıza karşı bir tehlike oluşsun, o zaman olur derim.

*******************************

Ahzab Suresi ;

59.Ayet- Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle;(110) onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur.(111) Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

Bu ayet Müslüman kadınlar için gelmiştir.Yahudi,Hıristiyan kadınları için değil.Onlarla işimiz yok.(sümer v.s gibi)

Ayrıca Hak Dini Kuran Dili Adlı 9 Ciltlik Eserin 6.Cildinin 3927.sayfasında "Cilbab" kelimesini baştan aşağıya Müslümanların kadınlarını örten ;çarşaf,ferace diye dış elbisenin adıdır diye resmen tefsir ediliyor.

Bakın Sahte Prof.'lar tartışa dursun.Beni alakadar etmez.Zaten tefsirdede bu konuya değinildi.

Ben kafamdam konuşmuyorum,empoze edilmeye çalışılan lafları söylemiyorum...

Araştırmışım,

Kaynak Göstermişim.Açın bakın harfi harfine koyuyorum buraya.Kaçak güreşle işim yok.

Ben meydandayım.İstediğin Ayet'ide sana gösterdim.

Eğer bu ayetin tefsiri bana yetmedi dersen ben sana daha ağır bir kaç tefsirden daha yazarım ama bunların,anlayan bir insan için yeterli olacağı kanaatindeyim.

Ayrıca sende,eğer anlatacağım gibi düşünenlerden Ayet'leri anlamaya çalışanlardansan fazla yorma beni.

Adamın birine sormuşlar yahu sen evliya adamsın neden namaz kılmıyorsun demişler.Adam demişki "ben Kur'an-da namaza yaklaşmayın diye bir ayet gördüm ondan dolayı namaz kılmıyorum" demiş.Ahmak adamın bir önceki ayette "Sarhoşlu iken namaza yaklaşmayın olduğunu" görmemezlikten gelmesi gibi...

D.Not:Yafta vurmayalım lütfen.Hilafetsever gibi.Eğer bu tür konuları tartışmak hilafetseverlik ise...bilemiyorum.Acizane laflar üzerinde fazla konuşmak istemem.Ayrıca dalga geçici,hafife alıcı kelimeler kullanılmaması özellikle rica ediyorum...

**********************************

drJecco, müslümanlığın en önemli şartlarından biri kibirli olmamaktır, ama ne yazık ki o makama henüz erememişsiniz. Kuran'ı Kerim'in en doğru tefsirlerinden birini yapan bir Ilahiyatçıya sahtekar demek sizin kibrinizi ve küstahlığınızı ortaya koymaya yeter de artar bile.

Çok alim, hilafetsever drJecco:

Ahzab suresinde bildirilen cilbab, erkeğin de, kadının da giydiği araplara özgü bir elbise, bir gömlektir.

Nur suresinde, (kadınlar, himarlarını (örtülerini) yakalarına örtsünler) deniyor. Eğer cilbab çarşaf demek olsaydı, himar denmezdi.

Örneğin İmam Malik, müslümanların giysilerinin dini bir norm olmadığını söyler ve yaygın kıyafeti 'Hicaz Örfü' olarak tanımlar.

Çarşaf hakkında iki bilgi:

Alıntı:Çarşaf kelimesi, Farsça çader-şepten [gece örtüsü] bozularak Türkçe'ye girmiştir; tesettür için ev dışında giyilen üstlüktür. Tanzimatta hacca giden İranlılardan alınan çarşaf, önceleri bid'at sayılıp pek tutulmamışsa da, 1870'ten sonra yaygınlaştı. Daha sonra II. Abdülhamid Han, 4 Ramazan 1309 (2 Nisan 1892) tarihli bir emirle çarşafı yasakladı. (Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi)

Alıntı:1913'te yüz binlerce Balkan muhacirleri İstanbul'a Ortodoks kadınlarının giydiği siyah çarşafı ile gelmişti. Zamanla bu da İstanbul'a yayıldı. Hükümetin zaten uğraşacak hâli yoktu, çarşafa mani olamadı. (M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimler sözlüğü)

Kaynak : http://www.guncelmeydan.com/pano/index.html


Son Yazılar