Neyi Andığınızın Farkında mısınız?

Ahmet Kaya ölümünün 10. yılında görkemli bir anma töreni ile anıldı.

Kimdir Ahmet Kaya?

Sanatçılığı çok mu ileri boyuttadır biz mi anlayamamışızdır acaba? Şarkı sözlerine bakıyorum, yok öyle bir ahım şahımlık "başım belâda silahımı unutmuşum helâda"(!) gibi  garabet liriklerle karşılaşıyorum... Peki müzikalite bakımından mı çok zengindir merhumun eser(!)leri?


HAYIR! 

Müzikal anlamda da türkü diyemeyeceğimiz o berbat karışımın yani arabeskin bozuk ve zavallı popülizmine kapılmış ahenksiz, asla "sanat" sözcüğünün içini dolduramayacak türden karalamalardır beste diye milletin önüne konanlar...

Şu an aklıma Kerim Çaplı'nın babası, büyük opera sanatçımız koloratur soprano Azra Çaplı'nın ilk eşi Erdoğan Çaplı geldi. Kendisi büyük bir jazz üstadıydı ve Ali Baba'nın Çiftliği adlı gayet basit melodileri olan eğlenceli bir beste yaptı çocuklar için... Çocuk şarkılarında, çocukların kolay algılamaları ve akıllarında tutabilmeleri için özellikle yapılagelen bir uygulamadır bu basit müzikal cümleler. Ancak  Ahmet Kaya gibileri, yaptıklarıyla basitin de ötesine  geçer ve komik olurlar ancak...

Yani Ahmet Kaya deyince söz yok beste yok, o yok bu yok.  Ee geriye ne kaldı ki? O zaman  savunduğu şeylere bakıyoruz haliyle. Ne demiş rahmetli? "Kürt realitesini benimseyeceksiniz" Kürt realitesi deyince benim aklıma feodaliteden başka hiç birşey gelmiyor. Şimdi ben oturup 12 yaşında zorla evlendirilen kızların durumunu mu benimseyeceğim yoksa ağalığı mı? Ya da şıhları mı? Kürt realitesiymiş...

Bu veciz sözün üzerine bir de "vatanın bölünmezliği", "bağımsızlığı" gibi ara sıcakları da ihmal etmiyor kendisi tartaklanınca. Ya biridir ya diğeridir düşünceler. Bir laf yumurtlayıp sonra yan çizmek kıvırmak işte bu kafadaki hainlere mahsustur. Şimdi yaşıyor olsaydı "vatanın bölünmezliği" gibi bir lafı bu adamın ağzından asla duyamazdık, çünkü bu zihniyete mensup bölücü hainler ardlarına aldıkları rüzgârla palazlanmışlardır ve pupa yelken kirli amaçlarını korkusuzca dillendirmektedirler.

Bu anlattıklarımın tabii ki bu bölücü zihniyetteki kişilerle bir ilgisi yok. Çünkü onları ve yıllardır ne yapmak istediklerini gayet iyi biliyoruz artık. Benim bir türlü hazmedemediğim bu anma töreni ve buna iştirak eden sanatçı(!)larımızdır. Herbirinin gözü yaşlı idi anma töreninde. Sanki Atatürk anılıyormuş gibi... Koştura koştura onurlu bir görev bilinciyle işgüzarlık eden bu sanatçıların adlarını bir kez daha anmayı istemiyorum ki içlerinde beni ciddi anlamda hayal kırıklığına uğratanlar da vardı...

Bu nasıl bir aymazlık bu nasıl bir görmezden gelmektir? Bu memlekete neler olduğunu görmek bile istemeyen gözlerini günlük popülizmin kanına ve parasına bulamış o zavallılara artık sanatçı demeyeceğim... Bu davranışlarını esefle kınıyorum!

Bu memlekette saygıyla anılması gereken onlarca isim var gerçekten anılmayı hakeden. Onlar için neden düzenlemiyorsunuz böylesi törenleri? Örneğin bir Azra (Çaplı) Gün  için... Dünya çapında bir sesti kendisi. Bunun gibi niceleri unutulmuş giden değerlerimizdir bizim. Ama ben söyleyeyim neden anmazlar, çünkü popüler değildir o isimler. Böyle bir tören yapılsa bırakın  insanları basının bile ilgisini çekemezler. Onlar albümlerinin satış kampanyası gibi gördükleri bu "deli rüzgar"ın politik ikiyüzlülüklerine yaftalanmasına da utanmazca boyun eğerler. Bu gözünü para bürümüş gündelik hırsların peşindeki zavallılara sanatçı mı diyeceğiz peki bundan sonra da?

Bu 40 a yakın sözde sanatçı aylardır Silivri'de suçunun ne olduğunu bile bilmeden yatan Mustafa Balbay, Mehmet Haberal, Doğu Perinçek, Tuncay Özkan için kılını kıpırdatıp bir söz etmiş mi? Bir  duruş sergileyebilmişler mi? Üstelik bu Silivri'deki insanlar bölücülük falan da yapmadılar, adam da öldürmediler mesela bir Yılmaz Güney gibi... ve bu vatanın bir karış toprağına da asla kastetmediler bir "Ahmet Kaya" gibi...

İşte  popülizmin  sığ  sularındaki bu sözde sanatçılar, memlekette olup bitene gözleri ve vicdanları körelmiş bir biçimde,  ancak koşa koşa  Ahmet Kaya gibi  bir bölücüyü anmaya gidebilirler! Onlar ancak kendi gündelik ve ucuz hesaplarını düşünürler çünkü... Eminim anma töreni sonrası ilk işleri, gazete manşetlerinde kendileriyle ilgili görsel ağırlığı fazla olan haberlere bakmak ve kısa günün  kârına(!)  sevinmek  olmuştur.

YAZIKLAR OLSUN!!!

Jale ALTUNEL - 15 Aralık 2010 - Edebiyat Gazetesi
http://www.edebiyatgazetesi.com/

Son Yazılar