nazim_hikmet_109_yasinda

"Yabancı sermaye içeri girdikçe bağımsızlık dışarı çıkar!"

Budapeşte Radyosundan Türkiye üzerine tahliller yapan Büyük Şair, yabancı sermayenin Türkiye'ye girişini ve bağımsızlığımızı gasp edişini anlatıyor. Ulusal kurtuluş savaşımızı bütün milletlere hediye ederken bu zaferin bütün insanlığın zaferi olduğunu açıklıyor. Bu tarihi sohbetin notlarını ve videosunu Nazım Hikmet'in ölümsüz sesiyle sunuyor, 109. doğum gününü kutluyoruz :

"Nice nice yıllara Nazım, Nice nice yıllara!"

yabanci_sermaye_iceri_girdikce_bagimsizlik_disari_cikar

Aşağıdaki bağlantıdan bu söyleşiyi izleyebilirsiniz.Tıklayınız.

http://www.dailymotion.com/video/xgle8g_nazym-hikmet-in-yabancy-sermaye-ile-ilgili-soyleyisi_creation#from=embed

SPİKER: Bu son zamanlarda Türkiye'de, edindiğimiz haberlere gelen gazetelere, Türk radyosunun neşriyatına göre Yabancı Sermayeye Türkiye'nin kapılarını açan ve ona birçok imtiyazlar tanıyan bir kanun çıkarıldı. Bu çıkarılan kanunun neticelerini nasıl görüyorsunuz?

NAZIM HİKMET: Şimdi bu sualinize cevap vermeden evvel bir şey kaydetmek istiyorum. Her milletin tarihinde şerefli sayfalar vardır. Bu şerefli sayfalar yalnız o milletin tarihinin şerefi değildir; diyebilirim ki bütün insanlığın tarihinin şerefidir. Mesela Macar Milletinin tarihinde 1848 senesi var. 1848 senesi Macar milletinin tarihinde yalnız Macar milletinin şerefli bir sayfası değil; aynı zamanda bütün insanlık tarihinin şerefli bir sayfasıdır.

Bizim tarihimizde de mesela çok şerefli bir sayfa vardır, buna çok benzeyen. Bu bizim milli kurtuluş senelerimizin tarihidir. Yani Birinci Dünya Harbinden sonra Türk Halkının milli bağımsızlığı için giriştiği savaşın tarihidir. Ve zannediyorum ki bizim bu tarihimizle de bütün insanlık övünebilir. O kadar şereflidir.

Biz bu savaşın sonunda hiç olmazsa şunları kazandık. Bir milli sanayi kurmak imkânını kazandık ve biz ki bu savaşı bilhassa Sovyetler Birliğinin, büyük komşumuzun maddi ve manevi yardımlarıyla kazandık, bunu inkâr etmemek lazım. Ve bunda utanılacak bir şey yok, bunu da öğrenmek lazım büyük bir millet bize elini uzattı ve biz bu eli tuttuk ve beraber bu elin de yardımıyla emperyalizmi denize döktük. Bu da bizim büyük şerefimiz.

Evet, biz mesela bu savaşın sonunda milli sanayimizi kurmak imkânını sağladık. Hatta yine bu milli sanayimizi kurarken yine Sovyetler Birliğinden büyük yardım gördük. Mesela Kayseri Fabrikasını kuran onlardır. Daha bunun gibi bir sürü fabrikalar kurdular bize.

Diğer taraftan milli sanayimizle bu savaşın neticesinde kendi istiklalimizi kazandık. Kapitülasyonları attık. Bazı ıslahat yapabildik. Ben kendi savaşımızdan, bu zaferimizden yüzde yüz faydalanmasak dahi bazı faydalar elde ettik. Ve bilhassa da bütün dünyadaki ezilmiş milletlere, milli kurtuluş yapan milletlere örnek olduk.

Hâlbuki şimdi satılığa çıkarılan bu savaşın bizzat kendisidir.

Yani ecnebi sermayesinin doğru düzgün memlekete gelmesi için bizim kapıları ardına kadar açmamız demek, bir taraftan ecnebi sermayesi memlekete girerken, öbür taraftan Türkiye'den Türkiye istiklalinin Türk Bağımsızlığının kapıdan dışarı çıkması demektir.

Ve hükümet bunu hazırladı ve bunu hazırlıyor. Niçin bunu hazırladı ve niçin bunu hazırlıyor?

Çünkü bugün o iktidar da ancak, ecnebi yardımlarıyla durabiliyor. Bu bir hakikat. Öyle mi? Bundan dolayı ecnebi kuvvetlere, ecnebi sermayesine, Türkiye'nin kanını sömürecek olan, Türkiye'nin bütün kuvvetlerini alıp götürecek olan menfi kuvvetlere kapısını açtı. Ve bir kısmı da bununla işbirliği yapıp kendisi de kar edecek tabi.

Yani biz şimdi Milli Kurtuluş Savaşımızı biz değil; bizim efendiler tam inkârını yapmakla meşguldür. Yani, binaenaleyh bütün bugünkü haraç mezat satışın kökleri çok eskidir.

Ve bugün bu ecnebi sermayesine kapıyı açmak demek, dediğim gibi, Türkiye istiklalinin kapıdan çıkıp gitmesi demektir.

TGB - 16 Ocak 2011
http://tgb.gen.tr/

Son Yazılar