Ağlamak ve Gülmek

kapı aralık,

aralıkta ocak’lar

tütmez olmuş

-sanır bazıları-

ki ayıptan öte bir

karalık

hazırcılıktan doğma

aptallık,

ŞU YENİ YIL…


Gülmekle kardeşti ağlamalarımız, Oğuz Aral’lı Gırgırlarımız. Hayatım boyunca biriktirdiğim tek şey gırgır mizah dergisi olmuştur. Şu dost biriktirme lâfına oldum bittim kızarım. “Dost” biriktiriyorsun, insana eşya gibi davranıyorsun. Kendi  eşyalığını  düpedüz ilân ediyorsun? Sevgiler birikmeli oysa…

Ve,

Ellerinin emeğini biriktirmeli insan!

Yüreğindeki duyguyu!

Gözünün nurunu!

Budunun umudunu…

Toparlanmış eşyalar gibi bir başka diyara göçüp gidecek birikenler ve sen üzerine bir çift hatırlatma notu bile koymamışsın aradıklarını bulabilmeye dair.  Ağlamak da içinde gülmek de…

Bölünmenin önünün açıldığı, Cumhuriyet değerlerinin yerle bir edildiği, buram buram faşizm kozasına yamandırılmış, edebiyatta satirin, mizahta hicvin bitirildiği, insanların ağlamakla kardeş tebessümlerinin bile üç kuruşluk palavralarla ancak belli dozlarda verildiği, tuhaf, abzürt, yakışıksız ve zavallı bir “ocak” ki tütmüyor dumanı!!!

Tüm duygular sanki, ustalaşmış bir estetik cerrahın zerk ettiği o felç edici zehri içmiş gibi. Sistem sinsice botokslarken milli iradeyi, insanlar bir kap çorba, sıcak bir ev ve güven derdindeydi… Şaşkın ve ifadesizken tavırlar, “far sıkılmış geyik”ti insanlar. O far ki memleketimdeki tüm “mış gibi”lerin gerçek karanlığından serpilenler, onlar ki sözde   siyasetçiler…

Çalınmıştı balansörleri savunma mekanizmalarımızın, ruh pınarlarımızdan: Gülmek, ağlamak…

Televizyon haberlerindeki trafik kazalarında ölenlere, doğuda kanıyla toprağımı sulayan şehidime, batıda babasının kollarında yanarak can veren biçareye akmaz olurken bir damla bile yaş, Fatmagül’lere,  Yaprakların dökümüne sel oldu ağıtlar, bağırlara basıldı taş(!)

Gülmek varken katıla katıla,  yolda yanlışlıkla çarpan adama

Bıçaklar çekildi son söz son nokta.

Tahammülsüz toplumlarda, hastalığın en sinsisi yapar insanda akıl esrimesi. Ruhsal dengeler kaybolmuşsa, bir slogan manyaklığı, bir son söz söyleme hastalığı peydahlanır. Tehlikelidir bu fanatizm, TEHLİKELİ !


ağlarken falanca artistin yaptığı role,

göbek atarken sabah eğlencelerine,

ya da bıçak çekerken alakasız birine,

birileri gülerekten,

o far sıkılmış botoks felci yüzüne,

memleketi devrediyor yabancı ellere!

işte bu yüzden;

yeni yılda ağlamak  ve gülmek dilerim ben

denge niyetine,

tüm GERÇEKLİKLERE!


Jale ALTUNEL - 31 Aralık 2010 - Edebiyat Gazetesi

http://www.edebiyatgazetesi.com/

Son Yazılar