Kurtlar-Vadisi2

Kurtlar Vadisi Bunu da Yaptı!

Şiddet bugün Türk toplumunun iliklerine kadar işlemiş, insanlar en ufak sürtüşmeden adam öldürme noktasına gelmeye başladıysa bunda "Kurtlar Vadisi" dizisinin büyük bir rolü var.


Devletin kendi içindeki salınımları ile dizinin senaryo çizgisindeki salınımların paralelliği bu dizinin misyonu ve yönlendiren odakları işaret eden cinsten. MGK kağıttan kaplana dönüştüreli beri, Toplumla İlişkilere soyunan odaklar ve beraberinde diziler de arttı haliyle.

Kurtlar Vadisi toplumda şiddeti yaygınlaştırmak ve en önemlisi normalleştirmenin ötesinde de işlevlere sahip.

Devleti; bir kaç eşkiya çetesinin koalisyon dengesi üzerinden yürüyen bir mekanizma olarak resmeden bu dizide özellikle polis güçlerine yapılan hakaretin bini bir para.

Çevresine üç beş mafyatik tipi toplayan bir çete , her olaya anında müdahil olup, dünyanın en komik silah tutan ve kullanan adamları olduklarının bile farkına varmadan bütün çatışmalardan "devlet adına" galip çıkıyorlar ve polis hep olay yerine sonradan intikal edip bu "derin çete"nin bıraktığı sahnenin bekçiliğini yapmaktan başka bir şey yapamayan bir "zabıta gücü" olarak gösteriliyor. Polat Alemdar ve adamları her attığını vururken, polisler her atılanla vurulup düşüyor.

Buna rağmen, Kurtlar Vadisi bu dizinin kendilerine hakaret ettiğinin farkına varmayan polislerin gözdesi.

O kadar ki, bu ülke, Polat Alemdar karakterini oynayan oyuncuya Nişantaşı'nda bir bar çıkışında rastlayan polislerin motorsikletleri ile eskort ettiğini bile gördü.

Kurtlar Vadisi'nin milleti uyutan ve zehirleyen yapısı bu akşam ki (23.12.2010)  bölümü ile zirve yaptı.

Kurtlar Vadisi; dünyanın en vahşi filmlerinde bile asla yapılmayanı yaptı ve dizide bir bebeğin (çocuk bile değil) yatağındayken kafasına sıkıldı.

Bu sahnenin RTÜK'ü, yasaları, vicdanı ve yayınsal etiği ilgilendiren yanından daha vahim boyutu var.

Bize bir bebeğin kafasına kurşun sıkılarak öldürüldüğü tek bir film gösterin...

Hem de bu bebeği yatağındayken kafasına kurşun sıkarak öldüren, "yeraltında çalışan ve kaçak sigara ticaretini yöneten DEVLETİN  İSTİHBARATÇISI" olsun.

Hem de bu istihbaratçı bu tarif ötesi cinayeti , devletin savcısına odasında , "ben şu kişileri öldüreceğimi açıkca beyan ediyorum, ne yapacaksın tutuklayacak mısın?" diye posta koyduktan sonra işlemiş olsun.

En uç vahşet filmlerinde bile BEBEK  öldürülmez. Bebeğin vahşetten muaflığı, insanlığın paylaştığı en temel vicdani kodlardan biridir.

Bebek  öldürecek kadar her türlü insanlık ölçütünü kaybetmiş sapkınlar yok mudur ? Vardır...

Ermeni çetelerinin Hocalı katliamı sırasında annesinin karnından bebekleri alıp öldürdüğüne şahit olmuştur insanlık...

Sırp sniperlarının sokakta oynayan çocuklara ateş ettiklerini görmüştür insanlık...

Filistin sokaklarında taş atan çocuğa mermi sıkan İsrail askerine alışık bu dünya...

İmralı'da ağırlanan İliştirilmiş narko Terörist 'in katillerinin ailesi ile birlikte tarayarak şehit ettiği bir bebeğimiz de var...

Fakat bir bebeği yatağında uyurken kafasına sıkarak öldürme gibi bir vahşet pornografisine asla şahit olmadı insanlık. En uç vahşet filmlerinde bile ÇOCUK insanlık adına korundu.

Kurtlar Vadisi ise bu akşam itibarı ile ahlak adına, insanlık adına, vicdan adına asla aşılmaması gereken bir çizgiyi aştı.

Şiddeti normalleştirme adına hiç bir namuslu ve vicdanlı insanın altına imza atmayacağı bir sahneyi milletin gözünün içine soktu.

Bu milleti sokakta her an birbirini boğazlamaya hazır nevroz bir topluma dönüştürecek bir sosyo-psikolojik deneyin misyoneri olmanın da sınırları olmalı.

Her şeyi kirlettiniz, zıvanadan çıkardınız, içini boşalttınız. "Vatan kurtarma"yı en sakilinden çetelere ve mafyalara indirgediniz. Devleti eşkiyaya muhtaç bir yapı olarak resmederek, en şanlı "devlet düşmanının" bile yapamayacağı psikolojik harbi gerçekleştirdiniz.

Hepsi sizin olsun....bari çocuklara dokunmayın...


Açık İstihbarat - 23 Aralık 2010

http://www.acikistihbarat.com/

Son Yazılar