oktay akbal erol ertugrul sami karaoren2 

Şimdi biz sensiz eksiğiz!

28 Ağustos 2015 Cuma günü Ayla Akbal ağlayarak telefon etti. “İlk size söylüyorum, Oktay Akbal yaşamını yitirdi” dedi.

Yüreğim burkuldu, ne söyleyeceğimi şaşırdım. Birkaç avutucu söz söylemeye çalıştım. Oktay Ağabey ile yaptığım söyleşi üç gün önce 25 Ağustos günü Aydınlık gazetesinde yayınlanmıştı. O söyleşi sırasında onun kötü durumda olduğunu, her an olumsuz bir şeyler olabileceğini biliyordum. Ama yine de her ölüm erken ölümdü. Her ölüm yüreğimizde yaralar açıyordu. Hele Türk yazının usta bir kalemini yitirmek, Türkçeyi en iyi kullanan, arı bir dille, herkesin anlayabileceği öyküler, romanlar, denemeler, köşe yazıları yazan bir ustayı, dostum, ağabeyim olan birisini, koca Oktay Akbal’ı yitirmek öyle kolay değildi.

YILMAYACAĞIZ...

Yakın geçmişte bana AKP’nin ve bay Erdoğan’ın yaptıklarını gördükçe “Keşke bu kadar yaşamasaydım da bunları görmeseydim” demişti. Son söyleşimizde de “Umudum, vatansever, aydınlık Atatürk çizgisinden ayrılmayan gençlerdedir. Yılmamak gerek” demişti. Oktay Ağabey biz yılmayacağız, bu düşün savaşını sürdüreceğiz de sen bizi niye bıraktın. Şimdi biz sensiz eksiğiz. Bize bunu niye yaptın. Oktay Akbal’ın, Akyaka’da küçük bir bahçe içinde güzel bir evi vardı. Bahçede portakal, limon ve mandalina ağaçları meyve veriyordu. Bahar geldiğinde bahçedeki ağaçların çiçek açması onu mutlandırıp duygulandırıyordu. Son dönemdeki rahatsızlığı nedeni ile yazılarına ara vermiş olsa bile, yazılarını da orada yazıyordu. Akyaka’yı orada yaşayanları çok seviyordu. Yaşamını yitirdikten sonra da orada toprağa verilmek istemişti.

Yakın zamana kadar bazı yaz dinlencelerinde orada buluşur şiirli söyleşiler yapar, bazı günler birlikte denize de girerdik. Sami Karaören, Oktay Ağabey’in Cumhuriyet gazetesinden elli yıllık dostudur. Doksanlı yılların sonlarına doğru bir akşam üzeri Oktay Ağabeylerin Akyaka’daki evlerinde buluşmuştuk. Balkonda kurulan masa’nın çevresinde ben, eşim, Oktay Ağabey, eşi sevgili Ayla Akbal, Sami Ağabey ve sevgili eşi Mehcure Abla vardı. Hafif bir yağmur yağıyordu. Gökova’nın çamlarla kaplı dağlarına sis çökmüştü. Ve biz güncel politika, yazın dünyası ve şiirlerden konuşuyorduk.

oktay akbal erol ertugrul sami karaoren

DİZELERDEKİ GİBİ...

Masada Ziya Osman Saba’nın bir şiirini okumuştum:

“Beni hatırladıkça ara sıra gönlümü al/ Sokakta görünce gülümse/ Yanıma yaklaş/ Az elin elimde kal / Evinize misafir geleyim/ Kahvemi sen pişir/ Taze doldurulmuş sürahiden / Bir bardak su ver/ Yetişir”

Şiiri bitirdiğimde Oktay Ağabey bana bakarak “Biliyor musun Ziya Osman Saba benim arkadaşımdı” demişti. Oktay Akbal ünlü şairlerin, yazarların da arkadaşıydı. Onlarla anıları vardı.

Oktay Akbal ve Sami Karaören ile birlikte o akşam üzeri şiirlerden konuşurken eski şairler ve şiirler unutulur mu diye kendi kendimize sormuştuk. Her ikisi de “Unutulur” demişlerdi. Ben karşı çıkmıştım “Ağabey eski şiirler, şairler nasıl unutulur, örneğin Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu Nijat’ın ölümü üzerine yazdığı “Ah Nijat” şiiri unutulabilir mi?” demiş, sonra da bu şiiri okumaya başlamıştım:

“Hasret beni cayır cayır yakarken/ Bedenimde buzdan bir el yürüyor/ Hayaline çılgın çılgın bakarken/ Kapanası gözümü kan bürüyor/ Dağda kırda rast getirsem bir dere/ göz yaşlarım akıtarak çağlarım/ Yollardaki ufak ufak izlere senin sanar bakar bakar ağlarım/ Güneş güler, kuşlar uçar havada / Uyanırlar nazlı nazlı çiçekler/ Yalnız mısın o karanlık yuvada / Yok mu seni bir kayırır bir bekler/ Can isterken hasret oduyla yansın/ Varlık beni alil alil sürüyor/ Bu acıya yürek nasıl dayansın/ Bedenciğin topraklarda çürüyor/...”

YOLU YOLUMUZ OLACAK...

Şirin tamamını okuyup bitirince ikisi birden gülerek bana “Bu şiiri Türkiye’de ezbere okuyacak senden başka birisi yoktur” demişlerdi. Hep birlikte gülmüştük.

Oktay Akbal yalnızca Türk yazınının usta bir kalemi değil, aynı zamanda yürekli bir aydınlanmacı, yılmaz bir Kemalist’ti. 12 Eylül darbesinde tutuklanmış, cezaevinde yatmıştı. Hiçbir şey onu ilkelerinden uzaklaştıramaz, hiçbir güç vatanseverliği önünde duramazdı. Fransızca çeviriler yapar, bize bilgiler verirdi. Sevgili eşi Ayla Akbal, bıkıp usanmadan ona destek olmuş, bir eşten beklenenin üzerinde ona son günlerinde bakmıştı.

Şimdi sevgili Oktay Ağabey yok. Biz yalnız kaldık. Ancak, yolu yolumuz olacaktır. Işıklar içinde yat, yolun açık olsun sevgili Oktay Ağabey.

Erol ERTUĞRUL - 31 Ağustos 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly sunny

15°C

Istanbul