Attila-ilhanDostları, Fikir Dostları Attila İLHAN’ı Anlatıyor…(2)

İLK KURŞUN: ARAMIZDAN AYRILIŞININ 5. YILDÖNÜMÜNDE DOSTLARI VE FİKİR DOSTLARINDAN ATTİLA İLHAN’I ANLATMALARINI İSTEDİK..

BANU AVAR, ARSLAN BULUT, SİNAN MEYDAN


Banu Avar anlatıyor…
O BU MİLLETİN SEVDALISIYDI….


“Bu yol Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur”

O bu milletin sevdalısıydı. 80 yıllık ömründe, müthiş bir disiplinle, bu millet için çalıştı.

Onun yolunda ona layık olacak şekilde çalışanların sayısı hiç de az değildir.

Bu yol Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur.

Müthiş yorum gücüne, olaylara bakışındaki sadeliğe ve mütevazı, halkla kucaklaşmış kişiliğine özlemim had safhada.

Yaşamının son dakikasına kadar büyük bir disiplinle ve KENDİSİ İÇİN HİÇ BİR SEY İSTEMEDEN çalıştı!

Üretti… Büyük bir ışık huzmesi yarattı… Türkiye’nin girdiği virajla çalıştığı yerlerden ardı ardına darbeler aldı. 2004’de TRT de 10 yıl boyunca yaptığı sohbetlere son verildi. Tv 8’deki görevi sonlandırıldı…

2005’de ölmeden 1 ay önce Cumhuriyet’teki köşesinden ayrılmıştı.

Kim bilir neden?

Bu ve benzer durumlara alışkındı. O yoluna devam etti. Bilgi yayınevi’nde Bir Millet Uyanıyor dizisinde sağ ve solun fikir adamlarını bir araya getirdi. Disiplini, yılmadan, bıkmadan, şikâyet etmeden işine devam edişi, çok kötü dönemlerin içinden geçerken yılgınlığa asla kapılmayışıyla ‘Örnek aydın’dı!

Attila İlhan tanıdığımız bazı aydınlar gibi, sabah başka akşam başka, ya da şurda başka, burada daha başka yüzleri olan biri değildi. Bir bütündü. Küçük korkuları, kişisel hesapları olan biri değildi.

Düne bugüne ve yarına bilimin ışığında bakan biri olarak, en küçük etkenin bile değişim gücünü gayet iyi hesaplayan, kim olduğunun ve neler ürettiğinin farkında bir adamdı.

Tek cümleyle Atatürk’ü şöyle özetlerdi:

‘Kemalizm, sürekli devrimciliktir!’

Ruhu şad olsun! Ona layık olmak için daha çok çalışacağız!

Attila İlhan adı etrafında birleşecek, kitaplarını okuyacak, düşüncelerini yayacağız!

Arslan Bulut anlatıyor…
TÜRK FİKİR HAYATINDA BİR SIKLET MERKEZİYDİ


“Onların kafalarını çok kurcalıyorum ben…”

Attilâ İlhan ile, Türkçülük üzerine yazdığı yazılardan sonra benim talebim üzerine tanıştık ve dost olduk. İlk sohbetimizi, saatlerce konuştuktan sonra şöyle bitirmişti:
“Zaten Gazi’nin yaptığı da bu. Müdafaai Hukuk platformu bu… Herkesi toplamış. Kim varsa, orada, Türkçüsü de orada, Komünisti de, İslamcısı da… Her biri orada. Kime karşı? Asıl düşmana karşı. Onlara karşı birleşiyorlar. İçerde birbirini yiyorlar ama, düşmana karşı beraberler. İnşallah öyle olacak. Yani, Allah ne kadar ömür verdi bilmiyorum ama, şöyle bir gelişse bu hareket, çok rahat öleceğim o zaman. Bu memleketin sahipleri var demektir, böyle bir hareket… Çünkü, şeyden çok ümitsizim. Özellikle Kolej kesiminden. Öbür kesim daha bir felaket. Peki asıl çocuklar nerede? Asıl Türk çocukları nerede? Dramdır o… Londra’da okuyan bir kız çocuğu geldi bana, hafif sola mütemayil. Yarı yarıya kafası soru işaretleri ile dolu, doldurmuşlar. Hepsini birer birer anlatıp aydınlatmak zorunda kaldım. Hepsi onun kadar akıllı değil ki, bu soruları düşünebilsin. Sonra, adamların verdiği her şey hazır ve güzel. Adamlar her şeyin en güzelini, en kolayını ve en rahatını sunuyor sana ve sen ona kapılıyorsun. O zaman çocuklar gidiyor birer ikişer. Öbürü geliyor bana, “İnsan içki içerse, vücudundan 40 günde çıkarmış” gibi laflar ediyor. O daha orada… Yahu, içkinin vücudundan kaç günde çıkacağını bir kenara bırak evladım, memleket elden gidiyor. Bunu görmüyor? Onların kafalarını çok kurcalıyorum ben. Buraya geliyorlar, bana. Mesela başörtülü kızlar geliyor, kitap imzalatıyorlar bana. Hayretler içinde kalıyorum.”

“Fikirlerinde samimi olan her insanın sevgisini saygısını kazanmıştı”


Attilâ İlhan, ölümünden 9 ay kadar önce bir gün telefon etti, “Arslan, Bursa Türk Ocağı’ndan konferansa davet ediyorlar. Karar vermeden önce sana bir sorayım dedim. Bu arkadaşları tanıyor musun? Konferansa gideyim mi?” diye sordu. Kimin aradığını sordum, “Turgay Tüfekçioğlu” dedi.

“Turgay Tüfekçioğlu’na, bana güvendiğiniz kadar güvenebilirsiniz. Arkadaşımdır ve Bursa Türk Ocağı’nın da önemli faaliyetleri vardır. Beni de davet etmişlerdi daha önce. Giderseniz, çok iyi olur” diye cevap verdim.

İlhan, o konferansta çok önemli bazı hatırlatmalarda bulunmuş. Bunların bir kısmı, Ermeni meselesinin perde arkasını da aydınlatıyordu.

Kısacası, Attilâ İlhan, bütünleştirici bakış açısıyla, fikirlerinde samimi olan her insanın sevgisini saygısını kazanmıştı. Bir bakıma Türk fikir hayatında bir sıklet merkeziydi.

Sinan Meydan anlatıyor…

Atilla İlhan, nasıl anlatılır bilmem ki! Atatürk’ün soluğunu hissetmek mi desem, Cumhuriyetin kutsallığını duymak mı?

Yoksa bağımsızlık savaşının önemini anlamak mı?

Atilla İlhan, Atatürk’ü, Türk bağımsızlık savaşını ve Türk devrimini genç kuşaklara en derin ve en anlaşılır biçimde anlatan Türk aydınıydı.

Şairliğinden gelen naifliği, hayal gücünden gelen yaratıcılığı ve bilim insanlığından gelen objektifliği onu Cumhuriyet ve Atatürk üzerine kafa yoran diğer tarihçi / yazar ve akademisyenlerden ayırmaktadır.


“Hiç kimse Atatürk’ü onun kadar iyi anlatamadı…”

O, Atatürk devriminin sadece Türk ulusunu değil, ezilen bütün bir İslam dünyasını, “Mazlum milletleri” de kurtaran evrensel bir hareket olduğunu görmüştü.


O, Atatürk devriminin dinamik, geleceği kavrayan bir SOSYAL anlayışın ürünü olduğunu farketmişti.

O, hayatını, duygu ve düşüncelerini; Türk bağımsızlık savaşanı, Türk devrimini ve Atatürk’ü anlamaya ve anlatmaya adamıştı.

O hem bir şair, hem bir romancı, hem bir tarihçi, hem de bir insandı; anlayan, özümseyen, anlatan bir insan…

O Atilla İlhan’dı…

Bir daha gelir mi bilinmez ama bugüne kadar hiç kimse Atatürk’ü onun kadar iyi anlatamadı!

Derleyen : Hatice DENİZ - 10 Ekim 2010 - İlk Kurşun
http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar