kucar225

Kuçar: Mağara Tapınakları Kenti...

Çin’in en eski Budist mağara tapınağı Kızıl Mağaraları’na gidiyoruz. Yolumuz Tianshan Dağları ve Taklamakan Çölü’nün manzaralarıyla bezeli.

Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’ne yolculuğumuz Urumçi ve Turfan’ın ardından güneybatıda Kuçar’la devam ediyor. Kuçar’a yataklı otobüsle gidiyoruz. Şoföre biletimizi gösterip ayakkabılarımızı çıkarıyor ve numaralı yataklara yatıyoruz. Otobüs ranzalı yatak sistemi ile oluşturulmuş, toplam 24 yatak var. Yatağım ucuz olan yan sıradan... Çinlilere göre yapılmış; kısa ve oldukça dar. Sabaha kadar yatağıma ayaklarımı sığdırmaya çalışıyorum, ancak nafile. Bir tarafta Tianshan Dağları, öte yanda Taklamakan Çölü ve geçit vermeyen coğrafi koşulların uzattığı yolculuğumuz 14 saat sürüyor.

kucar1

ÇÖLÜN ORTASINDAKİ VAHA...

Sabahın köründe Kuçar’a varıyoruz. Gürültülü ve pek temiz olmayan terminaldeki otelde iki saat kestirmeye çalışıyoruz. Sabah bir taksiyle anlaşıp Kuçar’a 73 km uzaklıktaki, Çin’in en eski Budist mağara tapınağı olduğu düşünülen Kızıl Mağaraları’na gidiyoruz. Tianshan Dağları ve Taklamakan Çölü’nün manzaraları ile bezenmiş yolumuz gözlerimize ziyafet sunuyor. Rüzgarın kum dağları ve tepeciklerinde yarattığı erozyon heykelleri, uçsuz bucaksız kumul alanlarla esrarengiz ve irkiltici görüntüler oluşturuyor. Eski dönemlerde, insanların inzivaya çekilmek için neden bu ıssız, susuz, çorak yerlerde mağaralar kazdıklarını ve buralarda nasıl yaşadıklarını merak ediyoruz. Ancak, Kızıl Mağaraları’na ulaşan son dönemeçte birden karşımıza yemyeşil bir vadi ve ırmak çıkınca, sorumuzun yanıtını alıyoruz. MS 3. ve 7. yüzyıllar arasında Budist tapınak olarak işlev gören Kızıl Mağaraları’nı tek tek geziyoruz. “Ulusal Kültürel Miraslar Listesi” ne alınmış, Çin’deki en büyük 10 mağara tapınakları gruplarından biri olan Kızıl Mağaraları’nın duvar resimlerinde, dini olanların dışında av sahnesi, müzisyenler, dansçılar, bayındırlık gibi konulara da yer verilmiş. Akşam Kuçar’da Renmin Meydanı’na çıkıp kendimize bir ‘hotpot’ ziyafeti çekiyoruz.

kucar2

RENGARENK RASTALU...

Ertesi gün antik Subaşı kentinin kalıntılarına gidiyoruz. Bu kayıp kentin alçak kalıntıları arasında tek ayakta kalan yeri Batı Tapınağı. Çölün ortasındaki bu yerin ıssız ve ürpertici havası, Subaşı’nın terk edilmişlik duygusunu derinden hissettiriyor. Kente indikten sonra Büyük Cami’yi ararken Büyük Pazar’ı buluyor ve dolaşıyoruz. Samsa yapan bir fırın görüp hemen oturuyoruz. Samsa içine satır doğrama et konan bir çeşit etli börek. Fırını ise ilginç; kuyu şeklindeki fırının ortasında ateş yanıyor, kuyunun duvarları da ısıtılıyor. Sonra samsa hamuru içindeki etle birlikte pişirilmek üzere fırının duvarına yapıştırılıyor.

Kuçar’ın tarihini anlatan Quici Müzesi’ni geziyoruz. Son Quici Krallığı’nın 1927’de Çin’e ilhakıyla bu bölge de Çin’e dahil olmuş. Çıktıktan sonra sıkı bir restorasyondan geçen eski Rastalu Caddesi’ni boydan boya geçiyoruz. Renk yelpazesinin tüm türleriyle bezenmiş eski Kuçar tarzı ahşap evlerin süslü kapı ve pencereleri, caddeyi adeta bir tiyatro dekoruna dönüştürmüş.

Caner KARAVİT - 26 Temmuz 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly sunny

15°C

Istanbul