Attila-Ilhan3Dostları, Fikir Dostları Attila İLHAN’ı Anlatıyor…(1)

İLK KURŞUN: ARAMIZDAN AYRILIŞININ 5. YILDÖNÜMÜNDE DOSTLARI VE FİKİR DOSTLARINDAN ATTİLA İLHAN’I ANLATMALARINI İSTEDİK..

DR. BARIŞ DOSTER,MEHMET PERİNÇEK, DOÇ.DR. CÜNEYT AKALIN, NECDET SEVİNÇ

“ATTİLA İLHAN VE ULUSALCILIK”
“DİP DALGASININ ÖNCÜSÜ…”
“O, YAZARLIK VE DÜŞÜNÜRLÜK ARASINDA ESASLI BİR EKSEN YARATTI”


Dr. Barış Doster (Siyaset Bilimci – Yazar) anlatıyor…
“ATTİLA İLHAN VE ULUSALCILIK”


“Solculuk içermeyen bir ulusalcılık, ulusalcılıktan yoksun bir solculuk işlevsizdir”

Dip dalgasının münevveri Attila İlhan, diyalektiği çok iyi bilen bir aydındı. Tüm sohbetlerimizde altını çizdiği “Akıl, metod, sentez” üçlemesini, ümmet kültüründen millet kültürüne geçişin evrelerini ve zorluklarını çok yalın biçimde ortaya koymasını, tez ve antitezi bilen aydınların kendi ulusal sentezlerini yapma konusundaki becerisini örneklerle anlatışını hiç unutmam. Türk halkını çok iyi tanıyan, Türk toplum yapısını çok iyi tahlil eden Attila İlhan, solculuk içermeyen bir ulusalcılığın da, ulusalcılıktan yoksun bir solculuğun da işlevsiz, yararsız ve başarısız olduğunu kavramıştı. Milli ve yerli duyarlılığı olmayan, halktan kopuk, kültürüne yabancı bir solculuğun ayaklarının yere basmadığını, bu tür solcuların “enternasyonalizm” diye yola çıkıp, emperyalizmin maşası, uydusu, memuru durumuna düştüklerini çok iyi görmüştü. Bu yaklaşımını yazılarına, konuşmalarına her zaman yansıtırdı.

“Diyalektiği tersten işletiyorlar”

Attila İlhan sık sık şunu vurgulardı: “Üç şeyin milli olması gerekir; Eğitim, ekonomi, savunma“. Türkiye’de millet bilincinin, ulusal kültürün gelişmesinin, kalkınmayla yakın ilişkisine dikkat çeker, siyasetten sinemaya dek her alanda bunun yansımalarının olacağını ifade ederdi. İktisadi olarak bağımsız olmayan bir devletin, siyasi, askeri ve kültürel açıdan bağımsız olamayacağını, er ya da geç emperyalizmin güdümüne gireceğini dile getirirdi. Ulusal kültür sentezini yapamayan, her devrin adamı olan, moda akımların peşinde koşan, güç odaklarının sofra artıklarıyla beslenen sözde aydınlarla “Diyalektiği tersten işletiyorlar” diyerek dalga geçer, çok satılan ama az okunan ünlü edebiyatçılar içinse “İhraç fazlası yazıyorlar” derdi. Halkı anlamayan, halk tarafından anlaşılmayan ve sonuçta da “Bu halk beni anlamıyor” diye yakınanlar için söylediği “Türk aydını, Türk değil” lafı kulaklarımdadır.

“Attila İlhan’ın ulusalcılığı namus birikimidir”

“Parola: Vatan, İşareti: Namus” diyen; Attila İlhan gibi aydınları, yazarları, şairleri, düşünürleri olan milletler, yaşadıkları bunalımın boyutu ne olursa olsun, her şeye rağmen, şanslı milletlerdir. Çünkü Attila İlhan gibi devleri yetiştirmek, yalnız ve ancak büyük milletlerin, büyük uygarlıkların, büyük birikimlerin, büyük kültürlerin harcıdır. Attila İlhan’ın solculuğu, devimciliği, yurtseverliği, ulusalcılığı milletimizin namus birikimidir, onur birikimidir, erdem birikimidir.

Attila İlhan gibi değerleri olan bir millet, sırtını yüksek dağlara yaslamış demektir.

Mehmet Perinçek ( Araştırma Görevlisi) anlatıyor…

DİP DALGASININ ÖNCÜSÜ…


“Sağ sol demeden, milli çıkarları etrafında birleşen bir dip dalgası geliyor” diyordu Attila İlhan. Onun ortaya attığı dip dalgasını anlayabilmek için öncelikle Attila İlhan’ın gençlerle olan diyaloguna bakmak gerekir. Bütün ileri yönlerine rağmen mütevazılığını koruyan İlhan, gençlerin yaptığı çalışmaları coşkuyla karşılıyordu. Benim Rus arşivlerinde yaptığım çalışmalar, yayınladığım belgeler onu heyecanlandırıyor, yazılarında benim çalışmalarıma atıflarda bulunuyordu. Belirli bir olgunluğa erişen insanların fikirlerini değiştirmek kolay değildir. Ama Attila İlhan ileri yaşına rağmen öğrenme merakına her zaman sahip olmuştur.

68 Kuşağını eleştiren biri neden dip dalgasına inansın?

“Attila İlhan’ın sahip olduğu tarih bilinci, gençlerin devrimlerdeki rolünü önemsemesini sağlamıştır.”

Fazlasıyla gençlerle iç içe olan İlhan, görüş alışverişine girmiştir. Bolca dinlemiş, bolca fikir vermiş. 68’den farklı olarak sağ sol ayrımına girmeden, birbirini öldürmeden milli çıkarlar uğruna birleşecek bir gençlik görmüş. Bu yeni gençlik akımı üzerinde bir öncü vazifesi gördü.

Üstün seviyede bir tarih bilinci vardı. Tarihte devrimci atılımlar konusunda gençlerin yerinin önemli olduğunu çok iyi biliyordu. Bu yüzden büyük önem verirdi gençlere. Zaten onun başlattığı ‘Türkçü-Devrimci Diyalogu’ da sol sağ demeden gençlerin bir araya gelmesi Türkiye’de taşların yerinden oynadığını gösterir.

Tablo kötü görünebilir ama ilgili yazarların tutumu da aydın olması konusunda belirleyicidir. Attila İlhan “Bir Millet Uyanıyor!” demiştir. Gördüğü tablo karşısında “Bu millet uyuyor!” da diyebilirdi. Ama Attila İlhan bu umudu iyimserliğinden değil, tarih bilincinden almıştır.

Cüneyt Akalın ( Doç. Dr.) anlatıyor…

O, YAZARLIK VE DÜŞÜNÜRLÜK ARASINDA ESASLI BİR EKSEN YARATTI.


“68 Kuşağı bir bakıma talihsiz bir kuşak” diyordu Attila İlhan.
Onun 68 Kuşağına yaptığı eleştirilerde haklı bulduğum noktalar oldu. Haklıydı çünkü 1968’deki dalgalanma, Türkiye’yi dışarıdan vuran bir dalgalanmaydı. Hak vermediğim noktalar da oldu; Çünkü 68’in gerçek devrimcileri hiçbir zaman batı hayranı olmadı.

Attila İlhan’ı benim gözümde, diğer aydınlardan farklı kılan çalışkanlığı ve disipliniydi. Zaten böyle bir disiplini olmasa bu kadar üretken olamazdı. O, yazarlık ve düşünürlük arasında, eşine nadir rastlanan esaslı bir eksen yarattı.

Necdet Sevinç anlatıyor…

“Attila ilhan’ın kitaplarını ve Cumhuriyet Gazetesindeki yazılarını okuyanlara Attila İlhan’ı anlatmak yersizdir çünkü onu en iyi okuru tanır. Gerçek bir mücadeleciydi. Ulusalcıları ve Türk milliyetçilerini bir araya getirecek bir çalışma yapmak amacındaydı. Benim de bu çalışmada yer almamı istedi. ‘Bir Millet Uyanıyor’ bu çalışmanın kendisidir.”

Derleyen : Hatice DENİZ - 09 Ekim 2010 - İlk Kurşun

http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul