Fazil-Say-Darbe-Nedir

Beyoğlu’nda bir resim galerisine dün gece yapılan saldırı insanı ürkütüyor.

“Endişe”
demiştik...

Uydurmamıştık “endişe” konusunu...

“Hayatlarımız” dedik, “yaşam tarzımız” dedik...

Bir galerinin önünde bir kadeh bir şeyler içmemiz dayakla mı sonuçlanacak?

Evetçiler. Hayırcılar. Nerdesiniz? Sorun kendinize: DARBE NEDİR?


Hayattaki DARBE nedir?

Bir resim sergisi açılışı kokteylinde, kapının önünde bir kadeh bir şey içmek artık mümkün olmayacak.

Hatta resim sergilerine yalnız gitmekten bile endişe duyacağız.

Birtakım cahil kafalılar, bunu bize yaşatmayacaklarını gösterdiler.

Kazandılar!


Faşizm nedir?

Sorun kendinize!

İktidar! Muhalefet! HEMEN! HEMEN!!!

************************

Sanatçı özgürdür.

Yaşamı da özgürdür. Yaşam tarzı hürdür.

“Sokak, hür ve özgür olmalıdır” sanatçı için. Sokaktan düşünce toplar sanatçı.

İlhamdır sokak. Ressamlar için, şairler için, bestekârlar için...

Sokak şehirdir, şehir memlekettir, memleket dünyadır. İnsanoğlu bu dünyada yaşar.

İnsan bu dünyada, kimseye zarar vermediği ve de kuralları çiğnemediği sürece istediği gibi yaşar.

Hayallerdir… Uğraşlardır…


Söyleyin şimdi! Bu memlekette kaç çeşit kural var? Yanlış nerede? Baskı nerede? Endişe nerede?

Sanatçıya baskı uygulayamazsınız.

Sanatçı, kendi içinde salt ruh sever. Güzellik sever. Aşk sever. Yaşamak sever.

“Şunu yapma”, “şunu deme”, “şöyle yaşama” diyemezsiniz ona. Sanatçı, içsesi ile düşünür.

İster iktidarı destekler, ister muhalefeti. Genelde de muhaliftir sanatçılar.

Gerçek bir sanatçı çünkü, içindeki çocuğu büyük bir özveriyle korumaktadır. Üretmek uğruna... Yaratmak uğruna…

Bizim memleketimizde sanat var. Sanatçı var. Çok iyi sanatçılar var. Dünyaya mal olmuşları da var...

Cehalete karşı kültürü savunduğumuzda, bize “faşist” bile dediniz, hiçbir hakkınız yokken. Kim faşist?

Bizi toplumdan silmek için pek çok yalan uydurdunuz. Demediğimiz şeyleri bile sanki “demişiz gibi” yaptınız bizi çürütmek uğruna. Töhmet altında bıraktınız.

Savunduk kendimizi...

Sorun şimdi kendinize. Bu ortamda sanatı, halka yaymak mümkün mü?

Kültür bir memleketin her şeyidir. Kalbidir. Beynidir. Ruhudur.

Birçok sanatçıyı siyasi sebeplerden itelediniz hep. “Benim gibi düşünmüyor”, “benim gibi yaşamıyor” dediniz.

Dışladınız. Küstürdünüz.

Dünyadaki pek çok memleketi sanatçılarıyla tanıyorsunuz. Sanatçılar simgeleridir halklarının.

Marquez Kolombiya’dır.

Beethoven Almanya’dır.

Nazım Hikmet Türkiye’dir.

Picasso İspanya’dır.

Monet Fransa’dır.

Mozart Avusturya’dır.

Dostoyevski Rusya’dır.

Miyazaki Japonya’dır.

************************

Ve son olarak da, bir EVET-HAYIR yarışı yapıp böldünüz halkı.

Bir “referandum”.

Evetçiler.

Hayırcılar.

Ve referandumu boykot eden Kürtler.

Üç halk olduk biz.

Her biri on milyonlarca...

Ve nasıl beraber yaşayacağımız muallak bir soru işareti haline geldi.

Bakın:

Hayatta hiçbir zaman esrar kullanmadım.

Çok sigara içerim. Yalnızlığıma eşsiz bir dost çünkü.

Akşamları kimi zaman bir kadeh viski içtiğim olur. Stresli hayatımda o da iyi bir dost.

Bazen (yemeğe hangisi uygunsa) rakı, şarap ya da bira içtiğim olur.

Kadınların başını örtmesini iyi bulmuyorum. Kendi kızım, sevgilim, annem, babaannem ve de tüm dostlarım başı açık insanlardır.

Bütün bunlar hayat tarzı seçimidir. Benim seçimim.

İçinden geldiğim ailenin ve sosyal şartların seçimi.

Bu yaşam tarzının adı genel itibariyle “laiklik”.

Bu siyasi bir konu değil, biz böyle yaşamaktayız. Ne zaman ki, bu tarz bir tehdit altına girerse, siyasileşmekteyiz aslında.

**********************

Almanya’da öğrenciyken kaldığım yurtta, bazı fanatik dincilerin yoğun baskısına uğramıştım.

Dinin siyasete alet olmasını, insanların birbirine din adına emirler yağdırmasını oldum olası sevmem.

İnanç, yaşamın kudretidir.

Yeri, ruhumuzun en dibinde ve başımızın en yukarısındadır.

Sadece bize ait bir mekânda ve hissiyatta...

Soyuttur.

Yaşamsal bir çizgidir.

***********************

Biliyorum ki, Türkiye’de benim gibi olan en az 30 milyon insan var.

Bir sanatçıyım.

Müzik, dans, resim, edebiyat, sinema hayranıyım.

Bütün bu sanatları icra eden insanlar, benzer yaşamlar sürdürmektedir.

Biz ne olacağız?

Bizim yaşamımız değişecek mi?

Bu baskı engellenecek mi?

Hepsine çok iyi cevaplar bekliyorum.

Fazıl SAY - 23.09.2010 - Odatv.com

Son Yazılar