ali karsilayan

Türkiye’de Nazım şiirini ezbere okuyacak bir balıkçı yok mu?

Soner Yalçın 10.02.2015 günü Sözcü’de yayınlanan yazısına Zülfü Livaneli’nin mektubunu almış.

“Zülfü Livaneli bir Rönesans aydınlanmacısıdır” diyor. Ama gelin görün ki, Zülfü Livaneli Türkiye’de yaşanan aydınlanma devriminden habersiz.

Zülfü Livaneli Soner Yalçın’a gönderdiği mektubunda şöyle diyor; “Yunan adalarında yoksul bir balıkçı iken, basit bir lokanta açmış bir arkadaşım var; adı Takis. Bir gün onunla hangi denizin daha güzel olduğunu konuşurken, ‘Nazım’ın bu konuda çok güzel ir şiiri vardır’ dedim ve ‘En güzel deniz henüz gidilmemiş olandır’ dizesini söyledim.

Ne oldu biliyor musunuz : Bu adalı balıkçı şiirin tamamını ezberden okudu. Siz Türkiye’de böyle balıkçılar bulun, Syriza’sı da peşinden gelir.”

Türkiye’yi, Türk halkını çok iyi tanıdığını iddia eden bir solcu yazar, Nazım Hikmet’in şiirlerini besteleyip söyleyen, konserlerinde yüzbinlere hitabeden Zülfü Livaneli, Nazım Hikmet’ in bir şiirini ezbere okuyacak bir balıkçı, bir emekçi bulunamayacağını iddia ediyor.

Zülfü Livaneli’ye göre; Birçok ülkede yoksullar kendilerini sol iktidarlarla ifade ediyorlarmış ama Müslüman ülkelerde geleneksel sol düşmanlığı yüzünden böyle olmuyormuş, yoksullar İslamcı partilere oy veriyormuş.

27 Mayıs 1960 devriminden sonra Türkiye’ de sosyalist hareket özgürlüğe kavuştu. Nazım Hikmet’in kitapları binlerce basılıp okunur oldu. O yıllarda Türkiye İşçi Partisi sosyalist bir parti olarak hızla örgütlendi. Komünizmle Mücadele Derneği militanları TİP’in salon toplantılarını bastılar. “Komünistler Moskova’ya “ sloganı bu gericilerin elinde bir silah haline geldi. Bu baskıya rağmen TİP 1965 seçimlerinde ciddi bir oy alarak meclise 15 milletvekili ile girdi. O yıllarda Yunanistan’ın Sakız adasının karşısında, İzmir Çeşme ilçesinin TİP ilçe başkanını tanıdım, kendisi emekçi bir insandı, Osman amca derlerdi, at sırtında köyleri dolaşırdı, Nazım Hikmet’ten şiirler okuyordu.

TÜRKİYE SOLU MARJİNAL Mİ?

1970 yılında Söke’nin Avşar köyüne gittim. Ağalara karşı mücadelede öne çıkmış köylü devrimciler Pekin radyosunun Türkçe yayınlarını dinliyorlardı. Bu köyden Durmuş Uyanık 1978 yılında, Türkiye İşçi Köylü Partisi’nin kurucu üyesi oldu. 1990’lı yıllarda İstanbul’da Tersane işçisi Alaattin Us, Nazım Hikmet’in şiirlerini besteleyip şarkılar söylüyordu.

Zülfü Livaneli, Yunan halkı ile Türk halkı arasında ne fark vardır, sorusu üzerinde kafa yormuş ve şunu bulmuş; “Yunanistan’da çok büyük bir sol kitle vardır. Sosyalistler, komünistler, marjinal insanlar değildir o ülkede. Halkın içindedirler, halktan çıkmışlardır.”

Peki Türkiye’de sosyalistler nereden çıkmışlar acaba ? Halktan kopuk burjuva aydınlar mıdır? Gerçek böyle mi? Yaşar Kemal’i, Orhan Kemal’i, Ahmet Arif’i, Ruhi Su’ yu nereye koyacağız, marjinal solcular safına mı?

Bu Türk solcularının Mikis Theodorakis’ten ne farkı var ? Batı hayranlığı Zülfü Livaneli’nin gözünü kör etmiş, Hıristiyan batı solunu yüceltiyor, Müslüman ülke halklarını ve aydınlarını hakir görüyor.

Theodorakis doğru söylemiş; Yunanistan halkı, Yunan işçi sınıfı, emekçisi, AB’nin yoksullaştırma ve ulusal onurlarını çiğneme tutumuna karşı ayaklandı, ulusal bağımsızlığı, bütünlüğü savunan, yolsuzluğa ve yoksulluğa karşı mücadele programını, ulusal direnme ekonomisini savunan SYRİZA’ya oy verdi, onu iktidar yaptı.

Türkiye’de de aynı şey olacaktır. Ne yani Hristiyan batı ulusal bağımsızlık ve ulusal ekonomi için emekçinin refahı için Sol’a oy verir de Müslüman doğu aynı şeyi yapamaz mı? Aydınlık SYRİZA’yı “milli sol” olarak tanıttı, çok yerinde bir tanımlamadır. Türkiye’de insanlar yoksullaştıkça niye İslamcı partilere oy vermek zorunda olsun.

TÜRKİYE HALKI DEVRİMCİLİĞİNİ GÖSTERECEKTİR...

7 Haziran seçimlerinde Türkiye halkının, Türkiye işçi sınıfının ve emekçilerinin önemli bir bölümünün ekonomik krize karşı halkın çıkarlarını ve milli ekonomiyi, ülkenin bağımsızlığını savunan partiye oy verdiğini hep birlikte göreceğiz. Bu parti Türkiye’nin sosyalist geleneği ile milliyetçi, halkçı birikimi Atatürk Devrimi temelinde birleştiren bir parti olacaktır.

Türkiye’nin milli bağımsızlığını ve emekçi halkın çıkarlarını savunan partiler hep ABD’nin antikomünizm silahına hedef olmuşlardır, “Kahrolsun Komünistler!”, “Komünistler Moskova’ya !” sloganlarıyla saldırıya uğramışlardır. Ama, “Ortanın Solu Moskova’nın yolu” sloganıyla yolu kesilmeye çalışılan Bülent Ecevit’in CHP’si 1973 ve 1977 seçimlerinde en çok oyu alarak iktidar olmuştur. Türk halkı o yıllarda İslamcı partilere değil sol partilere daha fazla oy verdi.

Zülfü Livaneli, “Adım kadar eminim ki Alexis Tsipras, eşi ve bakan arkadaşları Nazım Hikmet’in şiirlerini ezbere bilirler” diyor. Şüphesiz bu iyi bir şeydir. Türk ve Yunan halkı ortak bir kültüre sahip kardeş halklardır. Biz de Yannis Ritsos’un şiirlerini biliriz, Theodorakis’in şarkılarını zevkle dinleriz. Ancak devrimler kopyala yapıştır metoduyla gerçekleşmez. Yunan halkı kendi özel koşuları altında bir devrimci atılım yaptı. Türkiye halkı da Atatürk Devrimi tamamlama programıyla bir devrim yapacaktır.

Ali KARŞILAYAN - 13 Şubat 2015 - Aydınlık

Son Yazılar