haluk dural2

Millet İttifakı partilerinin Seçim Beyannameleri üzerine eleştiriler... (2)

24 Haziran’da yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine sayılı günler kaldığında Millet İttifakının üç ana partisi;

CHP 226 sayfalık Seçim Bildirgesi, İYİ parti 138 sayfalık Milletimizle Sözleşme, Saadet Partisi ise 19 sayfalık Türkiye Vizyonu adıyla seçim beyannamelerini yayınladılar.

Bu makalemizde Millet İttifakının üç partisinin seçim beyannamelerinde Dış Politika hakkındaki görüşleri irdelenecektir.

Dış Politika

1- Cumhuriyet Halk Partisi

DIŞ POLİTİKA: İSTİKRAR VE İTİBAR, sayfa 118-127

Türkiye’nin dış politikası dört unsur üzerine oturtularak geliştirilecektir: 

  • Yurttaşlarımızın adalet, güvenlik, huzur ve refahını gözeten bir dış politika,
  • Uluslararası hukuka saygılı ve değerlere dayalı bir dış politika,
  • Tarihi birikim, coğrafi konum ve kültürel çeşitliliğin zenginliği ile donanmış çoğulculuğa dayalı bir dış politika,
  • Tüm dünya ile bütünleşen, bölgesel ve küresel iş birliğini güçlendiren, katılımcı bir dış politika. 

Bunun için ülkemizin Balkanlar’da, Karadeniz’de, Kafkasya’da, Orta Doğu’da ve Doğu Akdeniz’de güvenilir ve öngörülebilir bir komşuluk politikası geliştirmesi esastır. 

Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü, Filistin sorununun adil çözümü, Mısır ile diplomatik ilişkilerimizin yeniden gereken seviyeye yükseltilmesi ana hedeflerimizdir. 

Türkiye’nin bölgesinde geliştireceği barışçı ve yapıcı ilişkiler Batı dünyası ile arasının açılmasının da önüne geçecek, Türkiye yeniden kendi coğrafyası ile Batı dünyası arasında medeniyetler ittifakının güçlü bir odak noktası haline gelecektir. 

Bu yolla Türkiye’nin Batılı müttefikleriyle ve içinde yer aldığı ya da yer almak için müzakereler sürdürdüğü NATO, AGİT, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği gibi örgüt ve kuruluşlarla ilişkileri de yeniden normalleşecektir.

CHP’nin dış politika tercihi açık ve net olarak; Atatürk’ün Balkan Paktı, Sadabat Paktı gibi bölgesel ittifaklardan ve başta Sovyetler Birliği ve İran ile kurulan sağlam ilişkilerle tahkim edilmiş tarafsız ve dengeli dış politikası yerine, 21. Yüzyılda dünyanın jeopolitik eksenin Avrasya’ya kaydığı bir dönemde, Avrasya gerçeğinin adı bile anmayan, tamamen NATO (ABD) ve AB eksenli “BATICI” bir tehcihtir. 

AVRUPA

  • AB ile bozulan ilişkileri ve zayıflatılan üyelik perspektifini onaracağız. Tam üyelik hedefimizi sosyal demokratik ilkeler ışığında güçlü ve kararlı şekilde yeniden tesis edeceğiz.

AB ile ilişkileri bozan taraf AB’nin kendisidir. Bugüne kadar Türkiye’yi AB üyesi yapmayacaklarını yüzlerce kez açıklamışlardır. Üyelik görüşmelerinden vazgeçilmelidir.

  • AB ile ilişkilerimizde halkımızın refahını artırmak amacıyla gecikmiş vize serbestisini, tarım desteklerini ve bilimsel iş birliğini ön plana alan etkin müzakereler yürüteceğiz.

AB ile vize serbestisi sağlamak mümkün değildir. Doğru tavır, AB ve İsviçre gibi AB üyesi olmayan ancak Türk vatandaşlarına AB vizesi uygulayan bütün ülkelere, mütekabiliyet çerçevesinde aynı şartlarla vize uygulamaktır.

  • Üreticilerimizin ve çalışanlarımızın çıkarlarına hizmet etmeyen Gümrük Birliği uygulamalarını düzelteceğiz.

AB’ye üye olmadığı halde Gümrük Birliği anlaşması imzalamış tek örnek Türkiye’dir. Yunanistan bile tam üye olduktan sekiz sene sonra gümrük birliğine geçmiştir.

Ekonomik güçleri eşit veya dengede olmayan ülkeler arasında serbest ticaret sadece zayıf ülkenin sömürülmesine hizmet eder. Bu nedenle Gümrük Birliği andlaşması derhal iptal edilmelidir.

  • Avrupa ile ilişkilerde ülkemize göç etmiş olan Suriyelilerin insan haklarını hiçe sayan bir anlayışla koz olarak kullanılmasına son vereceğiz.

Avrupayı düşünmek yerine, ülkemizdeki Suriye’li göçmenleri kendi ülkelerine göndermek esas ilke olmalıdır.

ABD

  • ABD ile ilişkilerimizi karşılıklılık ve güven çerçevesinde yürüteceğiz.

Büyük Ortadoğu Projesi-BOP çerçevesinde, ülkemizden toprak kopartarak Kürdistan kurmayı hedefleyen, yıllardır PKK terörüne silah, mühimmat, ikmal veren ve kuzey Suriye’de 30 bin kişilik PKK ordusu kuran ABD ile ilişkileri ABD hasmane düzeye taşımıştır, bu ülke ile ilişkileri güven çerçevesinde yürütmek çok safiyane bir yaklaşımdır.

  • ABD ile stratejik ve askeri ilişkilerle sınırlı olmayan, başta ekonomik, bilimsel ve kültürel etkileşime açık yeni ortaklıklar tesis edeceğiz.

ABD ile tartışmalı askeri ilişkilerimiz olmakla beraber, ilişkilerimiz hiçbir zaman stratejik değildir ve olmamıştır, dünyadaki yeni jeopolitik gelişmeler karşısında bundan sonra da olmayacaktır.

Kıbrıs Barış Harekâtımızdan sonra Türkiye’ye silah ambargosu koyan ABD, bugün de üretim ortağı olduğumuz ve 100 dolayında sipariş verdiğimiz F-35 Müşterek Taarruz Uçağının Türkiye’ye teslimi konusunda ambargo tehdidinde bulunmaktadır. Türk Ordusunun silah envanterindeki ABD’nin baskın durumundan hızla kurtulmak için tedarikçileri çeşitlendirmek gereklidir.

  • Konjonktürel, bölgesel ve uluslararası gelişmelere göre değil, ortak değer ve çıkarlara göre kalıcı bir iş birliği yapacağız.

ABD ile hiçbir ortak değerimiz olmadığı gibi Kürdistan kurmak için ülkemizden toprak talep etmekte olan ABD ile milli çıkarlarımız tam bir çatışma halindedir. Devletler arasındaki ilişkiler, CHP’nin yukarıdaki tesbitlerinin tam tersine, konjontürel, bölgesel ve uluslararası gelişmeler, diğer bir deyişle değişen jeopolitik tercihlere göre sadece milli çıkarlar gözetilerek kurulur.

CHP, ülkemizdeki ABD askeri varlığının ve özellikle Malatya’daki Kürecik Radarının, İncirlik Üssünün kapatılması, Türkiye’yi öncelikli hedef haline getiren İncirlik’teki 50 dolayında B61 model atom bombasının tahliye edilmesi konularında hiçbir görüş belirtmemektedir.

CHP’nin ABD ile ilişkiler konusundaki yaklaşımı, ABD’nin bütün düşmanca yaklaşımlarına karşılık, Türkiye’yi ABD’nin uydusu haline getirmek için verilmiş bir taahhüttür. Diğer bir deyişle BOP Eş Başkanlığına talip olunduğunun beyanıdır.

RUSYA FEDERASYONU

  • Rusya Federasyonu’yla ekonomik ve ticari ilişkileri tek taraflı olmayan ve şahsi çıkarlara dayanmayan şekilde geliştireceğiz.
  • Türk iş insanlarının Rusya ve Avrasya Ekonomik Birliği’ndeki girişimlerini destekleyecek, sorunlarını çözmek için gerekli mekanizmaları kuracağız.
  • Rusya ile enerji ticareti ve güvenliği konularında şeffaf ve sürdürülebilir ilişkiler kuracağız.
  • Ukrayna ile Rusya arasındaki gerilimin çözülmesi için dönemsel olmayan, tutarlı ve barışçıl politikalar yürüteceğiz.
  • Kırım’da Tatarların haklarının korunması konusunda ısrarlı olacağız.

Rusya Federasyonu ile ilişkiler konusu oldukça sığ ve yüzeysel ele alınmıştır. Özellikle ABD silah ambargosunun yeniden gündemde ısıtıldığı bu günlerde, Rusya’dan alınacak S-400 yüksek irtifa hava savunma füze sistemleri, Irak’tan sonra Suriye’yi işgal eden ve PKK ordusu kuran ABD’nin Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit ettiği ortamda, Rusya ile ilişkilerin daha farklı düzeyde ele alınması, Astana ve Soçi süreçleri, bu çerçevede Türkiye, Rusya, İran arsındaki işbirliğine ilişkin bir görüşü bulunmaması, CHP’nin Türkiye’yi dış ilişkilerinde ABD’ye çıpalamaktan ibarettir.

YUNANİSTAN

  • Ege Denizi’ni iki halk arasında ayrıştırıcı bir engel değil, dostluğu artırıcı ve birleştirici bir fırsat olarak göreceğiz.

Yunanistan Ege Denizi’ni iki halk arasında engel olarak görürken, dostluk yerine düşmanlık yaparken böyle romantik yaklaşımlar sadece Yunanistan’ı cesaretlendirir ve azdırır.

  • Ege Denizi’nde yaşanan sorunları ikili görüşmeler yoluyla, hakkaniyet ilkesine göre çözmeye çalışacağız.

Yunanistan Türkiye karasuları içindeki, tapuları Türklere ait adalara asker çıkartıp, silahla işgal ederken, Yunanistan’ı görüşmeler yoluyla çözüme ikna etmek mümkün değildir. Adalarımızı işgal edenlere aynı şekilde cevap verilmezse, hiçbir zaman çözüme ulaşılamaz.

KIBRIS SORUNU

  • Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması amacıyla, KKTC’nin ve Kıbrıslı Türklerin kazanılmış haklarını koruma ve iki toplumun siyasal eşitliğini sağlama hedeflerini gözeteceğiz.
  • Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki gücünü artıracak ve Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının adil bölüşümünü sağlayacağız.
  • Kıbrıslı Türkleri ekonomik yaptırım ve uluslararası ambargolara karşı desteklemeye devam edeceğiz.
  • KKTC’nin iç işlerine müdahale edilmesine izin vermeyeceğiz.
  • KKTC’nin anayasal kurumlarıyla karşılıklı saygı ve eşitlik çerçevesinde iletişim kuracağız.

Kıbrıs konusunda 1974 Barış Harekâtı ile gerçekten barış sağlanmış, Türk toplumunun can ve mal güvenliği sağlanmıştır. Bu durumu bozacak; iki toplumlu, iki bölgeli federal bir cumhuriyet dışında hiçbir çözüm olmadığı net olarak söylenmeli, Türkiye’nin garantörlük haklarını zedeleyecek her türlü girişime karşı çıkılmalı, Güney Kıbrıs Rumlarının bütün Kıbrıs’ın tek meşru devleti olarak AB tarafından tanınmış olması reddedilmeli, dost ve kardeş ülkelerin KKTC’nin bağımsızlığını tanımaları teşvik edilmeli, aksi girişimler halinde KKTC’nin ilhak edileceği ilan edilmelidir.

BALKAN ÜLKELERİ

  • Demokrasiyi, kültürel çoğulculuğu ve ekonomik refahı aynı anda hedefleyen bir yaklaşımla, Balkanlardaki tüm ülkelerle dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerini ilerleteceğiz.
  • Balkan tarihine bakışta dinsel ve etnik radikalizme hizmet eden hamasi söylem ve yaklaşımlara prim vermeyeceğiz.
  • Balkanlarda yaşayan akraba topluluklarının, bulundukları ülkelerde eşit yurttaşlar olarak yaşayabilmesi için çalışacağız.

Suriye’ye yapılan ABD güdümlü saldırlar ve kuzey Suriye’de ABD tarafından kurulan PKK ordusunun güney sınırlarımızı tehdit etmesi nedeniyle Türkiye’nin güvenlik kaygılarını öne alarak uyguladığı askeri harekâtlar ile ABD çıkarları çatıştığı için Türkiye’nin NATO’dan dışlanması açıkça dile getirilmektedir. NATO genişlemesi ile Türkiye’ye sınırdaş bütün Balkan ülkeleri hem AB ve hem NATO üyesi olup, ABD bu ülkelere askeri üsler kurmuştur. Bu ülkelerdeki Türk azınlıkların hakları ısrarlı şekilde korunurken, ülke güvenliği için NATO üyesi olmayan Bosna, Sırbistan ve Makedonya ile ittifaklar kurulmalıdır.

KAFKAS ÜLKELERİ

  • Rusya, Kafkasya ve Hazar havzasının enerji kaynaklarının Batı’ya aktarılmasında Türkiye’nin bir transit koridor olması için çalışacağız.
  • Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunları çözme çabası içinde olacağız.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngilizler tarafından kurulan, Türkiye’nin Sovyetler Birliği ile kara bağlantılarını kesen ve Mustafa Kemal’in “Kafkas Seddi” diye tanımladığı Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan bugün yine ABD’nin hedefindedir. Türkiye hiçbir zaman Gürcistan ve Ermenistan’da ABD etkinliğine müsaade etmemelidir.

Ermenistan kendi anayasasından Doğu Anadolu illerimiz üzerindeki toprak talebinden ve sözde Ermeni soykırımı iddialarından vazgeçmedikçe, Ermenistan ile her türlü temas kesilmelidir.

ORTA DOĞU VE DOĞU AKDENİZ

  • Bölge merkezli dış politika yaklaşımından yola çıkarak, kurucu üyelerinin İran, Irak, Suriye ve Türkiye olacağı “Ortadoğu Barış ve İş Birliği Teşkilatı”nı (OBİT) kuracağız.

Düşünülen Ortadoğu Barış ve İş Birliği Teşkilatı iyi düşünülmüş bir girişim olmakla beraber katılımcıları açısından eksiktir. Önerilen Türkiye, İran, Irak ve Suriye’ye ek olarak OBİT’e Azerbaycan, KKTC ve en önemlisi Rusya Federasyonu kurucu; Pakistan, Hindistan ve Çin gözlemci üye olmalıdır. 

  • Orta Doğu’da Arap Baharı sonrasında başarısızlığı tescil olan yanlış politikaları terk ederek; maceracılıktan, kibirden, fırsatçılıktan, mezhepçilikten ve hamasetten uzak bir dış politika anlayışı benimseyeceğiz. 
  • Bölgede her türlü terör örgütüyle kararlılıkla mücadele edeceğiz. Terörle mücadelede, BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarına uyacağız.

Bölgedeki terör örgütleriyle mücadele edebilmek için terör örgütlerini kimin kurduğunu, kimin silah ve ikmal desteği verdiğini, bu ülkelerin ABD liderliğindeki İngiltere, Fransa, İsrail ve Almanya olduğunu açıkça ifade etmeden, bu ülkelere Türkiye’de sağlanan askeri kolaylıkları sonlandırmadan, kurulacağı düşünülen OBİT ile işbirliği yapmadan terörle mücadele etmek mümkün değildir.

SURİYE’DE SAVAŞIN SONA ERDİRİLMESİ

  • Dost Suriye halkının esenliğini ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamaya dönük bütün uluslararası barış girişimlerini ve BM Suriye Özel Temsilcisi’nin çalışmalarını destekleyeceğiz. 

Derhal Suriye’deki meşru merkezi hükümet ile temas kurulmalı, Şam’a büyükelçi gönderilmeli, öncelikle Astana ve Soçi süreçlerine Suriye ve Irak’ında katılması sağlanarak, hukuki çözüm bu girişim eliyle sürdürülmelidir. 

  • Suriye’de barışçı çözüm sonrasında ülkemizde geçici koruma altındaki Suriyeliler arasında dileyenlerin mağdur edilmeden, aşamalı olarak, güvenli bir biçimde ülkelerine geri dönüşünü sağlayacağız. 

Ülkemizdeki Suriyeli mültecilerinden dileyenlerin değil, tamamının ülkelerine dönmesi sağlanmalıdır.

İSRAİL VE FİLİSTİN SORUNU

  • Dış politika yaklaşımımızda Filistin sorununun, İslami radikalizme ve antisemitizme savrulmadan ve insan haklarına saygılı bir biçimde ele alınmasını sağlayacağız.
  • Filistinlilere vizeyi kaldıracağız.

Filistin ile ilgili politikalarda, Filistin’in KKTC’yi tanıması için baskı yapılmalıdır.

  • Mavi Marmara Anlaşması’nı iptal edeceğiz.

İsrail ile askeri ve ekonomik anlaşmalar kamuoyuna açıklanmalı ve iptal edilmelidir.

IRAK

  • Irak’ı oluşturan tüm unsurlarla eşit ve iyi ilişkiler kuracağız. 

Irak’ı oluşturan unsurlar ile eşit ve iyi ilişkiler kurmak, Barzanistanı tanımak demektir. Bu ise ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi-BOP çerçevesinde Türkiye’den de toprak kopartarak kurmak istediği Kürdistan’ın oluşumuna destek vermek, Irak’ın ülke bütünlüğünün dağıtılması yardımcı olmaktır. Devletler arası ilişkiler, egemen devletlerin meşru ve merkezi yönetimleriyle kurulur.

  • Irak topraklarından Türkiye’ye herhangi bir tehdidin yöneltilmesine olanak verilmemesi için girişimlerde bulunacağız.

İRAN

  • İran’la yapılan enerji anlaşmalarını yurttaşlarımızın çıkarlarını gözetecek şekilde yeniden ele alacağız.

İran’a uygulanan Amerikan ambargosunun Türkiye-İran ilişkilerini zedelememesi için iki ülke arasındaki ticarette dolar yerine ulusal paraların kullanılmasına geçilmelidir.

UZAK DOĞU

  • Uzak Doğu’nun dinamik ekonomileri olan Çin, Japonya, Hindistan ve Endonezya ile ekonomik ve ticari ilişkileri geliştireceğiz.
  • Girişimcilerimizin Çin ve Uzak Doğu’daki yatırımlarının çeşitlenmesi için turizm, bilim, akademi ve teknoloji alanlarında bölge ülkeleriyle iş birliği kuracağız.

Programda özellikle Çin ve Hindistan için ayrılan bölüm çok sığ ve yetersizdir. 2017 sonu itibariyle Satınalma Gücü Paritesi (Purchesing Power Parity) cinsinden Çin dünyanın en büyük ve Hindistan ise ABD’den sonra üçüncü büyük ekonomik gücüdür. Bu nedenle bu iki ülke ile her alandaki ilişkiler geliştirilmeli, özellikle Çin tarafından açıklanan “Bir Yol Bir Kuşak” projesi içinde etkin şekilde işbirliği yapılmalıdır.

Türkiye Şangay İşbirliği Örgütü-ŞİÖ’ye üye olmak yönünde girişimlerde bulunmalıdır.

2- İYİ Parti

Dünyada Ve Bölgemizde Barışı Hedefleyen Güçlü Dış Politika, Huzurlu Türkiye, sayfa 42-44

DIŞ POLİTİKA

91- Milli, İtibarlı, Barış Odaklı ve Gerçekçi Bir Dış Politika Anlayışını Benimseyeceğiz. 

Türkiye'nin tarihten gelen kazanımları, coğrafyasının zenginlikleri, stratejik ve jeopolitik konumu, siyasal gerçekçilik zemininde değerlendirilerek hazırlanan dış politika anlayışı; Türkiye'nin egemenlik haklarının ve çok boyutlu menfaatlerinin korunması esasına dayandırılacaktır. Bu bağlamda Partimiz, ülkemizin milli güç unsurlarının gerçekçi bir analizinden hareketle “milli bir dış politika” uygulayacaktır. 

Büyük Atatürk'ün "Yurtta Barış, Dünyada Barış" düsturu temelinde, uluslararası hukuku esas alan, caydırıcı, dengeli, barışçı, etkin, akıllı, kararlı, saygın, güvenilir, istikrarlı, gerçekçi, sadece sorunların çözümünü değil krizlerin önlenmesini de hedefleyen, sonuç odaklı ve çok yönlü bir dış politika izleyeceğiz. Türkiye'yi dış politikada yalnızlıktan kurtaracağız. Ülkemizin son zamanlarda dini-mezhepsel ve toplum mühendisliği yaklaşımlarıyla içine çekildiği “Ortadoğululaşma” yanlışına son vereceğiz. 

Çevre komşularımızla, bölge ülkeleriyle dostluk, iyi komşuluk ve iş birliği ilişkileri oluşturacağız, bu suretle bölge ve dünya barışına katkı sağlayacağız.

Batı ile köklü ve kurumsal ilişkileri olan ülkemizin bu ilişkileri daha da ileri götürülürken, politik, ekonomik, finansal, kültürel ve askeri olarak dünyanın yeni sıklet merkezi haline gelen Asya-Pasifik bölgesi ülkeleriyle olan ilişkilerimizin çok boyutlu olarak ve karşılıklı çıkar temelinde geliştirmesine önem vereceğiz.

Programda özellikle Çin ve Hindistan için ayrılan bölüm çok sığ ve yetersizdir. 2017 sonu itibariyle Satınalma Gücü Paritesi (Purchesing Power Parity) cinsinden Çin dünyanın en büyük ve Hindistan ise ABD’den sonra üçüncü büyük ekonomik gücüdür. Bu nedenle bu iki ülke ile her alandaki ilişkiler geliştirilmeli, özellikle Çin tarafından açıklanan “Bir Yol Bir Kuşak” projesi içinde etkin şekilde işbirliği yapılmalıdır.

92- Taraf olduğumuz ikili ve çok taraflı uluslararası antlaşmalara, kurucusu veya üyesi olduğumuz uluslararası kuruluşlardaki sorumluluklarımızı ahde vefa ilkesine uygun olarak yerine getireceğiz. 

Taraf olduğumuz ikili ve çok taraflı uluslararası antlaşmalara, kurucusu veya üyesi olduğumuz uluslararası kuruluşlardaki sorumluluklarımızı ahde vefa ilkesine uygun olarak ve milli çıkarlarımızı gözeterek yerine getireceğiz. Komşu, müttefik ve ortaklarımızın da Türkiye'ye karşı ahdi yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda kararlı, ısrarlı ve takipçi bir tavır sergileyeceğiz.

Bahse konu olan ikili ve çok taraflı uluslararası andlaşmalar ile kurucusu veya üyesi olduğumuz uluslararası kuruluşlar açıkça sayılmalı, Türkiye’ye karşı ahdi sorumluluklarını yerine getirmeyen komşu, müttefik ve ortaklarımızın kimler olduğu ve hangi sorumluluklarını yerine getirmedikleri açıkça ifade edilmelidir. Devletler arası ilişkilerde “Mütekabiliyet” esas alınmalıdır.

95- AB ile müzakere sürecini hızlandıracağız. 

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin Türkiye için olduğu kadar Avrupa Birliği için de önemli olduğunu düşünmekteyiz. Mevcut tam üyelik süreci karşılıklı çıkarlara hizmet etmemektedir. Sağlıklı bir ilişki zeminine oturmuş Türkiye-AB ilişkileri sadece iki taraf açısından değil, Ortadoğu, Kafkasya, Balkanlar ve Doğu Akdeniz için de önem taşımaktadır. Bu çerçevede, İYİ Parti İktidarı ile birlikte AB ile müzakere sürecini hızlandıracağız. 

Müzakere sürecinde tarafların karşılıklı çıkarlarını temsil edeceğiz, doğru ilişki zemininin oluşturulmasını sağlayacağız.

AB ile ilişkileri bozan taraf AB’nin kendisidir. Bugüne kadar Türkiye’yi AB üyesi yapmayacaklarını yüzlerce kez açıklamışlardır. Üyelik görüşmelerinden vazgeçilmelidir.

AB’ye üye olmadığı halde Gümrük Birliği anlaşması imzalamış tek örnek Türkiye’dir. Yunanistan bile tam üye olduktan sekiz sene sonra gümrük birliğine geçmiştir.

Ekonomik güçleri eşit veya dengede olmayan ülkeler arasında serbest ticaret sadece zayıf ülkenin sömürülmesine hizmet eder. Bu nedenle Gümrük Birliği andlaşması derhal iptal edilmelidir.

97- Bölgesel sorunların çözümünde komşularımızla yakın işbirliği yapacağız. 

Bölgede barışını korumak, iş birliği fırsatlarını arttırmak, saldırmazlık ve iyi komşuluk ilişkilerini geliştirmek üzere içişlerine müdahale etmeksizin bölgenin sorunlarına sahip çıkacağız. Bölge ülkelerinin kendi çözüm süreçlerini oluşturmalarına katkıda bulunacağız, bu ülkelere yakın ve uzak coğrafyalardan gelecek dış müdahaleleri önlemek, barış güven ve huzur ortamını sağlamak üzere bölge ülkeleri ile yakın işbirliği içinde çalışacağız. 

Türkiye, İran, Irak ve Suriye’ye ek olarak Azerbaycan, KKTC ve en önemlisi Rusya Federasyonu kurucu; Pakistan, Hindistan ve Çin gözlemci üye olacağı bölgesel bir ittifak kurulmalıdır.

Yeraltı kaynakları konusunda bölge ülkeleri ile birliktelikler oluşturacağız ve enerji arz güvenliği konusunda ulusal çıkarlar çerçevesinde ortak hareket edeceğiz.

98- Kıbrıs Milli Davamızdır. 

Kıbrıs konusu Türkiye için bir Millî Davadır. Ada'daki Türk varlığının bekası, Türkiye'nin millî güvenliği ve Türkiye ile Yunanistan arasında Lozan Barış Antlaşmasıyla kurulmuş bulunan hassas stratejik dengelerle doğrudan ilgilidir. 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında karşılıklı saygıya dayanan samimi ilişkilerin ve iş birliğinin “tek millet iki devlet” anlayışıyla yürütülmesini Partimiz için esas kılacağız. KKTC ile Ekonomi, Savunma, Güvenlik ve İş birliği Anlaşması yapılması Kıbrıs politikamızın hedefi arasında yer alacaktır. 

Partimiz, Kıbrıs Rum tarafının, Ada'nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türk halkının doğal kaynaklar üzerindeki asli haklarını göz ardı eden, Kıbrıs'ın etrafındaki hidrokarbon kaynaklarında araştırma faaliyetlerinde bulunmasına karşıdır. Kıbrıs Rum Yönetiminin bu tek yanlı faaliyetlerinin ve Türkiye'nin Münhasır Ekonomik Bölgesi'ne tecavüz teşkil eden hareketlerinin önlenmesi için karalılıkla çalışacağız. 

Kıbrıs konusunda 1974 Barış Harekâtı ile gerçekten barış sağlanmış, Türk toplumunun can ve mal güvenliği sağlanmıştır. Bu durumu bozacak; iki toplumlu, iki bölgeli federal bir cumhuriyet dışında hiçbir çözüm olmadığı net olarak söylenmeli, Türkiye’nin garantörlük haklarını zedeleyecek her türlü girişime karşı çıkılmalı, Güney Kıbrıs Rumlarının bütün Kıbrıs’ın tek meşru devleti olarak AB tarafından tanınmış olması reddedilmeli, dost ve kardeş ülkelerin KKTC’nin bağımsızlığını tanımaları teşvik edilmeli, aksi girişimler halinde KKTC’nin ilhak edileceği ilan edilmelidir.

99- Türkiye'nin Ege'deki haklarının korunmasında ve ihlâllerin önlenmesinde kararlı davranacağız. 

İki devlet arasındaki sorunların diyalog ve müzakere yöntemleriyle çözümlenmesi için iyi niyetle ve samimiyetle çalışacağız. 

Aynı uluslararası örgüt ve ittifaklar içinde olunmasına rağmen, uluslararası hukuk ve anlaşmaların temel hükümlerine aykırı davranışlarla Türkiye Cumhuriyeti'nin haklarını ve egemenliğini ihlal eden yaklaşımlar karşısında Türkiye'nin Ege'deki haklarının korunmasında ve ihlâllerin önlenmesinde kararlı davranacağız.

Yunanistan Ege Denizi’ni iki halk arasında engel olarak görürken, dostluk yerine düşmanlık yaparken böyle romantik yaklaşımlar sadece Yunanistan’ı cesaretlendirir ve azdırır.

Yunanistan Türkiye karasuları içindeki, tapuları Türklere ait adalara asker çıkartıp, silahla işgal ederken, Yunanistan’ı görüşmeler yoluyla çözüme ikna etmek mümkün değildir. Adalarımızı işgal edenlere aynı şekilde cevap verilmezse, hiçbir zaman çözüme ulaşılamaz.

101- Küresel Terörle Mücadelede Uluslararası toplum ile işbirliği halinde hareket edeceğiz 

Küresel anlamda terörle mücadele bugün uluslararası ilişkilerde ve ülkelerin dış politikalarında çok önemli bir yer işgal etmektedir. Savaş ve iç çatışmalar nedeniyle yaşanan dış göçler de dünya barışını tehdit eder hale gelmiştir. Bu göç eğilimlerinin perde arkasında ortaya çıkan insan, silah ve narkotik kaçakçılığı gibi vakıalar da sorunla mücadelenin sadece ulusal değil uluslarası alanda da sürdürülmesini gerekli kılmaktadır. Dış göçlerin önlenmesinde gerekli tedbirleri alacağız ve uluslararası iş birliğini geliştireceğiz.

Küresel ve bölgedeki terör örgütleriyle mücadele edebilmek için terör örgütlerini kimin kurduğunu, kimin silah ve ikmal desteği verdiğini, bu ülkelerin ABD liderliğindeki İngiltere, Fransa, İsrail ve Almanya olduğunu açıkça ifade etmeden, bu ülkelere Türkiye’de sağlanan askeri kolaylıkları sonlandırmadan, Türkiye, İran, Irak ve Suriye’ye ek olarak Azerbaycan, KKTC ve en önemlisi Rusya Federasyonun kurucu; Pakistan, Hindistan ve Çin gözlemci üye olacağı bölgesel bir ittifak kurulmadan özellikle bölgemizde terörle mücadele etmek mümkün değildir.

3- Saadet Partisi, sayfa17

Saadet Partisi tarafından Türkiye Vizyonu adıyla yayınlanan 19 sayfalık seçim beyannamesinde dış politika konusu oldukça yüzeysel işlenmektedir. 

Ülkemizde ve Bölgemizde Barış ve Sükûneti Sağlayacağız. 

Saadet iktidarında komşularımızla ilişkilerimizde barış esas olacaktır. Şahsiyetli bir dış politika takip edilecektir.

AB ile masaya oturulup ilişkilerimiz yeniden ele alınacaktır.

AB ile ilişkileri bozan taraf AB’nin kendisidir. Bugüne kadar Türkiye’yi AB üyesi yapmayacaklarını yüzlerce kez açıklamışlardır. Üyelik görüşmelerinden vazgeçilmelidir.

AB’ye üye olmadığı halde Gümrük Birliği anlaşması imzalamış tek örnek Türkiye’dir. Yunanistan bile tam üye olduktan sekiz sene sonra gümrük birliğine geçmiştir.

Ekonomik güçleri eşit veya dengede olmayan ülkeler arasında serbest ticaret sadece zayıf ülkenin sömürülmesine hizmet eder. Bu nedenle Gümrük Birliği andlaşması derhal iptal edilmelidir.

D-8 etkin hale getirilecektir.

2009 yılında 8 islam ülkesi arasında kurulan Gelişen-8 ülke kuruluşu etkin olmamıştır. Değişen dünya şartlarında yeniden etkin olması mümkün değildir.

Ülkemiz “Büyük Ortadoğu Projesi”nin bir parçası olmaktan kurtarılacaktır.

Çok doğru bir önlemdir.

Karadeniz havzasındaki ülkelerin ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi ve teşkilat (KEİB) içinde Türkiye’nin etkinliği arttırılacaktır.

Romanya ve Bulgaristan’ın NATO’ya ve AB’ye katılmaları, Ukrayna ve Gürcistan’da ABD’nin tezgâhladığı “turuncu devrimler” nedeniyle Karadeniz Ekonomik İş Birliği-KEİB etkinliğini yitirmiştir. Rusya’ya karşı Romanya ve Bulgaristan’a Amerikan üsleri kurulduğundan KEİB’in artık etkin olma şansı yoktur.

Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi kıyılarımızda ve havzasında yabancı ülkelerin savaş gemileri bulundurması engellenecektir.

Çok doğru bir önlemdir.

SONUÇ :

Millet İttifakı partilerinin seçim beyannamelerindeki dış politika konularının en temel ortak noktası, kelime dağarcıklarında “emperyalizm” diye bir kelimenin olmamasıdır.

CHP’nin seçim beyannamesindeki dış politika tercihi açık ve net olarak; Atatürk’ün Balkan Paktı, Sadabat Paktı gibi bölgesel ittifaklardan ve başta Sovyetler Birliği ve İran ile kurulan sağlam ilişkilerle tahkim edilmiş tarafsız ve dengeli dış politikası yerine, 21. Yüzyılda dünyanın jeopolitik eksenin Avrasya’ya kaydığı bir dönemde, Avrasya gerçeğinin adı bile anmayan, tamamen NATO (ABD) ve AB eksenli “BATICI” bir tehcihtir.

Muharrem İNCE farkı:

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Sayın Muharrem İnce, 30 Mayıs günü Sputnik Haber Ajansında yayınlanan söyleşisinde “seçimleri kazanması halinde Moskova'yla ilişkileri güçlendireceğini, Türkiye'nin Rusya'yla askeri ve enerji alanındakiler de dahil tüm anlaşmaları uygulamaya devam edeceğini söyleyerek Suriye krizinin Rusya ile yapılacak işbirliğiyle daha kolay çözülebileceğini belirterek” dış politika konusunda CHP’nin seçim beyannamesinin çok ötesinde daha gerçekçi ve doğru dış politika tercihlerini açıklamıştır.

Sayın Muharrem İnce’nin açıklamalarının satır başları şöyledir:

Soğuk Savaş'tan sonra Rusya ile Türkiye arasında birçok alanda işbirliğinin geliştiğini vurgulayan İnce;

"Bu ilişkilere Batılı ülkelerle olan ilişkilere alternatif gözüyle bakmak, bir köşeye itmek veya bunları bir yarışa dönüştürmek doğru değil. Bunun kimseye faydası olmaz. Rusya ile iyi komşuluk ilişkileri geliştirmek, Türkiye'nin geleneksel dış politikası. Bu politikadan geri adım atılması halinde, özellikle de Suriye'de gördüğümüz gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkar. İyi komşuluk ilişkilerini, dostluk ve ortak çıkar temelini güçlendirecek, birbirimizi daha iyi anlamaya çalışacağız. Ben her zaman Rusya ile ilişkilerin güçlendirilmesinden yana olacağım."

İnce: Türkiye'nin S-400 alıp almamasına Amerikalılar karışamaz

Türkiye'nin Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi satın alması karşısında baskıya maruz kalması konusunu değerlendiren İnce, konuyla ilgili tutumunu şu sözlerle anlattı:

"Bir anlaşma imzalandıysa, bundan caymak söz konusu olamaz. Genelkurmay Başkanlığımız bu silahın ülkemiz için gerekli olduğu kararını aldıktan, anlaşma imzalandıktan sonra bu konunun tartışılacak bir yanı olmaz."

İnce: Esad'la da görüşürüm

İnce, iktidara gelmesi halinde Şam ile ilişkileri yeniden canlandırmayı isteyip istemediği sorusuna, "Rusya ile birlikte Suriye krizi ve bununla bağlantılı sorunları çok daha hızlı ve kolay çözebiliriz. Rusya ve Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasından yana. Ben cumhurbaşkanı olduğumda, hemen Şam'a büyükelçi göndereceğim" yanıtını verdi.

İnce, "Suriye'de Kürt oluşumları destekleyen ve Fethullah Gülen'i iade etmeyen ABD'yle ilişkilerin normalleştirilmesi için adım atacak mısınız?" sorusuna karşılık, "Türkiye ile ABD arasında biriken sorunları çözeceğiz. Gülen'in iadesi iki ülke arasındaki suçluların iadesine yönelik anlaşma çerçevesinde talep edilecek. Müzakere yoluyla çözülemeyecek hiçbir konu yok. ABD ile ilişkilerimizi normal seyrine getirmek, her şeyden önce bölgemizdeki siyasi öngörülebilirliği arttıracak, risk ve beklenmedik sürprizleri azaltacak. Bu herkesin yararına olacak, buna Rusya da dahil. Bunun için Türkiye ile ABD arasındaki güvensizlik faktörünün üstesinden geleceğiz. Ülkemizin çıkarları doğrultusunda hareket edeceğiz" ifadelerini kullandı.

'AB'YE ÜYELİK İÇİN GEREKENLERİ KARŞILAYACAĞIZ'

Cumhurbaşkanı olması halinde, AB'ye üyelik için çaba göstermeye devam edeceklerini kaydeden İnce, "AB'ye üyelik müzakerelerinde en yakın zamanda tüm talepleri karşılayacağız. AB'ye tam kapsamlı üyelik istiyoruz. Türkiye'nin bir organizasyon olarak AB'ye katkıları var. Onu dışarıda tutmanın ne AB üyesi ülkelere ne de Türkiye'ye faydası var" dedi.

İnce, NATO'ya Türkiye'nin NATO'ya üyeliği konusunu tartışma konusu etmeyeceklerini de söyledi.

'ABD'NİN İRAN'A KARŞI POLİTİKASI DOĞRU DEĞİL'

İnce, 'Türkiye'nin İran'a karşı politikası nasıl olacak? ABD'nin İran nükleer anlaşmasından çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusunu da yanıtladı.

İnce, "Komşularımızla savaş istemiyoruz. ABD'nin İran'a karşı politikasını hem bölgedeki denge hem bizim çıkarlarımız açısından doğru bulmuyorum. ABD, İran, Türkiye ve Suriye'yi zayıflatma yoluyla bölgedeki sorunları çözemez. Bölgedeki sorunların çözülmesi için buradaki ülkelerin güçlü ve istikrarlı olması gerekiyor" dedi.

'KÜRT SORUNU İÇİN EYLEM PLANIM VAR'

İnce'den Kürt sorununa '3B formülü': Barışacağız, büyüyeceğiz, bölüşeceğiz

Kürt sorunun çözülmesi için de bir eylem planı olduğunu söyleyen İnce, şöyle devam etti:

"Kürt sorununun çözümü için bir eylem planım var. Zira çözüm çıkmaza girdi, terör var. Terörü bitirinceye kadar bu sorunu nihai olarak çözmek çok zor. Bu sorun demokrasi ve özgürlükle ilgili bir sorun. Türkiye'nin önünde bu iç meselesini çözmek için bir engel yok."

İYİ Parti’nin dış politika konusundaki tercihleri genel bir çerçeve içinde tanımlanmış olup, Büyük Ortadoğu Projesi-BOP, Suriye’deki ABD destekli PKK ordusu varlığı ve Suriye konusunda Astana ve Soçi süreçleri, Rusya ile askeri ve ticari ilişkiler, S-400 yüksek irtifa hava savunma füze sistemi alımı, Avrasya’ya açılım, Çin ile ilişkilerin geliştirilmesi gibi konularda neredeyse somut hiçbir şey söylememektedir.

Saadet Partisi’nin seçim beyannamesinde ise “Büyük Ortadoğu Projesi” ile “Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi kıyılarımızda ve havzasında yabancı ülkelerin savaş gemileri bulundurması engellenecektir.” şeklindeki doğru tesbitlerin dışında hiçbir şey bulunmamaktadır.

Esas şaşkınlık yaratan husus ise, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtını, Saadet Partisinin öncülü olan Milli Selamet Partisi ve CHP koalisyon hükümetinin yapmış olması gerçeğine karşılık, Saadet Partisinin seçim beyannamesinde Kıbrıs konusunda tek bir kelime bile bulunmamasıdır. 

Haluk DURAL (DPT Eski Uzmanı) – 04 Haziran 2018

Yazarlar

Partly cloudy

23°C

Istanbul