haluk dural2

AKP’nin ekonomik büyüme masalı (2) - 2017 yılı değerlendirmesi..

AKP 2002 Kasım seçimleriyle geldiği iktidarda geçirdiği sekiz sene zarfında,

Türkiye’nin ekonomik yapısında 12 Eylül 1980 Amerikancı darbe sonrasında Özal’ın başlattığı “serbest Pazar ekonomisi” kandırmacası ile ülkemizin batı emperyalist sistemine bağlanması ve millî devletimizin tüm ekonomik varlıklarının tahrip edilmesi görevini, Özal’ın bıraktığı yerden alıp tamamlanması için en pervasız girişimleri var gücüyle sürdürmektedir.

AKP, ülke varlıklarını özelleştirme altında, ya yok etmekte ya da batılı tekellere satarak yabancılaştırırken, ülkeyi inanılmaz bir iç ve dış borç yükü altına sokmakta, alınan dış borçlarla imalat sanayine ve enerjiye gereken yatırımları yapmak yerine köprü, tünel, toplu konut gibi üretken olmayan verimsiz alanlara büyük kaynakları israf ederek, yüksek bir işsizlik oranının kalıcı hale gelmesine yol açmaktadır. Ekonominin gerçek resmini halktan saklamak için ise ekonominin büyümesi ile ilgili temel verileri, makro ekonomik göstergeleri çarpıtmaktadır.

Bu makalemizde özellikle Gayrısafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) ile ilgili olarak TÜİK tarafından açıklanan 2017 verileri irdelenmekte, GSYH hesaplarında kullanılan yöntemlerle nasıl oynandığı, Satınalma Gücü Paritesi rakamlarının nasıl çarpıtılarak, GSYH’nın ve Fert Başına GSYH’nın nasıl çok yüksek gösterildiği açıklanmaya çalışılmıştır.

Masalı doğru kavramak

Özellikle son yıllarda AKP, ekonomi ile ilgili söylemlerinde büyük başarılardan söz etmekte, Türkiye ekonomisi döviz kuru, faiz ve işsizlik artışlarında dünya rekorları kırarken, ekonomi ile ilgili pek çok kavramı eğip bükerek, vatandaş açısından anlaşılmaz hale getirmektedirler. En çok tahrif edilen kavramlar; Gayrı Safi Yurtiçi Hâsıla, Gayrı Safi Millî Hâsıla ve “Fert Başına Millî Gelir” ile ilgili olanlardır. Bu kavramlarla nasıl oynandığını anlamak için önce bu kavramların tanımlarını hatırlayalım.

1- Tanımlar

Gayrı Safi Katma Değer

Gayrı Safi Katma Değerler-GSKD, bir ürünün değeri ile o ürünü üretmekte kullanılan aramallarının değeri arasındaki FARK’tır.

Bir ürünün üretilirken kullanılan hammadde, ara malları, enerji ve işçilik giderlerinin toplamı “imalat maliyeti”dir. İmalat maliyetinin üzerine kâr konulunca “üretici fiyatı” oluşur.

Üretici fiyatını oluşturan girdiler içindeki (işçilik+kâr) toplamı Gayrı Safi Katma Değeri oluşturur. Piyasa fiyatları ise; (üretici fiyatı+satış vergileri) toplamıdır.

Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH)

GSYH en geniş tanımıyla, bir ülkede belli bir dönemde (3er aylık veya yıllık) yaratılan katma değerlerin toplamıdır.

Millî Gelir hesapları; ülkemizde 1923 yılından günümüze kadar yapılmakta olup, devam eden milli gelir serisi Birleşmiş Milletler Ulusal Hesap sistemine ( System of National Accounts-SNA 68) göre 1968 baz alınarak yapılmaktaydı. AKP iktidara geldikten sonra 2004 yılında millî gelir hesaplarını 1987 fiyatlarını baz alarak değiştirmiş ve 2006 yılında ise “ülkemizin Avrupa Birliği adaylığı sürecinde Avrupa İstatistik Sistemi’ne uyumun gerçekleştirilebilmesi ve 1987 yılından bugüne kadar ekonomide ortaya çıkan yeniliklerin hesaplara yansıtılabilmesi için” [[1]] gibi bir bahaneyle, GSYH’nın hesaplarının baz yılını iki yıl sonra 1998’de Avrupa Hesaplar Sistemine (Eurpean System of Accounts-ESA 95) ve son olarak ESA-2010’a göre tekrar değiştirmiştir. 

GSYH, üç ayrı yöntem ile (üretim, harcama ve gelir yöntemleri) ve iki ayrı biçimde hesaplanır. Bu hesaplama biçimleri cari fiyatlarla (cari üretici fiyatlarıyla ve cari piyasa fiyatlarıyla) ve sabit fiyatlarla yapılır. Sabit fiyatlarla hesaplanan GSYH’ya “reel GSYH” denir.

Üretim Yöntemi

Başlıca; Tarım, Sanayi ve Hizmetler ana sektörleri altında gruplanmış olan alt sektörlerde bir yılda yapılan üretim sırasında yaratılan “Gayrı Safi Katma Değerler-GSKD” ile piyasa fiyatları içindeki satış vergilerinin toplamıdır;

GSYH = GSKD + Satış Vergisi

Ancak üretim sırasında bazı sübvansiyonlar yapıldığından,

GSYH = GSKD + Üretim Vergileri – Üretimdeki Sübvansiyonlar

şeklinde hesaplanır.

Harcamalar Yöntemi

GSYH; Özel Tüketim (ÖT), Yatırım (Y), Kamu Harcamaları (KH) ve Net İhracat (İh-İt) toplamıdır.

                GSYH = ÖT + Y + KH + (İh-İt)

Gelir Yöntemi

GSYH; her türlü mesai, sosyal yardımlar, SSK primleri dâhil toplam İşçi Ücretleri (İÜ), Gayrı Safi Üretim Artıdeğeri denen Brüt Kâr (BK) ve Üretim ve İthalat Vergileri (V), sermayenin aşınma ve eskime payı olan Amortismanlar (A) toplamından, Üretim ve İthalat Sübvansiyonlarının (S) çıkartılmasıyla hesaplanır.

         GSYH = İÜ + BK + V + A – S

Gelir Yöntemi için kullanılan bir diğer formül ise;

         GSYH = Ücretler + Kiralar + Faizler + Kâr + İstatistik Ayarlama

Buradaki İstatistik Ayarlama, kurumlar vergisi, kâr payları, dağıtılmamış kurumlar kârıdır.

Gayrı Safi Millî Hasıla (GSMH)

GSMH, Gayrı Safi Yurtiçi Hâsıla ile Net Dış Alem Faktör Gelirleri’nin (NDAG) [[2]] toplamı olarak ifade edilir ve çoğu kez yanlış olarak Millî Gelir yerine kullanılır.

GSMH = GSYH + NDAG

Millî Gelir (MG)

GSYH’dan amortismanlar çıkarıldığı zaman Safi Yurtiçi Hâsıla  (SYH) elde edilir.

SYH = GSYH – Amortismanlar

SYH’dan dolaylı vergiler çıkarılıp, sübvansiyonlar eklendiği zaman Yurtiçi Gelir (YİG) elde edilir.

YİG = SYH – Dolaylı Vergiler + Sübvansiyonlar

YİG’e, Net Dış Alem Faktör Gelirleri (NDAG) eklendiği zaman Milli Gelir (MG) elde edilir.

MG = YİG + NDAG

2- GSYH Hesaplama Sistemleri

2.1. SNA-68

Milli Gelir hasapları uzun yıllar boyunca Birleşmiş Milletler Ulusal Hesap sistemine ( System of National Accounts-SNA 68) göre 1968 baz alınarak yapılmaktaydı. Buna göre GSYH, her yıl yukarıda belirtilen yöntemlerle cari fiyatlarla hesaplanır, daha sonra yıllık enflasyondan arındırmak için deflatör denen bir faktörle bölünerek, sabit fiyatlara çevrilirdi. Böylece 1968’den bu yana sabit fiyatlı GSYH serisi elde edilirdi. Sabit fiyatlardaki değişim yüzdesi ise ekonominin yıllık büyüme oranı olarak belirlenirdi.

2.2. ESA-2010

Türkiye İstatistik Kurumu-TÜİK, artık GSYH’yı 1998 yılından beri Avrupa Hesaplar Sistemine (Eurpean System of Accounts-ESA 95, 2008 ve 2010) [[3]] göre, her yıl yukarıda belirtilen yöntemlerle cari fiyatlarla hesaplamakta ve zincirlenmiş hacim serileri bir önceki yılın, yıllık ortalama fiyatlarını kullanılarak enflasyondan arındırılmaktadır. Yeni bir kavram olarak karşımıza çıkan “zincirlenmiş hacım serileri” ifadesinden ne anlaşılmalıdır? Bunun için Sayın Özcan Bakış’ın aşağıda belirtilen makalesindeki açıklayıcı örneği çok yararlıdır. [[4]]

“Herhangi bir t yılının (buna 2015 diyelim) GSYH büyümesi hesaplanırken, cari fiyatlarla 2014 GSYH'sı ve 2014 fiyatları kullanılarak elde edilen 2015 reel GSYH seviyesi kullanılmaktadır. Zincirleme endeks yönteminde cevap aradığımız soru şudur: Fiyatlar, geçen yıldan bu yıla hiç değişmeseydi, miktar değişimlerinden ötürü GSYH seviyesi ne olurdu?

Zincirleme endeks yönteminde her yıl baz yılı değişmektedir. Bu değişiklik yalnızca ardışık yılları etkilediği için diğer yılların büyüme oranları bu değişiklikten etkilenmemektedir. Reel GSYH seviyesini temsil edecek bir endeks oluşturmak istediğimizde, ki buna zincirlenmiş hacim endeksi denmektedir, endeksin hangi yıl 100 değerini alacağına karar vermemiz gerekecektir. Buna referans yıl denmektedir. TÜİK en son revizyonunda 2009 yılını referans yıl olarak almıştır.

Ek A. Cari fiyat-sabit fiyat-zincirleme endeks yöntemi: basit örnek

Durumu basitçe anlamak için sadece iki ürün (domates ve bilgisayar) üreten bir ekonomi olduğunu düşünelim. Bu temsili ekonomideki fiyat ve miktar ardışık üç dönem için Tablo A1’de verilmiştir:

Tablo A1. GSYH hesabı: yıllara göre miktar ve fiyat bilgileri

gsyh hesabi yillara gore miktar ve fiyatlar

2015 döneminde ekonomide 10 domates 5 bilgisayar üretildiği ve bu ürünlerin fiyatı sırasıyla 1 TL ve 6 TL olduğu için cari GSYH 2015 döneminde 10×1+5×6=40 TL olacaktır. Bir sonraki yıl domates üretimi ve fiyatı aynı kalırken bilgisayar üretimi 10, fiyatı ise 4 TL’dir.  2016'da cari GSYH döneminde 10×1+10×4=50 TL olacaktır. Ertesi yıl (2017) domates üretimi ve fiyatı yine aynı kalırken bilgisayar üretimi 15, fiyatı ise 3 TL olduğu için 2017'de cari GSYH döneminde 10×1+15×3=55 TL olacaktır.

Tablo A2. GSYH hesabı: cari fiyat-sabit fiyat-zincirleme endeks farkı

gsyh hesabi cari fiyat sabit fiyat

Ekonomimizin cari fiyatlarla GSYH serisi bu üç dönem için sırasıyla 40, 50, 55 olduğu için büyüme oranları sırasıyla 2016'de yüzde 25 (40 TL'den 50 TL'ye), ve 2017'de yüzde 10 (50 TL'den 55 TL'ye) büyüdüğü kolayca hesaplanabilir.

Peki, temsili ekonomimizde reel büyüme ne kadardır? TÜİK'in eski seriler için kullandığı yönteme göre reel GSYH için baz yıl fiyatlarıyla değerleme yapılması gerekmektedir. Baz yılın 2015 olduğunu kabul edelim. Bu durumda sabit fiyatlarla GSYH serisi sırasıyla 10×1+5×6=40 TL, 10×1+10×6=70 TL ve 10×1+15×6=100 TL olacaktır. Böylece 2016'da yüzde 75, 2017'de ise yüzde 42,9 büyüme olduğu ortaya çıkar. 

Eğer baz yılı 2016 kabul edersek sabit fiyatlarla GSYH serisi, benzer şekilde, sırasıyla 10×1+5×4=30 TL, 10×1+10×4=50 TL ve 10×1+15×4=70 TL olacaktır. Büyüme oranları da 2016 için 66,7 ve 2017 için yüzde 40 olacaktır. Görüldüğü gibi baz yılını değiştirmek geçmişte büyüme oranlarını da değiştirmektedir. (Nitekim TÜİK tarafından 1968 baz yılına göre hesaplanan reel GSYH değerlerinin büyüme oranları, baz yılı 1987 seçilince geriye doğru işletildiğinde tamamen değişmiştir. H. Dural notu)

Peki sabit kalan baz yılı fiyatları yerine her sene bir önceki yılın fiyatlarını kullansaydık reel GSYH büyümesi ne olurdu?

Bir önceki yılın fiyatlarını kullanarak hesapladığımız reel GSYH değeri 2016'de 10×1+10×6=70 TL, 2017'de yine 10×1+15×4=70 TL olacaktır.  Burada önemli olan büyüme oranını hesaplarken 70'i ne ile kıyaslayacağımız. Cari (sabit) fiyatlarla büyüme oranı hesaplanırken içinde bulunduğumuz yılın cari (sabit) GSYH değerini bir önceki yılın cari (sabit) GSYH değeri ile karşılaştırmıştık. Aynı mantığı izlersek 2017 için büyüme oranı hesaplarken bir önceki yılın fiyatları ile hesapladığımız GSYH hem 2016 hem 2017’de 70 olduğu için büyüme sıfırdır demek gerekecektir. Oysa bu hatalıdır. Çünkü 2017 ve 2016'da kullandığımız fiyat serileri farklıdır. Elma ile armutları toplamaya çalışıyoruz.

Olması gereken, 2017'de, bir önceki yıl fiyatları ile elde ettiğimiz reel GSYH değerini bir önceki yılın (2016) cari GSYH değeri ile karşılaştırmak gerekir. Çünkü cevap aradığımız soru şudur: Fiyatlar, geçen yıldan bu yıla hiç değişmeseydi, miktar değişimlerinden ötürü GSYH seviyesi ne olurdu?

2017'de bir önceki yıl fiyatları ile GSYH 10×1+15×4=70 TL'dir. Bir önceki yılın cari GSYH seviyesi 50 TL olduğu için reel büyüme oranı yüzde 40 olacaktır.  Benzer mantıkla 2016'da GSYH büyümesi yine yüzde 75 olacaktır (2016’daki cari GSYH 50 TL, 2016'da bir önceki yılın fiyatları ile GSYH 70 TL).

Ayrıca Tablo A2’nin son iki satırında gösterildiği gibi referans yıl tercihinin (zincirlenmiş hacim endeksinin hangi yılda 100 değerinin aldığının) büyüme oranlarına bir etkisi olmamaktadır.”

Bu örnekteki açıklamanın özeti; zincirleme endeks yönteminde, her yıl değişen baz yılı yalnızca ardışık yılları etkilediği için diğer yılların büyüme oranları bu değişiklikten etkilenmemektedir. Reel GSYH seviyesini temsil edecek bir zincirlenmiş hacim endeksi oluşturmak istediğimizde, endeksin 100 değerini alacağı yıla “referans yıl” denmektedir ki şu anda TÜİK en son revizyonunda 2009 yılını referans yıl olarak almıştır.

3- 2017 Büyüme Verileri

TÜİK tarafından 29.03.2018 günü yayınlanan 2017 yılı ekonomik büyüme verilerine göre Türkiye ekonomisi 2017’de bir önceki yıla göre % 7,4 büyümüş görülmektedir.[[5]] TÜİK’in dip notta verilen Haber Bülteni ekindeki tablolardan üretilen aşağıdaki 2017 GSYH verileri cari ve reel bazda yeniden düzenlenmiştir.

2017gayrisafi yurtici hasila

TÜİK’in aynı tablolarını kullanarak aşağıda düzenlediğimiz Tablo-1a’da, son üç yılda cari fiyatlarla hesaplanan GSYH değerlerine ve yıllık artış oranlarının çok yüksek olduğu görülür. Bu kadar yüksek artış başlıca iki sebepten meydana gelir; (i) iyimser bakışla birinci sebep; tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerindeki üretim ve dolayısıyla katma değer artışlarıdır veya (ii) ikinci sebep, yüksek enflasyon ve dolayısıyla alıcı fiyatlarındaki yüksek artışlar.

2017gayrisafi yurtici hasila2

Aşağıdaki Tablo-1b’de son üç yıl için cari fiyatlarla hesaplanan GSYH içindeki değerleri, payları ve değişim oranları görülmektedir. Buna göre;

  • Tarım sektöründe cari fiyatlarla hesaplanan katma değer artışlarının; ekilen topraklarda ve çiftçi sayısındaki azalmalar, tarımsal ürün ithalatındaki artışlar dikkate alındığında, tarım sektöründe fiziki artış olmadığını, artan katma değerin sadece fiyat artışlarından kaynaklandığı kolaylıkla anlaşılır.
  • Sanayi sektörüne baktığımızda ise sektörde mal bazında üretim (sayısal) artış istatistiklerine henüz ulaşamadığımız halde, yaratılan katma değer artışının yine fiyat artışlarından kaynaklandığını söylemek mümkündür.

2017gayrisafi yurtici hasila3

4- Büyüme verileriyle nasıl oynanır?

Tarım ve sanayi sektörlerinin toplam GSYH içindeki payları küçük olduğundan, 2017 yılında GSYH’nın % 19,0’luk artışındaki esas faktör hizmetler sektörüdür. Ancak, her üç sektörde, bir önceki yıla göre sırasıyla %17,0 / %25,2 / %18,16 gibi yüksek artışlar kuşku yarattığından, daha derin inceleme ihtiyacı doğurmaktadır.

Nitekim; bu artışların ipuçları TÜİK tarafından yayınlanan 08 Mart 2008 tarihli “GAYRİ SAFİ YURTİÇİ HASILA GÜNCELLEME ÇALIŞMALARI, 1987 VE 1998 BAZLI GSYH SERİLERİ ARASINDAKİ FARKLILIKLAR” başlıklı raporda (dip not [1]) çeşitli sayfalarda açıklanmaktadır.

“Ülkemizde, temel makroekonomik göstergelerden biri olan milli gelir hesapları 1929 yılından beri yapılmaktadır. Bu hesaplarda 1972 yılından itibaren Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen SNA 68 sınıflaması kullanılmıştır.(sayfa 2)”

“Ülkemizde de 1923 yılından günümüze kadar devam eden milli gelir serisinde, 1948, 1968 ve 1987 baz yıllı güncelleme çalışmaları yapılmıştır. Sonuçta, ülkemizin Avrupa Birliği adaylığı sürecinde Avrupa İstatistik Sistemi’ne uyumun gerçekleştirilebilmesi ve 1987 yılından bugüne kadar ekonomide ortaya çıkan yeniliklerin hesaplara yansıtılabilmesi için, GSYH’nın güncellenmesi gereği oluşmuştur. (sayfa 3)”

“1. Yöntem Değişiklikleri

Ülkemizde mevcut 1987 bazlı GSYH serisi, Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi’ne (SNA 68) göre hesaplanmaktadır. İstatistik alanında Avrupa Birliğine uyum çalışmaları kapsamında, 1998 baz yıllı yeni seri, Avrupa Hesaplar Sistemine (ESA-95) uygun olarak hazırlanmıştır.(sayfa 4)”

“Yeni sistemde, ulusal hesaplar sistemimizde ilk kez benchmarking yöntemi kullanılmıştır. Bu yönteme göre, dönemler arası girdi-çıktı oranları ikinci kez analiz edilerek ve yıllık değişen girdi-çıktı katsayıları dönemlere yeniden dağıtılmaktadır.(sayfa 4)”

İşte en önemli açıklama yukarıdaki paragraftaki ifadedir. Katma değer hesaplarında kullanılan girdi-çıktı tablolarında kullanılan sabit katsayılar terkedilerek, her yıl isteğe bağlı olarak düzenlenecek “değişken katsayılar” kullanarak, GSYH’ı istediğiniz gibi büyütebilirsiniz.

Sanayi sektöründe ve özellikle imalat sanayi üretiminde, teknolojik gelişme yaparak verimlilik artışı sağlanmadığı durumlarda girdi-çıktı katsayısı sabittir.

Çünkü, sanayi sektöründe her yıl teknolojik ilerleme, verimlilik artışları yaşanmadığı için değişken katsayı kullanmak mümkün değildir. [[7]]

Buna karşın, yukarıdaki Tablo-1’de görülen Hizmetler Sektörü için; katma değer hesabında kullanılan her yıl değişen girdi-çıktı katsayılarını istediğiniz gibi ayarlarsanız, bu sektörün payı GSYH içinde %70’ler dolayında olduğundan, övünülen 2017 yılık büyüme rakamı olan %7,4’ü kolaylıkla yakalarsınız.

“Nitekim 2007 senesinde Tayyip Erdoğan kişi başına millî gelirin (aslında kişi başına üretim değeri olan GSYH/Nüfus oranının) 8.000 $ olacağını ama bunu yeterli görmediklerini, rakamın 10.000 $ civarına çıkacağının müjdesini verdikten sonra, TÜİK rakamları revize ederek, bu değeri tutturacak şekilde GSYH’yı, girdi-çıktı katsayılarıyla oynayarak yükseltmiştir.” [[8]]

5- Milli Gelir

Nasıl ki GSYH’daki artış ekonomik büyümenin göstergesidir, refahtaki gelişmenin de temel göstergelerinden bir tanesi “Fert Başına Millî Gelir” rakamındaki artıştır. İktidarın yetkilileri fert başına millî gelir yerine, fert başına GSYH değerinin cari fiyatlarla dolar cinsinden değerini vermektedirler. Nitekim dip not [5]’de verilen TÜİK’in Haber Bülteninde “2017 yılında kişi başına GSYH cari fiyatlarla 38.660,--TL, ABD doları cinsinden 10.597,-- ABD Doları olarak hesaplandı.” denmektedir.

Fert başına millî gelir, adından da anlaşılacağı gibi bir GELİR’dir. Halbuki siyasetçiler tarafından telaffuz edilen “fert başına GSYH”daki Gayrı Safi Yurtiçi Hâsıla bir gelir değil, üretim sırasında elde edilen katma değerlerin toplamı olan bir DEĞER’dir. O nedenle, bu değerin yani GSYH’nın önce gelire, yani Millî Gelir’e çevrilmesi gerekir. Değer ile Gelir arasındaki farkı basitçe anlatmak gerekirse şu örnek yararlı olacaktır:

Parası olmayan ama bir evi olan kişi, evini satmadan önce emlakçıdan evinin “değerinin” 100 TL olduğunu öğrensin. Satışa çıkardığı evini en yüksek fiyat verene 75 TL’na satsın. Bu durumda şahıs 100 TL’lik değerden, 75 TL gelir elde etmiş olur.

Benzer şekilde, “fert başına millî gelir” miktarını bulmak için GSYH’dan ne kadar Millî Gelir (MG) elde edildiği hesaplanmalıdır. Bu iki nicelik arasındaki ilişkiler şöyle formüle edilir:

GSYH’dan amortismanlar düşülünce Safi Yurtiçi Hâsıla (SYH) elde edilir:

         SYH  =  GSYH  -  Amortismanlar

Safi Yurtiçi Hâsıla’ya, sübvansiyonlar eklendiğinde, Yurtiçi Gelir (YİG) elde edilir:

         YİG  =  SYH  +  Sübvansiyonlar

Yurtiçi Gelir’e, Net Dış Alem Faktör Gelirleri (NDAG) [[9]] eklendiğinde Millî Gelir (MG) elde edilir.

         MG  =  YİG  +  NDAG

Vatandaşın refahıyla ilgili olan husus, kişi başına Milli Gelirden düşen pay ve bu gelirin adil dağıtımıdır.

Ülkemizde gerek doğrudan yatırım veya özelleştirmeler yoluyla yabancıların eline geçen gayrı menkullerden (fabrikalar, tarım arazileri, konutlar, ticarethaneler, bankalar ve diğer menkul yatırımlardan (borsaya yatırılan) elde edilen kârlar yabancıların ülkelerine transfer edildiği için (benzeri durum yurt dışında iş yapan Türk vatandaşlarının gelirlerini ülkeye getirmeleri için de geçerlidir) ve miktar olarak Türk vatandaşlarının ülkeye getirdiklerinden fazla olduğundan Milli Gelir, GSYH’dan daha küçük çıkmaktadır.

SONUÇ :

Açıklanmış olan 2017 büyüme %7,4 rakamının; tarım arazilerinin ve çiftçi sayısının küçüldüğü, esnafların kepenk kapattığı, enflasyon ve işsizliğin çift haneli rakamlara sabitlendiği, hane halkı borçlarının artıp, gelirlerinin azaldığı, Türkiye’nin dünyadaki en kırılgan ekonomilerin başına yükseldiği bir durumda, dünya ölçeğinde en yüksek sıralara varması, çizilen pembe tablolara karşın oldukça kuşkuludur.

Millî Merkez Genel Sekreteri (DPT eski uzmanı)

Haluk DURAL – 13 Nisan 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

 [[1]] : TÜIK, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla Güncelleme Çalışmaları, 1987 ve 1998 Bazlı GSYH Serileri Arasındaki Farklılıklar, 8.03.2008, TÜİK Haber Bülteni, http://www.tuik.gov.tr/HbGetirHTML.do?id=27825

 [[2]] : Türk vatandaşları ve Türkiye’de yaşayan yabancıların yurtdışından elde ettikleri faktör gelirleri ile yurtdışına ödedikleri arasındaki farka Net Dış Alem Gelirleri-NDAG denir. Faktör Gelirleri ise Üretim faktörlerinden (işgücü, sermaye, toprak, vb) elde edilen gelirlerdir.

 [[3]] : TÜİK (2016): Türkiye Ulusal Hesaplar Sistemi’inde SNA-2008 ve ESA-2010’un Uygulanması ve Ana Revizyon, www.tuik.gov.tr/duyurular/duyuru_3244.pdf (Erişim tarihi 25.12.2016).

 [[4]] : Özcan Bakış, ESKİ VE YENİ GSYH SERİLERİ ARASINDAKİ FARKLAR VE NEDENLERİ, BETAM Araştırma Notu 16/203, 27.12.2016, http://betam.bahcesehir.edu.tr/wp-content/uploads/2016/12/ArastirmaNotu203-1.pdf

 [[5]] : TÜİK Haber Bülteni, http://www.tuik.gov.tr/HbGetirHTML.do?id=27825

 [[6]] : http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do;jsessionid=YRNvhGhWkRyzYMl3mQzyHCyJy9NhJDTQFnvGp6Lr508kJG6vpVhp!-2049978055?id=27825

 [[7]]: Girdi-çıktı katsayıları için bak. Haluk Dural, AKP’nin Ekonomik Büyüme Masalı 2010 Yılı Değerlendirmesi, s.7-8,   http://www.dunya48.com/haluk-dural/6411-haluk-dural-akpnin-ekonomik-buyume-masali-2010-yili-degerlendirmesi

 [[8]] : a.g.y.

 [[9]] : Türk vatandaşlarının yurtdışından elde ettikleri faktör gelirleri ile yurtdışına ödedikleri arasındaki farka Net Dış Alem Gelirleri-NDAG denir. Faktör Gelirleri ise Üretim faktörlerinden (işgücü, sermaye, toprak, kâr, kira, vb) elde edilen gelirlerdir.

Yazarlar

Clear

21°C

Istanbul