haluk dural2

2019 seçimleri, “ittifaklar” ve yol haritası!

Geçtiğimiz 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan gayrı meşru referandum ile “tek adam” rejimi kurulmasını sağlayan anayasa değişiklikleri yürürlüğe girmiştir.

12. Cumhurbaşkanı, anayasayı aşarak, parti üyeliği statüsü ile yetinmeyip, genel başkan olmuştur. İktidar partisinin parlamento çoğunluğunu elde etmiş, güç dengelerini değiştirerek devlet otoritesini Cumhurbaşkanı şahsında birleştirmiştir. Böylece fiilen 2019 yılından önce Başkanlık Sistemi’ne geçilmiştir. Görünüşe göre, ülkemiz 2019 seçimlerini OHAL altında yapacaktır. 16 Nisan’da kabul edilen anayasa değişiklikleri nedeniyle çıkartılması gereken uyum yasaları, anayasanın 121. Maddesine aykırı olarak, Olağanüstü Hal kapsamı dışındaki alanlarda da, artık TBMM’nde değil, sarayda hazırlanan kanun kuvvetinde kararnamelerle yapılmaktadır.

12. Cumhurbaşkanı anayasa değişikliğini bu yolla ve açıkça hemen yürürlüğe sokarak, cumhuriyetin genetiğini değiştirmektedir.

Uyum yasalarının çıkartılması konusunda TBMM içinde mücadele edecek olan tek parti CHP’dir. CHP’nin direnişine destek vermek için Meclis içindeki ve dışındaki %49’luk bütünleşik olmayan, kırılgan “hayır” cephesinin en geniş söylem ve eylem birliğinin sağlanması hayati önem taşımaktadır.

İttifaklar...

AKP’nin Meclise sevkettiği, siyasi partilerin seçimlere ittifak yaparak girmesini sağlayacak olan  siyasi partiler yasasında, partiler arasında “ittifak” yapılmasını öngören önemli değişiklikler, 2019 yılında yapılacak yerel seçimler, cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinden sonra tam anlamıyla kurulacak olan “tek adam” rejiminin engellenbilmesi için bir fırsat yaratmaktadır.

Ülkemizdeki siyasi tabloyu değiştirebilmek için AKP’nin aldığı oyun küçültülmesi gereklidir. Bunun için 2002 seçimlerinden beri AKP’ye oy veren; 1950’den beri CHP ve soluna hiç gitmemiş olan Atatürk ve Cumhuriyet ile barışık, demokrat, milliyetçi, muhafazakâr merkez sağ seçmenin en az %10 puanlık kısmının, referandumda kısmen gerçekleştiği gibi, AKP’den çözülmesi gerekmektedir.

Bu görev, Meclis dışındaki İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti tarafından kurulacak bir “ittifak” ile başarılabilir.

CHP ise DSP, VP (kendi cumhurbaşkanı adayını açıkladıkları için muhtemelen katılmayacaklardır) ve diğer küçük sol partiler ile “ittifak” kurmalıdır.

CHP, HDP ile gizli veya açık hiçbir şekilde işbirliği veya ittifak yapmamalıdır.

HDP tek başına bırakılmalı, kendi cumhurbaşkanı adayını belirleyip açıklamaya zorlanmalıdır. Çünkü HDP kendi adayını açıklarsa, zaten doğu, güneydoğu ve Afrin’de PKK’ya karşı yürütülen başarılı operasyonlar nedeniyle, parti yönetimi seçmen tabanını AKP’ye yönlendiremeyecek, parti % 10 barajının altına düşerek, etkinliğini yitirecektir.

Eğer bu ittifaklar yapılmaz ise halen azımsanmayacak bir seçmen kitlesi olan Saadet Partisi, Demokrat Parti gibi Meclis dışı küçük partilerin 2019 Kasım milletvekili seçimlerinde ve sonrasında Türk siyasi hayatında hiçbir varlığı kalmayacaktır.

Yerel Seçimler...

Hayır cephesinde yeralan siyasi partiler 2019 Mart ayındaki yerel seçimlerde, referandumda yapılana benzer bir uzlaşma ve güçbirliği yaparak yarışmalıdır. Her partinin güçlü olduğu yerde “tek ortak aday” ile seçime girilmeli, ancak seçim öncesinde uzlaşarak Belediye meclislerinde ittifaktaki diğer partilere yer verilmeli ve bu uzlaşma kamuoyuna ortaklaşa açıklamalıdırlar.

1994 yerel seçimlerinden ders çıkarmak gerekir: 1994 yerel seçimlerinde; SHP Genel Başkanı Erdal İnönü ve DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit bütün uyarılara karşın uzlaşıp Ankara ve İstanbul bir adayla seçime gitmedikleri için İstanbul’da SHP %20,302 ve DSP %12,383 toplam %32,685 iken Refah Partisi adayı R. Tayyip Erdoğan %25,192 oyla ve Ankara’da SHP % 26,889 ve DSP % 7,761 toplam 34,650 iken Refah Partisi adayı İ. Melih Gökçek %27,338 oyla Ankara Belediye Başkanı olmuştur.

Cumhurbaşkanlığı seçimi...

Cumhurbaşkanlığı seçimi için “evet” blokunun adayı bellidir. Parçalı olan “hayır” bloku eğer sadece CHP’nin göstereceği bir adayı desteklerse, seçimin galibi 12. Cumhurbaşkanı olur. Çünkü, AKP tabanındaki merkez-sağ seçmen CHP görünümlü adayını desteklemez. Bu nedenle “hayır” cephesinde yeralan CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan üç eğilimin uzlaşıp azami üç cumhurbaşkanı adayı belirleyerek, “hayır” cephesinde ortak hareket ettiklerini, “evet” cephesi adayının 1. turda %50’yi geçememesi halinde, üç adaydan en çok oy alanı, 2. turda destekleyeceklerini kamuoyuna ortaklaşa açıklamalıdırlar.

Hayır cephesi ittifaklarının güçbirliği...

Hayır cephesinde yeralan CHP ve İYİ Parti liderliğinde oluşacak iki ittifakın güçbirliği halinde hareket etmesi yaşamsal öneme sahiptir.

Her iki ittifak da ittifaklar dışındaki; KP, HKP, BTP, DYP, Yurt, HEPAR, Liberal Parti, Kadın Partisi gibi partiler, DİSK, Türk-İş gibi sendikalar, TMMOB, TBB, TTB gibi meslek kuruluşları, ADD, ÇYDD, CKD, Millî Merkez, 550 Milletvekili Hareketi gibi demokratik kitle örgütleri, Fikir Kulüpleri gibi öğrenci örgütleri, aydınlar, sanatçılar, oyuncular, yazarlar, çizerler, gazeteciler kısacası Cumhuriyet’e su ve ekmek kadar ihtiyaç duyan tüm kesimleri, bütün ayrılıkları dışarda tutarak güçbirliği şemsiyesi altında toplamalıdır.

İttifak ilkeleri...

Kurulacak olan ittifakların, üzerinde hemfikir olacakları tesbitler, temel ilkeler ve kısa program hazırlanmalı ve varılacak mutabakat ortaklaşa olarak kamuoyuna duyurulmalıdır.

Tesbitler :

1)- Türk Devletinin bekası, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü tehdit altındadır.

2)- Bu tehdidin temel kaynağı; Türkiye, Irak, İran ve Suriye’den toprak kopartarak, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde bir Kürdistan kurulması için bölgemizde savaş çıkartan ABD ve başta İngiltere, İsrail, Fransa, Almanya ve müttefiklerinden oluşan batı emperyalizmidir.

Batı emperyalizmi Türkiye’den; Ege adalarımızda, Kıbrıs’ta ve ülkemizin doğu ve güneydoğusundan TOPRAK talep etmektedir.

3)- Batı emperyalizmi Türkiye Cumhuriyeti Devletini zayıflatmak için siyasi iradedeki yerli işbirlikçileri marifetiyle ülkemizin başına ayrılıkçı ve dinci PKK, FETÖ, IŞİD terör örgütlerini belâ etmişlerdir.

İttifak oluşturacak CHP ve İYİ Parti+Refah Partisi+DP, Türk Devletinin bekasını tehdit eden düşmanın adını hiç yuvarlamadan, açık ve net olarak kamuoyu önünde açıklamalıdırlar.

Temel İlkeler :

1)- Türk Milletine ait egemenliğin, Anayasanın koyduğu esaslara göre yasama, yürütme ve yargı tarafından kullanılması; hiçbir surette, hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz,

2)- Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ve millî/ulusal ve üniter yapısına dokunulamaz,

3)- Türk Milletini “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” şeklinde tarif eden Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Türk Milleti tanımı esastır. Türk Milletinin şerefli bir üyesi olan herkes Türk Vatandaşıdır. Türk vatandaşlığı hiçbir şekilde ve gerekçeyle; etnik kimlik, gurup, azınlık, kavmiyet, dini inanç ve mezhep gibi ayrılıkçı niteliklere dayandırılamaz. Millet birliğinin temeli olan “Devletin Dili Türkçedir” ilkesi hiçbir şekil veya gerekçeyle zayıflatılamaz, değiştirilemez.

İttifak oluşturacak CHP ve İYİ Parti+Refah Partisi+DP, “eşit yurttaşlık” zırvalamasını terk ederek, Atatürk’ün Türk Milleti tanımını hiç yuvarlamadan, açık ve net olarak kamuoyu önünde açıklamalıdırlar.

Temel ilkeler, Batının dayattığı içi boşaltılmış “demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü” gibi kavramlarla sulandırılmamalıdır. Çünkü yukarıda sayılan üç temel ilkenin gerçekleşmediği hallerde demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü bahsetmek mümkün değildir.

Program :

“Hayır cephesi”nde yeralan CHP ve İYİ Parti+Refah Partisi+DP ittifakları, cumhurbaşkanlığı kazanılıp, Meclis çoğunluğu elde edildikten sonra acilen uygulanacak en fazla 10 maddelik bir program üzerinde uzlaşmalıdırlar:

1)- Kesin Kuvvetler Ayrılığına dayanan hukuk devleti, bağımsız ve tarafsız, adil ve hızlı işleyen bir yargı kurulacaktır.

2)- Milletvekili seçiminin güvenilir ve adil bir şekilde yapılması için; seçmenin, partiye değil istediği milletvekili adayına oy vermesi, kamu kuruluşlarının seçmen kütüklerini düzenlememesi, seçim barajının kaldırılarıp, seçimlerde nispî temsile geçilerek, bütün seçmenlerin oylarının, millî/ulusal iradenin tamamının TBMM'nde temsili sağlanacaktır.

3)- Demokratik yaşamın güçlendirilmesi için düşünce ve ifade, inanç ve ibadet özgürlüğü tam manasıyla teminat altına alınacaktır.

4)- Her türlü terör, darbe, zorbalık ve tehdide karşı işleyen bir kamu düzeni kurulacaktır.

5)- Parlamenter Demokratik sisteme derhal dönülmesi için, 16 Nisan 2017 günü referandumla kabul edilmiş olan Anayasa değişikliklerini yürürlükten kaldıracak bir “Anayasa Değişikliği” yapılacaktır.

6)- Kanun hükmündeki OHAL kararnameleriyle emir-komuta zinciri bozulan Türk Ordusu tekrar eski yapına döndürülecek, askeri liseler tekrar açılacak ve harp okullarına sivil liselerden öğrenci alınmayacaktır.

7)- İmam Hatip’e çevrilen bütün liseler eski haline getirilecek, lise ve üniversite düzeyinde teknik ve mesleki eğitim güçlendirilecek, ülke kalkınmasını üstlenecek nitelikli kadrolar yetiştirilecektir. Kamu yönetiminden ve kurumlarından niteliksiz personel ayıklanacak, her türlü memur atamalarında liyakat ve tecrübe esas alınacaktır.

8)- Dış politikada Atatürk’ün koyduğu “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesine dönülecek, öncelikle sınır komşularımız olmak üzere, yakın komşularımızla, “İç İşlerine Karışmama” ilkesiyle derhal iyi ve dostane ilişkiler kurulacaktır. Devletler arası ilişkilerde “Mütekabiliyet” esas alınacaktır.

9)- Ülkemizin mali kaynakları, öncelikle imalat sanayi yatırım ve teşviklerine kaydırılacak, tarıma ve çiftçiye uygulanan bütün kısıtlamalar kaldırılacak, tarım, esnaf ve KOBİ’lere tam destek verilecektir. Karma ekonomi sistem anlayışıyla, sürdürülebilir büyüme ve kalkınmayı sağlayacak üretim ekonomisi oluşturulacaktır.

10)- Türkiye Cumhuriyetine karşı kullanılan OHAL acilen kaldırılacak, anayasadaki amacı dışında yapılan bütün uygulamalar iptal edilecektir.

Haluk DURAL – 07 Mart 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazarlar

Showers

16°C

Istanbul