kanal istanbul1 1

Şu “Kanal İstanbul” dedikleri... (2)

 (Bu makale yazarın 19.10.2013 tarihli “Şu Kanal İstanbul dedikleri” yazısından güncellenmiştir.)

Özet :

Başbakan Erdoğan’ın 2011 seçimlerinden önce açıkladığı “Kanal İstanbul”  projesi hakkında bugüne kadar pek çok olumlu veya olumsuz yorum yapıldı. Başbakan Tayyip Erdoğan, İstanbul için düşündüğü 'Çılgın Projesi'ni şöyle açıklamıştı: “Karadeniz ve Marmara arasında 50 kilometrelik yeni bir kanal açılacak. Boğaz'da tehlike yaratan gemiler bu kanaldan geçecek, İstanbul Boğazı su sporları merkezi olacak. Kanalla İstanbul'un 24 ilçesini içine alan Türkiye'nin en büyük adası ortaya çıkacak.”

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, 15.01.2018 günü Kanal İstanbul Projesi'nin detaylarını anlattı. Bakan Arslan, “Küçükçekmece-Sazlıdere-Durusu 45,2 kilometrelik koridorunun Kanal İstanbul projesinin yolu olarak tespit edildiğini” açıkladı.

Bakan ayrıca “Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçip Avrupa istikameti üzerinden geçen bir köprü olacak. Sazlıbosna Karayolu geçişine bağlı Kesim 7 dediğimiz bir köprümüz olacak. Halkalı-Kapıkule bir demiryolu kaynaklı köprü geçişimiz olacak. Marmara tarafındaki 3 tane geçişi Marmaray projesinde olduğu gibi batırma tüple Küçükçekmece Gölü'nün altından geçirmeyi hedefliyoruz” dedi. Bir soru üzerine Bakan Aslan “en büyük proje olan 3. Havaalanı 25 milyar Avrodur, Kanal İstanbul’un maliyeti bundan büyük olacaktır” dedi.

Kanal İstanbul iki amaca hizmet edecektir:

  • ABD Montrö Andlaşmasını delmek için andlaşmanın feshi konusunda Romanya’ya baskıyı arttıracaktır.

Açılacak kanal, TSK’nın 1. Ordusunun ağır zırhlı birlikleri ile Trakya’nın irtibatını kesecektir.

  • Türkiye ile Yunanistan arasındaki bir sıcak çatışmaya ABD’nin NATO’da müttefiki olan Bulgaristan ve Bulgaristan’daki ABD üslerinde bulunan ABD askerleri de katılarak, Trakya’yı işgal edeceklerdir.

kanal istanbul1

Basına yansıyan bilgilere göre kanalın tabanı açıklığı 45, derinliği 25 ve yüzeyi açıklığı 150 metre genişlikte olacaktır. Böyle bir kanal açıldığı zaman İstanbul’un batı yakası ile Trakya’daki topraklarımız arasında bir doğal sınır çekilerek irtibat fiilen sınırlanacaktır.

Montrö Sözleşmesine aykırılık!

Projenin en önemli gerekçelerinden birisi olarak sunulan, “İstanbul Boğazında tehlike yaratan gemilerin bu kanaldan geçirileceği” iddiası kamuoyunu aldatmaya yönelik büyük bir yalandır. Çünkü: 20 Temmuz 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesinin;

1.Maddesine göre Boğazlardan geçiş ve seyir serbestisi kabul edilmiştir.

2.Maddesinde ise ticari gemilerin “barış zamanında, sancak ve hamuleleri ne olursa olsun, gündüz ve gece, 3’ncü maddenin hükümleri (sağlık ile ilgili hususlar) saklı kalmak üzere, hiç bir merasime tabi olmadan Boğazlardan geçiş ve tam serbestisine sahip olacaklardır”

denmektedir.

Uluslararası Montrö Boğazlar Sözleşmesine göre, İstanbul ve Çanakkale Boğazları serbest su yollarıdır ve buralardaki deniz ulaşımı hakkında Türkiye Devleti hiçbir yasal kısıtlama yapamaz, İstanbul Boğazından geçecek gemileri Kanal İstanbul’dan geçmeye zorlayamaz.

Bu nedenle, “serbest su yolu” olan Çanakkale ve İstanbul boğazlarından herhangi bir ücret ödemeden geçen gemileri, iddia edildiğinin aksine, ücret mukabili Kanal İstanbul’dan geçirmek mümkün olmayacağı için açılacak olan kanal herhangi bir gelir sağlamayacaktır.

Amerika’nın ilgisi!

1947 yılında ABD Başkanı Harry Truman tarafından Sovyet tehdidine karşı hazırlanmış olan Doktrini, ABD'nin uluslararası politikasının değiştiğini ve Sovyet karşıtlığının bu yeni politikada temel esas olduğunu ilan etmiştir. Bu doktrin ile Amerika Birleşik Devletleri "komünizm tehdidi" altındaki devletlere mali ve askeri yardım yapacağını açıklamıştır. Bu çerçevede, 1947 yılında Türkiye’ye Amerikan Yardım Heyeti (American Mission to Aid Turkey-AMAT) adıyla kurulan teşkilat 1949 Ekim ayında yeniden düzenlenerek Türkiye’ye için Ortak Amerikan Askeri Yardım Heyeti (Joint American Military Mission for Aid to Turkey-JAMMAT) adını almıştır.

Heyetin 1947 yılında başlayan görevi Türkiye’nin NATO üyesi olduğu 1952 yılına kadarki dönemde, bir Sovyet askeri saldırısına karşı Sovyet kuvvetlerinin Akdeniz, Süveyş Kanalı ve Basra petrol bölgelerine inmesinin engellenmesi için Türk ordusunun güçlendirilmesi, Türkiye’nin ulaşım altyapısının düzenlenmesi için inceleme ve araştırmaların yapılmasını kapsamaktadır. Bu konuda çok geniş bilgiler aşağıdaki doktora tezinde bulunabilir [[1]].

JAMMAT Planlama Grubunun 3 nolu saha çalışmasıyla ile ilgili raporunun 3 nolu ekinde verilen bu haritalarda [[2]], (ki bu haritalar, Türkiye karayolları haritaları olup “Gizli-SECRET” olarak damgalanmıştır) Varşova Paktı kara kuvvetlerinin muhtemel saldırı yolları ve hava indirme bölgeleri işaretlenmiştir.

kanal istanbul2

kanal istanbul3

Bu haritaların yer aldığı orijinal rapora ulaşılamamış olmakla beraber, ihtiva ettiği bilgilerin [1] nolu dipnottaki doktora tezinde verilen bilgilerle örtüştüğü görülmektedir.

Aynı çalışmada verilen bir başka haritada [[3]] ise Trakya ve İstanbul çevresine yapılacak çıkartma ve hava indirme birliklerinin muhtemel büyüklükleri ile Türk ordusunun Bulgaristan’dan gelecek düşman kuvvetlerini durduracağı Çatalca Savunma Hattı ve düşman indirme kuvvetleriyle yapılacak çatışma alanları gösterilmektedir. Bu gösterilen hat, 1913 yılında Bulgar kuvvetlerinin durdurulduğu savunma hattıdır.

kanal istanbul4

Türk Ordusunun Trakya’daki ilk savunma hattı Edirne-Babaeski-Tekirdağ hattıdır. Ancak esas savunma hattı, Çatalca’daki hat olup, özellikle 2. Dünya Savaşı sırasında Bulgaristan’ı işgal eden Alman Ordularının sınırı geçme ihtimaline karşı iyice tahkim edilmiş olup, Çakmak Hattı olarak anılır. Bugün de 1. Ordunun en ağır zırhlı birlikleri bu hat etrafında konuşludur.

Açıklandığı şekilde Küçükçekmece-Sazlıdere-Durusu güzergâhında bu kanal açılırsa, 1. Ordu ana ve ihtiyat birlikleriyle Trakya’daki askeri birliklerimiz arasındaki irtibat kesilecektir.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki bir sıcak çatışmaya ABD’nin NATO’da müttefiki olan Bulgaristan ve Bulgaristan’daki ABD üslerinde bulunan 15 bin dolayındaki ABD askerleri de katılarak, Trakya’yı işgal edeceklerdir.

Amerika ve Montrö!

Amerika Karadeniz’e kıyıdaş ülke olmadığından, diğer bütün devletler gibi Karadeniz’de sürekli harp gemisi bulunduramaz. Barış zamanında önceden Türkiye’ye diplomatik kanaldan ön bildirimde bulunduktan sonra 5 gün içinde Çanakkale Boğazından girmek şartıyla, ABD harp gemileri 21 gün süre ile Karadeniz’e girebilirler (Madde: 18/2), süre sonunda Çanakkale Boğazından Türk karasularını terk etmek mecburiyetindedir. Ayrıca kıyıdaş olmayan bütün devletler gibi ABD de boğazlardan bir seferde toplam tonajları 15.000 tonu aşmayan en fazla 9 adet gemiyi Karadeniz’e çıkartabilir (Madde: 14). Andlaşmanın II Nolu Eki ile kıyıdaş olmayan devletlerin harp gemilerinin tonaj ve toplarının çapları için ayrıca sınırlamalar getirilmiştir.

ABD Senatosu’na 2006 yılında verilen bir yasa taslağında; “İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını ilgilendiren Montrö Antlaşması’nın, ömrünü doldurduğu, bu anlaşmanın günün koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerektiği” söylendi.[[4]]

Bu girişimden kısa bir süre sonra, ABD Türkiye Büyükelçisi Ross Wilson, Ankara’da bir açıklama yaptı ve Montrö Anlaşması’nı Türk kamuoyunda tartışılabilir duruma getirdi. 3 Mart 2006’da gazetecilere; “Montrö Antlaşması oldukça açık. Ve biz Karadeniz’in uluslararası sularda bulunmasından kaynaklanan haklarımızdan yararlanmak istiyoruz. Yani gerektiğinde gemilerimiz buraya girebilir” dedi.[[5]]

Bütün bu söylemelere rağmen Amerika 70 bin tonluk Mercy isimli donanma hastane gemisini 7-16 Ağustos 2008 tarihleri arasında meydana gelen Rusya-Gürcistan savaşı sırasında Karadeniz’e çıkarmak istemiş, ancak bu istek tonaj kısıtlaması nedeniyle reddedilerek, Türk Deniz Kuvvetleri anılan gemiyi Çanakkale Boğazından sokmamıştır.

ABD, Karadeniz’e neden çıkmak istemektedir?

Amerika’nın Karadeniz’e girmek istemesinin ana sebebi, Ukrayna’daki batıcı hükümeti desteklemek, Kırım üzerinden Rusya’yı güneyden kuşatmaktır. ABD eğer Montrö’yü delerse, Romanya veya Ukrayna’nın Odessa veya başka uygun limanında Avrupa Füze Kalkanı projesi kapsamında Füze Kruvazörü konuşlandırmayı, böylece Rusya’nın ABD’ye yönelik gönderebileceği nükleer başlıklı Kıtalararası Balistik Füzelerini henüz Rusya üzerindeyken vurmak istemektedir.[[6]]

Ayrıca ABD, İstanbul Boğazından bir günde taşınan ve önemli kısmı Rusya’nın Novorosiski limanından yüklenen Rus, Kazak ve Bakü’den gelen Azeri’lere ait 400 bin ton petrol akışını (2014 yılı verisi) kontrol etmek istemektir.[[7]]

Sonuç: Kanalın açılması Trakya’yı düşmana terk etmektir!

24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’nın 2. Maddesinde Yunanistan ile sınırlarımız, 11 Ekim 1922 tarihli Mudanya Mütarekesi ile belirlenmiş olan sınırlara uygun olarak çizilmiş, Karaağaç mahallesi Türkiye sınırları içine alınmıştır. Lozan’dan buyana geçen 95 yılda Yunanistan’ın Doğu Trakya ve Batı Anadolu üzerindeki emellerinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Nitekim Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı olduğu 2004’te Yunanistan tapuları Türkiye’ye ait Ege Denizi’ndeki Eşek, Bulamaç Koyun, Hurşit, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık, Nergizçik adalarımızı işgal etmiş ve düşmanlık ve saldırganlığını Fornoz, Kololimnoz, ve Akdeniz’deki Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi ve Koufonisi adalarını işgal ederek sürdürmüştür.

Mevcut AKP Hükümeti vatan topraklarımızın Yunanlılar tarafından işgaline ses çıkarmadığı, vatan topraklarını işgal eden düşmana karşı korumadığı gibi, kanalı açarak bir saldırı halinde Trakya’daki birliklerimizin takviyesiz kalmasına yol açacaktır. Çünkü bir savaş sırasında düşman hava kuvvetlerinin ilk hedefi İstanbul ile Trakya’yı bağlayan, kanal üzerine yapılacak 3 köprü olacaktır. Köprülerin yıkılması halinde Trakya’daki savaşan birliklerimize kanal üzerinden ikmal yapmak mümkün olamayacağı gibi birliklerin takviyesi veya geri çekilmeleri için Marmara Denizi kıyısındaki Tekirdağ ve Ereğli limanları da yeterli olmayacaktır. Bunun kaçınılmaz sonucu ise Trakya’daki vatan topraklarını düşmana terk etmektir.

Millî merkez Genel Sekreteri

Haluk DURAL – 16 Ocak 2018

Dipnotlar :

 [[1]] : THE JOINT AMERICAN MILITARY MISSION TO AID TURKEY: IMPLEMENTING THE TRUMAN DOCTRINE AND TRANSFORMING U.S. FOREIGN POLICY, 1947-1954, By HOWARD ADELBERT MUNSON IV, A dissertation submitted in partial fulfillment of the requirements for the degree of Doctor of Philosophy WASHINGTON STATE UNIVERSITY

Department of History, MAY 2012.

 [[2]] : arm9.staticflickr.com/8363/8410872850_0f1c3ccf46_o.jpg

 [[3]] : http://www.midafternoonmap.com/2013/01/the-russians-are-coming-or-still-seeing.html

 [[4]] : Metin Aydoğan,13.11.2017, https://kuramsalaktarim.blogspot.com.tr/2017/11/montroden-kanal-istanbula.html

 [[5]] : Metin Aydoğan, a.g.y.

 [[6]] :  Haluk Dural, ABD-NATO Avrupa Füze Kalkanı ve İhanet Hançeri Kürecik Radarı, http://www.guncelmeydan.com/pano/avrupa-fuze-kalkani-ve-kurecik-radari-haluk-dural-t31794.html#p152287

 [[7]] : http://www.businessinsider.com/worlds-eight-oil-chokepoints-2015-4

Yazarlar

Partly cloudy

17°C

Istanbul