turkiye nato topunun ucunda turhan selcuk225

NATO tehdidi, S-400’lere karşı F-35’ler!..

Sadece Irak’ta 1,5 milyon ölüm, 2,4 milyon sakat, öksüz, yetim ve milyonlarca insanı yerinden yurdundan eden batı emperyalizminin lideri ABD ve müttefikleri İngiltere, İsrail, Fransa, Almanya ve bu bloka dahil diğer yandaş ülkelerin 1991 yılından beri Ortadoğu’da başlattıkları kanlı ve vahşi saldırılar, altı yıldır Suriye’de olanca şiddetiyle devam etmektedir.

Bugüne kadar Suriye’de 500 bin kişinin ölümüne, 6 milyona yakın kişinin mülteci olmasına yolaçan emperyalist saldırıya rağmen Suriye merkezi hükümet kuvvetleri ile Rusya ve İran’ın aktif ve etkin desteği karşısında bölge haritası halen ABD’nin istediği gibi şekillenememiştir.

Türk Ordusunun Fırat Kalkanı Harekâtı, Suriye’nin kuzeyinde ABD ve müttefiklerinin komutasındaki IŞİD + PKK=PYD tarafından kurulmak istenen Kürt koridorunu Fırat nehrinin batısında durdurmuştur.

ABD’nin dışlandığı Astana Kararları çerçevesinde oluşturulan Rusya+İran+Türkiye işbirliği giderek Irak ve dolaylı olarak Suriye’nin da katıldığı bir ittifaka dönüşmektedir. Nitekim bu işbirliğinin en somut sonuçlarından birisi, Kuzey Irak’ta yapılan bağımsızlık referandumu sonrasında Türk ve Irak ordularının işbirliği ile Habur sınır kapısının Barzani peşmergelerinden kurtarılması, benzer şekilde Irak-İran sınırında Irak ve İran ordularının ortak operasyonları olmuştur. Türkiye ve İran, Irak ordusunun Kerkük ve önemli petrol bölgelerini Barzani peşmergelerinden kurtarıp, temizlemesine tam destek vermişlerdir.

Türkiye+Rusya+İran ve dolaylı Suriye işbirliği ile Türk Ordusu İdlip’e girmiş, PKK hakimiyetindeki Afrin’in güneyinde kontrol üsleri kurmaya başlamış ve İdlip IŞİD’den temizlendikten sonra sıraya Afrin ve Münbiç konulmuştur. Üçlü işbirliği ile bu harekâtlar tamamlanırsa ABD’nin kuzey Suriye’de oluşturmaya çalıştığı Kürt koridoru tamamen bitecek ve bölgede Suriye ordusu ülke toprakları üzerindeki egemenliğini yeniden tesis edecektir.

Bütün bu gelişmelerin ABD planlarını sekteye uğratması ve Türkiye’nin üçlü ittifak ve özellikle Rusya ile ilişkilerindeki yoğunlaşma ve yakınlaşmalar yüzünden ABD, Almanya ve NATO ile ilişkilerinde gerginlikler ortaya çıkmıştır.

Bunlara ek olarak; güney Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacını karşılamak için projelendirilen Türk Akımı sözleşmesi sonuçlanmış ve Karadeniz’e gaz boruları döşenmeye başlamış ve en önemlisi ise Türkiye’nin Rusya’dan S-400 yüksek irtifa hava savunma sistemleri alımı kesinleşmiştir.

S-400 hava savunma sistemleri alınması gündeme gelince önce ABD ve devamında NATO’dan Türkiye’ye yönelik dozu giderek artan tehditler savrulmaya başlanmıştır. Rusya’dan alınacak S-400 hava savunma sistemi konusu başka bir yazımızda ayrıntılı olarak incelenecektir. Ancak bununla bağlantılı olarak ABD’den F-35 Ortak Saldırı Uçakları (Joint Strike Fighter) ilgili olarak yapılan vahim açıklama çok daha önem arzetmektedir.

Türk Hava Kuvvetleri Muharip Filosu [[1]]

Türk Hava Kuvvetleri ana muharip filosunda halen 210 adet Lockheed Martin F-16C/D Block 30/40/50 Savaşan Şahin (Fighting Falcon), 50 adet F-4E 2020 Terminator ile 16 adet F-4ETM Phantom II uçakları olmak üzere toplam 276 savaş uçağı bulunuyor.

Peace Onyx I ve II projeleri ile tedarik edilen F-16’ların Block 40 ve 50 modelinden oluşan 173 adedi, Peace Onyx III projesi ile Common Configuration Implementation Program (CCIP) modernizasyonuna tabi tutulmuştur. CCIP programı ile aviyonik ve silah sistemleri açısından Block 50+ seviyesine yükseltilen F-16’lar, Peace Onyx IV projesi ile TAI tesislerinde üretilen 30 adet F-16C/D Block 50+ ile birlikte HvKK’nin ana vurucu gücünü teşkil etmektedir.

37 adet Block 30 F-16 ise, eğitim ve harbe hazırlık görevlerinde kullanılmak üzere daha kısıtlı bir modernizasyondan geçmekte.

Israel Aircraft Industries (IAI) tarafından modernize edilen F-4E 2020 Terminator’ler ise HvKK’nin uzun menzilli hassas güdümlü saldırı kabiliyetini teşkil ediyor. 1999-2003 arasında modernize edilen toplam 54 uçaktan halen hizmette bulunan 50 adedi, 2020’den emekliye ayrılacak.

Eğitim uçaklarında ise, yine bahsi geçen muharip uçaklara paralel olarak 2020’li yıllarda emekliye ayrılacak 45 civarı F-5 2000 ile 55 adet T-38M’den oluşan en az 100 uçaklık bir açık oluşacak.

Türk Hava Kuvvetlerinin etrafındaki harekât alanı dikkate alındığında muhtemel düşmanını bertaraf etmek için 370-400 muharip harbe hazır uçağa ihtiyacı olduğu görülür. Dünyanın havacılık otoritelerinin takip ettiği yerli ve yabancı değerli dergilere bakıldığında bu rakamın aynı zamanda Avrupanın diğer güçlü ülkelerinin de hava kuvvetlerinin kuvvet yapısıyla uyuştuğu saptanır. [[2]], [[i]]

Müşterek Taarruz Uçağı (MTU) Projesi

Türkiye, HvKK muharip filosunun modernizasyonu için Lockheed Martin öncülüğündeki F-35 Lightning II Joint Strike Fighter (JSF) projesine 1999 yılında imzalanan 6,2 milyon Dolar bedelli Mutabakat Mektubu (Letter of Agreement; LOA) ile katıldı. 11.07.2002 tarihinde imzalanan 175 milyon Dolarlık Sistem Geliştirme ve Gösterim (System Development and Demonstration; SDD) aşamasına katılımı müteakiben, 25.01.2007 tarihinde üretim ve geliştirme aşamasına dahil olundu. Bu arada SSİK, 12.12.2006 tarihli toplantısı ile F-35’i, HvKK’nin yeni nesil muharip uçağı olarak seçti. [[3]]

Henüz resmî siparişin verilmediği F-35 Müşterek Taarruz Uçaklarından 100 adet tedarik edilmesi beklenmektedir. Maliyetinin 10,7 milyar Dolar olacağı hesaplanan bu alım kapsamında ilk uçakların en erken 2014-2015 civarında teslim edilmesi öngörülmekte iken uçakların teslimatı çeşitli bahanelerle geciktirilmektedir.

ABD İsrail’e bugüne kadar 50 dolayında F-35 teslim ettiği halde [[4]] Türkiye’ye teslimat tarihi bile kesinleşmemiştir.

Hal böyle iken, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 yüksek irtifa hava savunma sistemleri alınması anlaşmasının kesinleşmesi üzerine ABD’den şiddetli bir F-35 tehdidi gelmiştir.

ABD: Türkiye S-400 sistemlerini alırsa NATO teknolojilerine erişimi kısıtlanır!

Sputnik Haber Ajansı’nda 17.11.2017 tarihinde yeralan bir habere göre[[5]] ABD Hava Kuvvetleri Müsteşar Yardımcısı Heidi Grant, Rusya'dan S-400 füze savunma sistemleri satın alması halinde Türkiye'nin NATO teknolojilerine erişiminin kısıtlanacağını söylemiş.

Defense News'e konuşan Grant, Türkiye'ye S-400 sistemleri alımı konusunda uyarılarda bulunarak "Eğer Türkiye S-400'leri alırsa, NATO teknolojilerine erişimi kısıtlanır. İleriki aşamada da Türkiye'nin F-35 tipi 5. nesil bombardıman uçaklarını edinme ve kullanma imkanlarına yönelik tedbirler alınabilir" diyen Grant “S-400 anlaşmasının hayata geçmesinin Türkiye ve NATO arasındaki askeri işbirliğini ciddi şekilde etkileyeceğini kaydedip, NATO stratejisinin S-400 sistemleriyle işbirliğine izin vermediğinin” altını çizmiş.

Türkiye'nin muhtemel S-400 alımında ABD'nin nasıl bir yol izleyeceğini henüz belirlemediğini de söyleyen Grant, sözlerini şöyle sürdürmüş: "Öncelikle anlaşmanın hayata geçip geçmediğine, gelecekte bir arada nasıl işlev gösterebileceğimize bakacağız. Ancak şu an için S-400 sistemleriyle işbirliği yapamayacağımızı söyleyebilirim."

S-400'lerin Ankara'nın ilk kez gerçekleştireceği F-35 alımı üzerindeki olası etkisini de detaylandıran Grant, “2018 yılında planlanan Türkiye'ye F-35 sevkiyatıyla ilgili sorunlar çıkabileceğini” kaydetmiş.

Bu arada ABD'li uzmanlara göre ise Türkiye'nin S-400 sistemlerini ve F-35 uçaklarını bir arada kullanması, Rusya'nın sistemler üzerinden elde edeceği verilerle bombardıman uçaklarının zayıf yönlerini öğrenmesine neden olur ve bunun da, F-35'ler için bir felaket anlamına geleceği ifade edilmiştir.

Amerikan F-35 uçağı doğru bir seçim midir?

Türkiye’nin savaş uçağı ihtiyacını belirlerken, Türkiye’nin NATO kafalı asker ve sivil yetkilileri, tehdit değerlendirmesini NATO’nun talimatlarına uygun şekilde “Rusya”yı düşman olarak belirleyip, Amerikan yapımı F-35 üzerinde karar kılmışlardır.

Bölgemizdeki jeopolitik gelişmeler ve 15 Temmuz 2016’da şerefli Türk askerinin üniformasını giymiş vatan haini Fetöcü Amerikan askerlerinin isyanının arkasında ABD ve NATO’nun rolünün netleşmesi, Türkiye’ye yönelik tehdidin gerçek kaynağının kuzeydeki ve doğudaki Rusya ve İran’dan değil batıdaki Yunanistan ve güneydeki ABD’nin kara kuvvetinden (PKK=PYD), yani doğrudan emperyalist ABD ve müttefikleri İngiltere, İsrail, Almanya, Fransa ve NATO’dan gelmekte olduğunu göstermiştir.

Türkiye’nin ulusal tehdit algılamasının yeniden ve hızla gözden geçirilmesi acil bir zorunluluk olmuştur.

Bu çerçevede Türkiye’ye düşmanca hava saldırısı yapabilecek komşu ülkeler arasında başlıca İsrail ve Yunanistan bulunmaktadır. Bunun dışında son kertede hava tehdidi güney Kıbrıs’taki Agratur üssünde konuşlu İngiliz ve Amerikan, Ürdün’e yerleşen Alman ve Amerikan 6. Filosundaki uçak gemilerindeki uçaklardan yapılabilir. Bu durumda NATO standartlarında savaş uçaklarına sahip bu ülkelerin hava tehdidine Amerikan yapımı F-35 uçakları ile karşı koymak mümkün değildir.

Zaten Türkiye parasını ödeyip F-35 alsa bile batıdan gelen tehdit çatışmaya dönme emareleri gösterirse, ABD bu uçakları Türkiye’ye teslim etmez, edilmiş olanlarına yedek parça satış ambargosu uygular. Yakın tarihimizde benzer ve acı bir örnek yaşanmıştır. [[ii]]

F-35 reklam edildiği kadar güçlü müdür?

Amerikan Lockheed Martin firmasının üretimi F-35 Müşterek Taarruz Uçağı (Joint Strike Fighter) ile Rusya yapımı Sukhoi SU-35 Taarrruz Uçağı çeşitli kıstaslara göre karşılaştırılırsa; özellikle hız, uçuş menzili ve manevra yetenekleri açısından F-35 çok yetersiz kalmaktadır. Yakın mesafe hava savaşlarında SU-35, hareketli egzos çıkışının sağladığı imkân sayesinde uşağın 3-boyutlu (3D thrust) uçmasını sağlar. Pugachev Cobra Manevrası denilen bu hareket, uçağın ortalama bir hızda seyrederken aniden burnunu dikey ve hattâ biraz geriye düşürmesi, uçağın rotasında bu dikey pozisyonda yüksekliğini muhafaza ederek kısa süreli uçup, tekrar normal pozisyonuna dönme hareketidir. Bu hareket uçağa kısa mesafeli hava savaşlarında çok yüksek savaş üstünlüğü sağlar. Bu manevra ilk defa Sovyet deneme pilotu Viktor Pugachev tarafından 1989 Paris Le Bourget hava gösterilerinde icra edilmiştir.

rus dikine ucabilen ucak

Bu manevrayı yapabilen savaş uçakları çok sınırlıdır. Bunlar:

Rusya: Sukhoi Su-27 and variants (Su-30/Su-30MKI/Su-30MKM, Su-33, Su-35, Su-37 and PAK-FA, Mikoyan MiG-29 and MiG-35

ABD : Lockheed Martin F-22 Raptor

İsveç : Saab 35 Draken

Çin : Shenyang J-11

Günümüzde savaş uçaklarında kullanılan gelişmiş havadan-havaya füzeler nedeniyle “it dalaşı” yani görüş mesafesi içindeki hava savaşı ihtimali azalmış olsa da, görüş mesafesinin ötesinden atılan (Beyond Visual Range-BVR) füzelerden kaçınmak için de uçağın ciddi bir manevra kabiliyetine sahip olması gerekmektedir.

“F-35’in projelendirme safhasında her üç kuvvetin (ABD hava, deniz ve deniz piyade) yaptığı girdi ve talepler, inanılmaz karmaşık bir donanım ve yazılım ortaya çıkarttı. Deniz Piyadeleri uçağın kısa mesafe kalkış ve dikine iniş yeteneğine (STOVL) sahip olmasını istedi. Bu kabiliyeti kazandırmak için uçağın gövde içine çok büyük bir “FUN (çoklu pervane)” konması gerekti. Buna ilave olarak radara yakalanmama özelliği için gerekli olan silah ve mühimmatların gövde içerisinde taşınma ihtiyacı, çok kalın ve geniş bir gövde tasarımı ortaya çıkarttı. RAND Corporation’un yaptığı araştırma, silahlı kuvvetlerin birkaç branşının ihtiyacını karşılayacak tek bir gövde tasarımının yanlış bir karar olduğunu ortaya koydu. Ama iş işten geçmişti. Sonuçta karşımıza koca gövdeli, küçük kanatlı, garip bir uçak çıktı. F-35, geniş gövdesinden kaynaklanan aerodinamik olumsuzluklar nedeniyle hızlanamıyor, tırmanamıyor, dönemiyor, kaçamıyor, doğru düzgün bir menzile ulaşamıyor.” [[6]]

Osman Başıbüyük dip not (6)’da verilen yazısında çok önemli hususlara dikkat çekmiş ve uçağın taşıdığı silah sistemlerinin Türkiye’nin terörle mücadelesinde yararlı olamayacağını ifade etmiştir. “ABD Hava Kuvvetlerinin envanterine aldığı şu anki üretim serisindeki uçaklar ancak 2 bomba ve uzun menzilli 2 hava savunma füzesi taşıyabiliyor. Ne yazık ki it dalaşı için gerekli olan kısa menzilli ısıya güdümlü füzeler halen bu uçaklarda kullanılamıyor. Uçağın karşılaşılan yazılım sorunlarının ötesinde en büyük handikabı gövde içinde sınırlı sayıda mühimmat taşıyabilmesi. Türkiye’nin mevcut şartlarda savaş uçaklarını terörle mücadele maksadıyla yakın hava desteği görevlerinde kullandığı düşünüldüğünde F-35’lerin sadece 2 büyük bomba taşıyabilmesi büyük bir dezavantaj yaratıyor. Diğer bir eksiklik ise; uçağın işe yarar bir makineli topa sahip olmaması. Block 3i serisindeki uçaklarda bulunan topun yazılım ve donanım açısından şimdilik kullanılması mümkün değil. Gelecek serilerde de durumun düzeltilip düzeltilemeyeceği şüpheli. İleride yapılacak değişikliklerle uçak, kanat ve gövde altında daha fazla mühimmat taşıyabilecek. Bu durumda ise uçağın menzili ciddi oranda kısalırken en önemlisi radara yakalanmama özelliği tamamen kayboluyor.” 

ABD yapımı F-35’ler hakkında batı kaynaklarda giderek artan miktarda endişe içeren makaleler yayınlanmaktadır. Bu makalelerde endişelerini F-35’i, Rusya yapımı SU-35 ile karşılaştırarak belirgin hale getirmektedirler.

Konuyu ayrıntılı olarak çeşitli makalelerinde inceleyen The National Interest’in savunma editörü Dave Majumdar’ın, yazdığı çeşitli makalelerdeki sonuç yargısını bir soru ve cevabı ile açıkça belirlemektedir:

“Dörtlü F-35 grubu, dört SU-35 ile karşılaştığında nasıl yola alır?  En muhtemel cevap, yollarını değiştirip, hava üstünlüğünü halen muhafaza eden F-22 Raptor ve F-15C’leri çağırmak olacaktır. Bu arada F-35’ler belirlenmiş hedeflerine doğru neşeyle gidebilirler.” [[7]]

Aşağıdaki karşılaştırma tablosu örnek olarak verilmektedir. [[8]]

Teknik özelliklerinin ötesinde, F-35 gerek birim fiyatı ve gerekse bir saatlik uçuş maliyeti açısından SU-35 ile kıyaslandığında çok pahalı bir uçaktır.

f35 su35 kiyaslama

Sonuç :

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 yüksek irtifa hava savunma sistemi alma kararını kesinleştirmesi ile beraber, ABD’den Türkiye’ye F-35 Müşterek Taarruz Uçağı satışının yapılmayabileceği tehdidine ek olarak geçtiğimiz günlerde NATO Norveç’te düzenlenen Trident Javelin-2017 tatbikatında Atatürk ve Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan “düşman” hedefler olarak gösterilmiştir.

Eğer Türk Ordusu Türkiye-Rusya-İran ve dolaylı olarak Suriye ile ortak mutabakat çerçevesinde İdlip, Afrin ve Münbiç harekâtını yaparsa, ABD ve NATO’dan benzer çıkışlar ve tehditler önümüzdeki günlerde artarak devam edecektir.

Türkiye, hava kuvvetlerinin muharip uçak planlamasını hızla ve değişen jeopolitik durumları irdeleyerek, ülkemiz çıkarlarına en uygun şekilde tekrar yapmalıdır.

Millî Merkez Genel Sekreteri

Haluk DURAL – 20 Kasım 2017

Dipnotlar :

[[1]] : https://www.facebook.com/permalink.php?id=123962610994405&story_fbid=416319665092030

[[2]] : Yalçın Ergül, 8.03.2015, http://www.ulusalkanal.com.tr/turk-hava-kuvvetlerinin-gelecegi-ve-hava-sehitlerimizin-talepleri-makale,3973.html

[[3]] : Dipnot [1]

[[4]] : İsrail teslimatı ????

[[5]] : https://tr.sputniknews.com/savunma/201711171031038293-abd-turkiye-s400-nato-yeknoloji-erisim-kisitlanir/

[[6]] : (E) Hv. Pilot Kurmay Albay Osman Başıbüyük, http://odatv.com/erdogani-kandiriyorlar-0812161200.html

[[7]] : http://nationalinterest.org/blog/the-buzz/russias-lethal-su-35-fighter-vs-americas-f-35-f-15-f-16-who-17753?page=4

[[8]] : F-35 Lightning II vs SU-35, http://www.aviatia.net/f-35-lightning-ii-vs-su-35/

[[i]] : Çeşitli ülkelerin Hava Kuvvetlerindeki aktif savaş uçağı sayıları. Kaynaklar: Wikipedia, Global Fire Power

   Almanya         : 261

   İngiltere         : 281

   Fransa           : 307

   İtalya             : 185

   İsrail              : 316 (9 tanesi F-35)

   Yunanistan     : 206

   Mısır              : 427

[[ii]] :

a)- Birinci Dünya Harbinden önce İngiltere’ye sipariş edilen Sultan Osman ve Reşadiye isimli iki zırhlı savaş gemisine, 5.274.228 İngiliz lirası tutarındaki bedelleri ödendiği halde, İngiltere 3 Ağustos 1914 tarihinde gemilere el koymuştur.

b)- 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ABD, NATO müttefiki Türkiye’ye silah ambargosu koymuştur.

c)- Koç Gurubunun tamamen yerli imkanlarla geliştirdiği Altay tankına başta Avusturya ve Almanya olmak üzere hiçbir batı ülkesi motor vermemektedir.

Yazarlar

Mostly sunny

15°C

Istanbul