haluk dural2

Duy da İnanma!

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan bugün katıldığı Uluslararası Ombudsmanlık Toplantısında yaptığı konuşmada

Kuzey Irak’ta yapılmakta olan bağımsızlık referandumu ile ilgili açıklamalarda bulunarak Barzani’ye “bir gece ansızın gelebiliriz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlardan sonra giriş çıkış kapatılacak. Farklı tedbirler de var onları da açıklayacağız. Bakalım petrolünü nereye akıtacak. Vana bizde. Vanayı kapattığımız anda o iş de bitti." dedi.

Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna katılan Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, 19.09.2017 günü bomboş olan Genel Kurul salonunda olmayan temsilcilere değil, AKP’nin seçmen tabanının, amiyane tabirle “gazını almak” için yaptığı konuşmada her zamanki gibi esip gürledi. Ancak iki gün sonra 21.09.2017 günü ABD Başkanı Trump ile ikili bir görüşme yaptı. Görüşmede, ABD heyetinde karşılıkları olmadığı halde Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da yer aldığı toplantı sonrasında her iki heyet başkanı birbirlerine “dostum” diye hitap etmelerinin dışında toplantıda gerçekte neler konuşulduğu en azından Türk kamuoyuna açıklanmadı.

Ancak, R. Tayyip Erdoğan toplantının ertesi günü 22.09.2017 tarihinde 2016 yılında 6,5 milyar TL zarar etmiş olan THY (http://www.sozcu.com.tr/2017/ekonomi/thy-gecici-vergi-beyannamesinde-6-5-milyar-tl-zarar-acikladi-1682672/ ) ile ABD uçak yapım şirketi Boing arasında 11 milyar $ değerinde 40 adet yolcu uçağı alınması için yapılan sözleşmenin imza törenine katıldı. (http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2017/09/22/thyye-40-dev-ucak-geliyor )

Bu durum, Katar krizi sırasında, Donald Trump’ın 9.06.2017 Cuma günü yaptığı bir konuşmada Katar'ı terörizmin "üst düzey sponsoru" olarak nitelemesi sonrasında Vaşington’a koşan Katar Savunma Bakanı Halid bin Muhammed el-Atiye'nin 15.06.2017 Perşembe günü Washington'da ABD Savunma Bakanı Jim Mattis'le yaptığı görüşmenin ardından 12 milyar dolarlık F15 savaş uçağı alımı için ABD ile anlaşma imzalamasını (http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40283534 ) hatıra getirmektedir.

AKP referanduma destek verdi!

Barzani’nin Kuzey Irak’ta bağımsızlık ilan etmek için referandum yapılacağını açıklamasından buyana Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti referandumu engellemek için hiçbir girişimde bulunmadı, tedbir almadı. Eğer pekçok aydın ve yazarın aylardır önerdiği;

  • Erbil Konsolosunun geri çekilmesi,
  • Habur sınır kapısının kapanması,
  • Irak’a uçuşların durdurulması, hava sahasının kapatılması,
  • Irak merkezi hükümeti dışındaki petrol sevkiyatının durdurulması,
  • Barzani’nin Türkiye’deki şirketlerinin faaliyetlerinin durdurulması,
  • Türkiye üzerinden Kuzey Irak’a yapılan transit taşımacılığın durdurulması,
  • Kuzey Irak’ın yararlandığı bankacılık hizmetlerinin durdurulması,

gibi ve benzeri tedbirleri referandum öncesindeki dönemde tedrici olarak uygulamaya koymak gerekirdi.

AKP hükümeti bu tür tedbirleri zamanında almayarak bugün yapılmakta olan referandumun gerçekleşmesine destek vermiş oldu.

22 Eylül tarihinde yapılan Millî Güvenlik Kurulu ve akabindeki Bakanlar Kurulu toplantılarından sonra yapılan resmi açıklamalarda mealen “referandum sonrası için alınacak tedbirler kararlaştırıldı” denilerek, referandumun yapılmasına kadar yukarıda saydığımız tedbirler alınmayarak sürdürülen tavır aynen tekrarlanmış ve referandumun yapılması kabul edilmiştir.

Referandumdan bağımsızlık yönünde kesinlikle “evet” sonucu çıkacaktır. Ancak bu sonuca rağmen bağımsızlık ilan edilmeyecek, en az iki sene ortalığın yatışması, konunun soğutulması ve Türk halkının uyutulması için “asarız, keseriz, bir gece ansızın geliriz” türü hamasî beyanlar verilmeye devam edilecektir.

Nitekim Amerikalı emekli diplomat Peter Galbraith, Amerikanın Sesine verdiği demeçte bu husustaki ABD tavrını net şekilde ifade etmiştir:

“Halkın kullanacağı oy -ki çoğunluğun bağımsızlık lehine oy kullanacağını varsayıyoruz-, geleceğin yönünü belirleyecek. Müzakerelerin referandumdan sonra yapılması gerekiyor. Müzakerelerin ana gündem maddesi bağımsızlık olacak. Bağımsızlığa ulaşmak birkaç yıl alabilir. Bu süreç içinde önce bir ‘ara adım’ atılabilir, örneğin bir konfederasyon kurulması gibi.

Peter Galbraith ayrıca Amerika ya da başka ülkelerin Kürt bölgesinin bağımsızlık ilanını kabul etmeyecekleri şeklindeki varsayımları da ciddiye almıyor.

Galbraith bu konuda, ‘Ne zaman yeni bir ülke ortaya çıksa Amerika buna karşı çıkar. Amerika, Sovyetler Birliği’ni de Bosna’yı da bir arada tutmak istiyordu. Hep aynı şey oluyor. Kürdistan referandumunu yapıp, bağımsızlığa doğru adım attığında Amerika bunu kabullenecektir’ şeklinde konuşuyor.”(http://odatv.com/abd-hep-bunu-yapiyor-kurdistana-once-karsi-cikip-sonra...-2309171200.html )

Sonuç:

Bilindiği gibi İran, referandum öncesinde Erbil’in dağlarına topçu ateşi açmış, Kuzey Irak’a uçuşları durdurmuş, hava sahasını kapatarak somut adımlar atarak referandumu tanımayacağını kuvvetli şekilde göstermiştir.  Halbuki Türk Hükümeti hiçbir somut adım atmamış, Irak sınırına asker yığarak, zırhlı birliklere göstermelik tatbikatlar yaptırarak sözümona Barzani’ye gözdağı veriyormuş görüntüsü vermekle yetinmiştir.

Kuzey Irak’ta yapılan referandumda çıkacak “evet” sonucuna rağmen hemen bağımsızlık ilan edilmeyeceği için AKP hükümeti yandaş medya aracılığıyla bunu iç kamuoyuna “aldığımız tedbirlerle Barzani’yi korkutup, dize getirdik” türü yoğun propaganda yapacak, yukarıda sayılan veya Cumhurbaşkanı tarafından alındığı ifade edilen tedbirlerin hiçbirisi uygulamaya konulmayarak AKP Hükümetinin Barzani’ye bağımsızlık yönünde verdiği destek kamufle edilecektir.

Kuzey Irak’ın bağımsızlık ilanı zamana yayılmış olsa bile Amerikanın Büyük Ortadoğu Projesinin Türkiye’yi bölecek Kürdistan projesinde bir merhale daha geçilmiş olacaktır.

Millî Merkez Genel Sekreteri

Haluk DURAL – 25 Eylül 2017

Yazarlar

Mostly clear

17°C

Istanbul