akp turkiyeye kurdugu tuzak2 

AKP’nin Türkiye’ye kurduğu tuzak!

Başkanlık hedefli anayasa değişikliğinin nihai durağı giderek netlik kazanmaktadır.

Mecliste görüşülmekte olan anayasa değişiklik kanunu 330 üzerinde bir oyla kabul edilir ve referandumda onaylanırsa, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin rejimi kökten değişecek, 1924 Anayasasından beri bütün anayasalarımızın ortak demokratik temel özelliği olan “kuvvetler ayrılığı” ortadan kalkacak, yasama-yürütme-yargı yetkisi tek elde, cumhurbaşkanında toplanacaktır.

Bu değişiklikler ile Cumhurbaşkanı; aynı zamanda başbakan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanı, devlet bütçesinin hazırlayıcısı, AKP genel başkanı olacak, AKP milletvekillerinin belirlenmesinde, bütün yüksek bürokratların, komutanların, hakim ve savcıların atanması ve azlinde, ülkemizin iç ve dış politikalarının belirlenmesinde tek yetkili olacaktır.

Bu kadar gücü elinde topladıktan sonra ise KHK ile devletin yeniden “parti devleti” şeklinde yapılandırılması tamamlandıktan ve her türlü muhalif ses susturulduktan sonra mevcut anayasa kökten değiştirilecektir.

Nitekim bu nihai amacı artık saklamakta güçlük çekenler esas niyetlerini ortaya dökmeye başlamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda değişiklik öngören teklifinin 14.01.2017 günü yapılan 12. maddesindeki görüşmeler sırasında söz alan AKP Bursa Milletvekili İsmail Aydın, “Anayasanın değiştirilemez maddesini kabul etmek mümkün değildir” dedi. Sözlerinin devamında, “Anayasanın tüm maddeleri değiştirilebilir hatta meclis yeni bir anayasa yapabilir” diyen Aydın, “Aksini düşünmek aziz milletimizin vekaletini küçümsemek anlamına gelir” diyerek sözlerini sürdürdü.

2011 milletvekilleri seçiminden sonra da TBMM’nde temsil edilen partiler ısrarla “yeni anayasa” yapmak arzularını dile getirdiler. Özellikle (AKP+HDP) ortaklığı, anayasanın ilk üç maddeleri koruyan 4. maddesini yürürlükten kaldırarak, anayasanın “değiştirilemez” olan ilk üç maddesini değiştirerek, Devletimizin üniter yapısını parçalayıp ABD’nin BOP projesinde öngörülen “Hür Kürdistan”ın kurulmasının ön adımı olan T.C. Devletini “iki kurucu halklı, iki bölgeli federal bir devlete” dönüştürmeyi amaçlamaktadırlar.

Bu amaca uygun hazırlıkların birkaç tanesini sizlere hatırlatmak isterim:

Anayasa Mahkemesinin hukukçu olmayan eski başkanı Haşim Kılıç, 1 Ekim 2010 Hürriyet Gazetesinde Metehan Demir’in haberinde yeralan demecinde;

“Bence ilk 3 maddeyi dondurmak, evrensel hukuk kurallarına uygun değil. Laikliği, demokrasiyi, hukuk devletini daha ileri götürecek düzenlemelere engel olmaması gerekir. Değişiklikler, ilk 3 maddedeki değerleri geri götürmüyorsa, Anayasa Mahkemesi izin veriyor. Bu değerlerin içini boşaltan düzenlemelere ise izin vermiyor. O nedenle gerektiğinde ilk üç maddeye pozitif olarak dokunulabilir. Bu hassas bir nokta” diyerek, 1982 anayasasının dokunulamaz olan ilk üç maddesinin değiştirilmesine yeşil ışık yakmıştır.

Nitekim hatırlanacağı üzere, 2011 milletvekili genel seçimlerinden sonra TBMM’nde gurubu bulunan 4 parti tarafından, üçer milletvekili ile katıldıkları, eşit temsil ve oya sahip oldukları “Anayasa Uzlaşma Komisyonu” 10.10.2011 tarihinde kurulmuş ve ilk toplantısını 19.10.2011’de yapmıştır. Komisyon 25 Aralık 2013 tarihinde son toplantısını yaparak dağılmıştır.

TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu, anayasanın temel hak ve özgürlükler ile ilgili 60 maddesi üzerinde yapılacak değişiklikler hakkında anlaşmışlar, ancak AKP’nin istediği “Başkanlık” konusunda uzlaşmaya varamamışlardır. Kamuoyunu “başkanlık” tartışmalarıyla meşgul edip esas konuyu halkın bilgisinden saklayan AKP, Anayasa Uzlaşma Komisyonuna katıldıkları son toplantıda gerçek niyetlerini açıklamışlar, komisyona Mehmet Ali Şahin tarafından “anayasanın 4. Maddesini yürürlükten kaldırılması” hakkında bir öneri getirmişlerdir. AKP’nin ve BOP eşbaşkanının gerçek niyetini yansıtan bu öneri, medya tarafından büyük bir özenle karartılmış ve kamuoyuna duyurulmamıştır.

Bundan sonraki anayasa değişiklikleri ile her vesileyle dile getirdikleri “yüz yıllık parantezi” kapatmak için son işlemler olarak, başkenti İstanbul’a taşıyarak, 3 Mart 1924 tarih ve 431 sayılı “Hilafetin İlgasına Ve Hanedanı Osmaninin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılması Hakkında Kanun”un[[1]] birinci maddesine göre;

Madde 1- Halife halledilmiştir. Hilafet, Hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilafet makamı mülgadır. (Madde 1- Halifenin görevine son verilmiştir. Halifelik, hükümet ve cumhuriyetin anlam ve kavramı içinde esasen mevcut olduğundan, hilafet makamı kaldırılmıştır.)

Hükümet kavramı içinde bulunan “hilafet” Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı tarafından kurulacak hükümetin içinden çıkartılıp, yeniden ilan ve ihya edilebilecektir.[[2]]

Saygılarımla,

Haluk DURAL – 15 Ocak 2017

Millî Merkez Genel Sekreteri

Konu hakkındaki daha geniş bilgileri aşağıdaki makalelerimde bulabilirsiniz.

-       Ayrılıkçı Kürt Hareketinin Demokratik Özerklik İhaneti

-       ABD+AKP+PKK+YCHP Yeni Anayasa

Dipnotlar :

[[1]] :  http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/367.html

[[2]] : Abdurrahman Dilipak,  https://rasthaber.com/dilipak-erdogan-baskan-secilirse-halife-olacak-2/

Yazarlar