habip hamza erdem2 1

Devlet Ve Sermaye! (19) 

Soyutlama!

Devlet ve Sermaye kavramlarında olduğu gibi, doğa ya da sosyal bilimlerde, daha doğrusu her bilimsel çabada bir ‘soyutlama’ sorunu vardır.

Ne var ki, ‘soyuttan somuta’ veya ‘somuttan soyuta’ süreçlerinin, ne ‘somut’un ve ne de ‘soyut’un, çok rahat bir biçimde ileri sürülebilir, kavranılmadan kullanıldığı görülmektedir.

Somut’ derken, gözle görülebilir elle tutulabilir ‘şey’lerin anlaşılması gerektiği söylenilmektedir.

O zaman, ‘Devlet’in tutulabilecek neresi varsa orasından tutalım denilebilecektir örneğin.

Neresinden tutulsa elimizde kalacağı bir yana, tutulacak yerinin olmadığı da görülecektir.

Demek ki, ‘Devlet’in bizzatihi kendisi bir ‘soyutlama’dan başkası değildir.

Dahası, herkesin kendisine göre bir ‘Devlet’i vardır.

Köylü ‘muhtar’ı, hırsız ‘bekçi’yi, orman köylüsü ‘orman memuru’nu, Türkiye’de yaşayanlar ise ‘Dr Recep’i Devlet olarak görebilirler.

Çok okuyup az düşünenlerimiz ise, daha derine inip bir ‘derin devlet’ bulabileceklerdir.

Bir başka grup da, bin bilmem kaç yıl önceki ‘Devlet’le avunabilmektedirler.

Bir ben vardır bende benden içeri’ sözüne anıştırma yapılarak, bir ‘Devlet’ vardır  Devlet’te ‘Devletten içeri’ denilebilir.

Belki hemen Hegelci ‘evrensel soyutlama’ anlamına gelebilecek ‘Devlet’ine ya da Feuerbahçı ‘yabancılaşma’ya geçmeden, özellikle toplumsal bilimlerdeki ‘soyutlama’ kavramına değinmek yararlı olabilecektir.

Ki, ardından Marksçıl ‘gerçek soyutlama’nın yeri belli ola.

Ne var ki, genel olarak ‘toplumsal bilimler’ gibi çok geniş bir alan yerine, yine bilimsel bir ilkeye uygun olarak, belli bir sınırlama getirilecek olur ve Pierre Demeulenaere’a gönderme yapılacak olursa (*), bir ‘ussal seçim modeli’ bağlamında soyutlama çeşitleri üzerinde durulabilir.

Bu ‘ussal seçim modeli’, ekonomi politiğin ‘pür kuram’ını kurmaya yarayan ‘kavram’ ve ‘yasa’larını bulmaya olduğu kadar, Max Weber’ci ‘ideal tip’ oluşturmaya da benzetilebilir.

Ne de olsa, anlamak demek, örneğin tarihsel olarak belli bir durumda, bir olgunun ortaya çıkışının, ortalama ya da yaklaşık olarak, ‘model’ini (ideal tip) kurmak, onun bilimsel (tipik) özelliklerini anlamlı bir bütün olarak ‘yorumlamak’ demek değil midir?

Yani anlamak, olguları, ancak ortalama ya da yaklaşık olarak ‘yorumlamak’tan öteye gitmemektedir.

Gerçeği (hakikat) bulmak ise kesinlikle değildir.

Her ne kadar, ‘gerçek’ konusu bilimin değil felsefenin konusudur denilecek olursa da, ‘bilimsel gerçek’ denilen şeylerin de, ‘ortalama ve yaklaşık’ olabilecekleri baştan kabul edilmiş olmaktadır.

Oysa ‘bilimsel çaba’nın ‘ortalama ve yaklaşık’la yetinmemesi gerektiği ileri sürülebilmelidir.

Nitekim ‘toplumsal bilimlerde soyutlama’ ile ‘gerçek soyutlama’ arasında, en azından ‘sav’ bakımından bu ayrımın olduğu söylenebilir.

Kaldı ki, ‘ussal seçim modeli’ denilerek, usa aykırı olgular ‘soyutlanmış’ olmaktadır. Onlar, gerçeğe aykırı (« étrangères à la réalité » [wirklichkeitsfremd]) olgular olarak ayıklanacaklardır.

Grundrisse’nin yazarına göre ise, insanlar daha önceleri biribirlerine bağımlı oldukları halde, kapitalizmle birlikte, biribirlerine soyutlama yoluyla hükmetmektedirler:Désormais les individus sont dominés par des abstractions, alors qu’antérieurement ils dépendaient les uns des autres.” 

Buradaki ‘soyutlama’nın değişik yorumları biribirini izleyedursun, bu ‘soyutlama’nın ayrıntıları bizim ele aldığımız ‘Devlet’ ve ‘Sermaye’ bakımından onsuz olmaz bir nitelik taşımaktadır.

Hatta ‘toplumsal yaşam’ı anlamaktan öte kavrayabilmenin ipuçlarını vermektedir.

O nedenle bu ‘tip’ soyutlamayı olabildiğince ayrıntılı olarak ele alacağız.

(Sürecek...)

Habip Hamza ERDEM – 10 Şubat 2018

(*) Pierre Demeulenaere, « Les différentes dimensions de la notion d’abstraction dans le modèle du choix rationnel », L'Année sociologique, 2006/2 (Vol. 56), Pp : 437 - 455

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Partly cloudy

20°C

Istanbul