seref bedri erdem3

Bir Şeref Bedri ERDEM Vardı…

Bir Dev idi.

Fiziksel olarak ortalama ‘Anadolu insanı’ boyutlarında, ama bir Dev.

Bir Cumhuriyet çocuğu.

Akçadağ Köy Enstitüsü çıkışlı.

Bir Baba, bir Öğretmen.

Telgraf memuru olan babasını daha kundakta iken kaybetmişti.

Ağabeyi ile yetim kalmışlardı; çaresiz.

Değil ayakkabı, çarıkları bile yoktu.

Ne ekecek toprakları vardı ve ne de bir mirasa sahiptiler.

Cumhuriyet imdatlarına yetişti.

‘Kimsesizlerin kimsesi’ değil miydi sonuçta.

Bir Devlet var idi, ‘Halkın Devleti’.

Biri sağlık memuru oldu biri öğretmen.

Birinin üç çocuğu oldu, birinin beş.

Önce sekiz ‘Cumhuriyet Çocuğu’ yetiştirdiler.

Sonra sekizbin mi desem seksenbin mi, bilinmez.

‘Cumhuriyet Çocukları’ yetiştirdiler ; biri de ben.

Dürüst, hak yemez, başkasının malında gözü olmayan ; gerektiğinde bu vatan için canını da esirgemeyecek olanlar.

Kamu malına gözü kadar titiz.

Şeref Bedri Erdem’in çocukları ve yeğenleri olduğu kadar, yetiştirdiği bir tüm öğrencilerinin ‘gerçek yurttaşlık’ bilgi ve bilinci aldıklarını söylemek bile fazla.

Bir tek istisnası yoktur.

Ki Cuma’dan çıktıktan sonra kimi dolandıracağını tasarlayan.

Ya da kime uşaklık ederek, yaranacağını düşünen bir tek istisnası yok.

Bir köy öğretmeni, ama etkisi köyü de kasabayı aşıp kentlere değin uzanan.

Sözgelimi, kasabada görevli, savcı ve yargıçlardan tutun da, kaymakam ve valilere değin, belli bir ‘saygınlık’ uyandıran ; görüşlerine hep başvurulan bir ‘Şef’.

Çokca örneği vardır : Şeref Bedri Erdem’i tanıyan her kim olursa olsun, zora düştüğünde ‘Acaba Şeref Hoca olsaydı ne yapardı ?’ diye soran mektuplar yazmışlardır, telgraflarlar çekmişlerdir.

Kasabada birlikte çalıştıkları kaymakamın sonra vali ve giderek İçişleri Bakanlığı Müsteşarı olsa bile, ‘Şeref şu konuda sen nasıl düşünürsün’ diye sorduğu olmuştur.

Çünkü Şeref Hoca, her soruna ‘insancıl’, her konuya ‘yurtsever’, her olaya ‘akılcı’ çözüm üretmeyi bilendir.

Belki Köy Enstitüsü’ne gitmese de ‘aklını kullabilen’ bir insan olacaktı.

Ancak Köy Enstüsü’nün ona aklını kullanma yöntemi verdiği de bir gerçektir.

Yasa’nın yetmediği yerde ‘vicdan’ı kullanmayı becerebilen.

Herşeyi ‘bilmek’ olanaksızdır zaten, ancak Türk Köylüsü’nün ‘Topraktan öğrendiğini’ ona ve bütün Köy

Enstitülülere Enstitü ya da Cumhuriyet öğretmişti.

Yine de Şeref Bedri Erdem’in ‘yeri’ başkadır.

Şeref Hoca namaz da kılardı, oruç da tutardı.

Camiye de giderdi, ama İmam Hatip çıkışlı ‘imam’ların vaizlerine inanmazdı.

Onların ‘Din’i politikaya alet ettiklerini, beyinleri uyuşturulmuş ‘yaratık’lar olduğunu düşünürdü.

Ben bilemem, ama o, onların ‘müslümanlığı’ bilmediklerini söylerdi.

Şimdi Şeref Hoca aramızdan ayrıldı.

Bence ‘taksirat’ı yoktu ki Tanrı affetsin !

Kusursuzdu o…

Kimseden beylik başsağlığı dilekleri beklemiyorum o nedenle.

Ki ben de beylik tümcelerle yanıt vereyim…

Acımı paylaşmak isteyenlerin tümüne buradan teşekkür ederim.

Sağolsunlar.

seref bedri erdem

Şeref Hoca, benim babamdı ama binlerce insana ‘babalık’ yaptı, gerçek bir hoca idi, bir insan, bir Öğretmen.

Şimdi çoğu tanıdık gibi, ben de ‘Acaba babam olsa ne yapardı ?’ diye soracak olsam, belki doğrudan kendisine soramayacağım ama, ne yapacak olduğunu yaptıklarından çıkarabilirim.

Sağol baba, sen hep yanımızda olacaksın zaten, sağolacaksın.

Çünkü sen ölümsüzsün.

Şeref Bedri Erdem bir ölümsüzlük anıtıdır.

Adı gibi bir ‘Onur Anıtı’.

Bana sormayın, O’nu tanıyanlara sorun isterseniz.

Habip Hamza ERDEM – 17 Ocak 2018

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Cloudy

24°C

Istanbul