habip hamza erdem2 1

Macron’un Kaşı-Gözü!

Doğrusu Türkiye’de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron üzerine yazılanları bilmiyorum.

Benim gözüme çarpanlar ise, daha çok Macron’un kaşı-gözü, karısı-kızı, ne yeyip-içtiğine ilişkin.

Fransa gibi bir ülkede ve bir Devlet’te Cumhurbaşkanı seçilmek kolay iş olmasa gerektir.

Türkiye’de Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller’in başbakan olmaları gibi, piyangodan çıkmak ancak Sarkozy’e nasip olmuştu.

Burada Türkiye’de şimdiki ‘Başbakan’ın konumunu tartışmak istemem.

Çünkü değmez.

Fransa’ya dönüp, Macron’un kaşı ve gözünden çok, ‘nasıl bir adam’ olduğuna ilişkin kimi bilgiler vermek isterim; ki yanlışlıkla tutup Türkiye’dekilerle karıştırılmaya...

Macron’un ‘düşünce kaynakları’ denildiğinde, kendisinin de gururla dillendirdiği gibi, ilk sırada filozof Paul Ricœur geliyor.

Ve Macron’un, ‘Devlet benim’ diyen yeni bir 14.Louis olabileceği söyleniyor.

‘Devlet sensin’ diyelim ama, acaba Devlet’i karın-kızın, oğlun-damadınla mı yöneteceksin yoksa, gerçekten ‘devlet adamı’ niteliği taşıyan bakanların danışmanların mı olacak?

Hem sonra, ‘sen kaç batman çekersin?’

İşte Macron teraziye konulduğunda, önce Paul Ricoeur’ün asistanı olması önemli bir ‘ağırlık’ olarak göze çarpıyor.

Sonra, bir ‘kaset oyunu’yla diyelim, Cumhurbaşkanlığından edilen Dominique Staruss-Khan’ın ekibinden stratejistlerle, 4. Cumhuriyet dönemindeki ‘plan esprisi’ni yeniden canlandırması bekleniyor.

Baştan alınırsa, Cumhuriyet için ‘Yürüyüş’ partisinin kökeninde ‘Politik Yaşamı Yenileme Derneği’ (L’association pour le renouvellement de la vie politique)nin olduğu görülüyor.

Macron’un (2017-2027) planında, Ricoeur’cü ‘ütopya’ eksikliğini giderecek bir ‘çevre’ eksikliğinin olup olmadığını ise zaman gösterecek kuşkusuz.

Çünkü Ricoeur’ün ‘ütopya’sı, ‘böyyük düşünüyorum’ adı altında, günün gerçeklerinden kaçarak olmayacak duaya amin değil ama ufuktaki bir ‘geleceği’ arayan bir ‘ütopya’.

Ve en başta da ‘ekonomi’.

Yazmadan duramam, ekonomi deyince, bizimkiler hemen dışalım/dışsatım, borsa/kur ya da ekonomik hiçbir anlamı olmayan ‘üretim ekonomisi’ gibi ‘görüngü’leri anlamaktadırlar.

‘Büyüme’ gibi bir yalan, ekonominin feriştahı olmuş sanki.

O nedenle, cuk otursun diye, bunları okuyup yazanların ekonomiyi hiç anlamamakta ama ‘algılamakta’ olduklarını söylemeliyim.

Macron ise Michel Rocard’ın ‘ekonomi anlayışı’na sıcak bakıyor.

Michel Rocard, ki ayrı bir yazının konusu olabilir, ‘marksist ekonomi’yi hatmetmiş biri.

Ne var ki,  François Mitterrand ve daha çok Pierre Beregovoy yüzünden ‘ekonomik görüş’lerini uygulayamadan gitti.

Ve Macron, sağ’ın ‘özgürlük’ ve sol’un da ‘eşitlik’ kavramlarını tekellerine almış olmasından rahatsız. Bu ikisini ‘bağdaştırmak’tan yana.

Bankacılık ve Rotschild’la olan ilişkisi, onun bir ‘liberalizm karikatürü’ olduğunu göstermeye yetmez.

Banka memuru kuşkusuz bankanın düzenine uyacak.

Ancak Macron, ‘sorumluluk etiği’ ile ‘inanç etiği’ni birbirinden ayırabilecek bilgi ve bilince sahip.

Öyle ‘kandırılabilecek’ biri hiç değil.

Zaten bu özellikleri olmasa, öyle ‘medya-matik’ yollarla geldiği konusu üzerinde yoğunlaşılırsa, bugün Fransa entelijansiyasının niye onun arkasında olduğu anlaşılamaz.

İtalya’da da bir zamanlar ‘Medyatik Berlusconi’ vardı, değil mi ama?

Şimdi yerinde yeller esiyor.

Ne ki, biz de burada bir ‘Macron güzellemesi’ yapalım istemedik.

Ancak, Fransa’ya bakıp, Fransa’yı yorumlayabilmek için, biraz da ‘bilgi’ gerekiyor dedik.

Görüntünün arka cephesinde ne var?

Her zıldırzop, Türkiye’deki gibi bakan, başbakan, cumhurbaşkanı olamaz diyoruz.

Oysa bizimkiler, Macron’un kaşı-gözü, boyu-posu bizimkinin yanında ‘ne ki?’ edebiyatında.

Seninkinin daha doğru dürüst bir ‘okuma-yazması’ yok akıllı..

Habip Hamza ERDEM – 05 Ekim 2017

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Mostly cloudy

14°C

Istanbul