habip hamza erdem2 1

Sosyal Demokrasi! Nedir, Ne Değildir? (2)

Sosyal...

Konu Sosyal Demokrasi olunca, hani ‘demokrasi’ iyi bilinen (!) bir kavram olduğuna göre ‘Sosyal’inden başlanabilir.

Peki ama, ‘sosyal’ sözcügü ne zamandan beri ne için kullanılmış diye sorulacak olsa, hangi ‘sosyolog’, ‘politolog’, ‘ekonmosit’ türü ‘akademisyenler ile çok bilmiş ‘politikacılar’dan kaçı Google’a bakmadan bir tanım verebilir acaba?

Sosyal Medya’dan tutun da ‘Sosyal Sigorta’ya değin bir dizi alanda kullanılan ‘sosyal’ sözcüğünü hele ‘Sosyal Devlet’ gibi bir tamlamada, öyle ileri geri kullanmamak gerekir.

Bugün Yılmaz Özdil ‘Arakan’ üzerine yazdığı yazıyı ‘bizim bundan haberimiz yoktu’ diyorsanız ben de size ‘haberiniz olsun diye yazıyorum’ biçiminde bitirmiş.

Bendeniz de ‘Devlet’ üzerine yazdıklarıma ek olarak ‘Sosyal Devlet’ üzerine yazıyorum ki, haberiniz ola.

Öncelikle de ‘Sosyal Demokrat’ CHP’lilerin haberi olmasında yarar var.

Engels, 1844 yılında, ‘İngiltere’nin Konumu’ başlıklı makalesinde, hristiyan duyarlılığı ağır basan Almanlar ‘Felsefe Devrimi’ yapmışlardır diyor; materyalist Fransızlar ‘Politik Devrim’ yapmışlardır ve her iki halkın karışımı olan İngilizler ise her iki devrimin bileşimi sayılabilecek daha ‘evrensel’ olan ‘sosyal devrim’ yapmışlardır.

Burada ‘Üç Kaynak Kuramı’ üzerinde duracak değilim (*)

Engels’ten sonra Kautsky ve Lenin de ‘Alman Felsefesi’, Fransız Sosyalizmi’ ve İngiliz ‘Ekonomi Politik’inin ‘bilimsel sosyalizm’in üç ana kaynağı olduğu üzerinde durmuşlardır.

İngiliz Ekonomi Politiği denir de, ‘herşeyi bilen yaşlı kadın’ lakaplı John Stuart Mill (1806-1873)’den sözetmeden olur mu?

Birey’den ‘Bireysellik’e geçiş yapan ilk düşünür olarak John Stuart Mill, kendinden önceki İngiliz Ekonomi Politiğinin ‘tümdengelim’ yöntemine karşı ‘tümevarım’ yöntemini uygulamış; kendinden önceki ‘sosyal adalet’ anlayışını da Saint-Simoncu bir yaklaşımla ‘Sosyal Devlet’ kuramına ulaştırmaya çalışmıştır.

Avrupa’daki 1848 Devrimi Marks ve Engels kadar Stuart Mill’den de etkilenmiştir denilebilir.

Zaten ‘sosyalizm’ terimi de 1830’larda İngiltere’den ‘ithal’ edilmiştir.

Çoğu yerde ‘İngiliz Devrimi’ diye birşey yoktur diye yazdım.

Görüldüğü üzere İngiliz’lerin yaşadığı daha çok bir ‘evrim’.

Demek ki, hem ‘sosyal demokrat’ ve hem de ‘Devrimci’ olmak, tarihsel olarak da kuramsal olarak da olanaklı değil.

Zaten özünde ‘liberalizm’ olduktan sonra, ister ‘yüksek’ (haut libéralisme), ister ‘radikal’ isterse ‘modern’ olsun liberalizm liberalizmdir ve onun ‘sosyal libéralizm’ olması çok şeyi değiştirmez.

İşte  Stuart Mill’ci  ‘Sosyal Devlet’ özünde bir ‘sosyal liberalizm’ temeli üzerine kurulu olacak, bu Amerika’da ‘Sol’, Avrupa’da daha çok ‘Merkez’ partilerin ‘felsefesi’ olacaktır.

Türkiye’de de diyelim ‘Merkezin Solu’ ya da ‘Ortanın solu’ diye tanımlanabilecektir.

Akşener’in kurulacak partisi de ‘Ortanın sağında’ olacak ise ‘Sosyal’den o denli uzak olacak demektir.

Bu arada, ‘Sosyal’ teriminin açıklamasından uzaklaşmış olabiliriz.

Terimin birbiriyle ilintili ama üç farklı anlamı var:

Biri, İngiltere’de ‘kendiliğinden’ başlayan kapitalizmin ‘ekonomik gelişmesi’. Ve bunun ‘toplum’ üzerindeki ‘derin dönüşümü’.

İkincisi, bu ‘derin dönüşüm’ içinde yine İngiltere’de işçi sınıfının ‘oluşum’, ‘bilinçlenme’ ve ‘örgütlenme’si. Ancak bu da belli bir ‘mekanik’lik (otomatiklik de denilebilir) biçiminde olmadığı gibi ‘idealleştirilecek’ bir durum da değildir.

Üçüncüsü ise ‘işçi sınıfı’nın ‘kendiliğindenlik’e yüklenen aşırı iyimserlik.

İşte bu üç ‘yön’üyle ‘sosyal’ terimi, zaman zaman Fransız Devrimi’nin ‘karşısı’nda, zaman zaman ‘ilerisi’nde görülmüş ama her koşulda ‘politik’ bir devrim olan Fransız Devrimi’yle bir uyuşmazlığın belirtisi olmuştur.

Zaten Engels de, daha 1844’lerde ‘İngiliz Demokrasisi’ diye yazmaktadır bir ‘sosyal demokrasi’ olmayı beklemektedir.

Tıpkı Türkiye’de bugün CHP’nin beklediği gibi.

Ancak ve ne var ki, henüz kavramın doğduğu 19.ncu yüzyılın ilk yarısındayız.

Yüzyılın sonuna doğru Alman ve Avusturya’da ‘sosyal demokrasi’yi kuramlaştıracak düşünürler ve savunacak partiler doğacaktır.

Yirminci yüzyılda ise ‘sosyal demokrat’ düşüncenin halden hale konulduğuna tanıklık edeceğiz.

Tarihsiz ve felsefesiz ‘sözde’ bir ‘düşünce’ye dönüşüp dönüşmediğini de ilerledikçe göreceğiz.

(Sürecek...)

Habip Hamza ERDEM – 13 Eylül 2017

 (*) Bu konuda benim ‘Bilim ve Bilimsel Sosyalizm’ yazımın üçüncü sayısına bakılabilir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Sunny

22°C

Istanbul