yikilacaklar2

Zarrap-Marrap!

Tam bir ay önce yazdım:

“Hukukun globalleşmesinde ‘ABD normu’ Avrupa’ya oranla daha baskın gelmektedir.

Bununla birlikte, örneğin Zarraf ya da Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı olayında olduğu gibi, Dr Recep’in korumaları konusu da, ABD ‘emperyalizm’i değil, ‘globalleşen hukuk’ bağlamında ele alınmalıdır ve öyle a-lı-na-cak-tır.

Yani, buralardan ‘millîlik’ türetmeye kalkışmak, ‘hukuksuz bir millîlik’ türetmek demek olacaktır. Ki isterse ‘norm’unu koyan ABD olsun.

Benim için Dr Recep’in ‘uluslararası’ mı dersiniz, ‘globalleşen’ mi farketmez, ‘hukuksal’ olarak yargılanacağı gün, ‘15 Temmuz’daki gibi sokaklara çıkmak sözkonusu olmaz.

Velev ki sokaklara dökülenlerin elinde ‘Türk Bayrağı’ olsun.”

Dönüp yazmayacaktım.

Ancak dün gece Ulusal Kanal’da soyadı Dost mu Düşman mı pek belli olmayan bir ‘çomar’,

“Kim ki 15 Temmuz kontrollüdür diyor o vatan hainidir” mi ne dedi?

Havladı da denilebilir.

Ben diyorum ey ebleh.

Ve senin o kıt zekânla kavrayamayacağın daha tonla sözüm var.

Ben Dr Recep’in korumaları dedim, ama yarın Dr Recep’in bizzat kendisi yargılanacak.

Sen de sahiplerinle birlikte topunu tüfeğini alıp onu korumaya çalışırsın o zaman.

Efendim ‘emperyalizm-memperyalizm’.

Emperyalizm kadar başına taş düşsün e mi.

Sen Hobson mu okudun, Lenin mi yoksa Luxembourg mu?

Paul BaranSweezy mi okudun yoksa Michael Houdson mu?

Aptal geveze..

Yoksa Ku’ran’dan çıkardığın ‘koordinatlar’a göre mi konuşuyorsun?

Bülent Esinoğlu da, jargona uygun olarak, bu ABD’nin bir ‘siyasal saldırı’sıdır diyor.

Atatürk Orman Çiftliği’ni ABD’ye bağışlayan Dr Recep mi ABD’ye karşı?

Yoksa Halk Bankası’nı Ziraat Bankası’nı ‘emperyalizmle oynaştıran’ bürokratlar mı ‘millî’?

Zaten ‘Derin Mevzu’ diyerek konuşulanları konuşmacılardan başka kimsenin anlayamayağı baştan kabullenilmiş.

Zarrap bir kahraman’dır diyor adam.

“Dr Recep peygamber gibi adamdır” demek istediği de belli oluyor zaten.

Böylece geliyoruz ‘Müslüman-Hristiyan’ çatışmasına.

Bizim ebleh’te belli belirsiz bir ‘Türklük’ de var.

Oluyor ‘Türk-islam sentezi’.

Dünyanın geri kalanı da Türk-islam düşmanı..

‘Yazık’ demekten başka sözcük bulamıyorum.

İslam-mislam dedim de, CHP’nin ‘Adalet Kurultayı’ geldi aklıma.

Dinde adalet’ diye bir masa kurulmuş diyorlar.

Hani ‘islamda adalet’ denilse, Hz Ömer’in devesi falan düşünülebilir de, ‘dinde adalet’ denildiğinde ‘mezheplere özgürlük ve eşitlik’ geliyor insanın aklına..

Yazdım yineliyorum.

‘Adalet’ sözcüğü bir başına ‘boş bir kavram’ı dile getirir.

O ancak ‘özgürlük ve eşitlik’ kavramlarıyla ilişkilendirildiğinde bir ‘anlam’a bürünür.

Bizde ise ‘mahkemelerin dağıttığı şey’e adalet deniyor.

Şimdi şu Danıştay’ın başındaki eksik-etek ne dağıtırsa dağıtsın ‘adil’ olur mu hiç?

Ve CHP ya da diğer muhalefet partileri III. Abdulhamit rejiminden ‘adalet’ dilenmekteler.

Bakan olarak da IV.Abdulhamit atanmış.

Bu ‘Devlet’in çivisi çıkmış’ diyorum, olur mu öyle şey diyorlar.

Ee ‘Tahtası eksik’, düşmüş olabilir diyorum, ‘ben devletime söz söyletmem’ diyorlar.

2019’u bekleyin, her şey nasıl düzelecek diyorlar.

Benim 2019’a kadar ömrüm mü var?

İki yıl daha bu alçaklık ve bu namussuzluğa neden göz yumacakmışım?

Bu eblehleri dinlemek zorunda kalacakmışım..

Ey ‘vatansever’, ‘atatürkçü’, ‘milliyetçi’, ‘demokrat-memokrat’, ‘liboş-miboş’, her ne iseniz o, on yıl önce yazdıklarıma bakın..

Ben ‘bunlar’ın iktidardan ‘yumuşak iniş’, siz demokratik deyin, yapmayacaklarını yazdım.

‘Bunlar’ın iktidar uğruna savaş çıkarabileceklerini yazdım.

‘Bunlar’ın ‘Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatabileceklerini yazdım.

‘Bunlar’ın Türkiye’de bir iç savaş çıkarabileceklerini yazdım.

Sonunda ‘Bunlar’ın, Halkoylamasından itibaren artık ‘Gayri Meşru’ olduklarını yazdım.

Hiçbir sözcüğümü geri almıyorum.

Çünkü ‘bakla falı’na değil, bilimsel bakışla bunlara baktım.

O arada ‘sezgi’nin rolü oldu mu bilemem.

Ancak ben ‘mal’ı gözünden tanırım.

En küçük bir ‘ayrıntı’dan çıkarabilirim.

Senin o ‘çok kahraman’ Aksakal komutanın takunyalı ÖSO’cunun elini sıktı mı sıkmadı mı?

Gerisi lafı güzaftır.  

Dünya-ahiret bir araya gelse, bugün bana bir ‘Türk Ordusu’nun varlığını kabul ettiremez.

Ve ‘Bunlar’ ile onların ‘Ordu’su, ‘Polis’i, ‘Memur’u, ‘Müdür’ü, ‘İmam’ı, ‘Müezzin’inden değil ‘Millî’, ortalama altı bir ‘Devlet-benzeri’ bile çıkmaz.

‘Bunlar’ın ‘Devlet’leri ile IŞİD ya da Barzani Devleti’nin arasında bir ‘gömlek farkı’ var ama ‘fanila’ları aynı.

‘İç’leri aynı.

Dışları farklı.

Ha IŞİD imamı, ha ‘Meclis Başkanı’.

Anladın mı şimdi fındıkkafa?

Anlamadığından eminim, ama bir kenara koy bu yazıyı, çocukların anlayacaklardır.

Emin ol!

Son olarak bilinen bir ‘formül’ü anımsatayım: ‘Bunlar’ın ‘Devlet’i yıkım süreci hızı’ son sınırına ulaşmıştır; onbeş yılda yaptıklarından fazlasını son iki yılda yapacaklardır.

Zerre kadar ülke sevginiz varsa ‘Bunlar’a bir saniye bile tahammül etmeyin.

Nasıl devrileceklerse öyle devirin.

Ki ‘tarih yaptık’ diyebilisiniz.

Tarihin ‘özne’si olmak demek bu demektir.

Ey ‘nesne’ sürüsü...

Habip Hamza ERDEM – 10 Eylül 2017

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Sunny

22°C

Istanbul