Bayrak

Habip Hamza ERDEM – III.Abdülhamit’in Ajandası!

habip hamza erdem2 1 

III.Abdülhamit’in Ajandası!

III.Abdülhamit ve tayfası, Avrupa Parlamentosu’nun Rapor’unu ‘Yok Hükmünde’ saydıklarını söylüyorlarmış: keenlemyekûn..

Laz kafası’ dedikleri bu olsa gerek; ‘sen beni tanımıyorsan ben seni hiç tanımıyorum’..

Adamlar seni çok iyi tanıyorlar aslında..

15 Temmuz’u ‘organize’ ettiğini de biliyorlar.

Efendim yüzbin Fetöcü yakalanıp hapsedilmiş de, kaçanlar da bir gün yakalanacakmış da, ıvır da zıvır.

Bu ‘Fetö’ öyle bir şeytanmış da, arkasında ABD varmış da, CIA varmış da..

Ee bre ‘çokbilmiş’, iki yıl oldu, Fetö ‘Darbe’ yapıyordu da, Cumhurbaşkanı kim olacaktı, Başbakan kim olacaktı, Hükûmet kimlerden oluşacaktı açıklasana.

Söylemiyorsan, yine sen olacaktın demektir.

Yine siz olacaktınız..

Fetö’yle nerede ayrılıyorsunuz ki zaten?

Sonra sizin, Fetö şöyle dursun, IŞİD’den farkınız mı var?

Millî Eğitim’ programınız, ‘İmam Hatip’leriniz, ‘Üniversiteleriniz’, ‘Askerî Okullarınız’dan ‘Yurttaş’tan vazgeçtik ‘insan’ çıkması ‘olanak ve olasılığı’ mı var?

Çıksa çıksa ‘Boynukalın’larınız çıkabilir.

ÖSO’cularınız çıkar, sözde ‘lejyoner’leriniz çıkar.

Suriyeli kadını kesenleriniz çıkar, yolda kadına kıza saldıranlarınız çıkar.

Elinde palalılarınız, boş kafasını sağa sola atanlarınız çıkar.

Fetö’nün ‘in’ine girdiğinizde sadece ve yalnızca kendi yandaşlarınızı bulabilirsiniz siz.           

O nedenle sağda-solda aramak, daha doğrusu arıyormuş gibi yaparak, Devlet Bahçeli ve onun yerine oynayanları kandırabilirsiniz ama AB’nin parlamenterlerini kandıramazsınız.           

Siz Fetö’nün yapmak isteyip de yapamadığı ne varsa yaptınız.           

Bunu Avrupa da biliyor, ABD de biliyor, Rusya da biliyor.           

AB’ye gelince; AB’ye ‘karşı olmak’ ve/ya da ‘eleştirmek’ başka şeydir, AB Parlamentosu’nun ‘karar’larını ‘yok hükmünde saymak’ başka şey.           

AB, ‘Birleşik’ değil ‘Birleşmiş Devletler’den sonra en büyük ‘Uluslararası Kurum’dur.           

AB, dağılır, yıkılır, parçalanır falan da, savunduğu ‘değerler’ insanlığın ‘bugünkü aşaması’nda ulaşılabilmiş en ‘yüce değer’lerdir.           

Beyin kapasiten varsa, gel o değerleri tartış.           

Oysa sen ancak Hz Ömer’in devesinin tüylerini saymakla meşgul olabilirsin.           

Senin Diyanet İşleri Başkanı’n, Görmez mi kör mü her ne ise o, MİT’in başındaki Başçavuşla, 15 Temmuz akşamı ne yiyorlardı örneğin, sen onu öğrenmeye çalış.

Fetö ‘Darbe’ yapıyor, MİT’in başındaki Başçavuş, Kör Memet’le yemekte...

Komutanlar düğünde, Binali tünelde, İsmail Ençokkahraman Meclis’e koşuyor, II.Muhteşem Süleyman TRT’yi baskından kurtarmaya gidiyor, AKP’nin reklam müdürü oğlu Abdullah Tayyip’le köprüde ‘niyazi’ oluyor, polis boynukalınlara otomatik silah dağıtıyor, Kazan’lılar da bir an önce ‘kahraman’ olmak için, büyük olasılıkla değil, kesinkes, önceden bilgilendirilerek ‘baskın’a çıkıyorlar..

CIA’nın önemli adamları Büyükada’da harita üzerinde koordinat verip koordinat alıyorlar; İncirlik’te Fetöcü subaylar ile ABD’liler kolkola; İngilizler Kıbrıs’a çıkarma yapıp Türkiye’ye ‘müdahale’ için hazır bekliyorlar; falan da filan, ıvır da zıvır; öykü mü öykü, senaryo mu senaryo!

Baştan aşağı ve en ince ayrıntısına değin ‘planlı’..           

Peki ben 249 ‘niyazi’yi görmüyor muyum?           

Görüyorum.           

Helikopterden ateş açıldığını da gördüm.           

F16’ların alçaktan uçtuklarını da.           

Ancak ve ne var ki, bu 249 ölünün, çok az bir bölümü ‘şehit’ olabilir diyorum.

Üstelik, ‘katil’ de Fetö değildir.

‘Katil’, onların darbeyi deneyeceklerini bilip, Görmez’den gelen ve el altından destekleyen; o arada, her türlü ama her türlü hazırlığı yapan, sözgelimi sivillere silah dağıtan, belediyelere hazır olmalarını söyleyen, ne olur ne olmaz diyerek kendi adamlarını güvenilir deliklere tıkayan ve kendisi en büyük ‘Kahraman’ olarak ortaya çıkandır.

İddia ediyorum, bu ‘püskürtülmüş darbe’, ‘planlı’ idi, ‘denetimli’ idi ve sonlandırılmış değildir.

Bu ‘püskürtülmüş darbe’, bir ‘karşı devrim süreci’ olarak sürdürülmektedir.

Onu ‘Halkoylaması’ da ‘aklayamaz’, 2019 seçimleri de ‘paklayamayacak’tır.

O ‘darbe’yi planlayan ve uygulamaya koyanlar, öylesine alçak ve namussuzdurlar ki, Fetö yanlarında sütten çıkmış ak kaşık kalır.

Gerçekten, sözgelimi Özel Kuvvetler’i ele geçirmek için, asker-askerle, polis-polisle, asker polisle karşı karşıya gelmiş olabilir.

O Tuğgenerali vuran Halisdemir gerçekten halis bir ‘şehit’ olmuştur.249 kişi içinden bana bir ikinci halis ‘şehit’ gösterebilir misiniz?           

Haydi birkaç tane daha olsun diyelim.           

Tankın altına yatan ‘niyazi’de ise ben, ‘yuttaşlık bilinci’, ‘cumhuriyet sevinci’, ‘demokrasi sevdası’ ve ‘Devletin bekası’ gibi bir ‘düşünce’den çok, ‘emir-komuta zinciri’ görürüm.           

Örneğin SADAT’ın başındaki asker eskisi o gece nerede idi, bilen var mı?           

Onu bilen var mı, öbürünü gören var mı?           

Yok oğlu yok.           

O nedenle, ‘kanıtlama’ yerine, Karl Popper gibi, ‘yanlışlama’ yöntemine sarılıyorlar doğal olarak.           

‘Darbe sonrası’na gelince, efendim ‘Darbe’ AB ülkelerine iyi anlatılamamış(mış).           

Kendi miletine anlatamadığın bir şeyi elin oğluna nasıl anlatabilirsinki..           

Hep  lâf, hep palavra, hep dedikodu.           

Bonzai tütsüsü altında koca bir millet ‘dumanaltı’ edilmiş sanki.

Bir ‘mit’ yaratıldı, bir ‘efsane’.

‘Darbe gerekçesi’yle, Fetö’nün yapmak isteyip de yapamadaığı ne varsa,

Yıldırım hızı ve aracıyla yapıldı ve yapılmakta ama.           

Eee kolay değil, yüzlerce yıllık bir ‘Devlet’i fethediyorsun, ‘yeniden kuruyorsun’..           

Tam da ‘Fetö’nün ağzının suyunu akıtacak ‘güzellik’te bir devlet kuruyorsun.           

Sonra da AB’ye ‘beni tanı’ diyorsun.          

AB’nin Türkiye’den ne istediği sorulacak olursa, bonzai tütsüsü altında değilseniz eğer, söyleyeyim:          

Devlet Bahçeli’yi öne sürüp o yaptığınız halkoylaması var ya, onu kaybettiniz diyor.           

Tam da bu nedenle, ‘Yeni Anayasa’ya göre yapacağınız işlemleri ‘meşru’ saymam diyor.           

Şu andaki konumun ‘Gayrimeşru’dur diyor, vesselam.           

Evet Avrupa’da da seçim hilesi falan olur ama sizinki düpedüz ‘sahtekârlık’.           

Altın yumurtlayan hukukçularınız, kapanması gereken partinizi kapatmadılar, haydi onu geçelim.           

Sonra madem HDP teröristlerle işbirliği içinde, onu niye kapatmıyor; hem vekillerine maaş veriyorsunuz ve hem de hapishanelere tıkıyorsunuz.           

Eğer gerçekten onlar da terörist ise, partiyi kapatın, olsun bitsin.            

Ne maaş verirsiniz ne de partiye hazineden yardım yaparsınız, değil mi ama?           

Siz ne yardan geçiyorsunuz ne de serden..           

Şimdi AB, III.Abdülhamit rejimini ‘gayrimeşru’ ilan etti diye, bizim sözde milliyetçilerimiz hoplamaya başladılar.           

Efendim ben Devleti’me söz söyletmem’.           

Başında paralansın o zaman!           

Millet yollara düşmüş, canını dişine takmışken; sen soğuk ayranını yudumlayıp, bunlar Fetöcü mü PKK’cı mı diye papatya falına bakmaya devam et.           

III.Abdülhamit, ben o raporu tanımam diyor ya, “Ajandama almam” mı ne?           

Ajandasına bu yıl içinde gideceğini aldı mı acaba?          

Bonzai tütsüsüyle dumanaltı olanlar ne derlerse desinler, AB’li parlamenterler, CIA, MOSSAD, SOROS baskı ve yönlendirmesiyle değil, ama Türk ulusu, III.Abdulhamit’in ajandasına ‘işte gidiyorum çeşm-i siyahım’ diye yazdıracaktır.           

Ne Fetö ve ne de PKK ile de değil

Bu ulusu bu kadar küçümsemek için ya bonzai çekmek ya da tütsüsü altında kalmış olmak gerekir.

Habip Hamza ERDEM – 08 Temmuz 2017

Son Yazılar

«
||
»